Suriye’de çanlar kimin için çalıyor? – Pepe Escobar

s_a01_88683002

 

2012’nin en büyük jeopolitik trajedisi 2013’te de yerini korumaya mahkûm: Suriye’nin mahvı.

Suriye trajedisinde, İspanya İç Savaşı’nda faşizme karşı Cumhuriyetçilerle birlikte savaşan Uluslararası Tugay yok. Suriye iç savaşındaki uluslararası tugaylar daha çok, kafa kesen, bombalı araçlarla saldırı düzenleyen tipte paralı askerler ve Selefi cihadistler.

Nusra Cephesi, Washington tarafından “terör örgütü” ilan edildi. Suriyeli Müslüman Kardeşler (MK) temsilcisi Muhammed Faruk Tayfur, bu kararın “çok acele” alındığını, yeni Suriye muhalefet lideri Ahmed Muaz el Katip ise, “yeniden gözden geçirilmesi” gerektiğini söyledi. Neredeyse tüm “isyancı” birlikler, Nusra fanatikleri için ebedi aşklarını ilan ettiler. Bir de Washington-Doha ortak prodüksiyonu yepyeni Ulusal Koalisyon var. Ulusal Koalisyon için önemli olan tek şey, daha fazla ölümcül silah. Ve onlar da Nusra’yı seviyor, Washington sevmese bile.

Katar, “özgürleştirilen” Libya’ya tonlarca silah gönderdi. Ancak Bingazi’deki geri tepme sonrasında Pentagon ve Dışişleri, Suriyeli isyancıları silahlandırmanın daha fazla geri tepmeye yol açabileceğinin farkına vardılar. Bu yüzden Suriye’ye tonlarca silah nakletme işini Katar sürdürecek. ABD ise “arkadan iş çevirmeye” devam edecek.

Mezhep çatışması egemen oluyor

Sünni Şeyh ve El Cezire yıldızı Yusuf el Karadavi her gün, ister asker ister sivil olsun, eğer Alevi veya Şii iseler, milyonlarca Suriyelinin öldürülmesini meşrulaştıran fetvalar veriyor. Katar’ın liderliğinde ve cüzdanı büyük Suudilerle her cinsten aşırılıkçı İslamcının takipçiliğinde, mezhep çatışması egemen oluyor. Gündem: Şiilere, Alevilere, laiklere ve hatta ılımlılara karşı savaş. Sadece Suriye’de de değil, tüm Ortadoğu’da.

Suriye ordusunun yeni stratejisi, askerlerin kırsal bölgelerden çekilerek şehir ve kasabalara yoğunlaştırılması. NATOKİB kulübünün stratejisi aşağı yukarı aynı kalacak: Suriye ordusunun açmaza alınması, demoralize edilmesi ve olası bir NATO müdahalesine zemin hazırlamak (kapsamlı psikolojik operasyonun parçası olarak kimyasal silah yalanı ve durmak bilmeksizin “insani felaket”ten dem vurmak).

Suriye ordusu, ağır silahlara sahip olabilir, ancak iş NATOKİB kulübünce baştan ayağa eğitilmiş ve silahlandırılmış paralı askerler ve Selefi-cihadistler tsunamisi ile yüzleşmeye geldiğinde, bu, Lübnan iç savaşı tarzında, yıllarca sürebilir. Bu da bizi aslında bir sonraki “en iyi” seçeneğe götürüyor: Suriye devletinin binlerce, hatta milyonlarca kesikten ölmesi.

Kesin olan şey şu, Suriye’ye karşı “istekliler koalisyonu” oyunda son ele ulaşıldığında işi bitirme konusunda hiç sorun yaşamayacak. Washington, MK tarafından yönetilen bir Esad sonrası rejime oynuyor. Kuşlu yok ki Ürdün’deki Kral Playstation’ın ödü kopuyordur; MK’nın Ürdün’de de iktidarı isteyeceğini ve onu sürgüne göndereceğini biliyor. Özerklik veya nihai bağımsızlık yolundaki Suriye Kürdistan’ı da hâlihazırda Ankara’nın uykularını kaçırıyor.

Patriota karşı İskender

Bir de karmaşık Türkiye-İran ilişkileri meselesi var. Tahran NATO füze savunma sistemi konusunda Ankara’yı açık ve sert şekilde uyarmış durumda.

Türkiye’yi “Suriye’den kaynaklı olası tehditlerden korumak” üzere iki Patriot füze bataryasını çalıştıracak olan 400 ABD askeri Türkiye’ye konuşlandırılıyor. Ama bunun Türkiye ile hiçbir ilgisi yok; tamamen Suriye’deki Rus ordusu ile ilgili. Moskova Şam’a yalnızca İskender füzeleri değil, aynı zamanda Suriye’de bir uçuşa yasak bölge ilanı halinde Pentagon’un kâbusu olan, karadan havaya, çok hedefli savunma sistemi Pechora 2M de verdi.

Patriot – İskender karşılaşmasına hoş geldiniz. Ve ateş hattının ortasında, NATO’nun mastır planında dımdızlak açıkta kalan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı – Avrupalılarla ilişkilerde derin bir aşağılık kompleksinden mustarip olan büyük bir egomanyağı – buluyoruz.

Türkiye’nin Aşil topuğu (Kürtlerden başka), Doğu ile Batı arasındaki enerji nakil hatlarının geçiş noktası olma rolü. Sorun Türkiye’nin enerji konusunda hem İran hem de Rusya’ya bağımlı olması; pek de akıllıca olmayan şekilde, karman çorman Suriye politikası ile ikisiyle de anlaşmazlığa düştü.

Tüm duyduğum keder ve kıyamet

Bu trajediyi nasıl çözmeli? Kimse Suriye Başkan Yardımcısı Faruk el Şara’yı dinliyor görünmüyor. Lübnan’ın El Ahbar gazetesine verdiği röportajda, “Suriye’yi, tarihini, medeniyetini ve halkını yıkıma uğratmak için süregiden mevcut kampanyayı…” vurguluyor. “Her geçen günle beraber, askeri ve siyasi olarak çözümden daha da uzaklaşıyoruz. Suriye’nin varlığını savunma konumunda olmalıyız” diyor.

“Çözümün ne olabileceğine ilişkin net yanıtı” yok. Ama bir yol haritası var:

Somut bir Suriye temeli yoksa hiçbir çözüm olamaz. Çözüm Suriyeli olmak zorunda, bölgedeki ana ülkeleri ve BM Güvenlik Konseyi üyelerini de içerecek, tarihsel bir çözüm. Bu çözüm her türlü şiddetin durdurulmasını ve geniş yetkilere sahip bir ulusal birlik hükümetinin oluşturulmasını içermeli. Buna, halkın yaşamı ve meşru talepleri ile ilgili hassas konuların çözüme kavuşturulması da eşlik etmeli.

ABD, İngiltere, Fransa, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ın tümü birden kendi farklı emellerine sahip olsa da, NATOKİB bileşenlerinin istedikleri bu değil. NATOKİB savaşının (hâlihazırda başarmış olduğu) tek bir amacı var. 2003’te Irak’ta olana çok benzer bir şey; kırılgan Suriye toplumsal dokusunu paramparça etmek.

Felaket kapitalizmi iş başında. 1. Aşama: Uysal, Batı yanlısı, turbo kapitalist bir hükümet başa geçirilir geçirilmez, Suriye’nin çok kar getirecek “yeniden inşası” için zemin çoktan hazırlanmış durumda.

Yine de buna paralel olarak, geri tepme de kendi gizemli yollarından ilerliyor; ilk başta demokrasi yanlısı bir hareket fikrini desteklemiş olan milyonlarca Suriyeli (Şam’daki iş dünyasından Halep’teki tüccarlara dek) artık Nusra cinsi “isyancılar” tarafından yükseltilen korkunç etik-dinsel temizliğe karşı bir tepki olarak, hükümetin destek tabanını büyütüyor.

Bir yanda NATOKİB, diğer yanda İran ve Rusya ile çapraz ateş altında kalan sıradan Suriyelilerin gidebileceği hiçbir yer yok. NATOKİB, ABD yanlısı emirliklerden MK tarafından yönetilen ABD yanlısı bir “demokrasiye” kadar, istediğini elde etmek için engel tanımayacak. Suriye’de çanların kimin için çaldığını görmek zor değil; kıyamet, keder, ölüm ve yıkım için çalıyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s