Yeni Liberal Düzen – Peter Beinart (TIME)

Amerikan liberalizminin hem ölümü hem de yeniden doğuşu Grant Park’taki bayraklarla başladı. 28 Ağustos 1968’de, orada 10 bin kişi, birkaç blok ötede gerçekleşen ve Hubert Humphrey’i Lyndon Johnson’ın Başkan Yardımcısı olarak aday göstermek ve böylelikle lanet Vietnam Savaşı’nı tasdik etmek üzere olan Demokrat Parti Kongresi’ni protesto etmek üzere toplandı. Chicago belediye başkanı Richard Daley protestocuları şehri rahatsız etmemeleri doğrultusunda uyardı ve toplanmalarına izin vermeyi reddetti, ancak onlar yine de geldiler. Tüm öğleden sonra, birinin bir bayrak direğine tırmanıp Amerikan bayrağını indirmeye başladığı 3:30’a kadar, protestocular sloganlar attılar ve polis dikilip durdu.

Polis suçluyu tutuklamaya gitti ve yumurtalardan, iri beton parçalarından ve boya ve idrar dolu balonlardan oluşan bir yağmura maruz kaldı. Polis kalabalığa saldırarak, sokaktaki insanları coplayarak ve “Öldürün!” diye bağırarak yanıt verdi. “Öldürün!”, daha sonra bir raporda “polis isyanı” olarak adlandırıldı. Ülke çapında, televizyonu izleyen Amerikalılar kararlarını verdiler: Lanet hippiler bunu hak etmişti. Önceki dokuz başkanlık seçiminin yedisini kazanmış olan Demokratlar sonraki 10 seçimin yedisini kaybedeceklerdi.

Kırk yıl sonra, mutlu liberaller, Barack Obama’nın seçilmesini kutlamak üzere Richard Daley adlı bir başka belediye başkanından gelen davetle Grant Park’ta toplandı. Bu kez bayraklar gururla gönderlerde dalgalanıyordu ve polis kalabalığı tehdit etmek için değil korumak için oradaydı. Amerikalılar bir kez daha ekran başındaydılar ve bu sefer öfkeden köpürmediler. Bu sefer ağladılar. (Bkz. Obama Grant Park kutlamalarının fotoları)

Söz konusu iki Grant Park sahnesi arasındaki mesafe, Amerikan liberalizminin nasıl düştüğüne ve Obama çağında neden – bir kez daha – Amerika’daki hâkim inanç olabileceğine dair çok şey söylüyor. Obama’ya zaferi getiren koalisyon, Amerika’daki son iki üstün politik koalisyon kadar kuvvetli: Franklin Roosevelt ve Ronald Reagan’ı seçen koalisyonlar. Ve Obama çoğunluğu her şeyden önemlisi bir sebeple güçlü: Ortalama Amerikalıların bir zamanlar ayaklanma ama artık istikrar ile ilişkilendirdiği liberalizm.

Düzen Arayışı

Amerika’da, politik çoğunluklar iki kamusal arzunun kesişiminde yaşar veya ölüler: Özgürlük ve düzen arzusu. Yüzyıl önce, İlerlemeci Çağ’da, tarihçi Robert Wiebe’nin sözleriyle bir “düzen arayışı” olarak, modern Amerikan liberalizmi doğdu. İlerlemeciler, Amerika’nın dev sanayi tekellerinin kapitalizmi bir cangıla dönüştürdüğüne inandılar, yalnızca güçlülerin ve vahşilerin hayatta kalabildiği vahşi ve kuralsız bir yere. Roosevelt’in Büyük Bunalım sırasında başkanlığa gelmesine kadar, tüm ekosistem sanki bir ölüm sarmalındaydı, Amerikalılar hükümete kontrolü ele alması için yalvarıyordu. Roosevelt – ekonomiyi eşi görülmemiş miktarlarda hükümet nakdi ile besleyerek, işsizler ve yaşlılar için yeni korumalar yaratarak ve sanayinin nasıl davranacağına ilişkin kurallar empoze ederek – bunu yaptı. Muhafazakârlar ekonomik özgürlüğün saldırı altında olduğunu feryat ettiler ancak birçok sıradan Amerikalı Tanrı’ya Washington banka mevduatlarını koruduğu, işçi sendikalarına ücretleri arttırmaları için yardımcı olduğu, onlara emekli olduklarında aylık bağladığı ve bir daha asla krize girmemesi için ekonomiye para pompaladığı için teşekkür etti. Özgür değilmiş gibi hissetmediler, güvende hissettiler. Otuz beş yıl boyunca, 1930’ların ortalarından 60’ların sonuna dek, piyasa kurallarını hükümet belirledi. Amerikan kapitalizmi cangılı, iyi bakılmış bir bahçe haline geldi, sıradan vatandaşın gezinebileceği, güvenli ve hoş bir yer. Amerikalılar buna, seçim ardına seçim boyunca Roosevelt-tarzı liberalizm için – birçok Cumhuriyetçi politikacının dahi kabul ettiği – oy vererek yanıt verdiler. (Roosevelt hakkındaki bir TIME kapak öyküsünü okuyun.)

1960’ların başı ile birlikte, liberalizm, her şeye rağmen, kendi başarısının kurbanı haline gelmekteydi. 2. Dünya Savaşı sonrası ekonomik yükseliş Amerikan üniversitelerini yükselen orta sınıfın çocukları ile doldurdu ve bu çocuklar -ki asla ekonomik olarak bıçak sırtı bir yaşam deneyimlememişlerdi- statükoyu, Roosevelt’in inşa ettiği düzenli, tertipli toplumu sorgulamaya başlamışlardı. Güneydeki siyahlar için, düzen demek ırk ayrımı demekti. Birçok kadın için, eve hapsolmak demekti. Herkes için, boğucu bir konformizm, insanların nasıl giyinmesi, dua etmesi, öğrenmesi ve sevmesi gerektiğine dair kurallara boğulmuş bir toplum demekti. 1962’de, Demokratik bir Toplum için Öğrenciler, “en azından mütevazı bir konfor içinde yetişmiş” olan ve daha az düzen ve daha çok özgürlük isteyen yeni bir baby boom* kuşağı adına söz aldı. Vietnam Savaşı karşıtı harekete akan ve 1968 Ağustos’unda Grant Park’ta toplanan, ırksal, cinsel ve kültürel özgürlük isteyen işte bu hareketti.

Geleneksel liberalizm orada öldü, çünkü Amerikalılar – bir zamanlar onu düzenle ilişkilendirenler – onu düzensizlik ile ilişkilendirdiler. Beyaz çalışan sınıfın geniş bir kesimi için, ırk özgürlüğü, isyan ve suçu ifade etmeye başladı, cinsel özgürlük boşanmayı; ve kültürel özgürlük aileye, kiliseye ve bayrağa saygısızlığı. Richard Nixon ve sonrasında Reagan, yeni bir düzen vaat ederek başkanlığı kazandılar: Ekonomik değil, kültürel bir düzen, piyasanın evcilleştirilmesi değil, sokağın evcilleştirilmesi.

Perşembe, 13 Kasım 2008

Time sitesindeki
İngilizce orijinalinden çevrilmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s