Af/Pak Savaşı neden yasadışı – Marjorie Cohn

21.12.09

Cenevre Konvansiyonunun Açık İhlali

Af/Pak Savaşı neden yasadışı

MARJORIE COHN

Hamid Karzai, Barack Obama, Asıf Ali Zerdari

Başkan Obama, Nobel Barış Ödülü’nü, Afganistan’a 30 bin ilave asker göndereceğini açıkladıktan dokuz gün sonra kabul etti. Onu savaşmaya değil barış yapmaya cesaretlendirmek isterken, Nobel komitesinin öngördüğü, Obama’nın savaşı tırmandırması değildi elbet.

1945’te, milyonlarca yaşama mal olan iki savaşın ardından, dünya ulusları “gelecek kuşakları savaş belasından kurtarmak” için, Birleşmiş Milletler’i oluşturdu. BM Sözleşmesi, insan haklarının korunmasının yanı sıra uluslararası barış ve güvenlik ilkelerine dayanmaktadır. Ancak BM’nin kurucu üyelerinden biri olan Birleşik Devletler, sıkça Anayasa’nın Üstünlük Maddesi uyarınca ABD yasasının da bir parçası olan bu sözleşmenin buyruklarıyla alay etti.

ABD’nin Afganistan işgali, Irak işgali gibi yasadışı olmasına rağmen, birçok Amerikalı bunu 11 Eylül 2001 saldırılarına karşı meşru bir yanıt olarak gördü. Time dergisinin kapağı, buna “The Right War” (Haklı Savaş) dedi. Obama Irak savaşını sona erdirme ancak Afganistan’daki savaşı tırmandırma kampanyası yaptı. Ancak Amerikalıların çoğunluğu artık bu savaşa da karşı.

BM Sözleşmesi tüm üye devletlerin uluslararası uzlaşmazlıklarını barışçıl yollarla çözmelerini emreder ve hiçbir ulus kendini savunmak dışında veya Güvenlik Konseyi’nce izin verilmesi haricinde askeri güç kullanamaz. 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında, konsey iki önerge onayladı, hiçbiri Afganistan’a karşı askeri güç kullanılması izni vermiyordu.

“Sürekli Özgürlük Harekâtı”, sözleşme açısından meşru müdafaa sayılmıyordu çünkü 11 Eylül 2009 saldırıları insanlığa karşı saldırılardı, başka bir ülke tarafından gerçekleştirilen “silahlı saldırılar” değil. Afganistan, Birleşik Devletler’e saldırmamıştı. Aslında, 19 korsanın 15’i Suudi Arabistanlıydı. Dahası, 11 Eylül sonrasında Birleşik Devletler’e dönük yakın bir silahlı saldırı tehdidi de yoktu, olsaydı, Başkan Bush Ekim 2001 bombardımanını başlatmadan önce üç hafta beklemezdi. Kendini savunma gerekliliği, “acil, çok kuvvetli, başka hiçbir yol seçme şansı ve müzakere için zaman bırakmıyor” olmalıdır. Uluslararası hukuktaki bu klasik meşru müdafaa ilkesi, Nuremberg Mahkemesi ve BM Genel Kurulu tarafından onaylanmıştır.

Bin Ladin 2004’e kadar 11 Eylül saldırılarının sorumluluğunu üstlenmemesine rağmen, Bush’un Afganistan saldırıları için gerekçesi, Usame bin Ladin’i barındırması ve teröristleri eğitmesiydi. Bush’un Taliban’dan bin Ladin’i Birleşik Devletler’e teslim etmesini talep etmesi ardından, Washington Post’un haberine göre Taliban’ın Pakistan büyükelçisi, hükümetinin onu iade etmeden önce Ladin’in 11 Eylül saldırılarıyla ilişkisine dair kanıt istediğini söyledi. Bu kanıt gelmeyecekti, Taliban bin Ladin’i teslim etmedi ve Bush Afganistan’ı bombalamaya başladı.

Bush’un Afganistan’a saldırısının gerekçesi gayrı meşruydu. İranlılar, 1979’da Şah Rıza Pehlevi’yi devirdikten ve ardından ABD ona kucak açtıktan sonra Birleşik Devletler’e saldırmak için aynı argümanı kullanabilirlerdi. Yeni İran hükümeti ABD’den Şah’ı teslim etmesini istese ve reddedilseydi, İran’ın Birleşik Devletler’i işgal etmesi yasal mı olacaktı? Elbette hayır.

Afganistan’a ek asker gönderme kararını açıkladığında, Obama 11 Eylül saldırılarını hatırlattı. Bush’un Afganistan’daki savaşını sürdürüp tırmandırarak, Obama da BM Sözleşmesi’ni ihlal etmiş oluyor. Nobel Barış Ödülü’nü kabulünde yaptığı konuşmada, “tek taraflı” olarak savaş açma “hakkına” sahip olduğunu açıkladı. Ancak tek taraflı askeri güç kullanımı, meşru müdafaa olmaksızın yasadışı.

11 Eylül’deki uçak kaçırmalarını tezgahlayan ve binlerce insanı öldürenler, insanlığa karşı suç işlemişlerdi. Yasaya uygun şekilde kimlikleri belirlenmeli ve adalet önüne getirilmeliydiler. Ama Afganistan’ı işgal ederek misillemede bulunmak yanıt değildi. Giderek artan ABD ve Afgan kayıplarına sebep oldu ve hatta Birleşik Devletler’e karşı daha fazla nefrete yol açtı.

Kamuoyu tartışmalarında yokluğu bariz şekilde hissedilen şey, 11 Eylül trajedisinin neden yaşandığına dönük siyasi bir analiz. Bu tartışmayı yapmamız ve Amerikan emperyalizminden nefret edenlerin kininden sakınmak için ABD dış politikasını elden geçirmek üzere kapsamlı bir strateji geliştirmemiz gerekiyor. “Teröre karşı küresel savaş” birçok ülke tarafından eleştirilmeksizin kabul edildi. Ancak terörizm bir taktiktir, bir düşman değil. Bir taktiğe karşı savaş ilan edilemez. Terörizmle mücadelenin yolu, yoksulluk, eğitimsizlik ve yabancı işgali dahil olmak üzere, kökeninde yatan sorunları belirlemek ve hedeflemektir.

Afganistan’a 30 bin ABD askeri göndereceğini söylediği açıklamasında, Obama Pakistan’a çok sınırlı değindi. Ancak idaresi altındaki CIA, Pakistan’a karşı Bush’un kullandığından çok daha fazla insansız uçak kullandı. Bu robotların yüzlerce insanı öldürdüğü tahmin ediliyor. Birçok Pakistanlı bunlara karşı. Pakistan’da geçtiğimiz yaz yapılan bir Gallup anketi, %67’nin aleyhte ve sadece %9’un lehte olduğunu ortaya koydu. Dikkat çekici olan, Pakistanlıların büyük çoğunluğunun, Pakistan’a karşı Birleşik Devletler’i Taliban’dan veya Pakistan’ın ezeli düşmanı Hindistan’dan daha büyük bir tehdit olarak değerlendirmesi.

Birçok ülke, gözetim faaliyetleri için insansız uçak kullanmakta ancak yalnızca ABD ve İsrail bunları bombalama amaçlı kullandı. Scott Shane, New York Times’da, “Tarihte ilk kez sivil bir istihbarat ajanı askeri bir görevi yerine getirmek üzere robot kullanıyor, ABD’nin resmen savaşta olmadığı bir ülkede hedef gözeterek öldürmek üzere insan seçiyor,” diye yazdı.

Bu insansız uçakların Pakistan’da kullanılması, hem BM Sözleşmesi’nin hem de bilerek insan öldürmeyi yasaklayan Cenevre Konvansiyonu’nun ihlalidir. Hedef gözeten saldırılar veya siyasi cinayetler—yargısız infaz olarak da adlandırılabilir—hükümetin talimatı veya zımni icazetiyle, hiçbir hukuki çerçeveye sığmaksızın gerçekleştirildi. BM Özel Raportörünün 1998 tarihli raporunda belirttiği üzere, “yargısız infaz, savaş dahil hiçbir koşulda kabul edilemez.” Bilerek insan öldürmek, Cenevre Konvansiyonu’nun açık ihlalidir ve ABD Savaş Suçları Yasası uyarınca bir savaş suçu olarak cezalandırılabilir. Yargısız infaz, ABD’nin eskiden beri süregelen bir politikasıdır. 1970’lerde, Senato Seçilmiş İstihbarat Komitesi, CIA’nın, yabancı liderlere dönük sayısız cinayet veya cinayet girişimi ile ilgisini ortaya çıkardı. Bunun üzerine Başkan Gerald Ford, suikastleri yasaklayan bir başkanlık emri yayımladı. Bu politikanın istisnaları olmasına rağmen, George W. Bush’a dek gelen tüm başkanlar bu emri tekrar onayladı.

Obama, Afganistan savaşını tırmandırarak, Irak’tan geri çekilmenin üstünü kapatmak istiyor. Savunma Bakanı Robert McNamara’nın Vietnam’a ilişkin uyarılarını reddeden Lyndon Johnson gibi davranıyor. Çünkü Johnson, “sağdan, soldan korktuğundan daha çok korkuyordu,” diyor McNamara, Bob Woodward ile 2007’de yaptığı ve Washington Post’ta yayınlanan bir röportajında.

Afganistan’daki ABD kayıplarının yaklaşık %30’u Obama’nın başkanlığı sırasında gerçekleşti. Savaşın maliyeti, yeni göndereceği 30 bin askerle birlikte, yıllık 100 milyar doları bulacak. Bu para Afganistan ve Pakistan’da okul inşa ederek ve ABD’de istihdam yaratıp sağlık hizmetlerini finanse ederek daha iyi kullanılabilirdi.

Kongredeki birçok Demokrat, Obama’nın Afganistan’a daha fazla asker gönderme kararından rahatsız. Onları sağlam durmaya ve bu savaşı finanse etmeyi reddetmeye cesaretlendirmeliyiz. Ve solun, organize olması ve Obama’ya dişli bir rakip olduğunu göstermesi gerekli.

Counter Punch

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s