Venezüella’da “siyasi” mahkumlar – Eva Golinger

Global Research, 9 Nisan 2010

Siyasetçiler ve siyasi aktörler suç işlemeye başladığında, mağduriyet çığlıklarının ardına saklanabilirler mi? Washington tarafından desteklenen uluslararası organizasyonlar Chavez yönetimini sözde siyasi baskılar konusunda kınarken, gerçekler, aktivizmle suç arasındaki farkı gün ışığına çıkarıyor

Geçtiğimiz hafta Uluslararası Af Örgütü, beş şahsın Venezüella hükümetinin yoğun siyasi baskısı altında olduğunu iddia ederek bir acil eylem çağrısı yaptı. Uluslararası insan hakları savunma örgütü, “geçtiğimiz yıllar içinde Venezüella hükümeti, eleştirileri susturmak ve bezdirmek için yasal ve idari yöntemleri kullanarak farklı görüşleri bastırmanın bir yolunu oluşturmuş görünüyor. Yasalar, Venezüella hükümetinin muhalifleri kasten hedeflediğini gösterecek şekilde, esasen siyasi motivasyonlar taşıyan cezaları meşrulaştırmak için kullanılıyor,” iddiasında bulundu.

Uluslararası Af Örgütü’nün vurgulamayı veya ayrıntılandırmayı ihmal ettiği şey ise, söz konusu kişilerin gerçekte kimler oldukları ve nelerle suçlandıkları. Acil eylem çağrısı, Zulia Eyaletinin eski valisi olan ve iki hafta önce “suça azmettirme” ve “dezenformasyon”la suçlanarak tutuklanan Venezüellalı Oswaldo Alvarez Paz’dan bahsediyor. Venezüella hükümetine karşı Nisan 2002 darbesine katılan ve kamuoyu önünde açıkça Venezüella hükümetinin şiddet yoluyla devrilmesini teşvik eden Alvarez Paz, televizyonda canlı yayında Venezüella hükümetinin terörist grupları desteklediğini ve uyuşturucu trafiğine yardımcı olduğunu iddia etti. Alvarez Paz bu açıklamaları ile, bir İspanyol mahkemesinin ve Venezüella hükümetinin uluslararası kınanması çağrısında bulunan sayısız sağ kanat uluslararası organizasyonun iddialarını destekliyordu.

Alvarez Paz’ı savunanlar, kendilerini ifade özgürlüğü konseptinin arkasına gizliyorlar. Peki vatandaşlar ulusal televizyona çıkıp canlı yayında bir devlet başkanını hiçbir kanıt göstermeden uyuşturucu ticareti yapmakla ve terörizmle suçlamakta özgür müdürler? Eski bir Birleşik Devletler valisinin, NBC’ye çıkıp canlı yayında Başkan Barack Obama’yı söz konusu tehlikeli iddiaları destekleyen hiçbir kanıt olmaksızın terörizm ve uyuşturucu ticareti ile suçladığını hayal edin. Bu kişi derhal Gizli Servis tarafından tutuklanır ve yalnızca yanlış bilgi yaymakla değil, aynı zamanda ABD başkanlığının yaşamını ve imajını tehlikeye atmakla da mümkün olan en ağır cezaya çarptırılırdı.

İfade özgürlüğü hakkını tanıyan ve el üstünde tutan birçok demokraside, iş bir ulusun veya liderinin güvenliğini tehlikeye atmaya geldiğinde, sınırlamalar devreye girer. Dahası, hiç kimse kanıt göstermeksizin ve yaptığının hiçbir sonucu olmaksızın bir başkasını kamu önünde lekeleme ve ona iftira atma özgürlüğüne sahip değildir. İfade özgürlüğü uluslararası yasalara göre de mutlak değildir – söz konusu ifadeler başkalarının haklarını ve güvenliğini açık şekilde ihlal ediyorsa sınırlamalar söz konusudur.

Ancak Venezüella’da birçokları, kendilerini yasanın üzerinde görüyorlar. Özellikle de son yüzyıl boyunca ülkeyi yönetmiş hakim sınıftan olanlar. Örneğin, hükümeti deviren Nisan 2002 darbesine katılmış olan birçokları suçları için yargılanmadılar ve Chavez hükümetini indirmek için organize olmaya devam ediyorlar. Bir mahkeme sekiz yıl önce sokakta Venezüellalı protestocuların katledilmesi emrini vermekten sorumlu olduklarına karar verdikten sonra, Nisan 2002 darbesi için yalnızca üç polis komiseri adalet önüne çıkarıldı. Buna rağmen üç polis komiseri, Ivan Simonovis, Lazaro Forero ve Henry Vivas, Başkan Chavez’e karşı oldukları için siyasi mahkum olduklarını iddia ederek uluslararası örgütlere başvurdular. Cezaları bu hafta Venezüella’daki bir yüksek mahkeme tarafından onandı.

Mahkumların Yasadışı Olarak Serbest Bırakılması bir Hak mıdır?

Uluslararası Af Örgütü çağrısında sözü edilen bir başka vaka ise, 10 Aralık 2009’da bir mahkumun mahkeme salonundan ve sonra da ülkeden kaçmasına yardımcı olduğu için tutuklanan Venezüellalı bir yargıç olan Maria Lourdes Afiuni. Yargıç Afiuni, yolsuzluk ve zimmete para geçirmekten hüküm giyen ve hapse atılan Venezüellalı bir banker olan Elogio Cedeno’ya mahkeme salonunu arka kapıdan terk etmesine izin vermekle suçlanmış. Yasal prosedüre tamamen aykırı şekilde savcılığa haber vermeksizin Cedeno’yu bir duruşmaya çağırmış ve adam mahkeme salonuna geldiğinde, onu arka kapıdan serbest bırakarak Miami’ye kaçmasına izin vermiş.

Daha sonra Yargıç Afiuni, görevi kötüye kullanmakla suçlanarak gözaltına alındı. Başkan Chavez kamuoyu önünde vakanın yargı sistemindeki yozlaşmanın göstergesi olduğunu açıkladı ve Başsavcılığı göreve çağırdı. Ancak Venezüella Başkanı’nın, yargıcın gözaltına alınmasında hiçbir sorumluluğu bulunmuyor ve tutuklama keyfi değil tamamen yasal yetkilerin kötüye kullanılmasının somut delillerine dayanıyor.

Şiddetli Protestolar ve Görevi Kötüye Kullanma

Geçtiğimiz Pazar yayınlanan bir New York Times makalesi, Chavez yönetimine saldırıyor ve bu kişileri tutuklayarak “farklı görüşleri boğmakla” suçluyordu. Makale, eski bir savunma Bakanı ve Chavez müttefiki olan ancak şu anda yolsuzluktan hapiste bulunan General Raul Isaias Baduel vakasından söz ediyor. Times makalesi, Baudel’i Başkan Chavez’in kurbanı olarak lanse ediyor ancak eski askeri görevlinin, görev başında 30 milyon dolar çalarken suçüstü yakalandığından bahsetmiyor. Baudel, Savunma Bakanıyken Venezüella içinde ve dışında işler, çiftlikler ve mülkler elde etmiş. Bunun üzerine Chavez istifasını isteyince ve sonra da yolsuzluk kovuşturmasına uğrayınca siyasi baskı kurbanı olduğunu iddia etmiş.

Bir muhalefet lideri olan Richard Blanco da Uluslararası Af Örgütü’nün çağrısında siyasi baskıya uğradığından söz edilenlerden. Ancak Blanco bir protesto sırasında bir polise güpegündüz fiziksel saldırıda bulunduktan ve gösterideki diğer kişileri de polis barikatını aşmak ve şiddet kullanmak için dolduruşa getirdikten sonra gözaltına alınmış. Yaptıkları hiçbir itiraz götürmez şekilde televizyonda canlı yayınlanmış.

Yolsuzluk gibi suçlarla suçlanan diğer muhalefet liderleri, suçlamalarla yüzleşmeyi veya yasal süreci göze almayı istemedikleri için ülkeden kaçmış. Yüksek profilli bu şahısların birçoğu ABD ve Peru’dan sığınma hakkı almış. Her iki ülke de Latin Amerikalı suçlular için cennet durumunda. Valilik yıllarında milyonlarca dolar çaldığı ve yasadışı olarak çok büyük miktarda toprak edindiği açığa çıkan Eski Zulia valisi Manuel Rosales, kendisine karşı ilk suçlamalar yapıldıktan sonra geçen yıl adaletten akçtı. Rosales, sığınma hakkı aldığı Peru’dan, Chavez hükümetinin siyasi mahkumu olduğunu iddia ediyor. Bir kadın polis memuruna tecavüz girişimiyle suçlanan Nixon Moreno ve silahlı şiddet ve geçen yılki protestolarda suça teşvikle suçlanan Oscar Perez gibi başka şiddet ve yolsuzluk suçluları ile bir araya gelmiş.

İdeoloji, suç için bir muafiyet getirmez. Venezüella’da uzun bir cezadan muafiyet döneminden sonra, yargı sistemi nihayet neye malolursa olsun yasaları uygulama riskine girmeye başladı. Kasım 2004’te, Nisan 2002 darbesine karışanları soruşturmakla suçlanan Federal Savcı Danilo Anderson, aracının havaya uçurulması ile alışılmamış bir terörist eylemde öldürülmüştü. Vaka, halen çözülemedi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s