Haiti’nin acıları ardındaki gerçek – Finian Cunningham

Global Research, 14.01.2010

Kesin yıkım saatinde bile, batı yarıkürenin en yoksul ülkesi Haiti, dünyanın geri kalanına bazı değerli gerçekleri öğretmekte.

Dokuz milyonluk halkıyla bu Karayip adası devletinin nüfusunun üçte biri, şu anda temel gıda, su, ilaç veya barınma gereksinimlerinden yoksun durumda. Ülkeyi vuran deprem, göz açıp kapayıncaya dek, üç milyonluk nüfusu ile bir başkenti, nihai ölü sayısının 100 bin ila 500 bin arasında olabileceği bir enkazın altına gömdü.

İş işten geçtikten sonra, ABD ve diğer dünya güçleri Haiti’ye acil yardım gönderme sözü veriyorlar. Şüphesiz iyi niyetle. Ancak, bu afetin öncesinde Haiti’ye ekonomik gelişme ve diğer yardımlar – nüfusun yarıdan fazlası günde 1 doların altında yaşıyor ve yüzde 80’i yoksul olarak sınıflandırılıyor – neredeydi?

Haiti’nin yoksulluğu – doğal afetlerin vurduğu diğer yoksul ülkeler gibi – halkını, başlarına gelen bu türde felaketlere karşı korunmasız bırakıyor. Ve şüphesiz ki, Haiti’nin yoksulluğu ne kötü şanstan kaynaklanıyor ne de doğal kaynakları ve halkı yüzünden sahip olduğu ırsi bir hata. Ülke, bu eski köle kolonisinin ABD için ucuz bir tarımsal ithalat kaynağı ve tekstil ve başka tüketim malları üreten Amerikan şirketlerinin ucuz işgücü deposu olarak kalabilmesi için Washington’un onlarca yıllık siyasi ve ekonomik müdahaleleri sonucunda gelişmemiş kaldı.

Sözde terör tehdidine karşı savaşmak üzere Washington savaşa trilyon dolarlar harcarken, Haiti’nin yoksulluğu – ülke ekonomisi 7 milyar dolar değerinde – hayata karşı gerçek bir tehdidin aslında ne olduğunun ayıltıcı bir göstergesi adeta. Sellerin, tsunamilerin, depremlerin gerçekleştiği gerçek bir dünyada yaşıyoruz. Bu felaketler, ABD’nin kafayı taktığı ve milyar dolarlar harcadığı tehditlerden katbekat daha fazla hayata mal oluyor. Beyhude savaşlarda israf edilen bu paraların yalnızca küçük bir kısmının bu ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmesine harcanması halinde, Haiti depreminde ne kadar hayatın kurtulabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Elbette bu fikrin ahlaki ve duyarlı mantığı, Washington’un dış politikası tarafından dikte edilen bir dünyada geçerli değil. Bu, ABD öncülüğündeki kapitalizmin tahakküm ve mantığının sonucu. Bu mantık, şirket kârı için Haiti gibi ülkelerin yoksul bırakılmasını, jeopolitik kaynakları (esasen enerjiyi) denetimi altında tutma ihtiyacını gizlemek için hayali tehditler yaratmayı gerektiriyor. Bu, Washington ile müttefiklerinin dünyaya empoze ettikleri ekonomik sistemin gerçek yüzü. Ve Haiti bu çirkin yüzün maskesini indirmiş oldu.

Haiti’nin yürek paralayan ıstırabı ve çilesi bize başka bir şey daha öğretiyor. Enkaz diplerinden akan kanlara, ceset dolu sokaklara, gözyaşları içinde anne babasını arayan çocuklara, çocuklarını kurtarabilmek için tırnaklarıyla enkaz kazıyan anne babalara, enkaz altlarında ölenlerin gecenin karanlığını istila eden seslerine dair içler acısı haberler… Bu, aniden acı içinde kaybolan yüz binlerce insanın kabusu. Bazı gözlemciler, Haiti’de olanları, atılan bir atom bombası sonrasında yaşananlara benzetiyor. Bu yüzden, Washington sözcüleri bir Pazar sabahı sohbet programında daha İran’ı – diğer “ciddi tehdit” (o kadar da önemli olmayan anlamında) – imha etmeye dönük uçuk planlardan bahsettiğinde, Haiti’ye bakıp şunu hatırlamalıyız: Kitlesel ölçekte insan acısı işte buna benziyor.

Global Research

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s