Honduras’ta darbe – NIKOLAS KOZLOFF

29 Haziran 2009

Obama’nın Latin Amerika’ya gerçek mesajı?


Honduras’ta darbe

NIKOLAS KOZLOFF

Venezüella ve ABD arasındaki diplomatik yakınlaşma çıkmaz bir yola giriyor olabilir mi? İspanya Limanı’nda gerçekleştirilen Amerika Zirvesi’nde, Barack Obama Venezüella Başkanı Hugo Chavez ile el sıkışmış ve Latin Amerika’ya karşı daha az küstah bir dış politika yürüteceğini açıklamıştı. İyi niyete dayalı olarak, Venezüella ve ABD geçen hafta elçilikleri karşılıklı olarak yeniden açma kararı almışlardı. Söz konusu diplomatik yakınlaşmalar Bush yıllarında ilişkilerin durumu ile keskin bir tezat oluşturuyor: Dokuz ay önce Venezüella diplomatik bir anlaşmazlık sonrasında ABD elçisini sınır dışı etti. Chavez ABD elçisini kovma amacını, kendisi de Andean ulusunun içişlerine açıktan siyasi müdahaleyle suçlayarak Amerikan diplomatını kovmuş olan sol müttefik Bolivya ile dayanışmak olarak açıklamıştı.

Geçtiğimiz hafta her ne kadar iyi niyet hâkim idiyse de, Honduras’taki siyasi gelişmeler nedeniyle, bunlar olmamışa dönebilir. Pazar günkü askeri darbeyi takiben Chavez ABD’yi Honduras Başkanı Manuel Zelaya’nın devrilmesine yardımcı olmakla suçladı. “Bu askerlerin arkasında Honduras burjuvazisi, Honduras’ı bir muz cumhuriyetine, Kuzey Amerikan emperyalizminin siyasi ve askeri bir üssüne dönüştüren zenginler var,” diye gürledi Chavez. Venezüella lideri Honduras ordusuna Zelaya’ya iktidarı geri verme çağrısı yaptı ve hatta Venezüella elçisinin öldürülmesi veya yerel askeri güçlerin Venezüella elçiliğine girmesi halinde darbe rejimine karşı askeri girişimlerde bulunmakla tehdit etti. Haberlere göre, darbe sırasında Honduras askerleri elçiyi tartaklamış ve yol kenarına atmıştı. Gerilim öyle bir düzeye vardı ki Chavez silahlı kuvvetleri alarm durumuna getirdi.

Görünüşte, Obama’nın Orta Amerika’da müdahaleci bir ABD dış politikasını onaylaması olası görünmüyor. Geçtiğimiz birkaç hafta içinde, Amerika’nın imajını tek taraflı politikalar dikte eden bir güçten saygılı diplomasi yürüten makul bir güce dönüştürme konusunda büyük aşama kaydetti. Obama’nın demokratik yollardan seçilmiş bir hükümetin devrilmesinde rolü olduğunun kanıtlanması ABD başkanının özenle çizilmiş imajını tamamen ortadan kaldırabilir.

Resmi olarak, Zelaya ordu tarafından yetkilerini kötüye kullanma suçlaması ile devrildi. Pazar günü Zelaya ikinci bir dört yıl için daha yeniden seçilmesinin önünü açan bir anayasa referandumu düzenlemeyi umuyordu. Bu hareket Honduras Anayasa Mahkemesi ve Kongre tarafından yasadışı ilan edildi. Zelaya’nın anayasal referandumu konusundaki ihtilaf askeri müdahaleye açık bir zemin sağladı ancak Başkan’ın Honduras eliti ile son birkaç yıldır ihtilaflı olduğu ve Washington’un bölgedeki en sert eleştirilerini aldığı sır değil.

Zelaya’nın yükselişi

Kalın siyah bir bıyığa, kovboy çizmelerine ve büyükçe bir Stetson şapkaya sahip Zelaya, 2005’te seçildi. İlk bakışta bu kadar toz kaldıracak biri gibi görünmüyor. Kereste işi yapan, zengin bir toprak sahibi aileden gelen bir toprak sahibi olan Zelaya, Liberal Parti başkanı. Bu parti Honduras’taki iki büyük siyasi partiden biri. Başkan, Birleşik Devletler’le ticari engelleri ortadan kaldıran Orta Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nı destekledi.

Bu ilk muhafazakar meyillerin ardından, Zelaya medya ve serbest sanayi bölgelerinde ihracata dönük mallar üreten maquiladora (kötü koşullara sahip işyeri) sahipleri gibi ülkedeki güçlü menfaat sahiplerini eleştirmeye başladı. Aşamalı olarak, bazı sosyal yönden ilerici politikaları benimsemeye başladı. Örneğin, Zelaya zengin iş dünyasını öfkelendiren %60’lık bir asgari ücret artışı sağladı. Zelaya, asgari ücretteki artışın “iş dünyasını adil bir ücret ödemeye zorlayacağını” açıkladı. “Bu hükümet, yoksullara adanmış, büyük sosyal dönüşümler hükümetidir,” diye de ekledi. Sendikalar kararı alkışladılar. Honduras’ın dünyanın en yoksul 3. ülkesi ve halkın %70’inin yoksul olduğu düşünülünce pek de şaşırtıcı değil. Özel iş dernekleri hükümetin ücret kararına Honduras Anayasa Mahkemesi’nde itiraz edeceklerini duyurdular, Zelaya’nın Çalışma Bakanı muhalifleri “aç gözlü sömürücüler” olarak adlandırdı.

Washington’da kaşların çatılmasına sebep olmuş olması muhtemel bir başka hareket, Zelaya’nın Latin Amerika ve Karayip narkotik görevlilerinin bir toplantısı sırasında kaçakçılıkla bağlantılı şiddeti önlemek için uyuşturucu tüketiminin yasallaştırılması gerektiğini söylemesi. Geçtiğimiz yıllarda, Honduras uyuşturucu trafiği ve dehşet verici kafa kesmeler, tecavüzler ve göz oymalar gerçekleştiren “maras” adı verilen sokak çeteleri nedeniyle gün yüzü görmemişti. “Uyuşturucu tacirlerini ikna etmek yerine, toplumlar bağımlıların eğitimine ve taleplerinin gemlenmesine yatırım yapmalı,” demişti Zelaya. Honduras kongresi uyuşturucu ticareti komisyonu başkanı Rodolfo Zelaya, Zelaya’nın sözlerini reddetti. Toplantıdaki katılımcılara “Honduras liderinin söyledikleri karşısında şaşırdığını ve afalladığını,” söyledi.

Zelaya ve ALBA

Duracakmış gibi görünmeyen Zelaya, giderek daha fazla bağımsız dış politika yürütmeye başladı. 2007 sonunda Küba’yı ziyaret etti, bir Honduras Başkanı tarafından komünist adaya son 46 yılda yapılan ilk resmi gezi. Orada Zelaya, karşılıklı ilişkileri ve ortak çıkarları olan diğer konuları tartışmak üzere Raul Castro ile görüştü.

Ancak Zelaya’yı Honduras elitleri ile gerçek bir siyasi ihtilafa sokan şey, solcu Latin Amerika ve Karayip devletleri için Chavez öncülüğündeki bir ittifak olan Amerika için Bolivarcı Alternatif’e (İspanyolca kısaltması ALBA olarak da bilinen) katılma kararıydı. Venezüella, Küba, Nikaragua, Bolivya ve Dominika’yı içeren bölgesel ticaret grubu şirket dostu ABD destekli serbest ticaret modeline alternatif olmayı hedefliyor. 2004’te kurulmasından bu yana ALBA ülkeleri ortak fabrika ve bankaları, bir acil gıda fonunu, Venezüella petrolü karşısında gıda, ev ve eğitim yatırımlarını desteklediler.

ABD’nin uyumlu sömürge valileri olmuş önceki Honduras liderlerinden keskin bir ayrımla, Zelaya “Honduras ve Honduras halkı ALBA’ya katılmak için emperyalizmden izin almak zorunda değil” şeklinde konuştu. Honduras’ın başkenti Tegucigalpa’da 50 bin sendikacı, kadın grubu, çiftçi ve yerli halk önünde konuşurken, Chavez Venezüella’nın Honduras’a “en az 100 yıl” ucuz petrol garantisi verdiğini belirtti. ALBA’ya imza atarak, Zelaya kredi kademelerine, enerjiye ve gıdaya güvenli erişim sağladı. İyi niyet göstergesi olarak, Chavez Honduras’ın Venezüella’ya olan 30 milyon dolarlık borcunu silmeyi kabul etti.

Yerel eliti çileden çıkararak, Chavez ALBA’ya karşı çıkan Honduraslıların “satışmış” olduğunu söyledi. “Buraya içişlere burnumu sokmaya gelmedim, ama Honduraslıların Honduras’ın gelişme yolu, bütünleşme yolu olan ALBA’ya katılmasına neden karşı olabileceğini açıklayamıyorum,” dedi. Chavez pitiyanki (küçük Yanki özentileri) ve “alçak Yanki yalakaları” olarak adlandırdığı Honduras basınına fırça attı. Bu kısım için Zelaya “Bu anlaşmaya imza atmak için kimsenin iznine ihtiyacımız yok. Bugün merkez sol bir hükümet olmaya doğru bir adım atıyoruz ve bundan hoşlanmayan birileri varsa “merkez” sözcüğünü atıp ikincisini bırakabilir,” şeklinde konuştu.

Honduras’ı Chavez’in yörüngesine sokması dolayısıyla iş dünyasının Zelaya’ya saldırıya başlaması çok sürmedi. İş dünyası temsilcileri, ALBA’ya katılarak Başkan’ın serbest teşebbüsü ve ABD ile Orta Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nı tehlikeye attığını iddia ettiler. Eski Başkan Ricardo Maduro bile ABD’nin Honduraslı mültecileri ABD’den sınır dışı ederek Honduras’a karşı misilleme yapabileceğini öne sürdü. “Seni besleyen eli ısırma”, diye uyardı Maduro, Washington’u kastederek. Zelaya eleştiriler karşısında rahatsız oldu. “(ABD Başkanı) Bush ile görüştüğümde, kimse bana anti-emperyalist demedi ve iş dünyası beni alkışladı. Şimdi ise dünyanın yoksulları ile görüşüyorum ve beni eleştiriyorlar.”

Zelaya’nın Obama’ya mektubu

2008 Eylül’ünde Zelaya, Washington ile diplomatik gerilime giren Bolivya ve Venezüella ile dayanışma amacıyla yeni atanan ABD elçisinin akreditasyonunu geciktirerek ABD ile ilişkileri daha da gerdi. “ABD ile ilişkileri koparmıyoruz,” dedi Zelaya. “Bunu sadece ABD’nin Bolivya’nın içişlerine burnunu sokmasını kınayan [Bolivya Başkanı] Morales ile dayanışmak için yapıyoruz.” Zelaya, kararını savunarak, küçük ulusların birbirine kenetlenmesi gerektiğini söyledi. “Dünya güçleri bize adilane ve saygılı davranmalı,” diye belirtti.

Kasım’da Zelaya ABD’de Obama’nın seçilmesini “dünya için bir umut” şeklinde değerlendirdi ancak sadece iki ay sonra gerilimler yeniden yükseldi. Obama’ya şahsen gönderilen gözü pek bir mektupta Zelaya ABD’yi “müdahalecilik” ile suçladı ve Washington’da diğer ulusların siyasi işlerine müdahalesizlik prensibine saygı duyacak yeni bir yönetim çağrısı yaptı. Notun bir kopyasını gören İspanyol haber ajansı EFE’ye göre Zelaya Obama’ya ABD başkanına ne yapacağını söylemek niyetinde olmadığını söyledi.

Ancak ardından tam olarak bunu yapmaya başladı. Öncelikle Zelaya ABD vizeleri sorununu öne çıkardı ve Obama’yı “ABD’nin kendisine tehdit addettiği farklı inanç ve ideolojiden insanlara karşı baskı aracı olacak şekilde, dünyanın pek çok yerinden insanların başvurularını reddeden veya vizeleri iptal eden vize prosedürünü gözden geçirmeye” çağırdı.

Bu zaten yeterince cüretkâr değilmiş gibi, Zelaya daha sonra uyuşturucu trafiğine geçti: “Uyuşturucu trafiğine karşı yasal mücadele diğer ülkelere karşı müdahaleci bir politika izlemenin bahanesi yapılmamalı.” Uyuşturucu ticaretine karşı mücadele, Zelaya’ya göre “finansal devreler üzerinden ilerleyen ve gelişmiş ülkelerdeki ağlarla ilişkili olan para aklamanın yanı sıra bütün ülkelerdeki dağıtımı ve tüketici talebini kontrol etmek için güçlü bir politika ile ayrı ele alınmamalı” idi.

Zelaya ayrıca, “Venezüella ve Bolivya sorunlarının zıtlaşmadan daha iyi sonuç veren diyalog yoluyla çözümü için” Birleşmiş Milletler’in yapısında bir gözden geçirme ve dönüşümün “acil gerekliliği”ni de öne sürdü. Küba ambargosu ise, “işe yaramaz bir araçtı” ve “haksız baskı ve insan hakları ihlalinin bir yolu” idi.

Haziran darbesine giden süreç

Obama’nın küçük Orta Amerika ulusundan gelen arsız mektupla ne yapmış olabileceği net değil. Ancak Zelaya’nın bir şekilde yeni Washington yönetimini hayal kırıklığına uğrattığı görünüyor. Yalnızca üç ay önce, Honduras lideri, Orta Amerika Başkanlarını ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile San Jose, Costa Rica’da bir araya getirecek olan Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (İspanyolca kısaltması SICA olarak da bilinir) toplantısına katılmayı reddetti.

Hem Zelaya hem de Nikaragua Başkanı Daniel Ortega, bunu diplomatik bir hakaret addederek toplantıyı boykot etti. Nikaragua şu anda SICA başkanlığını yürütüyor, bu nedenle Biden için doğru olan yol toplantıyı Ortega’ya düzenletmek olmalıydı. Sandinist ekonomist ve eski Nikaragua Dış Ticaret Bakanı Alejandro Martinez Cuenca ABD’nin, “[Costa Rica Başkanı] Arias ile kişisel ilişkilerini Orta Amerika’daki kurumsal düzene saygının önüne koyarak” Orta Amerika ile ilişkilerde yeni bir çağ açmayı teşvik etmek için can alıcı bir fırsatı kaçırdığını açıkladı.

Tegucigalpa ve Washington arasındaki tüm bu çekişmeli diplomatik ileri ve geri adımlar Obama yönetimini Zelaya’ya karşı çevirmiş olabilir mi? Önümüzdeki günlerde elbette Zelaya’ya karşı askeri darbenin öncüsü bir General olan Romeo Vasquez’in rolü daha fazla dikkate mahzar olacak ve araştırılacak. Vasquez adı çıkmış ABD Amerika Okulu’nun bir mezunu. Bu kurum Latin Amerikalı orduları işkencede eğitti.

ABD’nin Vasquez ve darbecilerin koordinasyonunda hiçbir rolü olmadığına inanıyor muyuz? ABD Honduras silahlı kuvvetleri ile eskiye, özellikle de 1980’lerde Nikaragua’da süren Kontra Savaşı günlerine dayanan askeri bağlara sahip. Söylemeye bile gerek yok ki Beyaz Saray ABD’nin rolüne ilişkin iddiaları yalanladı. New York Times Obama yönetiminin darbeyi bildiğine ve askeri geri durması yönünde iknaya çalıştığına dönük iddialara yer verdi. Gazete, Amerikan resmi görevlileri ile görüşmeleri kesenin Honduras ordusu olduğunu yazdı. Obama, “Honduras’taki tüm siyasi ve sosyal aktörleri demokratik normlara ve yasalara uymaya davet ediyorum… Mevcut gerilimler ve ihtilaflar dış müdahale olmaksızın diyalog yoluyla barışçıl şekilde çözülmelidir,” diyerek etik bir tutum aldı.

Obama yönetimi bu işte el altından rol oynamamış olsa bile, Honduras darbesi bölgede artan jeopolitik gerilimin altını çiziyor. Geçtiğimiz yıllarda, Chavez nispeten küçük Orta Amerika ve Karayip ülkelerine olan etkisini artırma yolları aradı. Venezüella lideri Honduras darbesinin üstüne yürümekten vazgeçme niyetinde görünmüyor ve ALBA uluslarının “Zelaya’nınki dışında bir [Honduras] hükümetini tanımayacağını” belirtiyor.

Chavez ardından Honduras’ın ara rejim başkanı Roberto Micheletti’yi alaya aldı. “Bay Robetro Micheletti ya hapsi boylayacak ya da sürgüne gitmek zorunda kalacak… Şuraya yazıyorum ki ona yemin ettirirlerse biz onu deviririz. Kendisini bundan böyle adlandıracağım gibi—Thugetti, valizini toplasan iyi olur çünkü ya hapse girecek ya da sürgüne gideceksin. Hatanı affetmeyeceğiz, bulunduğun yerden silineceksin. Hatanı affetmeyeceğiz, bulunduğun yerden silineceksin. Başkan Manuel Zelaya’nın başkanlığı tekrar alması gerekli.”

Gerilim yükselirken, ALBA devletlerinin başkanları Honduras’ın durumunu ele almak üzere Managua’da toplanmaya karar verdiler. Honduras’tan Costa Rica’ya sürgüne gönderilen Zelaya diğer başkanlarla görüşmek üzere Nikaragua’ya gitmeyi planlıyor. ALBA devletler arasında böylesi bir siyasi birlikle, Obama kamuoyu önündeki ABD duruşunun ne olması gerektiğine karar vermek zorunda olacak.

Counter Punch

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s