BM’nin Filistin’i tanıma oylaması ırkçı statükoyu meşrulaştırıyor – Joseph Massad

BM’nin kırpılmış Filistin devletini 1947 taksim planının yıldönümünde tanıması acı bir ironi

RAMALLAH ABBAS

Filistin Otoritesi başkanı Mahmut Abbas Ramallah’ta. “Bu tanıma, Filistin devletini, taksim planınca verilen tarihsel Filistin’in coğrafi olarak %43’ünden %18’den azına küçültmüştür.”

29 Kasım 1947’de, BM genel kurulu Filistin’i yerel Filistinliler ile ezici kısmı Avrupa’dan gelen Yahudi koloniciler arasında taksim etmeyi oyladı. Taksim planı kolonicilere (nüfusun üçte biri) toprakların %57’sini veriyordu. Yerel halka ise (nüfusun üçte ikisi) %43’ünü. 30 Kasım’da, koloniciler Filistin’in askeri işgaline giriştiler ve yüz binlerce Filistinliyi sürgün ettiler. 14 Mayıs 1948’de kendi devletlerini ilan ettiler. “İsrail Devletinin Kuruluş Deklarasyonunun” 37 imzacısından yalnızca biri Filistin’de doğmuş olan Moroccan Behor Chetrit idi. Filistinliler, topraklarını ellerinden alan planı reddettiler. Arap orduları sürgünleri durdurmak için müdahale etti ancak başarısız oldular ve yüz binlerce Filistinli daha sürgün edildi. Koloniciler, taksim planı tarafından kendilerine ayrılan topraklara ek olarak Filistinlilere ayrılan toprakların da yarısını işgal ettiler.

Taksim planı, Yahudi devletinin %47’sinden çoğunun Arap; Arap devletinin ise %1’inden azının Yahudi nüfusu olacağını öngörüyordu. Plan iki devletin kendi azınlıklarına karşı sürgün veya ayrımcılık yapamayacağının altını çiziyordu. BM için “Yahudi devleti”, Yahudi olmayanlara karşı ayrımcılık uygulamaksızın Yahudi milliyetçiliğini savunan bir devlet anlamına geliyordu ve Yahudi ve Arap devletleri tanımlaması, Yahudi kolonicilerin derhal uygulamaya giriştiği etnik temizliğe izin vermiyordu. O zamandan beri, koloniciler ve sonraki kuşaklar, onlar için “Yahudi devletinin”, Yahudi olmayanlara, örneğin etnik temizlik yoluyla yasal ve politik olarak ayrımcılık yapma yetkisine sahip olduğunda ısrar ettiler.

BM, İsrail’in reddettiği, mültecilerin anavatanlarına geri dönüş hakkını ve kayıpların telafi edilmesini onayladı. İsrail’in Filistin’in geri kalan %22’sini 1967’de işgal etmesi ve işgal edilen topraklarda daha fazla koloni kurması ardından, İsrail’in uluslararası hukuku ihlallerini kınayan daha fazla karar çıkardı.

1974’te BM, Filistin Kurtuluş Örgütü’nü Filistinlilerin tek meşru temsilcisi olarak tanıdı ve o zamandan bu yana, 1948’den beri İsrail’i yasadışı eylemlerini geri almaya çağıran kararlarına bağlılığını yinelemeye devam etti.

1993 Oslo Anlaşması ardından, FKÖ marjinalleştirildi ve Filistin Otoritesi (FO) Batı Şeria ile Gazzeli Filistinlilerin temsilcisi olarak tanındı (FO seçimlerinde oy kullanmalarına rağmen Doğu Kudüslülerin değil). FO, 2007’den bu yana Gazzeli Filistinlileri temsil etmiyor (artık Hamas temsil ediyor). Yeni FO projesi, Batı Şeria’daki kırpılmış bir bölgede egemenliğe sahip olmayan mini bir devletin kurulması haline geldi. Bu proje, İsrail’in Batı Şeria’da (ve doğu Kudüs’te) süregiden kolonileşmesi nedeniyle sıkıntıya girdi. Müzakereler kesildi ve FO’ni meşruiyetten ve mevcudiyetinin nihai amacından yoksun bıraktı.

Dün, genel kurul Filistin’i gözlemci statüsünde devlet olarak kabul etmeyi oyladı. Aksi yöndeki güvencelere rağmen, yeni devletin FKÖ’nün BM’deki statüsünün altını oyması muhtemel. FKÖ tüm Filistinlileri temsil ederken, FO yalnızca Batı Şerialıları temsil ediyor. Bu tanıma, Filistin devletini, taksim planının verdiği tarihsel Filistin’in coğrafi olarak %43’ünden %18’inden azına küçülttü (ilhakları, yerleşimleri, askeri bölgeleri vb. kattığımızda muhtemelen %10). Dolayısıyla Filistinlileri 12 milyon insandan, %40’ı mülteci olan 2,4 milyon Batı Şerialıya düşürdü.

Oylama esasen, 1947 taksim planında, BM’nin  Yahudi kolonicilere ve yeni kuşaklarına artık Filistin’in %80-90’ını vermesini sağlayan ve geri kalanı yerli halka bırakan bir güncelleme ve mültecilerin geri dönüş hakkının ortadan kaldırılması riskini barındırıyor.

FO’nin sözcüsü olduğunu iddia ettiği Batı Şeria’daki küçük bir yerel azınlık (1,3 milyon kişi kadar), işgal altındaki bir devlet olarak BM statüsü elde edecek, öte yandan Batı Şeria’daki Filistinli mülteciler ise (1 milyon kişi), bir altı milyonluk daha mülteci ile birlikte, geri dönüş haklarını yitirme tehlikesiyle yüz yüze.

Küçültülmüş bir Filistin devletini tanıyan oylama, BM’nin Yahudi olmayanlara karşı ayrımcılık veya etnik temizlik yapma hakkı olmayan bir “Yahudi devleti” anlayışını etkili bir şekilde terk etmiş bulunuyor. Yeni düzenleme, bir “Yahudi devletinin” ne demek olduğuna dair İsrail anlayışının (esasen, gerçekte var olan, İsrail tarafından uygulanan yasal ayrımcılık ve etnik temizlik) bu uluslararası forum tarafından kabul edilebilir olduğunu bahşediyor. Bunun 29 Kasım’da, taksim planının tarihinde gerçekleşmesi, bu tarihi, İsrail’in sömürgeci yasalarına maruz kalmaya devam eden Filistinlilerin süregiden yenilgilerinden biri olarak pekiştiriyor ve BM’nin, Filistinlilerin yasadışı şekilde yerlerinden yurtlarından edilmeme ve ırkçılığa maruz kalmama hakkını inkar etmesi suçunun bir tekrarını teşkil ediyor. Ancak çoğunluğu FO tarafından temsil edilmeyen Filistinliler, bu yeni taksim planına, bundan öncekine aldırdıklarından fazla aldırmayacaklar ve İsrail sömürgeciliğine sona erene kadar ve İsrail, milliyetleri, dinleri ve etnik kökenleri ne olursa olsun, tüm vatandaşlarının eşit haklara sahip olduğu bir devlet haline gelinceye kadar direnmeye devam edecekler.

guardian.co.uk

30 Kasım 2012

Reklamlar

BM’nin Filistin’i tanıma oylaması ırkçı statükoyu meşrulaştırıyor – Joseph Massad” üzerine bir yorum

  1. Cengiz Çandar – Radikal

    29 Kasım tarihinin bir özelliği var. 29 Kasım 1947’de BM Genel Kurulu, 181 sayılı kararında ‘Filistin’in taksimi’ni öngörmüştü. Buna göre, Filistin topraklarının yüzde 56,47’si bir ‘Yahudi devleti’ kurulmak üzere Siyonistlere, yüzde 42,88’i ise bir ‘Arap devleti’ kurulmak üzere Araplara ayrılmıştı. Yüzde 0,65’lik bir oran, Kudüs’ü içine alan bir uluslararası bölge olacaktı.

    Yahudi devleti için öngörülen alanda 498 bin Yahudi, 407 bin Arap yaşıyordu. Araplara azınlık statüsü verilmişti. Arap devleti için öngörülen alanda ise 725 bine karşı 10 bin Yahudi vardı. Kudüs’te ise 100 bin Yahudi, 105 bin Arap.

    Siyonistler, BM’nin Filistin’i Taksim Planı’nı kabul ettiler. Araplar reddetti ve savaş çıktı. Savaş sonunda İsrail Devleti ilan edildi. Bir Yahudi devleti için öngörülen alandan hayli büyük bir alanda. Araplar (yani Filistinliler), Batı Şeria ile Gazze’de kalmışlardı. Toplam Filistin toprağının yüzde 22’sinde.

    Şimdi Batı Şeria, Abu Mazen yönetiminde, Gazze Hamas’ın. Ortada sınırları belli bir Filistin devleti yok. 29 Kasım 2012 BM Genel Kurul oylaması, 29 Kasım 1947’yi tarihten silip, onun yerini almıyor.

    Hem, 24 Kasım 1988 gecesi, Cezayir’de yapılan Filistin Ulusal Konseyi (FKÖ’nün parlamentosu) toplantısında, Yasir Arafat, ‘Sürgünde Filistin Devleti’ni ilan etmişti. Ben de salondaydım. Marşlar çalınmış, gözyaşları arasında herkes birbirine sarılmıştı. Birkaç dakika içinde, Tunus, Cezayir ve Fas, yeni devleti tanımıştı. Hatta, ertesi gün, Türkiye, Sürgünde Filistin Devleti’ni tanıyan 4. ülke olmuş, Ankara’daki FKÖ Temsilciliği, büyükelçilik düzeyine yükseltilmiş, epey bir tartışma kopmuştu.

    ‘Filistin Devleti’nin ‘doğum sertifikası’, bundan 24 yıl önce Cezayir’de çıkartılmamış mıydı? O neydi, bu ne?
    İşin doğrusu, devletler, ‘sahada fiilen kurulmadan’, bu tür kararlarla ‘doğum sertifikası’ alınmış olmuyor ne yazık ki.

    ‘Mabruk’, mabruk olmasına da ‘Filistin Devleti kuruldu’ diye kendimizi aldatmayalım.

    Henüz kurulmadı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s