Yeni Arap Soğuk Savaşı: ABD Politikası Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya Çatışma ve Kargaşa Ekiyor

Salı, 3 Şubat 2015

ABD, Ukrayna’ya olası bir askeri yardımla, bu konuda gerilimi esaslı bir şekilde tırmandırma seçeneğini değerlendirirken, biz de Amerikan politikasının Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya nasıl çatışma tohumları ektiğine bakıyoruz. Libya iki farklı hükümet tarafından yönetiliyor ve Birleşmiş Milletler süregiden birlik görüşmelerinin başarısızlığı halinde “total bir kaos” uyarısı yaptı.

ABD destekli Mısır rejimi, politik muhalefeti şiddetle bastırmaya devam ediyor. General Abdül Fettah el Sisi’nin geçtiğimiz Haziran’da başkan olmasından bu yana, protestoculara yönelik en berbat katliam gerçekleştirildi.

Irak son birkaç yıldaki en kanlı ayını geçirdi. Görevden ayrılan Savunma Bakanı Chuck Hagel, ABD’nin İslam Devleti’ne karşı süren kampanyası için, savaşmayan kara askerleri göndermesinin gerekebileceğini söyledi.

Suriye’de, dünyanın en kötü insani krizi yaşanmakta. ABD, Başkan Beşir el Esad’ın devrilmesine yönelik çağrılarını geri çekti. Lübnan’da Hizbullah ve İsrail, geçtiğimiz hafta 2006’dan bu yanaki en şiddetli çatışmalardan birini yaşadı. Bu olayı günler sonra Washington Post’un CIA ile İsrailli muadili Mossad’ın, üst düzey bir Hizbullah liderini yedi yıl önce suikastla öldürdüğüne dair haberi izledi.

İran konusundaki anlaşmazlığın, Başkan Obama ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasındaki ilişkileri şimdiye kadarki en düşük seviyesine getirdiği söyleniyor.

Geçen ay Kral Abdullah’ın ölümünü takiben, Obama, ABD’nin yeni baskıcı rejime olan desteğinin büyük bir göstergesi olarak, Suudi Arabistan’a giden en büyük delegasyona öncülük etti.

Ve Yemen’de, geçtiğimiz ay Başkan Abdu Hadi’nin istifası ardından, Husi isyancıların iktidarı ele geçirme tehdidinde bulunmasıyla, belirsizlik hakim.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki durumu ve ABD’nin süren çatışmalardaki rolünü Trinity College’da uluslararası siyaset profesörü olan Vijay Prashad ile konuştuk.

AARON MATÉ: Ukrayna’daki krizden Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki kargaşaya dönüyoruz. Ve aynen Ukrayna’da olduğu gibi, geçmişteki ve bugünkü Amerikan politikası, çatışma ve kargaşa tohumlarının ekilmesinde büyük bir rol oynadı.

Libya, Muammer Kaddafi’nin 2011’de ABD desteğiyle devrilmesinden bu yana en kötü krizini yaşıyor. Ülke iki farklı hükümet tarafından yönetilmekte. Her biri kendi meclisine ve ordusuna sahip. Arada sayısız başka silahlı grup var. Bunlar arasında İslam Devleti’nin bir kolu da var ki geçtiğimiz hafta Trablus’taki ölümlü saldırının sorumluluğunu üstlendi. Libya’daki BM misyonu savaşan iki ana kesim arasında birlik görüşmeleri düzenlemeye çalışıyor. BM misyon şefi, bir süre önce, görüşmelerin başarısız olması halinde Libya’nın “total kaos” ile yüz yüze kalacağı uyarısında bulundu.

BERNARDINO LEÓN: Genel izlenim, ülkenin total kaosa çok yakın olduğu şeklinde ve bu fırsatı da kaçırırlarsa, ülkede yeni bir süreç başlatmaya kolay izin verecek bir durumu hayal etmenin zor olacağı yönünde.

AMY GOODMAN: Komşu Mısır’da, Hüsnü Mübarek’i deviren devrimin dördüncü yıldönümünü imleyen geçtiğimiz ayın sonunda en az 18 sivil protestocu öldürüldü. General Abdül Fettah el Sisi’nin geçtiğimiz Haziran’da başkan olmasından bu yana yaşanan en kötü protestocu katliamıydı bu. Sisi’nin rejimi protestoları yasakladı, politik muhalifleri şiddetle bastırmaya devam etti. ABD, 2013 darbesini takiben kısa bir süre askıya aldığı askeri yardımını geçtiğimiz yıl yenilemişti. Pazartesi günü, bir Mısır mahkemesi 200’e yakın Müslüman Kardeşler (devrilen Başkan Muhammed Mursi’nin partisi) destekçisinin ölüm cezasını onayladı.

Bastırma hareketi gazetecilere uzandı. Pazartesi günü El Cezire muhabiri Peter Greste, hapisten salıverilip sınır dışı edilmesi ardından Kıbrıs’tan konuştu. Greste iki El Cezire muhabiri meslektaşı ile parmaklıkların ardında 400 gün geçirmişti.

PETER GRESTE: Serbest kaldığıma ne kadar sevindiğimi anlatamam. Bunu gerçekten beklemiyordum. Hapiste yeniden yargılanmak için daha aylarca kalacağımıza kendimizi hazırlıyorduk. Şimdi böyle dışarıda olmak gerçekten çok olağandışı. Fakat öte yandan da arkada bıraktığım meslektaşlarım için çok büyük bir endişe içindeyim.

AMY GOODMAN: Peter Greste’nin meslektaşı Mısırlı-Kanadalı Muhammed Fehmi, Mısır vatandaşlığından feragat ettikten sonra serbest bırakılıp sınır dışı edilmeye yakın görünüyor. Üçüncü El Cezire mahkumu Bahir Muhammed’in kaderi ise net değil, o bir Mısır vatandaşı.

Bu arada, Irak son yıllardaki en kanlı aylarından birini yaşadı. BM, Ocak’ta 1375’ten fazla insanın öldürüldüğünü söylüyor. Geçtiğimiz haftaki bir mülakatta, görevden ayrılan Savunma Bakanı Chuck Hagel, İslam Devleti’ne karşı süren kampanya için ABD’nin Irak’a savaşmayan kara askerleri göndermesi gerekebileceğini söyledi.

AARON MATÉ: Suriye’de, dünyanın en kötü insani krizlerinden biri yaşanıyor, ABD, Başkan Beşir el Esad’ın devrilmesine yönelik çağrısını geri çekti. Muhalif savaşçıları eğitmesine rağmen, Suriye’deki ABD eylemleri artık İslam Devleti’ni hedefliyor, bir zamanlar vurma tehdidinde bulunduğu Esad hükümetini değil. ABD, yabancı rehineleri öldürmeye devam eden, en son da iki Japon vatandaşını öldüren silahlı grup IŞİD’e karşı bombardıman yapıyor.

Suriye’nin komşusu Lübnan’da Hizbullah ve İsrail, geçtiğimiz hafta 2006 savaşından bu yana en şiddetli çatışmalardan birini yaşadı. Olayı günler sonra Washington Post’ta çıkan ve CIA ile İsrailli muadili Mossad’ın yedi yıl önce bu ay üst düzey bir Hizbullah liderini suikastla öldürdüğüne dair haber izledi. İmad Muğniye’nin öldürülmesi, Hizbullah’ın misillemede bulunma olasılığının yanı sıra bir dizi yasal sorun da ortaya çıkarıyor.

AMY GOODMAN: Bu ortak suikasttan yedi yıl sonra, Başkan Obama ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasındaki ilişkilerin tarihteki en düşük seviyesinde olduğu söyleniyor. Beyaz Saray görevlileri, Netanyahu’nun önümüzdeki ay İran konusunda Kongre’ye bir birleşik oturumda hitap etmek için ABD’ye yapacağı ziyareti eleştirdiler.

Güneyde ise, Başkan Obama, Kral Abdullah’ın ölümü ardından Suudi Arabistan’a giden en büyük delegasyona öncülük etti. Obama’nın seyahati, ABD’nin, yurtiçinde ve yurtdışındaki zayıf insan hakları karnesine rağmen, Suudi krallığına olan desteğinin büyük bir göstergesi olarak görüldü. CNN’deki bir mülakatta, Başkan Obama, ABD’nin Suudi Arabistan ile ortaklığını ve bu seyahati sırasında insan hakları meselelerini gündeme getirmemesini savundu.

BAŞKAN BARACK OBAMA: Bazen onlarla insan hakları meselelerini konuşma ihtiyacımız ile terörle mücadele ve bölgesel istikrar çabalarımız açısından acil endişelerimiz arasında bir denge kurmamız gerekir.

AMY GOODMAN: Suudi Arabistan’ın güneyindeki Yemen’de, Başkan Abdu Hadi’nin geçtiğimiz ayki istifasından sonra belirsizlik hakim. Husi isyancılar Eylül’de başlattıkları saldırıdan bu yana başkent San’a’nın kontrolünü ellerinde tutuyorlar. Siyasal krizin çözüme kavuşturulmaması halinde, iktidara el koyacaklarını söyleyip mühlet verdiler. Husiler, 2011’deki halk ayaklanmasında devrilen ABD destekli uzatmalı başkan Ali Abdullah Salih’in desteğine sahip gibi görünüyorlar. Bu krizin ortasında ABD, son yıllarda daha da ölümcül hale gelen ve Paris’teki Charlie Hebdo katliamının sorumluluğunu da üstlenmiş olan Yemen’deki el Kaide (AQAP – al-Qaeda in the Arabian Peninsula) hedeflerine yönelik insansız hava aracı saldırılarına devam ediyor.

Ortadoğu’daki durumu ve ABD’nin süregiden çatışmalardaki rolünü tartışmak üzere, Trinity College’da uluslararası çalışmalar profesörü ve Arap Baharı, Libya Kışı ile son olarak The Poorer Nations: A Possible History of the Global South dahil birçok kitabın yazarı olan Vijay Prashad ile bir araya geldik. The Hindu için yazdığı yeni makalenin başlığı, “The Architects of West Asia’s Chaos” (Batı Asya’daki Kaosun Mimarı).

Profesör Vijay Prashad, Democracy Now!’a hoş geldiniz. Beyaz Saray’ın daveti olmadan (Kongre’deki muhalefetin temsilcisi, sözcü John Boehner’in davetiyle) gelen Benjamin Netanyahu ile başlayalım. Kongre’deki bir birleşik oturuma hitap edecek.

VIJAY PRASHAD: Bu senelerdir oynanan bir drama oldu artık. Sözde Netanyahu-Obama çatışması. Bu Başbakan Netanyahu’nun ABD Başkanı Obama’yı küçümseyen ilk hareketi değil. Cumhuriyetçilerin onu Kongre’de Beyaz Saray’ın isteklerine karşı konuşmaya ilk davet edişi de değil.

Bu olaydan biraz fazla mana çıkarılıyor. Aslında bir yandan da az mana çıkarılıyor. Fazla olan taraftan başlarsam; geçtiğimiz son birkaç ay içinde, ABD’nin onlarca yıldır sahip olduğu, bir dizi istikrarlı ittifak şekline bir geri dönüş olduğunu düşünüyorum. Yani tüm büyük müttefikleri ile yeniden safları sıklaştırmak. İsrail, Suudi Arabistan ve şimdi de Suudi Arabistan ve ABD destekli Mısır. Bunlar bölgede kendilerini istikrar unsurları olarak pazarlıyorlar. Obama’nın bölgede Suudilerle birlikte çalışma konusunda epey şey yaptığı bir sır değil. Dolayısıyla, o manada, Netanyahu ile olan çatışmadan fazla anlam çıkarılıyor. ABD ve İsrail çıkarlarının bir istikrarı var ve pratikte beraber ilerliyorlar.

Bundan az anlam çıkarılıyor çünkü, ne yazık ki, Netanyahu’nun yaptığı şekilde bu tür bir çatışma yaratmak, İran ile gerilimi çözme meselesini gündeme getirecek. Bana göre Ortadoğu’da İran’la bir yeniden yakınlaşma haricinde çıkış yok. Yalnızca ABD’nin değil, Suudi Arabistan’ın da yakınlaşması. Ve dolayısıyla, Netanyahu’nun ABD Kongresi’ne gelmek şeklindeki riskli kumarı, Batı Asya’daki temel anlaşmazlıklardan biri için bir yeniden yakınlaşma girişimini bulandıracak.

AARON MATÉ: Ve İsrail’in kuzeyine, Lübnan’a geçersek, geçtiğimiz hafta patlak veren şiddeti açabilir misiniz? İki İsrail askeri ve bir İspanyol barış gücü askeri öldürüldü ve ardından günler sonra, 2008’de üst düzey bir Hizbullah üyesinin Suriye, Şam’da ABD ve İsrail’in ortak operasyonunda suikastla öldürüldüğü haberi geldi.

VIJAY PRASHAD: Aaron, senin de bildiğin gibi, Suriye’deki mesele mezara döndü: 200.000 kişi öldü, Suriye’nin büyük kısmı yerle bir oldu, siyasi çözüme dair hiçbir işaret yok,İslam Devleti’nin ve Nusra Cephesi ile Suriye içindeki diğer el Kaide destekli grupların cesareti daha da arttı. Bu bağlamda, geçtiğimiz neredeyse iki yıl boyunca, İsrail Suriye’deki Hizbullah hedeflerini kerelerce vurdu. Hatırlarsın, geçen yılın sonunda Şam havaalanında muhtemelen İran’dan Hizbullah’a giden bir roket kargosu vurulmuştu. Sadece birkaç hafta önce, Suriye’nin dağlık Kuneytra bölgesinde, İsrail bir aracı bombaladı ve İranlı bir general ile 20 yaşındaki Hizbullah savaşçısı Cihad Muğniye’yi öldürdü. Bu saldırı gerçekleştiğinde, Hizbullah şefi Hasan Nasrallah, Hizbullah’ın bu kadar provokasyondan sonra artık cevap vereceğini söyledi.

Hizbullah’ın yaptığı mavi hattın ötesine saldırmamak oldu. Burası İsrail ile Lübnan arasında BM mandasındaki sınır. Ama Şiba Çiftlikleri’ne saldırdılar ki orası da Lübnan’ın İsrail işgali altındaki bir bölgesi. İsrail’in yanıtı mavi hattın ötesine saldırmak oldu ve İspanyol bir barış gücü askerini öldürdü. Ancak İsrail’in misillemesinin ardından saatler içinde Hizbullah, BM barış gücüne başvurarak İsrail’e yönelik saldırılarının bittiğini ve artık statükonun yeniden tesis edilebileceğini söyledi. Yani provokasyonlar olmuştu ancak Hizbullah, misillemesinde son derece disiplinli davrandı. Kimse şu zamanda Hizbullah ile İsrail arasında bir savaş istemez. Bu, bölgedeki işleri daha beter karmaşıklaştırır. Hele de Nusra Cephesi Lübnan sınırına oturmuş ülkeye girip daha fazla kaos yaratma tehditleri savururken. Dolayısıyla kimse savaş istemiyor. Bu ara dönem barışla sona ermese bile şükür ki şimdilik işler sakin.

Washington Post ve Newsweek tarafından, Hizbullah’ın çoktandır biliyor olduğu şeyin, yani Kuneytra’da öldürülen 20 yaşındaki Cihad Muğniye’nin babası ve üst düzey bir Hizbullah askeri şefi olan İmad Muğniye’nin, 2008’de Amerikalılar tarafından yerleştirilen bir bomba ile büyük bir bombalı araç saldırısında öldürüldüğünün açıklanmasının hemen ardından bu elbette çok da iyi bir iş olmadı. İsrailliler tetiklemişti. Amerikalıların Hizbullah’a karşı kullandığı ilk büyük bombalı araç saldırısı da değildi. İlki büyük ihtimalle 1985’te Beyrut’ta Hizbullah dini lideri Muhammed Fadlallah’a yönelik suikast girişimiydi. Fadlallah saldırıdan kurtulmuş ancak 80 sivil hayatını kaybetmişti. Dolayısıyla bir provokasyon kokusu vardı. Ve şanslıyız ki bu seferki şimdilik bir savaş patlak vermesine sebep olmadı.

AARON MATÉ: Fakat bunun tetiklediği meseleler, ABD’nin yedi yıl önce, savaşta olmadığı bir ülkede, Suriye’de bombalı araç kullanıyor olması… Bu konuda ne gibi yasal sorunlar var, bunlardan bahsedebilir misiniz? Ve ayrıca, Hizbullah tarafından bir misilleme olasılığı görüyor musunuz?

VIJAY PRASHAD: İlk olarak Aaron, dediğim gibi, bu ABD’nin kendisinin savaşta olmadığı Hizbullah’a karşı ilk kez bombalı araç saldırısı düzenleyişi değil. 1985’te, Beyrut’taki bombalama çok büyük bir bombalı araç saldırısıydı. Amerikan ve İngiliz istihbaratınca yerleştirilmişti. Dolayısıyla Hizbullah hedeflerine karşı bu tür bir suikast stratejisini kullanma şekli var. Aslında sadece Hizbullah’a karşı da değil. Nükleer programı ile ilişkili insanlar konusunda İran’a karşı da var. İki yıl önce, hatırlarsan, görece karanlıkta kalan bir dizi suikast yaşanmıştı.

Bunun elbette çok büyük yasal sonuçları oldu. ABD savaşta değildi. ABD, bombalı aracın yerleştirilmesi için Ürdün krallığını kullandı. Bu saldırıda İsrail’le işbirliği yaptı. Elbette burada herkes için geçerli olmayan standartlar söz konusu. Ne olduğuna dair hiçbir gerçek uluslararası soruşturma olmadı. Hiçbir gerçek kınama yapılmadı. Güvenlik Konseyi’nde bu meselenin, bu tür bir şiddet kullanımının sorgulanmamasına şaşırmadım. Bu arada 2005’te, Lübnan’ın önde gelen politikacılarından Hariri Beyrut’ta öldürüldü ve Hariri’yi kimin öldürdüğünü ortaya çıkarmak için devasa bir BM süreci işletildi. Bu meselede ise, CIA görevlileri, Şam’da bir suikast gerçekleştirdiklerini açık açık söylüyorlar ama kesinlikle hiçbir kınama yapılmıyor.

AMY GOODMAN: Profesör Prashad, yalnızca iki dakikamız kaldı ve Başkan Obama’nın Suudi Arabistan ziyaretini, Suudi Arabistan ile ilişkilerini ve Yemen ile Libya’yı da ele almak istiyoruz. Suudi Arabistan’dan başlayıp çok hızlı bir şekilde devam edelim mi?

VIJAY PRASHAD: Biliyorsunuz, ABD, İslam Devleti konusundaki ve Kuzey Afrika’daki durumu stabilize edeceğini umarak, Suudi sepetine epeyce fazla yumurta koymaya başlamıştı. Kişisel olarak bunun çok miyop bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Yaklaşımın, çeşitli çatışmaların farklı tarafları arasında bir yeniden yakınlaşma sağlamak olması gerektiğini düşünüyorum. Suudi Arabistan ile İran’ı bir araya getirmek gibi. Fakat öte yandan, Obama yönetiminin her iki tarafa oynamaya çalıştığını da düşünüyorum. Bir tarafta Suudi Arabistan’a açık çekler vererek, öte yanda ise İran’la görüşmeleri çok sessiz bir seviyede yürütmeye devam ederek.

Libya, Arap Soğuk Savaşı’nın kurbanı. Bölgesel güçler Libya’yı kendi özel politikaları için bir savaş alanı olarak kullanıyorlar. Suudi Arabistan ve Mısır bir tarafta, Türkiye ile Katar diğer tarafta. Yani demek istediğim büyük oranda Libya’da Batı yok. Burayı askeri bir saldırı gerçekleştirip iyi bir sonuç elde edebileceğini kanıtlamak amacıyla bir laboratuar olarak kullandı. Aslında, tam zıddı ortaya çıktı. Batı tümden yok. Ve bildiğiniz gibi, Libya’da artık Amerikan Elçiliği de yok. ABD’nin Libya elçiliği Malta’da. Ve Batı’dan tarafları bir kez daha bir araya getirmeye dönük bir vurgu olmadı. Bu çok tehlikeli bir durum. Bu yüzden BM temsilcisi aylardır sürekli Libya’da total kaosla burun buruna olduğumuzu söylüyor. Gerçekten skandal bir durum söz konusu. Ve umarım NATO tarafından yürütülen bir savaş yüzünden mahvolan bu ülkede ne olup bittiğine dair daha fazla haber yapılır, daha fazla dikkat çekilir.

AMY GOODMAN: Ve son olarak, Yemen’deki ABD insansız hava aracı saldırıları?

VIJAY PRASHAD: Yemen’i takip etmiş olanlar için, ABD’nin İHA saldırılarına, Irak’ı işgaline kadar, el Kaide’nin Yemen’de büyük oranda yenilmiş durumda olduğu nettir herhalde. Bunun sebebi de Abdullah Salih’in Zeydi’lere karşı güttüğü kan davasıdır. İHA saldırıları hükümetin iddia ettiği etkiye sahip gibi görünmüyor. Tam tersi etki yaratıyorlar. Bu denli çok sayıda sivil öldürülürken insanların suikastla öldürülmesi stratejisinin yeniden değerlendirilmemesi çok kötü.

AMY GOODMAN: Vijay Prashad, bizimle birlikte olduğun için teşekkürler.

Democracy Now!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s