Kemer Sıkma Zamanlarında bir Umut Işığı Blockupy Frankfurt – JOHN HOLLOWAY

Bugün dünya her zamankinden çok aynı anda iki yöne bakıyor. Hangi yöne döneceği, büyük ölçüde önümüzdeki günlerde yapılacağı duyurulan protestolara bağlı: 16 – 19 Mayıs arasındaki Blockupy Frankfurt ve bunu izleyecek tüm yaratıcı öfke patlamaları.

Bir yüz karanlık, bunaltıcı bir dünyaya bakıyor. Kapıları kapanan bir dünyaya. Yaşamların, fırsatların, umutların yüzüne kapanışına. Kemer sıkma zamanlarındayız. Gerçeklerle yaşamayı öğrenmeniz gerekiyor. Ayakta kalmak için itaat etmeli, hayallerinizi bir yana bırakmalısınız. Dilediğinizi yaparak yaşamayı unutun. Sadece iş bulabilseniz bile şanslı sayılırsınız. Belki eğitim alabilirsiniz, ancak sadece ailenizin parası varsa. Ve alsanız bile, eleştirel bir eğitim görebileceğinizi düşünmeyin. Eleştirellik üniversitelerden çoktan uçtu gitti. Dünyanın kendi yoluna gideceğini hepimiz biliyorken eleştirmenin anlamı ne? Hiç alternatif yok, sadece paranın kanunlarının gerçekliği var, bu yüzden hayallerinizi unutun. Bulabildiğiniz en berbat işte bile deli gibi çalışın, yoksa çöpten bulduğunuz yemeklere talim edersiniz. Çünkü artık sizi koruyacak bir sosyal devlet olmayacak. Yunanistan’a bakın ve dersinizi alın.

Bu çaresizlik dersini, 4 Nisan’da Atina’nın Sintagma Meydanı’nda intihar eden Dimitris Christoulas çok iyi öğrenmişti. Emekli aylığı Avrupa hükümetlerinin dayattığı kemer sıkma önlemleri yüzünden kuşa dönen 77 yaşındaki bir emekli eczacıydı. İntihar mektubunda şöyle diyordu: “Yemek için çöp karıştırmaya başlamadan önce onurlu bir şekilde yaşamıma son vermekten başka çözüm yolu bulamıyorum.”

İşte kemer sıkmanın anlamı bu. Avrupa ve dünya hükümetlerinin halklara empoze etmeye çalıştıkları şey bu – isterse Alman hükümeti gibi görünürde muktedir konumlardan konuşsunlar, isterse Yunanistan’ın Lucas Papademos’u veya İtalya’nın Mario Monti’si gibi uluslararası banka sisteminin basit memurları olsunlar, tüm hükümetler paranın hizmetinde. Kemer sıkma önlemleri sadece yoksulluk dayatmakla kalmıyor, umudun kanadını da kırıyor.

Dünya bu yönde ilerliyor, ancak olan sadece bu mu? Christoulas’ın ölümü iki yöne bakıyor: Çaresizlik ancak çaresizliğin reddi de aynı zamanda. Mektubunda diyor ki: “Hiçbir geleceği olmayan genç insanların bir gün ellerine silah alıp bu ülkeye ihanet edenleri Sintagma Meydanı’nda baş aşağı sallandıracağına inanıyorum. Tıpkı 1945’te İtalyanların Mussolini’ye yaptıkları gibi.” Çaresizliğin en derinlerinden umut ışığı yükseliyor.

Bu umudun temeli basit bir “hayır”: Hayır! Kemer sıkma önlemlerinizi kabul etmeyeceğiz. Hayır, yaşadığımız bu dünyanın akla sığmaz eşitsizliklerini kabul etmeyeceğiz; hayır, bizi kendi yıkımımıza doğru savuran bir toplumu kabul etmeyeceğiz. Ve hayır, alternatif politikalar önermeyeceğiz. Sizin sorunlarınızı biz çözmek istemiyoruz çünkü kapitalizmin geleceği insanlığın ölümü demektir. Sermaye bu krizi çözse bile, sırada bir sonraki bekliyor ve çok daha yıkıcı olacak. Size, politikacı-bankerlere itaat etmeyeceğiz, çünkü siz ölü geçmişsiniz ve biz gelecek olasılığıyız.

Umudumuz şu: Biz olası tek geleceğiz. Ancak olası geleceğimiz bir ihtimalden fazlası değil. Gerçekleşmesi dünyayı bizim döndürmemize bağlı. Dünyayı nasıl döndüreceğiz? Christoulas eline silahı alıp politikacıları direklerden sallandıran genç insanlardan söz ediyor. Dünyanın politikacıları bunun sadece fantezi olmadığını biliyor: İşte bu yüzden Yunanistan’da sokağa çıkmaya çekiniyorlar, işte bu yüzden dünyanın her yerinde polise daha da fazla silah ve yetki veriyorlar. Yine de dünyayı döndürebilmemizin ve yeni bir şey yaratmamızın yolu silahtan geçmiyor. Silah onların gücü, bizim değil. Bizim silahımız itirazımızın, bastırılmış yaratıcılığımızın, haksızlığa uğramışlığımızın öfkesi.

Ama bir alternatif ile desteklenmedikçe itirazımızın çok az anlamı var. Reddetmek ve yaratmak gerek. Bizim eski dünyaya “hayır”ımız, burada ve şimdi yeni bir dünya yaratmazsak tutmaz. Temsili demokrasi başarısızlığa uğradı ve biz kendi meydanlarımızda, toplantılarımızda, sokaklarımızda gerçek bir demokrasi inşa ettik. Sermaye yaşamın temellerini sağlamayı başaramıyor ve biz kendi dayanışma ağlarımızı ördük. Para yakıp yıkıyor ve biz “hayır, başka bir mantık ve başka bir araya gelme yolları yaratmalıyız” diyoruz, bu yüzden “elektriksiz ev kalmasın” diyoruz ve kesinti yapıldığında elektriğin yeniden bağlanmasını organize ediyoruz. Haciz memurları evlerimizi elimizden almaya geliyorlar ve biz onları durdurmak için kitlesel eylemler düzenliyoruz. İnsanlar aç ve biz komün bahçeleri oluşturuyoruz. Kar hırsı insanı ve doğayı katlediyor ve biz yeni ilişkiler, yeni yöntemler yaratıyoruz.

Bunların tümü yetersiz, tümü deneysel ama gideceğimiz yol bu yol, doğmakta olan karşılıklı anlayışa dayalı yeni dünya bu. Belki de dünyayı tümden değiştiremeyiz, ama yaratabiliriz ve şimdi ve burada yaratıyoruz, sistemde çatlaklar yaratıyoruz ve bu çatlaklar büyüyecek ve yayılacak ve katlanacak ve bir araya gelecek. Bunu durdurabiliriz ve durduracağız, dünyayı biz döndüreceğiz.

guardian.co.uk, 14 Mayıs 2012, Pazartesi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s