Ortadoğu’nun Kontrolü için Jeopolitik bir Araç olarak İslam – Mahdi Darius Nazemroaya

Global Research, 2 Temmuz 2011

Washington ve destekçileri Avrasya’nın göbeğine doğru ilerledikçe, İslam’ı jeopolitik bir araç olarak manipüle etmeye çalışıyorlar. Bu süreçte siyasi ve sosyal kaos yaratıyorlar. En başta Araplar arasında sözde İslamcılardan oluşan yeni bir jenerasyonun önünü açarak, İslam’ı yeniden tanımlamaya ve onu küresel kapitalizmin çıkarlarına bağlamaya çalışıyorlar.

İslam’ı yeniden tanımlama projesi: Yeni Model olarak Türkiye ve “Kalvinist İslam”

Türkiye, şu haliyle, ayaklanan Arap kitleleri için takip edilecek bir demokratik model olarak sunuluyor. Ankara’nın Kürtçe’nin kamusal alanda konuşulmasını yasakladığı günlerden bu yana ilerleme kaydettiği gerçek, ancak Türkiye işleyen bir demokrasi değil, daha çok, faşist eğilimlere sahip bir kleptokrasi (hırsızkrasi).

Ordu devlet ve hükümet işlerinde halen önemli bir role sahip. Yukarıdan aşağıya hesap verebilir organlar veya kişilerden gizlice yürütülen devlet işlerini kasteden “derin devlet” terimi, esasen Türkiye kaynaklıdır. Türkiye’de sivil haklara halen saygı duyulmamaktadır ve kamu hizmeti adaylarının halen, Türkiye’deki statükoya karşı çıkacak herkesi filtrelemeye çalışan devlet aparatı ve onları kontrol eden gruplar tarafından onaylanması gereklidir.

Türkiye’nin Araplara model olarak sunulmasının nedeni, demokratik nitelikleri değil. Araplar için siyasal model olarak sunulmasının sebebi, İslam’ın manipülasyonunu içeren siyasal ve sosyo-ekonomik “bida” (yenilik) projesi.

Büyük halk desteğine sahip olmasına rağmen AKP’nin (Adalet ve Kalkınma Partisi) 2002’de iktidara gelmesine Türk ordusu ve Türk mahkemelerinin muhalefeti olmaksızın izin verildi. Bundan önce Türkiye’de siyasal İslam’a çok az tolerans vardı. AKP 2001’de kuruldu ve kuruluşunun zamanlaması ve 2002 seçim zaferleri de Güneybatı Asya ile Kuzey Afrika’nın yeniden düzenlenmesi hedefi ile bağlantılı.

İslam’ı manipüle etme ve yeniden tanımlama projesi, AKP gibi yeni bir “siyasal İslamcılık” dalgası üzerinden İslam’ı hakim Dünya Düzeninin kapitalist çıkarlarına bağlamayı amaçlıyor. “Kalvinist İslam” veya “Protestan çalışma ahlakının Müslüman versiyonu” olarak adlandırılan şey üzerinden yeni bir İslami çizgi öne çıkarılmaya çalışılıyor. Türkiye’de beslenip büyütülen bu model oldu ve şimdi Washington ve Brüksel tarafından Mısır’a ve Araplara sunulmakta.

Bu “Kalvinist İslam”ın, İslam’da yasak olan “reba” veya faiz sistemi ile de bir sorunu yok. Küresel kapitalizmin borç zincirleri ile bireylerin ve toplumların köleleştirilmesinde kullanılan bu sistemdir. Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası (EBRD) bu bağlamda Arap dünyasında sözde “demokratik reformlar” için çağrıda bulunuyor.

Suudi Arabistan’ın yönetimindeki aile ve Arap petrol şeyhlikleri de Arap dünyasının borç üzerinden köleleştirilmesine ortaklar. Bu açıdan Katar ve Basra Körfezi’nin Arap şeyhlikleri “demokrasiye geçiş”lerini desteklemek için Arap ülkelerine kredi verme amaçlı bir Ortadoğu Kalkınma Bankası kurmaya çalışıyorlar. Ortadoğu Kalkınma Bankası’nın demokrasiyi teşvik etme misyonu ironiktir çünkü onu oluşturan ülkelerin tümü sağlam diktatörlüklerdir.

İran’da iç karışıklıklara yol açan da İslam’ın küresel kapitalizme bu bağlanmasıdır.

Yeni Bir İslamcı Jenerasyonun Önünü Açmak

Washington’un ümidi, bu “Kalvinist İslam”ın yeni demokratik devletlerin bayrağı altında yeni bir İslamcı jenerasyonda kök salmasıdır. Bu hükümetler daha fazla borca sokmak ve milli varlıkları satmak suretiyle kendi ülkelerini etkili şekilde köleleştireceklerdir. Kuzey Afrika’dan Güneybatı ve Orta Asya’ya uzanan bölgeyi balkanlaştırılan ve etnokratik sistemler altında İsrail’in imajında yeniden yapılandırılan bir alan olarak alt üst etmeye yardım edeceklerdir.

Tel Aviv de bu yeni devletler arasında geniş bir etkiye sahip olacaktır. Bu proje ile at başı olarak, farklı türde etno-linguistik milliyetçilikler ve dini hoşgörüsüzlükler bölgeyi bölmek üzere teşvik ediliyor. Türkiye de önemli bir rol oynuyor çünkü bu yeni nesil İslamcıların yuvalarından biri. Suudi Arabistan ise bu İslamcıların militan kanadını desteklemede rol oynuyor.

Washington jeostratejik satranç tahtasını yeniden yapılandırıyor

İran ve Suriye’nin hedef alınması, Avrasya’nın kontrolüne yönelik daha büyük bir stratejinin parçası. Çin çıkarları da küresel haritanın her yerinde saldırı altında. Sudan balkanlaştırıldı ve hem Kuzey Sudan hem de Güney Sudan çatışmaya sürükleniyor. Libya’ya saldırıldı ve o da balkanlaştırılma sürecinde. Suriye teslimiyete ve hizaya girmeye zorlanıyor. ABD ve Britanya şu anda, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri Anglo-Amerikan kurumlarının birbiri ile uyumunu sağlayan ulusal güvenlik konseylerini bütünleştiriyorlar.

Pakistan’ın hedeflenmesi, İran’ın tarafsızlaştırılması ve Çin çıkarlarına ve Avrasya’daki gelecekteki herhangi bir birliğe saldırılması ile de bağlantılı. Bu açıdan, ABD ve NATO Yemen sularını militarize ettiler. Aynı zamanda Doğu Avrupa’da ABD, Rusya’yı ve eski Sovyet cumhuriyetlerini tarafsızlaştırmak için Polonya, Bulgaristan ve Romanya’da kendi istihkâmlarını inşa ediyor. Belarus ve Ukrayna da artan şekilde baskılanıyorlar. Tüm bu adımlar Avrasya’yı kuşatma ve ya enerji tedarikçilerini ya da Çin’e doğru enerji akışını kontrol etme amaçlı askeri stratejinin parçası. Küba ve Venezüella bile artan şekilde tehdit altındalar. Askeri ilmik Washington tarafından küresel olarak sıkılanıyor.

Suudiler tarafından Türkiye’nin yardımıyla, Arap başkentlerinde iktidara gelecek yeni İslamcı partiler oluşturuluyor ve yetiştiriliyor. Bu hükümetler kendi devletlerini bağımlılaştırmak için çalışacaklar. Pentagon, NATO ve İsrail’in, bu hükümetlerden birkaçını yeni savaşları meşrulaştırmak için seçmesi bile mümkün.

Project for a New American Century’nin (PNAC – Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi) asli üyelerinden olan Norman Podhoretz’in 2008’de, İsrail’in diğer komşu ülkelerinin arasında İran, Suriye ve Mısır’a karşı nükleer bir savaş başlattığı bir kıyamet senaryosundan söz ettiğinden de bahsedilmedi. Bu Lübnan ve Ürdün’ü de içerecek. Podhoretz, yayılmacı bir İsrail tanımlıyor ve hatta İsraillilerin Basra Körfezi’nin petrol sahalarını askeri olarak işgal edeceğinden söz ediyor.

2008’de tuhaf gelen şey, Podhoretz’in Center for Strategic and International Studies’in (CSIS – Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi) Tel Aviv’in Başkan Mübarek yönetiminde Kahire’yi yöneten Mısırlı sadık müttefiklerine karşı bir nükleer saldırı başlatacağına ilişkin stratejik analizinden etkilenen iddiasıydı. Eski rejimin yerinde durduğu gerçeğine rağmen, Mübarek artık Kahire’de iktidarda değil. Emirleri halen Mısır ordusu veriyor ancak İslamcılar iktidara gelebilir. Bu, İslam ülkelerinin ABD ve onun birçok NATO müttefiki tarafından şeytanlaştırılmaya devam edilmesi gerçeğine rağmen gerçekleşiyor.

Bilinmez Gelecek: Sırada Ne Var?

ABD, AB ve İsrail, Türk-Arap-İran dünyasındaki ayaklanmaları Libya’ya karşı savaş ve Suriye’deki İslamcı isyanın desteklenmesi dâhil kendi amaçlarına ulaşmak için kullanmaya çalışıyorlar. Suudilerin aynı sıra, Güneybatı Asya ve Kuzey Afrika halkları arasında “fitne” veya bölünme yaymaya çalışıyorlar. Tel Aviv ile Basra Körfezi’nin yönetimdeki Arap aileleri tarafından oluşturulan İsrail ve Basra şeyhliklerinin stratejik ittifakı bu bakımdan kritik önemde.

Mısır’da toplumsal başkaldırı sona ermekten çok uzak ve halk daha da radikalleşecek. Bu Kahire’deki cuntanın ödünler vermesine yol açıyor. Protesto hareketi artık İsrail’in rolünü ve onun askeri cunta ile ilişkisini hedef almaya başlıyor. Tunus’ta da popüler akım radikalleşmeye doğru gidiyor.

Washington ve destekçileri ateşle oynuyorlar. Bu kaos döneminin İran ve Suriye’yi karşılarına almak için mükemmel bir fırsat olduğunu düşünebilirler. Türk-Arap-İran dünyasında kök salan başkaldırının öngörülemez sonuçları olacaktır. Bahreyn ve Yemen halklarının artan devlet destekli şiddet tehditleri altındaki direnişleri, ABD ve Siyonizm karşıtı protesto hareketinin daha birleşik ve açıktan ifadelendirilmesini gösteriyor.

Reklamlar

Ortadoğu’nun Kontrolü için Jeopolitik bir Araç olarak İslam – Mahdi Darius Nazemroaya” üzerine 2 yorum

  1. Bunun çevirisini yapıp kendi blogumda yayınlamayı düşünüyordum. Benden önce davranmışsınız. İyi bir makale ve güzel bir çeviri. Elinize sağlık.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s