Irak: On üçüncü saat – Immanuel Wallerstein

Irak parlamentosu 27 Kasım’da, ABD ile yapılan Güvenlik Anlaşması’nı (Status-of-Forces Agreement – SOFA) 35’e karşı 149 oyla kabul etti. Oylama sırasında, Irak Başbakan Yardımcısı Salih Berham şu sözleri söyledi: ‘Irak’ta olaylar on birinci değil on üçüncü saatte gerçekleşmiştir.’ Başka bir deyişle, kilit saat henüz gelmedi.

Peki, gerçekte neler oldu? Irak parlamentosu 275 üyeden oluşuyor. Oy vermek için hazır bulunanların sayısı ise sadece 198’di. Anlaşma lehine oy kullananların sayısı 149’du, bu ise üye çoğunluğunu kıl payı oluşturuyor. Bu 149 kişi, iki ana akım Şii partisinin üyelerinden (SCIRI ile Başbakanın partisi Dawa), Kürt partileri ve en önemlisi de Sünni-tabanlı Irak Uzlaşma Cephesi (IUC) üyelerinden oluşuyordu.

IUC’nun lehte oyu çok önemliydi. Çünkü Ayetullah el Sistani ‘geniş’ bir destek olmadığı sürece anlaşmayı onaylamayacağını söylemişti ki bununla Sünnilerin çoğunluğunun desteğini kastediyordu. Böylelikle Sünniler, siyasi geleceği SOFA anlaşmasının kabulüne bağlı olan Başbakan el-Maliki ile sıkı bir pazarlığa giriştiler. IUC Maliki’den iki şey aldı. Birinci olarak, anlaşmanın, Temmuz 2009’da referanduma sunulacak olması. İkincisi ise el-Maliki’nin Sünni aşiretlerindeki “destek konseyleri”ne verdiği destek oldu. Bu demek oluyordu ki el-Maliki, geçtiğimiz yıl içersinde Amerikan silahlı güçlerine maddi destek karşılığında yardım eden Sünni aşiretlere gelecekte karşılaşabilecekleri misillemelere karşı hem rüşvet hem de garanti veriyordu.

El-Maliki, bu süreçten muzaffer bir politikacı olarak çıktı ve politik manevralar yapabilme konusunda birçok analistin beklediğinden çok daha becerikli olduğunu gösterdi. Iraklıların ‘geri çekilme anlaşması’ olarak adlandırdığı SOFA anlaşmasını parlamentodan geçirerek başardığı şeylere bir bakalım: Öncelikle, Sadr’cı stratejiyi – Sünnilerle anlaşarak Amerikalıları Irak’tan çıkarmak – benimseyerek, Sadr yanlılarını kontrol altında tutmak. Hem SCIRI (diğer ana akım Şii partisi) hem de Kürtler olası bir el-Maliki ‘diktatörlüğü’nden şikayet etmekteler ancak anlaşmayı onaylamak dışında bir seçenekleri yoktu. Sadr yanlıları anlaşmaya karşı yüksek sesle karşı çıkarak bekleme pozisyonlarını korumuş oldular.

Peki, anlaşmada neler var? Kilit unsurlar, ABD güçlerinin Temmuz 2009’a kadar tüm şehir ve kasabaları terk etmek zorunda olması ve Aralık 2011’e kadar da Irak’tan tamamiyle ayrılması. Bunun yanı sıra, tüm ABD askeri eylemleri önceden Iraklılara haber verilmek zorunda ve Irak toprakları, komşularına (ki bunlar Suriye ve İran) karşı düzenlenecek saldırılar için üs olarak kullanılamayacak.

Öyleyse Bush anlaşmayı neden kabul etti? Başka seçeneği yoktu. Kabul etmeseydi, 31 Aralık 2008’den sonra ABD güçlerinin Irak’taki mevcudiyeti yasadışı hale gelecek ve sorun olduğu gibi Obama’ya kalacaktı. ABD hükümeti, ABD kongresinin anlaşmanın ayrıntılarına vereceği tepkiden o kadar korktu ki, anlaşmanın İngilizce versiyonunu oylanmadan önce yayımlamayı reddetti. Anlaşmanın Irak parlamentosunca onaylanmadan önce ABD kamuoyunda tartışmasını istemediler.

Anlaşma bazı muğlak ifadeler içeriyor ve ABD ordusu bu ifadeleri daha sonra istenen şekilde yorumlamanın kendi yeteneklerine kaldığını söylüyor. Bu nedenle Bush’un, Obama’nın 16 aylık geri çekilme planından daha iyi bir anlaşma elde ettiği söyleniyor. Ancak bu hiç de doğru değil. Aslında daha kötü. Obama’nın teklifi, ABD “savaş” güçlerinin 16 ay içinde ayrılmasıydı, “eğitim” amaçlı güçler için herhangi bir tarih belirlenmemişti, ki bu, bazı ABD güçleri için sınırsız bir konuşlanma imkanı sağlıyordu. SOFA anlaşması tüm ABD güçlerinin Aralık 2011’e dek Irak’tan çıkmasını öngörüyor. Ve buna imza atan Obama değil, Bush oldu.

Pratikte, tüm ABD güçleri Aralık 2011 öncesinde Irak’ı terk edecek. 2009’da yapılacak olan referandum işte bu noktada devreye giriyor. ABD güçleri Temmuz 2009’a kadar tüm şehir ve kasabalardan ayrılacak. Aksi takdirde referandumdan aleyhte bir sonuç çıkacağı kesin. Ancak ayılsalar dahi, el-Maliki’nin yine de referandumu kazanması gerekli. Bunu yapabilmesi içinse ABD ile ilişkilerde sert bir çizgi tutturması zorunlu. Amerikan askerlerinin, anlaşmanın muğlak yönlerini kendi çıkarlarına göre yorumlayabilecekleri düşüncesi hayalden ibaret.

Her şekilde, referandum baş ağrıtmaya devam edecek. Çünkü el-Sistani parlamento oylaması ardından kayıtlarını ortaya koydu. Maliki, biraz olsun Amerika’ya meylettiği takdirde, Mukteda el Sadr’ın pusuda hazır beklemekte olduğunu biliyor.

Bu da demek oluyor ki önümüzdeki süreçte tüm kozlar el-Maliki’nin elinde olacak, Obama’nın elinde ise hiçbir şey olmayacak. Obama Irak’ın taleplerine dünden razı olacaktır. Bu talepler ise aylar içinde azalmak şöyle dursun daha da artacaklar.

Bu arada, Etiyopyalılar (ABD’nin Somali’deki vekilleri) 2008 sonuna dek askerlerini çekeceklerini duyurdular. Afganistan Başkanı Karzai, ülkesindeki ABD ve NATO güçlerinin geri çekilme için resmi bir tarih vermesini istedi. Bölgedeki genel kanaat, ABD’ye karşı sert oynamanın yalnızca mümkün değil aynı zamanda işe yarar da olduğu yönünde. On üçüncü saat yaklaşıyor.

Immanuel Wallerstein web sayfası

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s