Wikileaks ve Yeni Küresel Düzen – Jonathan Cook

Amerika için Uyanma Zamanı

Wikileaks’in ABD elçiliklerinin gizli yazışmalarına ilişkin bu haftaki ifşaatları, ana olarak ya Washington’un itibarına vereceği zarar ya da ulusal güvenlik ve basın özgürlüğü hakkında gündeme getirdiği sorular açısından tartışıldı.

Manşetler bir yana bırakılırsa, 250 bin belgeden şimdiye dek yayınlanan bilgilerin pek çoğu, ABD’nin, asi ayaktakımına karşı düzeni korumaya çalışan iyiliksever küresel jandarma olarak resmi söylemine taban tabana zıt olsa da, dünyayı sarsmaktan uzak.

ABD resmi görevlilerinin, üst düzey BM görevlilerine veya başkalarına karşı casusluk yapmaya çalışmış olması gerçekten şaşırtıcı mı? Veya İsrail’in İran’a karşı girişilecek askeri eylemler konusunda kulis yapmış olması? Veya Suudi Arabistan’ın İran nükleer bombasının tehdidini hissetmesi? Bunların tümü zaten biliniyordu; sızıntılar sadece resmi doğrulama sağlamış oldu.

Ancak yeni ifşaatlar, olayların içyüzünü anlamak için yararlı, diplomatik yazışmaların bayağılığı içinde anlıyoruz ki, Washington’un kendisi kendi küresel rolünün sınırlılıklarının farkında — ABD ordusunun Afganistan ve Irak’taki savaşı üzerine önceki Wikileaks ifşaatlarında pek olmayan bir olgu.
Washington’a gönderilen dedikodu ve analizlerin altı iyi okunduğunda, yurtdışında görevli birçok ABD resmi görevlisinin ABD dış politikasının ne kadar etkisiz — ve sıkça da amaca zararlı — olduğunun farkında olduğu anlaşılıyor.

Dünya üzerindeki en güçlü ulusun, ağırlığını zorbalıkla hissettirme konusunda muktedirden öte olduğu bir kez daha gösterilirken, kriptoların birçoğundan yine de sinik bir teslimiyet göze çarpıyor, patronun bile sınırları olduğunu kabul etmesi gerektiğine dair açık bir kabulleniş.

Bu en çok Pakistan’daki elçilik tarafından gönderilen ve yereldeki ABD görevlilerinin, ülkenin ABD entrikalarına karşı büyük oranda dayanıklı olduğuna ve tamamen Washington’un etki alanı dışına düşme tehlikesine dair kabulünü açığa çıkaran mesajda aşikar.

Tel Aviv’den gönderilen kriptolarda da benzer bir kadercilik hüküm sürüyor. İsrail’in tek başına İran’a saldırma olasılığı, sanki Washington’un hiç önleme ümidine sahip olmadığı bir olaymış gibi ele alınıyor. ABD’nin İsrail’e her yıl yaptığı milyarlarca dolarlık hibelerin ve askeri yardımların, ittifakının politikaları üzerinde sıfır etkiye sahip olduğu görülüyor.

ABD etkisizliğine ilişkin aynı his, Wikileaks dizisinde bir başka şekilde de ortaya çıkıyor. Birincisi, dijital çağ öncesinde, bir muhbirin elde etmeyi umabileceği en fazla şey, gizli belgelerin kendi özel erişim alanı ile sınırlı olmasıydı. O zaman bile olayın üstü çoğu zaman örtülebilir ve kalıcı hiçbir etki yapmazdı.

Ancak artık neredeyse tüm ABD resmi iletişim sisteminin içeriği teşhire açık görünüyor. Bir bilgisayarı olan herkes, kanıtın kalıcı ve kolayca yaygınlaştırılabilen bir kaydına sahip.

Geçtiğimiz on yıllar boyunca, ABD denetiminden çıkan bir dünya izlenimi hepimizin yaşamlarına temas eden bir tema oldu.

ABD, dünyanın ekonomik kurtuluşunu sunacak olan yeni kapitalizmin ta kendisi olduğunu vaat ederek, mali deregülasyonu icat etti ve ihraç etti. Sonuç, Avrupa’da, Washington’un en yakın müttefikleri olan hükümetleri devirmekle tehdit eden bir bankacılık krizi oldu.

Kötü borç bulaşıcı hastalık gibi yayıldıkça, dünya çapında Washington düzeninin büyüyen şekilde destabilizasyonunu görecek gibiyiz.

Aynı zamanda, ABD ordusunun Ortadoğu’daki işgalleri, emperyal sömürü sorunu konusunda modern bir muhalif kitle yaratacak şekilde, mali ve askeri kaslarını yırtılma noktasına dek geriyor. Karmaşa, burada da, mevcut düzeni değiştirmek isteyenler için güçlü olasılıklar sunuyor.

Ve o zaman Washington’un yüz yüze olduğu en büyük kriz söz konusu: dünyanın ekonomik egemenliği için, bankacılık krizini de yaratmış olan o aynı hücumun başlıca kaynağı olduğu, aşamalı olarak ortaya çıkan çevresel felaket.
Bu sorunun çapı, ABD resmi görevlileri tarafından klişelerin ötesinde halen zorlukla kabul ediliyor olsa da, birçok biliminsanını korkutuyor ve kamuoyunu etkilemeye başlıyor.

Ekolojik krizin yansımaları sadece kutup ayıları veya adalarda yaşayan kabileler tarafından hissedilmeyecek. Nasıl yaşadığımızı — ve yaşayıp yaşamayacağımızı –, öngörmek bile istemeyeceğiniz şekilde değiştirecek.

Burada, ABD’nin, kibirle, kendi kötücül çıkarları doğrultusunda ehlileştirip egemenlik kurabileceğine inandığı bir dizi küresel güç devrede. 1990’ların başlarından itibaren, bu kibir kendini “tarihin sonu” iddiasıyla ortaya koydu: Dünyanın sorunları, ABD sponsorluğundaki şirket kapitalizmi tarafından çözülecekti.

Yeni Wikileaks ifşaatları, bu faraziyeleri çökertmeye yardımcı olacak. Küçük bir grup aktivist dünyanın en güçlü ülkesini utandırabiliyorsa, dünyanın sınırlı kaynakları ve doğa yasaları çok daha haşin dersler vermeye adaydır.

1 Aralık 2010

CounterPunch

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s