Kırgızistan: Bir renkli devrim daha nalları dikti – Eric Walberg

Kırgızistan darbesinin arkasındaki gerçek hikaye ne?

Kırgızistan gibi gösterişsiz bir ülkenin başkanının büyük politika liginde oynayabileceği yalanı, lale devrimi başkanı Kurmanbek Bakiyev’in, başkent Bişkek’te geçtiğimiz hafta yaşanan ve arkasında 81 ölü ve yağmalanmış hükümet binaları ile Bakiyev’in evlerini bırakan ayaklanmaların ardından devrilmesiyle tuz buz oldu.

Bakiyev, her iki büyük güçten de yararlanmaya çalıştı. Geçen yıl Rusya ile rahat bir yardım anlaşması imzaladıktan sonra, Afganistan’daki savaş için hayati önemde olan ABD üssünü kapatma tehdidinde bulundu ve ardından ABD yılda 60 milyon dolar hibeyi üçe katlama ve ayrıca 100 milyon dolar yardım sözü verince anlaşıp kendini güvenceye aldı. Sonuçta iki tarafın da güvenini kaybetti ve iktidara gelmesini sağlayan ayaklanmanın aynısı patlak verip de işler sertleşince kendisini terkedilmiş buldu.

2005’te, yeni bir demokrasi ve özgürlük çağını, “Lale Devrimi”ni başlatmasına yardımcı olmak için ABD yanı başındaydı, ancak bu kez, muhalefet lideri ve eski dışişleri bakanı Roza Otunbayeva öncülüğündeki aradönem hükümet koalisyonuna yardım etmek için hazır bulunan Rusya işleri düzene sokuyordu. Otunbayeva kendisini muhtemel bir başarısız devlet durumundan kurtarmasına yardım etmesi için Kırgızistan’ın geleneksel desteğine bakarken, sinmiş ve korkmuş ABD stratejistleri, Rusları, ABD’nin bölge açısından hiçbir uzun vadeli planı olmadığına ve beraber çalışabileceklerine ikna etmeye çalışarak savunmaya geçmişlerdi bile. New York Times yazarı Eric McGlinchey, zaten ortada olanı kabul ederek şunları söylüyordu: “Kırgızistan, Rusya’nın arka bahçesinde ve Afgan savaşımız için oradaki hava üssümüze bağlı olduğumuz gerçeği bunu değiştirmiyor. Ancak Rusya ile birleşik bir cephe oluşturmak, Washington’ın hava üssünü korumasına ve bir başka savaş külfetinden kaçınmasına yardımcı olacaktır.”

Bu darbe, çok daha haysiyetli olan, Ukrayna’daki Turuncu Devrim’in Şubat’taki reddi ile aynı mantığı izliyor ve kendi gül devrimlerinin başkanı onlara eziyet etmeye ve Rusya’ya karşı zehrini yaymaya devam ederse Kırgız örneğini takip edeceklerine ant içen Gürcistan’daki muhalif politikacılara yeni bir şans vermiş oluyor. Hatta, aşırı insan hakları ihlalleri nedeniyle halen yüz verilmeyen Özbekistan, ve Türkmenistan’ın Çin ile yeni doğalgaz boru hattının Şubat’taki resmi açılışı ile, eski Sovyetlerdeki tüm ABD stratejisinin çözüldüğü bile söylenebilir.

Otunbayeva, Bakiyev’in gitgellerini tersyüz ederek, önce ABD üssünün açık kalacağını belirtti. Saatler sonra, yön değiştirip üssün “güvenlik sebepleriyle” kapatılacağını söyleyerek ABD siyasi arenasına şok dalgaları gönderdi. Anlaşma geçen Haziran’da yenilenmişti ve bu yıl Temmuz’da tekrar yenilenecekti. Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, derhal Otunbayeva’yı aradı ve daha sonra rahatlayarak üssün açık kalacağını açıklayacak olan Dışişleri Bakan Yardımcısı Robert Blake’i Bişkek’e gönderdi.

Ancak Bakiyev’in tersine Otunbayeva, kendisi ile ailesinin cebini doldurmaya uygun kurnaz bir politikacı değil. Eskisi, oğlu Maxim’i geçen yıl Amerikalılar ile karlı bir anlaşmanın (160 milyon dolar nereye gitti?) müzakerelerinin sorumluluğuna getirip yeni ulusal Merkezi Kalkınma, Yatırım ve İnovasyon Ajansı’nın başı olarak atarken, Otunbayeva seleflerinin aileye dayalı yolsuzluk siyasetinin üzerinde biri. Moskova Devlet Üniversitesi’nden mezun ve Kırgız Devlet Ulusal Üniversitesi felsefe fakültesinin eski başkanı olan Otunbayeva, hem Aşkar Akayev hem de Bakiyev iktidarlarında, ABD ve Kanada’nın, sonra da İngiltere’nin ilk Kırgız büyükelçisi olarak görev yaptı ve 2007’de Sosyal Demokrat Parti listesinden meclise seçildi ve Ekim 2009’da muhalefetteki SDP’nin başına geçti.

Bu yıl Ocak ve Mart’ta iki kez Moskova’yı ziyaret etti ve Birleşik Rusya Partisi ile yakın bağlar kurdu. Aradönem başkanı olarak ilk resmi görüşmesini Putin’le yaptı. Gitgelleri daha çok ısrarcı ABD’nin, 11 Eylül’e kadar güvenliği ve ekonomik refahı için Rusya’ya minnettar ve hayran olan durgun Kırgız toplumu üzerindeki ciddi baskısından kaynaklanıyor. Kuşku yok ki Kırgız halkı ABD’den ziyade Rusya ile iyi ilişkileri tercih eder. Üs, askerlerin alkol tüketimini ve fahişe siparişlerini çevirenler hariç civar halk için hiçbir şey sağlamadı.

Tüm antidemokratik icraatlarına rağmen, Bakiyev’in geçen yılki üssü kapatma tehdidi, kamuoyu baskısına karşı bir yanıttı. Yerel halk bir ABD askerinin silahsız bir Kırgız’ı üssün dışında öldürmesi ve hiçbir karşılık görmeden ABD’ye geri dönmesi üzerine hiddete kapılmıştı. Tıpkı bir helikopterdeki ABD askerlerinin Bağdat’ta silahsız iki Reuters muhabirine ateş açıp askeri soruşturmada aklanmasında olduğu gibi. Otunbayeva’nın kısa ve öz olarak “güvenlik sebepleriyle” ifadesiyle kastettiği, işte bu hınç ve kaynama.

O zaman, herkesin dilinin ucundaki soruya gelelim: Bu kez kısasa kısas mantığıyla ipleri elinde tutan Rusya mıydı? Doğru, Putin ile Bakiyev arasındaki muhabbet, Bakiyev’in geçen yıl Amerikan üssünü kapatma sözünden dönmesi sonrasında kötüleşmiş değil. Bakiyev’in önceki iki yılki hatalı davranışları Rusya’da rahatsızlık yaratmıştı zaten. Kremlin ve Bakiyev hükümeti arasındaki ilişkiler, ABD üssü sorunundan başka, geçtiğimiz aylar içinde kısmen hükümetin artan Rusya karşıtı tutumu nedeniyle (Rusça web sitelerinin engellenmesi ve Rus işadamlarının karşılaştıkları ayrımcılığın giderek artması gibi) keskin bir bozulmaya uğramıştı. Tesadüf eseri, Rusya, 1 Nisan’da Kırgızistan’a enerji ihracatına vergi koydu.

Otunbayeva üssün kapatılacağını söylediğinde, darbenin arkasında Rusya’nın olduğuna dair şikayetler yükseldi. Ancak bu spekülasyon Obama’nın kendisi tarafından reddedildi. Obama ve Medvedev Prag’daki nükleer silahsızlanma zirvesinde kameralara gülümserken, “Kırgızistan’ı yönettiği söylenen insanlar, yıllardır temas içinde olduğumuz kişiler. Bu ABD karşıtı bir darbe değil, buna eminiz,” güvencesi veriyordu Obama’nın Rusya ilişkileri sorumlusu Michael McFaul. Hemen ardından gelebilecek “bir ölçüde Rusya sponsorlu darbe” varsayımını da, ortama uygun şekilde, Kırgızistan konusundaki işbirliğinin gelişen ABD-Rusya ilişkilerinin başka bir işareti olduğunu savunarak savuşturuyordu.

Özenli LLC analistli Nick Day, “Kırgızistan’da Rusya üstün gelecek ve bu ABD için sorun anlamına geliyor,” diyor. Ne olmuş yani? Rusya, eski Sovyetler Birliği bölgesindeki olaylara sadece bir kalp atımı mesafede. Ruslar ve Rusya sempatizanları bölgeyle birlikte anılıyorlar. Mart başında, Yaşlılar Konseyi üyesi ve Emekliler Partisi başkanı olan Omurbek Umetaliev, “Bu kısıtlı bölgede, uluslararası politikadaki birçok sorunda çatışan konumlara sahip iki lider dünya gücünün askeri üslerinin varlığının kabul edilemez olduğuna inanıyoruz. Kırgızistan’da bir Rus askeri üssü tarihsel olarak haklı olabilir, ancak ABD ve NATO ülkelerinin askeri varlığı ulusal çıkarlarımız açısından bir tehdittir,” açıklamasını yaptı.

Doğru, üssü kapatma tehdidi bile Avrasya’daki ABD emperyalist stratejisine bir darbe, özellikle de Manas hava üssü olmaksızın ciddi bir tehlikeye girecek olan Afganistan’daki savaşı yükseltirken. ABD, Afganistan’daki ileri operasyon üslerinden yüzde 40’ına hava yoluyla tedarik sağlıyor çünkü anayollar Taliban kontrolünde. Her gün Manas’tan 1500 ABD askeri geçiyor – geçen ay 50.000, 1200’ü kalıcı olarak konuşlanmış. Pakistan’dan geçen tedarik konvoylarına düzenlenen saldırılar nedeniyle, Pentagon tedarik çabalarının daha fazlasını, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan üzerinden geçen yeni Kuzey Dağıtım Ağı’na aktarmak istiyor.

Uluslararası Kriz Grubu’nun Orta Asya direktörü Paul Quinn-Judge, Manas’tan geçtiği haberde, korkulanın, ABD nakliyatındaki artışın, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan arasında bölünmüş ve geçmişinde birden fazla ayaklanmaya tanıklık etmiş huzursuz Fergana vadisinde sadık takipçilere sahip gruplar olan Özbekistan İslami Hareketi (IMU) ile İslami Cihad Birliği’nin saldırılarına yol açacağı olduğunu söylüyor. “Kuzey Dağıtım Ağı’nın sorunlu olduğu açık,” diyor Quinn-Judge. “Orta Asya’yı savaş tiyatrosunun bir parçasına dönüştürüyor.”

ABD üssünün statüsü konusundaki karmaşa, artık Birleşik Devletler Başkanı Barack Obama’nın dolu ajandasının en üstünde olacak ve bir sonraki solmuş çiçek darbesinden daha öteye bakmaya çalışacak. Üst düzey bir Rus görevli, Prag’daki muhabirlere kesin bir tavırla “Kırgızistan’da tek bir üs olmalı – Rus üssü,” şeklinde konuşmuş. “Rusya bunu ABD ile müzakerelerde bir araç olarak kullanacak,” diye söyleniyor Day.

Ancak konu için bir başka bakış açısı da, bunun Obama için, Washington’ın kafasında ne tür bir jeopolitik fantezi olursa olsun, Kırgızistan açısından hayati önemde kalmaya devam edecek olan Rusya ile gerçek köprüler kurmak amacıyla Bush ve neocon’ların kovboy politikasını kesin şekilde tersine çevirmek için altın bir fırsat olduğu. Kırgız darbesinin tatlı ironisi, Medvedev ve Obama, Rusya’nın ABD füze savunma diktasını temel olarak kabul ettiği Prag’da poz verirken, Kırgızistan’daki jeopolitik hareketsizliğin, ABD’nin Avrasya planlarını bozup kartları tekrar Rusya’nın eline vererek Rusya’nın işini görüyor olması.

Peki ya bu üssün ABD için ne kadar “hayati” olduğuna ilişkin saçmalığa ne demeli?  On yıldan beri orada duruyor. Daha ne kadar kalacak? Sonsuza dek mi? Mevcut Kırgız tutumu, hükümet sözcüsü Almazbek Atambayev’in Moskova’ya ziyareti sonrasında söylediği üzere, anlaşmanın “halkın çıkarlarına karşı olmaması ve rüşvet anlamına gelmemesi” koşuluyla yenileneceği. “Birleşik Devletler önümüzdeki yıl Afganistan’daki askerlerini çekmeyi planlıyor. Geçiş merkezi sorununa medeni bir şekilde yaklaşacağız ve sorunu ABD liderliğiyle çözeceğiz.” Yani ABD, isteksiz Rus onayı ile orada muhtemelen bir yıl daha kalacak.

Gelecek yaz gönüllü olarak terk etmek, Obama’nın yeni, daha az kavgacı bir ABD’yi temsil ettiğini göstermek için dünyaya, özellikle de Rusya’ya en iyi reklamı olacaktır. Şuraya yazıyorum, Manas’ın birkaç ay, en fazla bir yıl içinde bir Rus üssü olması işten bile değil. Ve ABD bunu ne kadar erken kabul ederse o kadar iyi. Hem Moskova hem de Washington bölgede istikrarı tesis etme konusunda ortak bir hedefe sahipler, ve Moskova’nın Afganistan’daki savaşa hizmet etmek için ABD-NATO’nun topraklarından geçişine rıza gösterdiği düşünüldüğünde, bu durum otomatikman, kısa bir süre içinde Rus üssü olacak Manas’ın ” artık saygı gören” ABD’nin kullanımına genişleyecektir.

McFaul’un sözlerinden, ABD politikasında Vietnam sonrası gerçekçiliğinin yankıları, yani düşmanla ilişkilerin yumuşaması, saptanabilir. Bu, durgun bir ABD’nin, Vietnam’a karşı mücrim savaşında yenilgiyi kabul etmiş olarak, İsrail’in Carter tarafından Sina’dan gerçi çekilmeye ve en az bir komşuyla, isteksizce de olsa barış yapmaya zorlanmasıyla doruğa çıkan, hassas, hatta barışçıl bir dış politika izlediği son dönemdi. Dünya daha pek çok Kırgız darbesiyle başedebilir.

Global Research, 13 Nisan 2010

http://www.globalresearch.ca/index.php?context=va&aid=18637

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s