‘Teröre karşı savaş’ ayartıcı bir savunma ama iş o kadar basit değil – PATRICK COCKBURN

Görsel

20 Ocak 2013, Pazar

Mali’ye Fransız askeri müdahalesinin bölgenin diğer kısımlarında patlayıcı sonuçları olacağı daima bir olasılıktı. Buna rağmen, İslami Mağrip’teki el Kaide’den (AQIM) ayrılan bir grubun Cezayir’in güneydoğusundaki Amenas’taki bir doğalgaz tesisinde rehine eylemi yaparak bu derece hızla tepki verebilmiş olması şaşırtıcı.

Cihadist misillemenin hızı, iki olayın birbiri ile bağlantılı olduğuna dair şüphelere yol açtı ancak ihtimal o ki Mali’deki Fransız eylemi bu hedefe yönelik önceden planlanmış bir saldırıya hız kazandırdı. Bu tipik bir El Kaide operasyonu, 11 Eylül tarzında, aşırı ölçüde şiddet içeren bir intihar eylemiyle dünyanın maksimum dikkatini çekmeye odaklanmış.

Yabancı liderler, Fransa’nın rehine alma eyleminin faillerini dünyanın öteki ucuna dek kovalama yönündeki tepkisini desteklemekte gecikmediler. Bu tam da El Kaide’nin provoke etmeyi amaçladığı türde bir tepki. Bu sayede küçük bir grup silahlı adam, dünyanın geri kalanı için tehdit olarak sunuluyor. Eleman ve para akışı kazanacaklar.

Yerel anlaşmazlıklar-bu durumda Mali’nin kuzeyindeki Tuareg ile başkent Bamako’daki hükümet arasında-uluslararasılaşacak. Yabancı askeri müdahale, kısa vadede düzeni sağlayabilir ve hatta yerel nüfusun desteğini de alabilir. Ancak büyük bir gücün varlığı istikrarı bozucu olabilir.

Bu, ABD’nin Irak ve Afganistan’ın kontrolünü almasından çıkarılan birçok sonuçtan biri. Birçok Iraklı ve Afgan, önceki rejimin yıkılışını görmekten memnundu. Iraklılar, Saddam Hüseyin iktidarına son vermek istiyorlardı ancak bu yabancı işgalini hoş görecekleri anlamına gelmiyordu. Benzer şekilde, Afganistan’da, yabancı güçler başta popülerdi ve Taliban gözden düşmüştü. Ancak her iki durumda da yabancı güçler kısa sürede sömürgeci işgalciler gibi davrandılar ve bu şekilde algılandılar.

Mali’de de bu mu olacak? 14,5 milyon nüfusun çoğunun yaşadığı güney Mali’de AQIM, Ensar el Din ve Batı Afrika Teklik ve Cihad Hareketi’nin cihadist savaşçılarından korkulup nefret edildiğine dair epeyce kanıt var. Şeriat empoze ettikleri kuzeyde de pek popüler değiller.

Amerikalılar, eğer hızla çıkmış olsaydılar Irak ve Afganistan’daki askeri müdahaleleri yanlarına kalabilirdi. Aynısı Mali’de Fransızlar için de geçerli. Onlar için tehlike, çok uzun kalacak, etnik çatışmalara karışacak ve işlevsiz ve yolsuz bir Mali hükümetini iktidarda tutacak olmaları.

Dünyanın siyasal deprem alanları derin etnik veya dini farklılıkların olduğu ülkeler olma eğiliminde. Listede Afganistan, Irak, Bahreyn, Lübnan, Kıbrıs ve eski Yugoslavya ile Kuzey İrlanda var. Mali de bu genellemeye uyuyor. Ülkenin kuzeyi en azından 1963’ten beri içten içe kaynayan bir Tuareg isyanına sahipti. Sonuncu krizin kökeni Tuareg’de 2012’deki bir milliyetçi ayaklanmaya dayanıyor. Ayaklanmanın cihadist gruplar tarafından fırsatçı bir şekilde ele geçirilmesi, Bamako’daki bir askeri darbenin birkaç ay sonrasında geldi.

Suriye ve Irak’ta iç krizler komşuların kendi çıkarları için ve yerel uydular üzerinden müdahalesi ile şiddetlendi. Burada yine, Mali ile güçlü bir paralellik var. Cezayir, Libya, Nijer ve Burkina Faso dördü de yoksul ve huzursuz Tuareg azınlıklarına sahip ülkeler. Bu ülkelerin hükümetleri, esas kaygıları İslami köktencilikmiş gibi davrandılar çünkü bu Washington, Londra, Paris ve Moskova’da doğru düğmelere basılmasını sağlıyordu. Ancak bölgenin yakın geçmişi, gerçek kaygılarının Tuareg ayrılıkçılığı olduğunu gösteriyor. Bu tehdit onlar için gittikçe ciddileşen bir tehdit çünkü Tuaregliler yoksul olmasına rağmen, sıklıkla büyük petrol, doğalgaz, uranyum ve değerli mineral rezervlerinin üzerinde yaşıyorlar.

Tuareg’in radikal İslam değil milliyetçi olan isyanı, Mali krizinin özünü oluşturuyor. Örneğin, AQIM’in tarihte hiçbir zaman köktendinciler için bir kale olmamış kuzey Mali’de işi ne? AQIM, köken itibariyle 1990’ların iç savaşından doğmuş bir Cezayir hareketi. 1998’de kuruldu ve üyeleri 2003’te hükümetin kendilerini Tuaregli ayrılıkçılara karşı bir denge unsuru olarak gördüğü kuzey Mali’ye taşındı. AQIM’in Avrupa için bir tehdit olduğu konusundaki Fransız retoriğine gelirsek, grup son on yıl içinde hiç saldırıda bulunmadı. Daha çok fidye için insan kaçırma ve sigara ve uyuşturucu kaçakçılığı üzerinden para toplamakla ilgilendi.

Cezayir’in AQIM ile bağları pusludur, ama hareketin Mali hükümeti ile geçmiş bağlantıları değil. Tuhaf gerçek şu ki, son on yıldır AQIM’i kuzey Mali’de tolere etmiş ve iş görmesine göz yummuş olan Mali hükümetinin bu fidye ve uyuşturucu kaçakçılığı karlarından pay alıyor olmasıdır. El Kaide’ye karşı kullanılması gereken uluslararası askeri yardım, Tuareglilere karşı kullanılmıştır.

Kuzey Mali’deki gelişmelerle ilgili güvenilir bilgiler verebilecek birkaç tanık var, Bunların biri El Cezire için çalışan bir gazeteci olan May Ying Welsh. Yakın zamanda yaptığı bir ziyaretten sonra, “yıllardır, Malili Tuaregler hükümetlerinin El Kaide ile işi pişirdiğinden şikâyet ediyorlardı ancak çığlıklarını sağır kulaklar duymadı,” diye yazdı. 2011’de Tuaregli isyancıları yenen Mali ordu komutanı Albay Habi El Selat’ın “Mali, tam bir hareket özgürlüğü sağlayarak El Kaide’ye yardım etti çünkü bu grubun varlığının rejim karşıtı Tuareg mücadelesine karşı etkisi olacağına inanıyordu,” sözlerini aktarıyor.

2012’deki son Tuareg ayaklanması, Libya’da Kaddafi’nin birkaç ay önceki düşüşü ile hızlandı. Kaddafi, uzun süredir Sahra ve çevresindeki ülkelerde bir nevi düzeni sağlıyordu. Düşüşü, bölgede modern silahların bolluğu anlamına da geliyordu. Libya güvenlik güçleri içindeki Tuaregliler evlerine geri dönüyorlardı. Tuareg isyanına, o zamanlar Ensar El Din ve onun cihadist müttefikleri tarafından kenara itilen Azawad Ulusal Özgürlük Hareketi öncülük ediyordu.

Fransızlar, hava kuvvetlerini İslamcı birimleri yok etmek için kullanabileceklerini düşünüyor olabilirler. Libya’da NATO için iyi iş görmüştü. Ancak acımasız bir iklime sahip ıssız bir ülkedeki gerillalara karşı o kadar da etkili olmayabilir. Hava gücü en iyi sabit konumlara veya araçlara karşı işe yarar ancak Mali’de kaçırılan kurbanlar, İslamcıların ülke çapında yakıt, su ve gıda gizlediğini ve uçurum kenarlarına sığınaklar inşa ettiğini bildiriyor. Yenilmesi güç bir düşman olacaklar.

The Independent

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s