Tamil Eelam: Ulus Olma Tarihsel Hakkı – Ron Ridenour

  1. Bölüm

16.11.09

Sri Lanka—eskiden İngilizcede Seylan ve Arapçada Serendip (serendiplik sözcüğünün kökeni)—güzelliği ve doğal kaynak, bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliği bakımından zenginliği nedeniyle yaygın şekilde “doğunun incisi” olarak anılır. Bugün, nefretle lime lime olmuş bir toprak: Irkçı hükümet politikaları, etnik temizlik ve kuzeydeki yüz binlerce Tamil halkının hapsedilmesi şeklinde sürmesine karşın henüz biten terör savaşı. Bu zalimane nefretin kilit sebeplerinden biri, halkından bir azınlığın, Tamiller’in, çoğunluk Singalalar’la eşit haklara sahip olup olmayacağı ve eğer bu reddedilirse (ki olan budur), kendi özerk bölgelerine sahip olma hakları olup olmadığı.

Sri Lanka’nın kesintisiz neseple ilk yerli halkı Tamiller’dir. Adaya ne zaman geldikleri tam olarak bilinmemektedir ancak muhtemelen 5 bin yıl kadar öncedir. Arkeologlar Sri Lanka’daki ilk insanların tarihini 34 bin yıl önce olarak vermektedir. Bilim insanları bunlara, kalıntıların bulunduğu yerin ismi ile, Balangoda halkı demektedir. Bu avcı-toplayıcı mağara sakinlerinin günümüzde soyu tükenmiştir.

Tamiller ayrıca, proto-Elamitler veya Elalar olarak da bilinirler. Sri Lanka’daki bu halk kendisine, “dünyevi insanlar” anlamında, Eelam Tamiller’i demektedir. Tamiller, diğer dil aileleri ile hiçbir bağı olmayan Dravidyan dilini konuşmaktadırlar. Bu belki de, İskitlerle ve Urallarla ilişkilidir. Dravidyan dili ve Tamiller’in kökeni belki de Sümerlere ve Urlara dayanmaktadır: “İlk medeniyetin beşiği”, şimdiki İran. Sümer ve Tamiller, kil tabletler üzerinde ilk dil proto-gramlarını oluşturdular. Tamil yazıtları ve edebiyatı en az 2500 yaşındadır. Bugün, 100 ila 200 milyon insan Tamil dilini konuşmaktadır. (9)

Hıristiyan İncili Elam’dan “farklı topraklar üzerinde her biri ayrı dile sahip denizci halklar” olarak bahseder. (10) Nuh’un gemisi mitinde, Elam’ın Nuh’un gemideki üç oğlundan birinin soyundan geldiğine inanılır. (11) Tamiller taşımada tekerleği ilk kullanan halktır. Hindistan’a ve o zamanlar Hindistan’la bağı olan Sri Lanka’ya seyahat etmişlerdir. Bilinen ilk Hindistan el yazmaları Tamil dilinde yazılmıştırlar. Mısır ve Tayland’da başka Tamil el yazmaları da bulunmuştur.

2500 yıl kadar önce, ilk Singalalar Hindistan’dan Sri Lanka’ya geldiler. Bu, Tamiller’in Jaffna’da (Yazhpanam) kuzeyde ilk krallıklarını kurmalarından yüzlerce yıl sonrasına rastlar. Singala, muhtemelen, Hindistan’daki Sinhapura krallığından sürgün edilen ve MÖ 543’te Sri Lanka’ya varan Kral Vijayan’dan kaynaklanan bir terimdir. O ve halkı Tamil yerli halkıyla çatışmaya girmiştir. Merkezi ve güney bölgelerinde Kandi ve Kottai krallıklarını kurdular.

Singalalar, 3000 bin yıl önce Sindh, Gujarat ve Bengal bölgelerinde geliştiğine inanılan İndo-Aryan dili Pali’yi konuşan pek çok etnik gruptan biriydiler. Hinduizm’in bir kolu olan ve birçok Tamil’in benimsediği din olan Budizm’in eski takipçilerinden biri oldular. Budizm prens Sidarta Gautama tarafından MÖ 6. yy.da yaratıldı. Birçok Singala Budizm’i benimsedi ancak bazıları MS 1. veya 2. yy.da Suriye’den gelen tüccarlarla birlikte gelen Hıristiyanlığa döndü.

Mahavamsa

Singalalar ve Tamiller ayrı etnik kökenlere, dillere ve dinlere sahiptirler. Her iki halkın büyük çoğunluğu daima Sri Lanka’nın ayrı bölgelerinde yaşamıştır ve sıkça savaşmışlardır. Singalalar, dilleri ve dinlerinin tek gerçek olduğuna ve bunların Sri Lanka’da hâkim olması gerektiğine dair şoven bir tutum geliştirdiler. Diğer tüm dinler yabancıydı. Bu nosyon, Budist rahip Mahatera Mahanama tarafından Pali dilinde yazılmış Mahavamsa (“Büyük Vakayiname”) adlı tarihi bir şiirden kaynaklanıyor veya güç alıyor görünüyor. Şiir, Sri Lanka’daki Singala krallığının neredeyse bin yılını kapsamaktadır.

Singalalar, Sri Lanka’nın Budist bir ulus olması gerektiğini, çünkü tarihi boyunca öyle olduğunu iddia ediyorlar-ulusal tarihin başlangıcını, Mahanama’nın MÖ 543’te ilk Singala krallığı olan Vijaya ile başlatması olarak koymalarına rağmen. Tamil Eelamlar’ın Sri Lanka’da yüzlerce yıllık krallıklara sahip olmuş olması gerçeği görmezden geliniyor.

İlk Avrupalılar, Portekizli tüccarlar 1505’te Sri Lanka’ya çıktığında, üç yerli krallıkla karşılaştılar: Kottai ve Kandi’de iki Singala krallığı ve Jaffna yarımadasında Tamiller. Portekizliler tüccar olmasına rağmen, ateş gücünü getirdiler ve sonunda iktidarı Kottai krallığından askeri yollarla ele geçirdiler. Üstün silahlarına rağmen, Jaffna ve Kandi’deki krallıkları yenmeleri onlarca yıl aldı, yine de Portekiz işgali boyunca direniş sürdü. Portekizliler adaya, daha sonra İngilizcede Seylan olacak olan Ceilão adını verdiler.

1658’de Hollandalı işgalciler geldiler. Hollanda Birleşik Doğu Hindistan Şirketi, Portekizlileri yenmek için Kandi direnişinden yana saf tuttu. Ancak yerliler Hollandalıların total kontrol peşinde olduğunu anlayınca, Kandililer gerilla savaşına başladılar. 1766’da, Hollanda tüm sahil şeridi boyunca hâkimiyeti ele geçirdi ancak bazı Tamil ve Singalalar’ın bağımsızlığını koruduğu adanın tamamını alamadı.

1795’te İngilizler adaya çıktı ve bir yıl içinde Hollandalıları defettiler. Yerlilerin iki ayrı ulus olduğunu keşfettiler. 1796’da, İngiliz Sömürge Bakanı Sör Hugh Cleghorn hükümetine şunları yazdı:

“Çok eski çağlardan bu yana iki ayrı ulus, adanın hâkimiyetini aralarında paylaştılar: Wallouwe nehrinden Chilaw’a kadar güney ve batı bölgelerde iç kısımda yaşayan Singalalar ve kuzey ve doğu bölgelerine sahip olan Malabarlar (Tamiller). Bu iki ulus, din, dil ve gelenekler bakımından tamamıyla farklılar.”

Direnen yerlileri yenmek İngilizlerin bir kuşağına mal oldu. 1811’de Bandara Vanniyan’ı ve onun Tamil Vanni bölgesindeki gerilla direnişlerini yenilgiye uğrattılar. 1815’te İngilizler sonunda Kandiyan krallığının sonuncusunu ele geçirdiler.

Avrupalı işgalciler yalnızca çalabilecekleri zenginliklerle ilgiliydiler. Köylülüğe dayanan tarımsal ekonomiyi ihracata dayalı bir ekonomiye dönüştürdüler. Ada tarçın ve diğer baharatlar ile Hindistan cevizi ve grafit bakımından zengindi. İngiliz sömürgeciler toprağın büyük kısmını çay, kahve ve kauçuk plantasyonlarına çevirdiler.

Din de sömürgeciler tarafından yerlilere hâkimiyet kurmak ve onları pasifize etmek için kullanıldı. Portekizler organize bir şekilde Katolikliği yaydılar. Bazı Tamiller ile bazı Singalalar din değiştirdi veya değiştirmeye zorlandılar. Hem Hollandalılar hem de İngilizler süreci kendi Protestan misyonerleri ile devam ettirdiler, yine de birçok yerli ya Budist ya da Hindu olarak kendi inancını sürdürdü. İslamiyet de Arap tüccarlar tarafından getirildi.

İngiliz hakimiyetinde Seylan olan Sri Lanka klasik bir böl-yönet taktiğine maruz kaldı,” diye yazıyor John Pilger.

İngilizler çaylarını almak zorundaydılar, böylelikle dağlık bölgelerde, özellikle de ülkenin Singalalar’ın yaşadığı merkezinde çay plantasyonları oluşturdular. Ancak Singalalar onlar için çalışmadı, bu nedenle İngilizler “koloniyi idare etmek için eğitimli bir Tamil orta sınıfı inşa ederken, Hindistan’dan köle işgücü olarak Tamiller’i satın aldılar,” şeklinde devam ediyor Pilger (12). Ancak, yalnızca az sayıda Tamil yönetimde oldu, eğitimli olan bazıları ise aşağı kastların üstüne yerleşme şansına eriştiler.

Yerli etnik gruplar ile yeni gelenler arasında bir “ırklar”, sınıflar ve kastlar hiyerarşisi oluşturuldu. 1800’lerin ortalarında, İngiliz ve Alman âlimleri, öncelikle dile ve ardından ırka dayanan bir üstünlük ideolojisi benimsediler. İngilizler Singalalar’ı büyük Aryan ailesinin kuzenleri olarak kabul ettiler. İngilizler (ve Almanlar) “üstün” beyaz Aryanlar’dılar; Singalalar daha düşük İndo-Aryanlar’dılar ve Tamiller ise proletarya, “siyah aşağı ırk” olarak kolonileştirildiler. Bu, Singalalar’ın kıymetli mitoloji kitapları Mahavamsa’ya dayanan elit üstünlük nosyonuna çok iyi uyuyordu. 1870’lerde, Alman bir âlim olan ve dillerin kökeni özellikle de İndo-Aryan üstüne yazan Max Muller, “Aryan ırk” sözünü uydurdu—daha sonra bunu inkâr edecekti. (13)

Avrupalılar, Yunanca ve Latincenin üstün diller olmasını normal karşılıyorlardı ve Singala dilinin türediği Sanskrit ile akrabalık gördüler. Bu kimlikle ve Singalalar’ın ülkenin ortasındaki İngiliz çay ve kauçuk plantasyonlarında çalışmak zorunda kalmadan toprak sahibi olmasına izin vererek, sömürgeciler için yerli halklar arasında daha derin bir ayrım yaratmak daha kolaydı. İngilizler yerli Tamiller’i kuzey ve doğudaki anavatanlarında bıraktılar ancak tarlalarda çalışmak üzere Hindistan’dan 800 bin ila 1,5 milyon Tamil getirdiler, bunların dörtte bire yakını yolda öldü. 1840’larda, geliş yolunda 70 bin Tamil Nadu’nun hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Hikâyeleri köleliğe zorlanan ve Amerika’ya götürülen Afrikalılarınki ile paralel.

İronik biçimde, kuzey ve doğudaki Tamiller arasında siyasi bilincin gelişmesinde büyük katkısı olanlar ve Hıristiyan hegemonyasına karşı bir tepki olarak Hindu inancının yeniden dirilişine yol açanlar Protestan misyonerlerdi. Modern tarihte, Araplar arasında, Batı emperyalizminin Ortadoğu’daki işgal ve istilasına tepki olarak ayrı cinsiyet kuralları dâhil olmak üzere, katı İslami geleneklere artan ilgi gibi, bunun birçok örneğini bulabiliriz. Filistin’de, Siyonist Yahudilerce dayatılan ayrımcılığa tepki olarak yaşanmakta olan da benzer bir durumdur.

Uyanışçı Arumuga Navalar’ın öncülüğünde, 1800’lerin ortalarında kuzey ve doğudaki Tamiller kendi okullarını, ibadethanelerini, derneklerini ve basın kurumlarını oluşturdular. Okuryazarlık Hinduizm’i ve ilkelerini yaymak üzere kullanıldı. Tamiller, misyonerlerin ideoloji-dinine karşı gelmek için, kendi edebiyatlarını ve gazetelerini yayınladılar. Tamiller kendilerini, güvenle bir topluluk olarak düşündüler, bu nedenle Singalalar’la eşit muamele görme gereğine veya Eelam Tamiller’i olarak kendi özerkliklerinin verilmesine—veya almalarına—ilişkin sonraki iddialarının meşruiyeti de buradan kaynaklanır.

İngilizlerin adayı yönettiği zaman boyunca kimi zaman farklı sömürge valileri yerli halkların eşitliğini tanıdılar, yine de birine karşı diğerine oynadılar. 1833’te İngilizler, daha önce var olan farklı yerli yönetim yapıları ile birleşirken, ülkenin idari olarak birleşmesi talimatını verdiler. Yeni yasama meclisi üç Avrupalı ile Singala, Seylan Tamiller’i ve Burgher’lerin—Protestanlığa dönen, Avro-Asya azınlık, İndo-Portekizcenin bir karışımını konuşan Avrupalı sömürgecilerin Kreole ataları—birer temsilcisinden oluştu.

Hindistan’dan getirilen Tamil işçiler ile az sayıdaki Arap Müslüman’ın söz hakkı yoktu. Irkçı Singalalar 1915’te birçoğunu kırımdan geçirdi. 1930’da bir başka çok çalışan azınlık olan Malayali plantasyon işçileri Singalalar’ın saldırısına uğradı ve birçoğu Kerala’ya geri kaçtı.

1921’de, sömürgeciler yasama meclisini değiştirdiler, böylelikle Singalalar Tamiller’in üç koltuğuna karşı 13 koltuğa sahip oldular. Bundan itibaren, Tamiller bir azınlık olarak komünal bir bilinç geliştirdiler. 1931’de İngilizler, evrensel imtiyazlar nosyonunu—kastlar dâhil tek adam tek oy—benimseyerek kuralları tekrar değiştirdiler. Birçok Singala, çoğunluk olarak azınlık Tamiller üzerinde karar hakkına sahip olmalarını sağlayan kısmını kabul ederek, sınıf ve kastları koruma arzusu ile bu ilerici düzene karşı çıktı. Hükümetin yapısı değil de temsili iktidar paylaşımı sorunu, her iki topluluğun milliyetçileri tarafından artan ve o zamandan beri de hâkim olan bir iç-etnik gerilim yaratmak için kullanıldı.

İngiltere’nin 150 yıllık hâkimiyeti süresinde uyguladığı kararsız yönetim stratejisi, Singalalar ile Tamiller arasında sıkça Budistler, Hindular, Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki dini çatışmalar şeklinde baş gösteren düzensiz şiddet olaylarına yol açtı. Çoğu kez, başka inanca sahip etnik halklara ilk saldıranlar Budistler oldular. İngilizler polisi sıkça kenarda beklettiler.

1930’larda ve özellikle 2. Dünya Savaşı sırasında, Singalalar ve Tamiller bağımsızlıktan söz ettiler. Çeşitli sol kanat partiler ile koalisyonlar ortaya çıktı ve aynı zamanda muhafazakâr gruplaşmalar da. Birçok yerli nefret ettikleri İngiliz sömürgecilerine karşı Almanların zafer kazanmasını ümit etti.

Tamiller kendi dillerinin Singala dili ile eşit ve resmi dilin İngilizce olması için mücadele ettiler. Bazı Singala liderleri kabul etti ancak birçoğu reddetti. 1939’da, bir Tamil lider olan G.G. Ponnambalam, Mahavamsa’dan alınan ve kendi dillerinin tek resmi dil ve Budizm’in tek resmi din olması gerektiğine dair yaygın Singala nosyonunun aksine konuştu. Konuşmaya öfkelenen Singala güruhu birçok Tamil’e saldırdı ve öldürdü. Bu kez İngilizler ayaklanmacıları durdurdu ancak 26 yıllık uzun iç savaşın tohumları atılmıştı.

  1. Dünya Savaşı sona erdiğinde, o kadar çok yerli halk bağımsızlık için mücadele ediyordu ki İngiliz İmparatorluğu pes etti. Hindistan 1947’ye dek, 1950’deki tam bağımsızlığa kadar ufak bir reformla sömürge statüsü kazandı. Mahatma Gandi öncülüğündeki sivil itaatsizlik hareketi başarıya ulaştı ancak yine de 30 Ocak 1948’de bir Hindu milliyetçisi tarafından suikasta uğradı. Gandi tüm Hintliler arasında birliği amaçladı ancak birçok Müslüman sömürgecilik sonrasında kendi devletlerini istediler. Birçok Müslüman isyancılar tarafından öldürüldü, Birçoğu evlerini kaybetti. Gandi, Hindistan’ın onları finansal olarak tazmin etmesinin moral olarak doğruluğuna inanıyordu. Birçok Hindu milliyetçisi buna karşı çıktı ve bu onun öldürülmesine yol açtı.

Hindistan’daki çok sayıda Hindu, tıpkı Budist Singalalar’ın Hindulara ve Müslümanlara uyguladığı gibi, Hindu olmayanlara karşı ayrımcılık uyguladı. Sri Lanka’daki Tamiller’in oranı %30’dan %12,6’ya indirildi. On binlercesi iç savaş öncesinde ve sırasında öldürüldü ve bir milyon kadarı ülkeyi terk etti, Yahudiler gibi kitlesel bir Diaspora oluşturdular. (14)

Notlar:

  1. Bu yoğunlaştırılmış tarih, birçok kaynaktan derlendi: Yazar Maravanpulavu K. Sachithananthan (tamilnool@gmail.com); Latin Amerika Dostluk Derneği, Tamilnadu, Hindistan (mughil@gmail.com ); http://www.wikipedia.org Tamil Eelam, Sri Lanka ve tarihleri, dinleri ve dilleri hakkında birçok makale; http://www.tamilnation.org/heritage/index.htm ve Tamiller’in kendi kaderini tayin hakkına ilişkin bu web sitesindeki birçok başka bölüm. Kökenlerin kesinliği, hangisi önce geliyor, spesifik tarihler veya dilsel neseplerin nasıl belirleneceği konusunda emin değilim. Kayıtlar net değil. Açık olan şu ki Singalalar Tamiller’i aşağı varlıklar olarak değerlendirip öyle davrandılar.

  2. Genesis 10

  3. Genesis 5-9

  4. John Pilger, “Distant Voices, Desperate Lives”, New Statesman, 13 Mayıs 2009.

  5. Bkz. bölüm “Understanding the Aryan Theory,” Marisa Angell, Amerikalı bir Yahudi. Bölüm, “Culture and Politics of Identity in Sri Lanka” içinde yer alıyor, editor Mithran Tiruchelvam ve Dattathreya C.S., International Center for Ethnic Studies tarafından yayınlandı, Colombo, Sri Lanka, 1998.

  6. Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti’nin—1978’den bu yana bu şekilde anılıyor—şu anki nüfus istatistikleri 21 milyonluk bir nüfus gösteriyor. %74 (15 milyon) Singala; %12,6 (2,5 milyon) Tamil; %7,4 (1,5 milyon) Moor; %5,2% (1 milyon) Hintli Tamil. Singalalar’ın %93’ü Budist kalanı Hıristiyan’dır. Tamiller’in %60’ı Hindu, %28’i Müslüman ve %12’si Hıristiyan’dır.

http://www.ronridenour.com/articles/2009/1116-rr.htm

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s