İkinci Düzenlemenin Asıl ve Irkçı Kökenleri – Bruce A. Dixon

ABD anayasasının ikinci düzenlemesi olan “düzenli milis gücünden” kasıt, köle devriyeleri, toprak hırsızları ve yerli katilleridir. Bunların tümü, düzenlemenin dilinin de belirttiği gibi, çalınmış toprak üzerinden çalınmış işgücü ile inşa edilen “özgür bir eyaletin güvenliği” için gereklidir. Bu tarih bilinmeksizin, silah denetimi ile ilgili samimi bir tartışma yürütülemez.

Köle devriyeleri

ABD Anayasası neden “silah bulundurma ve taşıma” hakkını güvenceye alır? Ve neden oy verme, eğitimde eşitlik, sağlık hizmeti, temiz bir çevre veya iş hakkını güvenceye almaz? ABD’nin kuruluş yıllarının başında, vatandaşların silah sahibi olması neden bu kadar önemlidir? Ve İkinci Düzenleme’nin ırkçı kökenlerini bilmeksizin, silah denetimi konusunda samimi bir tartışma yürütmek mümkün müdür?

Hukuk uzmanları arasında ve mevcut Anayasa Mahkemesindeki hâkim eğilim, Anayasanın yazarlarının özgün niyeti ile bağlı olduğumuz şeklindedir. Anayasanın ikinci düzenlemesi ise şunu söylüyor:

“Düzenli bir milis gücü, özgür bir eyaletin güvenliği için gereklidir, halkın silah bulundurma ve taşıma hakkı çiğnenmemelidir.”

Yazarların, her beyaz özgür adam için yeni ülkelerinde silah taşıma hakkını güvenceye almayı amaçladığı aşikâr. 230 yıldan sonra artık aşikâr olmayan şey, “Neden?” sorusu. Tarihçi Edmund Mongan’ın, klasik eseri American Slavery, American Freedom, the Ordeal of Colonial Virginia’da (Amerikan Köleliği, Amerikan Özgürlüğü, Kolonyal Virginia’nın Çilesi) buna verdiği yanıt, ulusumuzun tarihsel ve bugünkü politikasına ve kendini nasıl gördüğüne dair çok aydınlatıcı.

Koloni dönemi Amerika’sı ve ilk yıllarındaki ABD, eşitsizliklerle doluydu. Ulaşımı kolay tüm iyi, temizlenmiş ve düzeltilmiş tarımsal araziler bir avuç çok zengin beyaz adama aitti. Pek çok yoksul beyaz, sözleşmeli hizmetli olarak satın alınıyordu. Ancak zorunlu çalışma dönemlerini bitirince, kasaba ve şehirlerde topraksız ve işsiz şekilde serbestçe dolaşmalarına izin verilmesi, toplumsal düzen açısından tehlikeliydi. Bu yüzden bunlar, silah ve kredi verilerek, ateşli silahları çok az olan veya hiç olmayan yerli Amerikalıların meyve bahçelerini, çiftliklerini ve av sahalarını gasp ederek kendi servetlerini yapmak üzere ülkenin iç kısımlarına gönderildiler. Yasalar yerlileri soyan, öldüren veya onlara tecavüz eden beyaz adamları elbette cezalandırmıyordu. Koloni valileri ve yerel ABD görevlileri düzenli aralıklarla özgür silahlı beyaz adamları milis gücü olarak toplar ve onları, sınır bölgelerini yerleşimciler ve toprak spekülatörleri için daha güvenli hale getirmek amacıyla kanlı baskınlara yollarlardı.

Kölelik, New England, New York ve orta Atlantik bölgesinde 1800’lere dek yasaldı. Özgür siyahlar ile yerlilerin seyahat etmesi, bundan onlarca yıl sonra da katı şekilde sınırlandırılmaya devam etti. Koloni dönemi ve başlangıç yıllarındaki Amerikan milis gücü, kölelerin kaçmasını veya kaçanlara yardım etmesini engellemek ve özgür siyahların isyan örgütlemesinin veya izinsiz seyahat etmesinin önüne geçmek için, tüm beyaz olmayanların geçişini denetlemek amacıyla yollarda devriye gezerdi.

O zaman tarihsel olarak, Kurucu Babaların “düzenli milis gücünün” esas faaliyeti, yerli öldürmek, toprak gasp etmek, köle devriyeliği ve yerel ırk ayrımının tatbiki idi. Ki bunların tümü, Anayasal dilin açıkça belirttiği üzere, “özgür bir eyaletin güvenliği için gerekliydi.” Temelleri yerli Amerikalıların soykırıma uğratılması ve Afrikalıların köleleştirilmesi üzerine atılmış özgür bir eyaletin.

Amerikan “silah kültürü” olarak bilinen şey, esasen beyaz adamların siyahlara ve yerlilere karşı silahlanmasının Anayasal olarak onaylanmasıdır ve bu kültürün, köleliğin sona ermesi ve hudutların kaldırılmasından çok sonra bile neden kırsal bölgelerde ve küçük kasabalarda yaşayan beyazlar arasında en köklü şekilde yaygınlığını sürdürdüğünü de açıkça göstermektedir. Yerli Amerikalıların soykırımının başarıya ulaşması ve köleliğin sona ermesi ile, Amerika’nın silah kültürü kendine yeni bir elbise bulmuştur: tiranlık, işgal veya suç karşısında özgürlüğün son mevzisi gibi göstermek suretiyle, İkinci Düzenleme’yi vatandaşların silahlanması olarak yorumlayan, meşruiyeti kendinden menkul bir mitoloji. İkinci Düzenleme’ye dair bu sahte tarihi sahiplenmek, bizi, çalınmış topraklar üzerinden çalınmış işgücü ile inşa edilmiş bir ulus değil, adil ve eşitlikçi ilkeler üzerine kurulmuş bir ulus olduğumuza inanmaya teşvik ederek, hukuk uzmanlarını ve kamuoyu tartışmalarını bilinçli bir cehaletin bulutları içinde çarpıtıyor.

Belki, tüm o nahoş soykırım ve ırkçılık meselesini sonunda unuttuğumuzu söyleme şeklimiz bu. Belki de tüm bunları tarihten basitçe silmeyi tercih etmişizdir.

Black Agenda Report

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s