İsrail ilk Soykırım’ı daha fazla inkar edemez – Robert Fisk

Ermeni soykırımının tanınması, ahlaki ve eğitici devasa bir eylemdir

Cumartesi, 30 Ocak 2010

İsrailliler bu hafta 20. Yüzyılın ikinci Soykırım’ını anarken, ben, yüzyılın ilk Soykırım’ının kurbanlarının basılı ve el yazması kayıtlarını tutan Kudüs’teki Gulbenkian kütüphanesindeydim. Garip bir duyguydu.

Ermeniler, belki de İsrail Ermenistan’ın Türk Soykırım’ına kurban verdiği bir buçuk milyon ölüyü tanımayı resmen reddettiği için, 1939 ile 1945 arasında Almanlar tarafından öldürülen altı milyon Yahudi’nin anıldığı resmi İsrail törenlerine katılmıyorlardı. İsrail-Türk diplomatik ve askeri ilişkileri soykırımdan daha önemli. Veya öyleydi.

Kudüs’teki 2000 kişilik güçlü Ermeni topluluğunun önde gelenlerinden olan tarihçi George Hintlian, 1500 yıllık Ermeni manastırının birkaç metre uzağındaki afişleri gösterdi. Ermenistan’ın 24 Nisan anmalarını duyuruyorlardı. Biri dışında hepsi bozulmuş, tarihi duvarlardan yırtılmış veya, en azından biri, İbranice grafiti ile boyanmıştı. “Belki de başka bir soykırım olması hoşlarına gitmiyor,” dedi bana George. “Bunlar açıklayamadığımız şeyler.” 1915 katliamı ve ölüm yürüyüşünde, George’un ailesinin 70’ten fazla üyesi–Alman görevlilerin infaz sistemine, otorayla kolera kamplarına tehcire ve mağaralarda dumanla boğmaya (dünyanın ilk “gaz” odaları) tanıklığında– katledildi. Tanıklardan biri olan, Erzurum’daki Alman başkonsolos yardımcısı Max von Scheubner-Richter, ilerleyen yaşamında Hitler’in en yakın dostu ve danışmanı oldu. Birinci ve ikinci Soykırım arasında hiç bağlantı yokmuş gibi gelmiyor.

Ancak zaman değişiyor. Türkiye bir yıl önce İsrail’in Gazze’deki katliamı konusunda bağırıp çağırmaya başladığından beri, İsrail’in önde gelenleri aniden Ermeni soykırımını keşfediverdiler. Türkler kim oluyor da kitlesel katliam hakkında konuşabiliyor? Yoksa 1915’i unuttuk mu? George ve hemşerileri için –İsrail ve işgal altındaki Batı Şeria’da 10.000 Ermeni yaşıyor, bunların 4000’i İsrail pasaportuna sahip– Gazze savaşına dek onlar unutulmuştu. “1982’de, Ermeniler Kudüs’teki bir Soykırım konferansına alınmadılar,” diyor. “Otuz yıldır, Türkleri rahatsız edeceği için İsrail televizyonunda Ermeni soykırımı üzerine hiçbir belgesel gösterilemedi. Ardından, geçen yıl aniden, önemli İsrailliler bu belgesellerin gösterilmesini istedi. Otuz Knesset üyesi bunu destekledi. “Barış Hemen” hareketinden Yossi Sarid daima bizimleydi ancak artık sağ kanat İsrailliler de ona katılmış durumda.

Maariv ve Yediot Ahronot, Ermeni soykırımından bahsetmeye başladı ve George Hintlian, Danny Ayalon—kendisinden alçakta bir koltukta oturtarak Türk büyükelçisini aşağılayan dışişleri bakanı—ve İsrail’in “her yıl” Ermeni soykırımını anması gerektiğini söyleyen Knesset sözcüsü Reuven Rivlin ile birlikte İsrail televizyonlarına çıktı. İsrail basını artık Ermeni soykırımını, İsraillilerin Yahudi Soykırımı için kullandıkları sözcük olan “Shoah” ile adlandırıyor. George durumu mükemmelen açıklıyor: “Seviye atlatıldık!!!”

Bu arsız ikiyüzlülük, Recep Tayyip Erdoğan Gazze savaşını kınadıktan birkaç ay sonra “önemli bir İsrailli şahsiyetin kendisini arayıp şu sözleri söylediğini” ileten Yossi Sarid’in gözünden kaçmadı: “Şimdi Türklere karşılık verebilirsiniz, onları Ermenilere karşı işledikleri suçlar için kınayabilirsiniz Yossi, buna hakkınız var…” Sarid afallamış. “İğrenme duygusu ile doldum ve ruhum kusmak istedi,” diye yazıyor Haaretz’de. “Beni arayan şahıs, utanmazca Ermeni Soykırımı’nı inkâr edenlerin ön cephesinde yer alan iğrenç bir İsrailli örneğiydi.” Yani artık Kudüs’te “yeni sesler” – Sarid’in ifadesi – duyuluyor. “Türkler bize ahlak dersi verecek en son kişiler.”

Bu ıstırap verici tartışmanın iyi yanı ise, İsrail’in üst düzey Soykırım uzmanlarından birinin –o zamanlar dışişleri bakanı (şimdi ise başkan) olan Şimon Peres’in hiddetini üstüne çekerek– Ermeni katliamlarının şüpheye yer bırakmayacak şekilde soykırım olduğunda cesurca ısrar etmesi. On binlerce İsrailli daima aynı şeye inandı; yüzlercesinin 24 Nisan’daki Ermeni anmasına gitmesi bekleniyor ve birçok İsrailli, Ermeni soykırımını siyasi elitin şimdiye dek kullanmaktan yana olduğu manasız “katliam” sözünden ziyade “Shoah” olarak adlandırmayı tercih ediyor.

Yine de, geçen yıl Ermeni ve Türk hükümetleri diplomatik ilişkileri yeniden başlatmayı ve Ermeni Soykırımı’nı, bir soykırım “olup olmadığına” karar verecek ortak bir akademik araştırmaya havale etmeyi kararlaştırdıklarında, hepsinden daha sıra dışı bir ironi yaşandı. İsrailli bir Profesör olan Open University of Israil’den Yair Oron, “Korkarım artık ülkeler (Ermeni) soykırımı(nı) tanımak konusunda tereddüt edecekler. Diyecekler ki: ‘Ermeniler pes ettiyse biz niye tanıyalım?’ Ermeni soykırımının tanınması, ahlaki ve eğitici devasa bir eylemdir. Biz İsrail’de bunu tanımaya mecburuz,” şeklinde konuştu. Ve Amerikan-Ermeni UCLA’da Profesör Richard Hovannisian şu soruyu sordu: “Yahudi halkı, Almanya bu talepte bulunsaydı, Almanya ile iyi ilişkiler adına Soykırım’ın anısını unuturlar mıydı?” George Hintlian, aslında iki tarafça da onaylanmama ihtimali olan Ermeni-Türk anlaşmasını “deprem gibi” şeklinde tanımladı.

İkonaları ve mumları ile Kudüs’ün büyük Ermeni manastırının karanlığında soğuk öğleden sonra birlikte yürüdük. George, işgalciler Kudüs’ten geçerken rahiplerin gizlenmek için çekileceği, yukarı doğru çıkan gizli bir merdiveni ortaya çıkarmak için bir kabin açtı. Nemli ve dinsel bir havadaki bu yerde, İngiliz Mandası’nın Kudüs’ün valisi Ronald Henry Amhurst Storrs sık sık oturup “bir halkın zaferi ve bedbahtlığı” olarak adlandırdığı şeyi düşünürmüş.

Bu sözler buradaki binlerce Ermeni içinmiş. 1948’e kadar Filistin’de, birçoğu ilk Soykırım’dan kurtulmuş olan 15.000 kadarı yaşıyormuş. Ancak bu Ermenilerin 10.000’i Filistinli Araplarla aynı kaderi paylaşmış, yeni İsrail devletinin ordusunca evlerinden çıkarılıp sürülmüşler. Birçoğu Hafya ve Yafa’daki işlerini kaybetmiş, birçoğu da Kudüs’te–ikinci kez–mülteci olmuş. Pek azı, 1974’teki Türk işgali dolayısıyla üçüncü kez mülksüzleşecekleri Kıbrıs için yola koyulmuş. George’un kasvetle ifade ettiği üzere “Bugün Kudüs’te ve Batı Şeria’da 6000 Ermeni ikamet etmekte. Seyahat edemiyorlar ve Ermeni Filistinliler sayılıyorlar. İsrailli bürokratlar için, onlar Filistinli.”

George, 17 yaşında Kapadokya’daki Talas’ta yer alan evinden başlayan ölüm yürüyüşünden kurtulan Garbis Hintlian’ın oğlu. “Amcamı kaybettik – büyükbabam onun önünde baltayla öldürülmüştü.” 1918 mütarekesi sonrasında, Türk savaş suçları için düzenlenen (ama kısa zamanda vazgeçilen) ilk İstanbul duruşmalarına kanıt dosyaları taşıyarak İngiltere için çalıştı. Çabaları hiçbir işe yaramadı.

Tablolar tekrar değişmeseydi, zafer yakındı! Türkiye ve İsrail tekrar iyi dost oldular. Yossi Sarid bunu bekliyordu. “Varsayalım ki Türkiye İsrail’le bağlarını yenileyecek. Ne olmuş? Sonra ne olacak? Biz de Ermeni Soykırımı’nın inkarına katılımımızı mı yenileyeceğiz?”

The Independent

Reklamlar

İsrail ilk Soykırım’ı daha fazla inkar edemez – Robert Fisk” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s