Bir gün Arap dünyasındaki duvarlar da yıkılacak – Rami G. Khorui

11.11.09

Berlin Duvarının yıkılışının 20. yılı Arap dünyasında sessiz sedasız geçti çünkü duvarın yıkılışının anlamı olan total devlet kontrolünden insan özgürlüğüne geçiş, Arap dünyasında es geçildi. İslam dünyası veya Ortadoğu tarafından değil, Arap dünyası tarafından. Arap dünyası, birçok nedenle, gezegende bizimkisi dışında her yere temas etmiş küresel liberalizasyon ve demokratikleşme dalgasının tek istisnası. Bölgemizin ne zaman ve nasıl değişeceği, liberalleşeceği ve demokratikleşeceğini tahmin etmek zor. Özgürlük için zincirleme reaksiyonu ateşleyen kıvılcım tek bir ülkede yaşanabilir ve diğerlerine yayılabilir – tıpkı Polonya’daki Dayanışma Hareketi’nin Sovyet bloğunun tümünde yankı bulması ve toptan bir dönüşüme neden olması gibi.

Arap dünyasında devlet kontrolünün araçları farklılık gösteriyor ve otokrasinin keskinliği de ülkeden ülkeye değişiyor ancak net sonuç her yerde – çok az istisnayla – aynı: Ortalama Arap vatandaş, kendisini dürüstçe ve tam anlamıyla ifade edebilme fırsatına sahip olmadığını ve hükümetinin politikalarını etkileyemeyeceğini düşünüyor. Birçok Arap, kendi kültürü, bölgesi ve kimliği konusunda güçlü ve emin duygulara sahip ancak ülkesinin bir vatandaşı olarak güçsüz ve zayıf.

Dünyanın diğer kesimlerindeki modern tarih – Güney Kore, Tayvan ve Malezya gibi – insanların, sosyo-ekonomik yaşam standartları gelişmeyi sürdürdüğü müddetçe, onlarca yıl boyunca otokratik siyasi sistemlerde yaşamayı kabul edebileceklerini gösteriyor. Yine de, yıllar geçtikten sonra, hükümetlerinin verdiği kararlara katılma hakkı talep edeceklerdir. Arap dünyası, demokrasi çağrılarının nadir olduğu 1930’lardan 1980’lere dek, uzun bir süreğen ulusal gelişme ve devlet inşası dönemi yaşadı. Bununla birlikte, geçtiğimiz 20 yıl içinde, bu bölgedeki birçok ulus sosyal ve ekonomik refahlarındaki ilerlemenin durduğunu hatta bazı durumlarda da gerilediğini hissederken, ekonomik büyüme, varsıl küçük bir Arap azınlığın çıkarına döndü.

Ekonomik basınç altında ve siyasi olarak baskılanmış hisseden vatandaşlar, kendilerini, ulusal ilerleme için üretken varlıklardan hoşnutsuzluk denizindeki bozguncu öğelere dönüşürken buldular. Arap dünyasının birçok kesimindeki İslamcı ve kabilesel hareketler, son 20 yılda birçok vatandaşın, onları gerçek sesten yapısal olarak mahrum bırakan siyasi sistemlerde örgütlenme, harekete geçme ve kendilerini ifade etme kararlılıklarını yansıttılar. Yine de iktidara gelebilen İslamcı ve kabilesel hareketler vatandaşlara aradıkları yanıtları vermedi, özellikle de ekonomik açıdan.

Devlet otokrasisinin araçları – güvenlik hizmetleri, ekonomik güç, bilgi ve eğitim kanalları, resmi bürolar, adalet – her Arap ülkesinde küçük bir grup erkeğin elinde kaldı. Parlamento ve danışma meclisleri gibi temsili kurumlar, yürütmenin hizmetinde ve yönlendirmesindeler ve bu nedenle kendi mesuliyetlerini yerine getirmiyorlar. Sonuç Arap dünyasının, vatandaşların haklarına, güçler ayrılığı ilkesine ve güvenlik hizmetlerinin sivil denetimine dayalı yönetim sistemleri konusundaki zayıflığı oluyor. Bunun yerine, yönetim ve kamu hizmetleri, gücün, ayrıcalığın ve devlet hizmetlerine erişimin yarışan aktörler arasında günlük bazda pazarlık edildiği bir başka rekabet alanı halini aldı. Arap toplumlarının çoğunluğu – Somali, Filistin, Irak gibi savaştan zarar görmüş olanlar dışında – görece istikrarlı ve günlük hayat birçok insan için normal seyrinde ilerliyor çünkü birçok Arap, demokratik sistemlerin yokluğunda, devlet hizmetlerinden alacakları pay için rekabet etmeye iyi uyum sağladı. Ülkelerimiz görece istikrarlı görünüyor ancak görünenin altında bir hoşnutsuzluk ve endişe denizi var.

Arap dünyasının demokratik özgürlükler konusundaki yetersizliklerinin en büyük kurbanları, günümüzün genç Arap kuşağı. Modernitenin, onlara üretken, canlı ve tatmin edici bir hayat sunması gereken diğer tüm boyutlarından – eğitim, seyahat, elektronik bağlantılılık, şehirleşme, diğer kültürlerle karşılaşma – faydalanırken siyasi olarak baskılanmış ve ekonomik açıdan kısıtlı durumdalar.

Mevcut siyasi sistemler, on milyonlarca yeni mezunu absorbe edebilecek yeni işler için nitelik ve hacim yaratmayı başaramıyor görünüyor. Arap gençliği tarafından bugün sergilenen hoşnutsuzluk, Sovyet bloğunda bir kuşak önceki özgürleşme hareketlerini tetikleyene benziyor: Temel ihtiyaçları karşılanan ancak siyasi ifade, kültürel yaratıcılık ve ekonomik gelişme potansiyelleri, insanca muamele göremedikleri ve müdahale imkanına sahip olmadıkları tepeden inmeci, militarize ve kapalı siyasi sistemlerce kısıtlanan eğitimli erkekler ve kadınlar.

Zamanı geldiğinde, genç insanların Arap dünyasındaki değişim hareketlerinin başını çektiğini ve bölgedeki miadını doldurmuş otoriter ve otokratik iktidar yapılarının kalıntılarını ortadan kaldırdığını görürsem şaşırmayacağım.

Rami G. Khouri – THE DAILY STAR

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s