Irak’ın İsyan Ağlarının Dinamikleri – Joel Wing (Musings on Iraq)

AP6_18_2014_000187A

18 Kasım 2014, Salı

İslam Devleti, Irak’ta kontrol ettiği bölgeden sökülüp atılırsa/atıldığında, muhtemelen daha geleneksel ayaklanma yöntemlerine yönelecek. Bu, Irak Güvenlik Güçlerinin (ISF), son birkaç yılda pek de yetenekli olmadıklarını ispatladıkları ayaklanma karşıtı taktikleri gerekli hale getirecek. Irak ayaklanması ile genel olarak uğraşmak sadece askeri operasyonları değil, militanların sırtını dayadığı karmaşık sosyal ağları parçalamayı ve ülkeye, pasif destekçilerle kararsızları kendi safına kazanacak alternatif bir vizyon sunmayı da gerektiriyor. 2005’te, askeri istihbarat görevlisi Albay Derek Harvey, isyancıların savaş güçlerini nasıl topladığını ve koruduğunu detaylandıran bir sunum yaptı. İsyanın arkasındaki itici gücün Sünnilerin iktidara geri dönme arzusu olduğunun ve isyanın ayakta kalmak ve kendini örgütlemek için çoklu kimliklere ve kişisel ilişkilere dayandığının altını çizdi.

İnsanların Irak’taki ayaklanma hakkında 2005’te sahip oldukları yanılgıların çoğu bugün de geçerli. Bunlardan biri, isyancıların küçük bir grup olduğu. Bir başkası isyanın yabancıların ve Iraklı İslamcıların hâkimiyetinde olduğu. Üçüncüsü, liderliğinin öldürülmesi ve ele geçirilmesiyle askeri olarak yenilgiye uğratılabileceği. Bu fikirler ayaklanmanın önemli yanlarını göz ardı ediyor. Bunlar, militanların Sünni toplumuna mesajlarını yaymayı ve siyasi partiler, camiler ve sosyal ve dini organizasyonlar üzerinden hitap edebilmeyi nasıl başarabildiklerini içeriyor.

Ayaklanmanın ilk önemli unsuru, motivasyonu. Birçok Sünni, dünyalarının 2003 sonrasında baş aşağı olduğuna inanıyor. ABD ve İran gibi yabancı güçlerin ülkeyi ele geçirdiğini ve Bedir Tugayı ve Şii dini partiler gibi İran-Irak Savaşı sırasında savaşmış oldukları kişilerin resmi görevlere getirildiğini düşünüyorlar. Birçok insanın yeni Irak siyasetinin gayrı meşruluğuna ve kendilerini temsil etmediğine inancı bundan ve hükümette ortaya çıkan yolsuzluklardan kaynaklanıyor. Bir başka itici güç, Sünnilerin Sünni Kürtler de eklendiğinde çoğunluğu oluşturduğuna dair inancı. Ordunun dağıtılması ve BAAS’sızlaştırma gibi ABD politikaları Sünnilerin toplumda hak ettikleri yerden mahrum bırakılmaları olarak algılandı.

Ayrıca Amerikan işgali sonrasında yaşam standartlarının düştüğüne ve Şii hâkimiyetindeki hükümetin onları elektrik gibi hizmetlerden mahrum bıraktığına dair de bir inanış oluştu. Son olarak, baskınlar ve kitlesel tutuklamalar gibi ABD askeri taktikleri büyük rahatsızlık yarattı. Bunların tümü birlikte Irak’ta yeni bir Sünni toplumsal ve mezhepsel kimliği oluşmasına yol açtı. Öncesinde bir grup kimliğine dair gerçek bir algıları yoktu çünkü iktidardaydılar ve kendilerini Iraklı olarak görüyorlardı. Artık Kürt ve Şii toplumlarından yeni söylemler ortaya çıktığına ve bu gruplar Amerikalılar tarafından desteklendiğine göre, Sünniler de dış güçlerin kurbanı olduklarına dair kendi yeni hikâyeleri ile ortaya çıktılar. Yeni Iraklıların bu şikâyet ve korkuları, Sünni oligarşi ve Saddam döneminin eski liderliği ile din adamları ve aşiret liderleri tarafından, ayaklanmanın zemini olarak suiistimal edildi. Bu farklı grupların tümünü bir araya getiren şey ise ülkede kendi hakları olduklarına inandıkları iktidarı geri alma arzusu idi. Kendi nihai geri dönüşlerinin siyasal koşullarını oluşturmak için şiddete başvurdular.

Ayaklanma başladıktan sonra şiddeti sürdürme, kaynakları ele geçirme ve kayıplarını telafi etme konusunda büyük bir beceri sergilediler. Örneğin bir General Ocak 2004’ten Temmuz 2005’e kadar ABD’nin 50.000 asiyi öldürdüğünü, yakaladığını veya yaraladığını söyledi. Buna rağmen, Sünniler tarafından gerçekleştirilen saldırılarda veya operasyonlarda hiç azalma olmadı. Aksine, militanlar Amerikan taktiklerine uyum sağladılar ve hayret verici bir direnç gösterdiler. Silahlı grupların dağınıklığı, savaşı sona erdirmek için devre dışı bırakılabilecek birleşik bir liderlik olmadığını gösteriyordu. Bugün bile, İslam Devleti (IS) ayaklanma içindeki dominant örgüt olarak ortaya çıkmış olsa da, hükümete karşı mücadelede bu geleneği sürdüren birçok başka grup ve kabile var.

Ayaklanmanın sürekliliğini sağlayan şey, üyelerinin örgütlenmek için çoklu kimliklerden yararlanma becerisiydi. Öncesinde herkes itici gücün BAAS’çılar olduğunu sanıyordu ve sonrasında Irak El Kaidesi ve onun İslamcı ideolojisinin militanların gücü olduğu düşünüldü. İkisi de pek isabetli sayılmaz. İsyancıların yararlandığı şey, kendi mesleklerinden, işlerinden, aşiretlerinden, ailelerinden, camilerinden ve geçmişlerinden oluşan kişisel ilişkilerdi. Derek Darvey, geleneksel olarak mütedeyyin bir aileden gelen, önemli bir aşiretin üyesi olan, Saddam döneminde ailesinden biri Irak istihbaratında çalışmış olan, kendisi de eski bir BAAS’çı olan ve eski parti üyeleriyle dostluğunu sürdüren bir din adamı ile bunun farazi bir örneğini verdi.

O dönem savaşçıları organize eden hep BAAS Partisi değildi, daha çok savaşçı toplamak için eski rejimde edindikleri bağlantıları ve öğrendikleri teknikleri kullanan eski BAAS’çılardı. Bu işin nasıl olduğuna dair bolca örnek var. Örneğin 1990’larda Saddam Hüseyin’in, yabancı İslamcıların Irak rejimine uluslararası destek sağlamasına yardım eden bir destek programı vardı. Irak istihbaratı ve Cumhuriyet Özel Kuvvetleri tarafından eğitilmeleri için pek çoklarını Irak’a topladı. Eski istihbarat ve güvenlik görevlileri ile yabancı İslamcılar arasındaki bu ilişkiler, 2003 sonrasında da devam etti ve onları Amerikalılara ve yeni Irak hükümetine karşı savaşmak üzere Irak’a geri getirmek için kullanıldı.

İslam Irak’ın içinde de güçlendi, özellikle de Saddam’ın 1990’lardaki İnanç Kampanyası sırasında, hem de daha önce seküler olarak değerlendirilen BAAS Partisi üyeleri arasında bile. BAAS’çılarla dini grupların bu şekilde üst üste düşmesinin bir sebebi de Saddam’ın İslam’ın ülkede büyümesinden korkmasıydı. Güvenlik ve istihbarat güçlerini Müslüman Kardeşler ve onun Irak İslam Partisi’ne, camilere ve İslami Düşünürler Topluluğu gibi örgütlerin içine soktu. 2003 sonrasında bu eski güvenlik görevlileri bu ilişkileri sürdürdüler ve bunları kullanarak silahlı gruplar örgütlediler. İslami Parti Saddam sonrası hükümetlere katıldığı için, bu, militanların Irak politikasında faaliyet yürütmesine de imkân sağladı.

Başka bir örnek, devlet güvenliği için çalışmış ve sonrasında bu deneyimi ayaklanma için kullanmış her kesimden Iraklılardır. Binlercesi Özel Cumhuriyet Muhafızlarında, askeri büroda, başkanlık güvenliğinde, Saddam Fedailerinde, BAAS Partisi Milislerinde, Özel Güvenlik Güçlerinde, Genel Güvenlik idaresinde ve Irak İstihbarat Servisi’nde görev yaptı. Bunların birçoğunun yeni Irak’ta politik hayata katılımı Amerikalılar tarafından yasaklandı. Bu da onları silahlı mücadeleye yönlendirdi. BAAS Partisi Milisleri ve Saddam Fedaileri her ilde müfrezeye sahipti. Birbirinden ayrı ve her biri militanlarca çekip çevrilen hücrelerde silah depolama, isyanları bastırma, güvenli evler tutma, camileri kullanma, sahte belge üretme vb. ile görevliydiler.

Ayaklanmada rol oynayan başka bir eski bağlantı Saddam’ın Körfez Savaşı sonrasında konulan ambargoları kırmak için sırtını dayadığı suçlular ve devlet tarafından yönetilen kaçakçılık zincirleriydi. Bu organizasyonlar Suriye ve Ürdün yoluyla Avrupa’dan ürün getirmek için kullanılıyordu. 2003 sonrasında, aynı ağlar fon, yabancı savaşçı ve silah bulmanın yanı sıra bombalı araç saldırıları için araç sağlamak amacıyla da kullanıldı. Son olarak, Saddam illeri kontrol etmesine yardım eden altı aşirete ve 18 klana dayanıyordu ve bunların da çoğu daha sonra muhalefete katıldı. İsyancılar, ağlarını inşa etmek ve organize etmek için bu farklı deneyimlerin tümünden yararlandı. Bunlar ayrıca, seküler BAAS’çılar ve dini örgütler gibi görünürde birbirine zıt grupların nasıl üst üste düşebildiğini de açıklıyor.

Örneğin, Saddam’ın iki numarası İzzet el Duri, Irak ordusu ve 2003 öncesi BAAS Partisi içinde Sufi Nakşibendi hareketini yaydı ve sonra da 2005’te bunu kendi isyancı grubuna bir zemin olarak kullandı. İslami Ordu’nun başı Casim Muhammed Maşadani muhtemelen Irak Güvenlik Servisi’nin bir üyesiydi ve ayrıca aşırı dinciydi. Hem eski rejim üyeleri ile hem de camisi üzerinden sahip olduğu bağlantılarını kullanarak 2003’te grubunun ilk hücrelerini kurdu. Ebu Bekir el Bağdadi’yi İslam Devleti’nin (IS) başına getirdiği söylenen adam, Saddam’ın ordusunda eski bir albay olan ve IS’ye dini inançları nedeniyle değil örgütçü ve askeri becerileri nedeniyle dahil edilen Semir Abid Hamid el Ubeydi el Duleymi idi. Bağdadi’nin iki numaralarından biri olan ve Irak’taki IS operasyonlarından sorumlu olan Ebu Müslim el Türkmeni, eski rejimde üst düzey bir Özel Kuvvetler görevlisiydi ve askeri istihbarattaydı. Ayaklanmayı yaratan sadece tek tek BAAS’çılar, İslamcılar ya da yabancılar değildi, bunların tümünün birleşimi ile doğdu ayaklanma. Ayaklanmanın bu şekilde çoklu kimliklere ve deneyimlere dayanması da militanları dağıtmanın bu kadar zor olmasının bir sebebi.

ABD’nin bu ayaklanmaya nasıl karşılık vereceğini bulması yıllar aldı ki bu mevcut Irak hükümetinin beceremeyeceği bir şey. 2005’te Albay Harvey, farklı isyancı grupların ve bunların destekçilerinin arasını açmayı ve böl ve yönet politikası uygulamayı savundu fakat bu 2007’deki Büyük Dalga’ya kadar uygulamaya konmadı. Ondan sonra General Petraeus militanları uzlaşılabilecek ve sisteme içerilebilecek olanlar ile uzlaşılıp sisteme dâhil edilemeyecek olan ve elimine edilmesi gerekenler şeklinde bölmeyi savunmaya başladı. 2008’de, General şöyle yazıyordu: “Sadece savaşarak kazanamayız. Iraklı dostlarımızla birlikte, uzlaşılabilir olan ve olmayanları belirlemeli ve birbirinden ayırmalıyız. ABD sadece saldırıları değil, ağı da yenilgiye uğratmalı.”

Hükümetin aşiretleri silahlandırmayı tartıştığı bugünlerde Irak yine aynı sorunla yüz yüze. Başbakan Haydar Abadi bu fikri destekler ve aşiretlerle Ürdün’de ve Erbil’de görüşmeler düzenlenmesi talimatını verirken, koalisyonundaki diğer kesimler şeyhlerin onlara sağlanan silahları hükümete karşı kullanacağı korkusuyla buna karşı çıkıyor. Yerel olarak örgütlenmiş yeni Ulusal Muhafızlar oluşturulması yasasının parlamentoda bekletilmesinin sebebi de bu. Abadi ayrıca, Sünni sivil bölgelerinin bombalanması, federalizm ve resmi suçlamada bulunulmaksızın halktan kişilerin tutuklanmasına yönelik şikâyetleri boş sözlerle geçiştirip durdu.

Son olarak, Bağdat’ın milislere ve İran askeri desteğine derin bağımlılığı, Sünnilerin yabancı hâkimiyetine dair korkularını pekiştiriyor. Hepsi birlikte, Irak’ın karşı ayaklanma becerilerine sahip olmadığı anlamına gelebilir çünkü konvansiyonel askeri taktiklere sahip. Sünni toplumu ile uğraşırken askeri unsurun yanında politik, ekonomik ve enformasyon kampanyalarını içeren birleşik bir strateji olmaksızın, militanların şu anda kontrol ettikleri bölgeden püskürtülmesi, yenilgiye uğratılmalarını sağlamayacaktır. Sadece savaşın Bağdat’ın pek de hazır olmadığı başka bir aşamasını başlatacaktır.

Kaynaklar:

Barrett, Richard, “The Islamic State,” Soufan Group, Kasım 2014

Habib, Mustafa, “We Won’t Be Your Trojan Horse: Sunni Muslim Militias Decide They Won’t Fight With IS – or The US Alliance,” Niqash, 16.10.14

Haddad, Fanar, “Sunni Identity in Post-Civil War Iraq,” 2013

Hubbard, Ben, “Iraq and U.S. Find Some Potential Sunni Allies Have Already Been Lost,” New York Times, 15. 11.14

Knights, Michael, “The JRTN Movement and Iraq’s Next Insurgency,” CTC Sentinel, Temmuz 2011

McGrath, John, “An Army at War: Change in the Midst of Conflict,” Combat Studies Institute Press, 8/2-4/05

Petraeus, General David, “Multi-National Force-Iraq Commander’s Counterinsurgency Guidance,” Çokuluslu Güç Merkezi – Irak, 21.6.08

Musings on Iraq

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s