Özgürlük artık tüm Arap dünyası için bir beklenti – Robert Fisk

Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde, Amerikalı diplomatlar – Beyrut, Kudüs, Kahire ve diğer şehirlerdeki ABD konsolosları – bölgedeki sivil kuruluşlar ve binlerce Amerikalı misyoner, Dışişleri Bakanlığı ile Başkan Wilson’a Fas’ın kıyılarından başlayıp Mezopotamya ve İran’ın sınırlarına kadar uzanacak tek bir modern Arap devletinin kurulması için yalvardılar. Bunun, Müslüman dünyanın büyük bir kısmını Avrupa ve Batı’nın demokratik eksenine çekeceğine inanıyorlardı.

Ortadoğu’yu çoktan paylaştırmış olan Sykes-Picot anlaşması, ölmekte olan Woodrow Wilson ve Amerika’nın izolasyonizme kayışı, böyle fantastik bir fikri elbette olanaksız kılıyordu. Hem, kim bilir, belki de bazı Araplar, Roma’nın, on yıl sonra da  Madrid ve Berlin’in “medeniyetini”, Avrupa’nın başka yerlerindeki sözüm ona çökmüş demokrasilere tercih edebilirdi. Sonunda, İkinci Dünya Savaşı Tunus, Libya, Mısır ve Lübnan’ı yaraladı ve geri kalanı ise nispeten yara almadan atlattı. Ama tarihin akışı başka olsaydı neler olabileceğine bakmanın vaktidir. Çünkü gelecekte Fas’tan İran-Irak sınırına pasaportlarımızda vizesiz seyahat edebilme olasılığı var. Arapların bunu ne hızla başaracağı ise, elbette başka bir mesele.

Kesin olan şey ise, bölgeyi baştanbaşa etkileyen olağandışı fırtına ve bildiğimiz Arap dünyasındaki dikkate şayan değişim. Ortadoğu’nun kanseri durumundaki çürümüş, yoz diktatörlüklerden bir halk yeniden doğuyor. Kansız ve şiddetsiz değil. Ama en sonunda Araplar da aydınlığa çıkabilecekler. Her Arap arkadaşım geçen haftalar boyunca bana tam olarak şuna benzer şeyler söyledi: “Bunu görecek kadar yaşayacağımı hiç düşünmemiştim.”

Sarsıntıların depreme ve depremin de büyük yarıklara dönüşmesine tanık olduk. Tunus’tan Mısır’a, Libya’ya, Yemen’e – belki de özgürlüğe 48 saat kalmış olan – Fas’a ve Bahreyn’e ve  evet, hem de Suriye’ye kadar, genç ve cesur insanlar dünyaya özgürlük istediklerini haykırdılar. Ve özgürlüğe, önümüzdeki hafta ve aylarda, kesinlikle ulaşacaklar. Bunlar ümitli sözler ama söylerken çok dikkatli olunmalı.

David Cameron’un tüm özgüvenine rağmen, Libya’nın mutlu sonla biteceğinden pek emin değilim. Hatta, Kaddafi birliklerine beyhude ve abes ABD saldırıları – 1986’da düzenlenen ve Kaddafi’nin evlatlığının ölmesine yol açan saldırılarla neredeyse aynı – Obama’nın niyetinin rejimin tasfiyesi olduğunu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde göstermesine rağmen, bu işin sonunda nasıl biteceğinden bile emin değilim. Bahreyn’in, özellikle de Suudi Arabistan – eleştirilerden neredeyse İsrail kadar muaf olan dokunulmaz ülke – askeri birlikler gönderiyorken, kolayca demokrasiye geçebileceğinden de emin değilim.

Bugünkü sokak başkaldırılarına, Bush-Blair fantezisi Irak’ın “özgürleşmesinin” – ki sonu ülkenin tamamen İran kontrolüne girmesi olmuştur – yol gösterdiğine inanan Robert Skidelsky’nin benzerlerinin mızıldanmalarını da elbette fark ettim. “Ama Batı demokrasilerinin özgürlük ve düzen bileşimi, kısa vadede kopyalanamayacak uzun bir tarihin eseridir,” diyordu. “Batılı olmayan birçok halk, hayatlarını daha yaşanılır kılmak için, yöneticilerinin kişisel erdemlerine bel bağlıyor, onların gücünü kısıtlayan anayasal sınırlara değil.” Bununla ne kastedildiğini anlıyorum. Araplara demokrasi konusunda güvenilemez – demokrasiye biz kendini beğenmiş Batılılar veya, hımmm, tabi ki İsrailliler gibi hazır değiller. Bu tıpkı İsrail’in “Ortadoğu’da tek demokrasi biziz” deyip – ki gerçekten de bunu söylüyor – sonra da Amerikalılara Mübarek’i iktidarda tutması için yalvarmasına benziyor. Ki Ocak’ta olan tam da budur.

İsrail vakası incelenmeye değer. Genellikle kayda değer bir ileri görüşlülüğe sahip olsalar da, İsrail hükümeti ve diplomatları ile yabancı ülkelerdeki destekçileri, Arap dünyasında esen fırtına karşısında ümitsiz şekilde tembel ve beceriksiz kaldılar. Yeni ve demokratik bir Mısır’ı teşvik etmek yerine, kasvetli bir şekilde olayların gelip geçiciliğinden dem vurdular. İsrail hükümeti için, şimdi öyle görünüyor ki, pek çok kez Hitler’e benzettiği diktatörlerin iktidardan düşmesi, kalmasından daha kötüymüş. Sorunun nerde olduğunu görebiliyoruz. Mübarek, İsrail’in – Washington üzerinden verilen – emirlerine itaat edebilir. Yeni bir başkan ise böyle bir baskı altında olmayacak. Mısır’daki seçmenler Gazze ablukasından hoşlanmıyorlar. Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerin Arap topraklarını gasp etmesi konusunda öfkeliler. Washington’dan gelen rüşvetler ne kadar büyük olursa olsun, seçilmiş hiçbir Mısır başkanı bu tür bir ilişkiyi daha fazla sürdüremeyecektir.

Rüşvetten söz etmişken; en büyük rüşvet, krallığı içinde neredeyse 150 milyar dolar dağıtan Suudi monarşisi tarafından halkının gazabına uğramama ümidi ile geçen hafta verildi – elbette senet karşılığında. Kim bilir, belki bir süre işe yarar. Ama hep dediğim gibi, Suudi Arabistan’a dikkat edin. Gözlerinizi ondan ayırmayın.

Ancak unutmamamız gereken masal, “teröre karşı savaş”tır. Obama’nın ekibinden aylardır çıt yok. Sizce de garip değil mi? El Kaide’den Mısır konusunda tek duyduğum Mübarek’in devrilmesi konusunda bir çağrıydı. O da kendi halkı tarafından devrildikten bir hafta sonra. Mağaradaki adamdan gelen son mektup, Arap dünyasının kahraman halklarına devrimlerinin İslami kökenlerini hatırlatmak üzerine idi; Mısır, Tunus, Libya, Yemen, Bahreyn ve diğer ülke halkları için şaşırtıcı olmalı. Çünkü tek istedikleri özgürlük ve demokrasi. Bu bir bakıma Skidelsky’ye de bir cevap var. Hepsinin yalan söylediğine mi inanıyor? Eğer öyleyse, neden?

Dediğim gibi, daha çok kan akacak. Ve yeni demokrasileri çağa uygun diktatörlüklere dönüştürmek isteyenler de olacak. Ama Araplar ışığın ucunu gördü bir kere.

22 Mart 2011

Independent gazetesi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s