İstifalar Türk İslamcıları arasındaki çatlağı ve ülkenin futbol krizini derinleştirdi – James M. Dorsey

Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) üç üst düzey yöneticisi, Türk futbolundaki büyük şike krizi nedeniyle istifa etti. İstifaların Başbakan Erdoğan ile Türkiye’nin güçlü İslamcı hareketi Gülen cemaati arasında derinleşen çatlakla da bağlantılı olduğu görülüyor.

TFF başkanı Mehmet Ali Aydınlar ve başkan yardımcıları Göksel Gümüşdağ ile Lütfü Arıboğan, şike yapmaktan suçlu bulunan futbol takımlarının küme düşürülmesini önleyecek bir kural değişikliği önerisinin reddedildiği federasyon genel kurulundan birkaç gün sonra gerçekleşen istifaları için hiçbir sebep göstermediler.

Başbakan’ın damadı (ve ayrıca skandala karışmış iki oyuncusu bulunan bir kulübün başkanı) olan Gümüşdağ, geçen yıl şike skandalında gözaltına alınan futbol yöneticileri arasındaydı ancak birkaç saatlik sorgulama sonrasında serbest bırakılmıştı.

Kural değişikliği önerisinin reddedilmesi, geçen ay Cumhurbaşkanı Gül’ün rızası olmamasına rağmen meclise şike cezalarını azami 12’den üç yıla indiren (ve reddedilen TFF kural değişikliğine zemin oluşturan) bir yasa önergesi sunan Erdoğan için bir yenilgi anlamına geliyor.

Gül’ün, Fethullah Gülen’le yakın olduğuna inanılıyor. Kendi iradesiyle ülke dışında, Pennsylvania’da yaşayan Gülen, Türkiye’nin başta gelen İslami cemaatinin lideri ve cemaat dünyanın dört bir yanında okullar, işletmeler, büyük Türk medya grupları da dahil medya ve STK’lar işletiyor ve Türkiye’nin polis gücü içersinde belirgin bir egemenliğe sahip olduğuna inanılıyor. Gülen hareketi, Türk diplomasisi ve iş dünyası için yol açıcı vazifesi gören ilişki ağlarıyla, Türkiye’nin Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Sahra altı Afrika’da çekim merkezi olarak yükselmesinde işlev gördü.

Ancak Erdoğan, Gülen’i giderek sadece bir kıymet olarak değil sorumluluk olarak da görmeye başlamıştı. Gülen’in adalet sistemi ve polis içindeki yuvalanması, hareketini eleştirenlerin kendilerini çoğu zaman, Türkiye’nin Kemalist, ultra ulusalcı derin devleti ile ilişkili, anlaşılması güç ve tartışmalı Ergenekon örgütüne dahil olma suçlamasıyla parmaklıklar ardında bulması ile sonuçlanıyor. Ergenekon dalgası, kitlesel askeri tutuklamalara yol açtı ve Türkiye’yi dünyanın en çok tutuklu gazeteci bulunan ülkelerinden biri haline getirdi. Tutuklamalar, uluslararası eleştirilere yol açtı ve Erdoğan’ı kibirli ve otoriter bir şekilde resmetti.

Gülen görünürde sağlık sorunları sebebiyle ama aslında İslami bir rejimi savunduğu iddia edilen bir kayıt dolayısıyla yargılanmaktan kaçmak için 1998’de Türkiye’den ayrıldı. “Adliyede, mülkiyede veya başka bir hayati müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti, bizim garantimizdir. İstikbale yürümek için, sistemin püf noktalarını keşfedin, sistemin püf noktalarını bilmek, keşfetmek, aşmak lazım.  İster mülkiyede çalışan arkadaşlarımız olsun, ister adliyede çalışan arkadaşlarımız olsun herkes için söz konusudur bu. Sivrilmeden, mevcudiyetinizi hissettirmeden çok ilerlere gitme. Böylelikle bu kurumları dönüştürebilir ve İslam adına daha faydalı olabilirler… Ancak, koşulların kendi lehlerine dönmesini beklemelidirler… Erkenden ortaya çıkmamalıdırlar,” diyordu Gülen, kayda alınan konuşmasında.

Gülen, sözlerinin bağlamından koparıldığını iddia ediyor. 2006’da, laik devleti yıkma suçlamasıyla gıyabında yargılandığı davada beraat eden Gülen, Türkiye’ye geri dönmek için hiçbir engeli bulunmamasına rağmen Pennsylvania’da kalmayı tercih etti.

Gül ve destekçileri, şike skandalına ilişkin soruşturmayı, Türkiye’deki büyük temizliğin bir parçası olarak görüyorlar. Şike skandalının organize suçla yakından bağlantılı büyük miktarda para ile ilişkili olduğunu savunuyorlar.

TFF üyelerinin çoğunluğu, küme düşmeyi en az 12 puanın silinmesi ile değiştirecek olan kural değişikliği önerisini, bu değişikliğin ancak şike skandalına ilişkin yasal sürecinden tamamlanmasından sonra yapılabileceği gerekçesiyle, reddettiler. Gülen medyasının hedefinde bulunan cezaevindeki Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım ve kulübü, kulüp mevcut TFF kuralları uyarınca küme düşme tehdidi altında olmasına rağmen, kural değişikliğine muhalefet edenler arasındaydı.

Gülen’i eleştiren gazetecilerin tutuklanması nedeniyle kimliğini açıklamak istemeyen bir Türk blog yazarı TurkeyEmergency’ye göre; “Fenerbahçe bunu bir onur meselesi olarak gördü ve ret oyu verdi. Kulüp masum olduğuna ve mahkeme sürecinin bunu ortaya çıkaracağına inanıyor. Küme düşmek ve UEFA’nın Şampiyonlar Ligi’nde olmayacaklarını söylemesi sorun değil. ‘Bu kararla bizi zaten suçlu ilan ettiniz, o zaman neden küme düşürmeyi bekliyorsunuz ki?’ diyorlar.”

Erdoğan ve Gülen’in futbol üzerinden yürüyen mücadelesi, Yıldırım ve 92 futbol kulübü yöneticisi, koçu ve oyuncusu ile Beşiktaş ve Trabzonspor gibi Avrupa Ligi üyelerini de içeren sekiz takımı ilgilendiren şike davasının 14 Şubat’ta yapılacak olan duruşması üzerine patlak verdi. Skandalın 19 maçı etkilediğini düşünülüyor. Bunların arasında geçen sezon Fenerbahçe’nin Sivasspor’u 4-3 yendiği ve kulübün lig şampiyonluğunu kucakladığı maç da var. Şampiyonlar Ligi, şike skandalı sebebiyle Fenerbahçe’nin müsabakalara katılmasını yasakladı.

TFF, yönetim kurulu üyesi Hüsnü Güreli’nin federasyonun 27 Şubat’taki yeni başkanlık seçimine kadar bu görevi vekaleten yürüteceğini açıkladı.

Aydınlar, istifasının nedenine dair, “Güven ortamının bulunmadığı, birçok kişi ve kurumun çıkarları nedeniyle etik dışı davranmayı mubah saydığı bir ortama daha fazla tahammül etme imkanım ortadan kalkmıştır. Gelinen nokta; hayata bakışım, iş yapış biçimim, etik anlayışım ve dünya görüşümle tezat bir görüntü oluşturdu ve böyle bir sürecin içerisinde yer almayarak bazı şeylere dikkat çekebilmenin çok daha önemli olacağı kararına vardım,” açıklamasını yaptı.

TurkeyEmergency, Yıldırım’ın yazdığı bir mektupta “Erdoğan’la hiçbir sorunum yok, Erdoğan’la arama kimse giremez,” dediğini aktarıyor. Bu sözleri ile Gülen’e atıfta bulunuyor gibi görünüyor. Fanatik gazetesi Yıldırım’ın Çarşamba günü yaptığı bir söyleşide, üç kez “Fenerbahçe Atatürk’ün takımıdır ve öyle kalacaktır” dediğini aktarıyor. Yıldırım görünen o ki, yaygın şekilde, Osmanlı’nın küllerinden modern Türkiye’yi yaratan Atatürk’e karşı olarak değerlendirilen Gülen’i, Fenerbahçe’yi kontrol etmek için kendisini ortadan kaldırmak istemekle suçluyor.

Erdoğan ile Gülen arasındaki futbol mücadelesi bir zamanlar ikisi arasındaki yakın ilişkinin soğumaya başladığı olaylar dizisinin en sonuncusu. Gülen, Erdoğan’ı İsrail’in Gazze Şeridi’ne ambargosunu delmeye çalışan bir Türk yardım gemisi olan Mavi Marmara olayında (2010) dokuz Türk vatandaşını öldüren İsrail’e karşı takındığı sert tutum dolayısıyla da eleştirmişti.

Gülen, Başbakan’ı, askeri sivil denetim altına almayı başarmış olmasına, aralarında generallerin de bulunduğu yüzlerce subay darbe iddialarıyla tutuklanmış olmasına rağmen, Türkiye’nin laik silahlı kuvvetlerine karşı fazla yumuşak davranmakla da eleştirmişti. Gülen’in Erdoğan’ın 2015’te başbakanlığı bırakması ve Cumhurbaşkanı olması ardından yerini Gül’ün almasını istediğine inanılıyor.

The Turbulent World of Middle East Soccer

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s