Solun geleceği üzerine – Ursula K. Le Guin

4 Şubat 2015

Ursula K. Le Guin’i basma şansı bulursanız, üstüne atlarsınız; bir kurgu dergisi olsanız ve masanızın üzerinde duran şey Guin’in politik makalelerinden biri olsa bile.

Aslında arada bir bağlantı mevcut. Ulusal Kitap Ödülünün son sahibi olan bu bilim kurgu ikonu, politik fikirlere uzun ve tarihsel önemi olan bir ilgiye sahip; Mülksüzler ve Dünyaya Orman Denir gibi eski romanlarından birçoğu çevrecilik, anarşizm ve Taoculuk üzerine etkili alegoriler. 86 yaşında, halen radikal bir düşünür. Aşağıdaki makale, yazar ve politik teorisyen Murray Bookchin’in tutkulu bir övgüsü; makalelerinin yakın tarihli bir koleksiyonundan oluşan kitabın önsözünden bir alıntı – bir vasiyetname.

“Sol”, Fransız Devrimi’nden bu yana anlamlı bir kavram; sosyalizm, anarşizm ve komünizm ile daha geniş bir anlam kazandı. Rus Devrimi ile tamamen sol görüşlü bir iktidar geldi; solcu ve sağcı hareketler İspanya’yı ikiye böldü; Avrupa ve Kuzey Amerika’daki demokratik partiler iki kutup arasında saflaştılar; ABD’deki gericiler “komünist solcuları” 1930’lardan Soğuk Savaş’a kadar şeytanlaştırırken, liberal karikatürcüler muhalefeti ağzında puro olan şişman bir plutokrat gibi resmettiler. Sol/sağ zıtlığı, sıklıkla bir aşırı basitleştirme olmasına rağmen, iki yüzyıl boyunca dinamik dengenin bir açıklaması ve anımsatıcısı olarak kullanışlıydı.

Yirmi birinci yüzyılda, bu kavramları kullanmaya devam ediyoruz, peki soldan geriye kalan ne?

Devlet komünizminin başarısızlığı, sosyalizmin bir derecede demokratik hükümetlerdeki sessiz tahkimi ve politikanın kurumsal kapitalizmin yönlendirmesiyle sürekli olarak sağa kayması gibi gelişmeler, ilerici düşüncenin arkaik veya gereksiz ya da hayal ürünü olduğu algısını yarattı. Sol, düşüncesi açısından marjinalleşti, amaçları açısından bölündü, birleşme kabiliyeti açısından güven vermemeye başladı. Özellikle ABD’de sağa kayma o denli güçlü oldu ki eskiden anarşizmin veya sosyalizmin konduğu terör umacısı yerini şimdi liberalizm aldı ve artık gericilere “ılımlı” deniyor.

Peki, sol gözünü kapamış, yalnızca sağ elini kullanmaya çalışan bir ülkede, iki elini ve iki gözünü kullanabilen Murray Bookchin gibi bir eski tüfek ne yana düşüyor?

Onun okurlarını bulacağını düşünüyorum. Pek çok insan, eylemlerine dayanak olacak tutarlı, yapıcı bir düşünce arayışında – sonuçsuz kalan bir arayış… Özgürlükçü Parti gibi ümit vaat edici görünen teorik yaklaşımlar, kuzu postuna bürünmüş kurt çıktı; İşgal Et hareketi gibi, bir soruna yönelik acil ve etkili çözümler, yapısal açıdan zayıf ve uzun vadede dayanıksız çıktı. Toplumun göstere göstere aldattığı ve ihanet ettiği genç insanlar, zeki, gerçekçi, uzun vadeli bir düşünce arayışındalar: atıp tutan bir başka ideoloji daha değil, pratik ve işe yarayan bir hipotez, nereye gittiğimizin kontrolünü nasıl yeniden ele alabileceğimize dair bir metodoloji. Bu kontrolü elde etmek, toplumu denetimi altına almak istediği güç kadar kuvvetli şekilde ve bir bütün olarak derinden etkileyen bir devrim gerektirecek.

murray
Verso Books’tan “The Next Revolution” (Sonraki Devrim) kitabının kapağı.

Murray Bookchin, bir şiddetsiz devrim uzmanıydı. Tüm hayatı boyunca planlı ve plansız radikal toplumsal değişimler ve bunlara nasıl hazırlanılacağı üzerine düşündü. Makalelerinin geçtiğimiz ay Verso Books tarafından yayınlanan yeni bir koleksiyonu olan “The Next Revolution: Popular Assemblies and the Promise of Direct Democracy” (Sonraki Devrim: Halk Meclisleri ve Doğrudan Demokrasi Vaadi) yaşamından sonra onun düşüncelerini, yüz yüze olduğumuz tehditkar geleceğe taşıyor.

Sabırsız ve idealist okurlar, onu rahatsız edici derecede kalın kafalı bulabilirler. Gerçekliğin üzerinden atlayıp sonu mutlu biten hayallere dalmak istemez çünkü. Politik eylemmiş gibi görünen ama kurallara karşı gelmekten ibaret olan şeylere karşı isteksizdir: “Bir kargaşa veya ‘yaratıcı kaos politikası’ veya nahif bir ‘sokakları zapt etme’ pratiği (genellikle bir sokak festivalinden biraz fazlası), katılımcıları, ergen sürülerine dönüştürür.” Bu durum, Aşk Yazı açısından, kesinlikle İşgal Et hareketi için olduğundan daha geçerli. Yine de her zaman için haklı bir uyarı.

Sahip olduğumuz her şey, dünyadan aldıklarımız; ve giderek artan bir hız ve kibirle alırken, artık daha da azını kısır veya zehirli olarak iade ediyoruz.

Fakat Bookchin, asık suratlı bir bağnaz değil. Onu ilk olarak bir anarşist olarak okudum. Muhtemelen kendi neslinin en belagatli ve düşünceli olanı. Ve anarşizmden uzaklaşarak, özgürlükten aldığı haz duygusunu yitirmedi. O hazzın ve özgürlüğün bir kez daha, kendi öforik sorumsuzluğunun enkazına gömülmesini istemiyordu.

Tüm siyasal ve toplumsal düşüncenin sonunda yüzleşmek zorunda kaldığı, elbette, çevrenin, dizginsiz sanayi kapitalizmince dönüşsüz şekilde bozulması: teknoloji dikkatimizi bu meseleye vermemizi hep daha da fazla engellerken, bilimin elli yıldır bizi ikna etmeye uğraştığı muazzam hakikat. Sanayileşme ve kapitalizmin bize sağladığı her fayda, bilim, sağlık, iletişim ve konfordaki her harika ilerleme, aynı ölümcül gölgeyi taşıyor. Sahip olduğumuz her şey, dünyadan aldıklarımız; ve giderek artan bir hız ve kibirle alırken, artık daha da azını kısır veya zehirli olarak iade ediyoruz.

ursulaFoto: Jack Liu.

Yine de süreci durduramıyoruz. Kapitalist bir ekonomi, tanımı gereği, büyüme sayesinde ayakta kalır; Bookchin’in gözlemlediği üzere: “Kapitalizmin akılsız genişlemesinden vazgeçmesi, intihar etmesi anlamına gelecektir.” Aslında yapmış olduğumuz şey, kanseri toplumsal sistemimiz için bir model olarak seçmek.

Kapitalizmin büyü ya da öl şartı, ekolojinin karşılıklı dayanışma ve kısıtlılık şartı ile taban tabana zıtlık oluşturuyor. İki şart, artık birlikte var olamazlar; aynı şekilde, bunların uzlaştırılabileceği miti üzerine kurulu hiçbir toplum da artık ayakta kalamaz. Ya ekolojik bir toplum kuracağız ya da toplum, statüsü ne olursa olsun herkes için iflas edecek.

Murray Bookchin, yaşamını büyü ya da öl kapitalizminin açgözlü karakterine karşı çıkarak geçirdi. “The Next Revolution”daki dokuz makale, bu emeğin en zirve noktasını temsil ediyor. Eşitlikçi ve doğrudan demokratik bir ekolojik toplum için, onu nasıl inşa edeceğimize yönelik pratik bir yaklaşımla beraber teorik temel. Toplumsal değişimi amaçlayan önceki hareketlerin başarısızlıklarını eleştiriyor, doğrudan demokrasi vaadini diriltiyor ve kitaptaki son makalede, çevresel krizi gerçek bir seçim yapma anına nasıl dönüştürebileceğimize dair ümidini kağıda döküyor – felç edici cinsiyet, ırk, sınıf, ulus hiyerarşilerini aşmak için bir şans; toplumsal sistemimizin radikal kötülüğüne yönelik radikal bir tedavi bulmak için bir şans.

Okurken, Murray Bookchin okumalarım sırasında sık sık olduğu gibi duygulandım ve minnettar oldum. Net düşünceye ve ahlaki sorumluluğa olan saygısı ve gerçekçi bir ümide yönelik dürüst ve tavizsiz arayışı ile o gerçek bir Aydınlanma çocuğu.

Reklamlar

Solun geleceği üzerine – Ursula K. Le Guin” üzerine 6 yorum

  1. üçüncü paragrafta leguin “devlet komünizmi” derken çeviri “devlet kapitalizmi” olmuş. leguin’i düzeltme girişimi değil, sürçülisandır muhtemelen. düzeltmeniz dileğiyle…

  2. Gezi Partisi’nin fiilen yatay örgütlenmeyi ve doğrudan demokrasiyi destekleyen bir pratik çalışmasıyla hiç karşılaşmadım. En önemlisi doğudan demokrasi ve yatay örgütlülük, devlet aygıtlarına eklemlenmek ve onun sürücü koltuğuna geçmek için oluşturulmuş parti anlayışı ve parti örgütlenmeleri ile tarihsel olarak bağdaşmaz, uzlaşmaz. Gezi Partisi, gezi direnişinden bir “parti” yaratma itikadıyla daha başından doğrudan demokrasiyi kavranamadığını gösterdiği gibi, tüm sağ/sol siyasi partilerde haliyle mevcut olan hiyerarşisik bir aygıttır. Murray Bookchin ve Ursula Le Guin’in adının geçtiği bir makalede ‘Gezi Partisi’nden bahsetmek meseleyi anlamamak olduğu kadar hem bu iki büyük isme hakaret etmekle eşdeğerdir.

  3. “Gezi Partisi”ne karşı çok büyük bir refleks olduğunun farkındayım. Ama isminde “Gezi” olan bir oluşum, art niyet güdülerek kurulmuş olsa dahi değişime maruz kalacağı ve art niyet güdenlerin kendilerine yer bulamayacakları açık değil mi?

    Sadece Doğrudan Demokrasiyi değil çok daha fazlasını yapmakta ve hedeflemekte Gezi Partisi. Örneğin “oy birliği” ilkesi gereği partide herkesin içine sinen adımlar atılır. Oysa Doğrudan Demokrasi’de, ne kadar hemen hemen her adım doğrudan oylamaya sunulsa da bir kısmın isteği temsil edilirken diğer kısmın isteği temsil edilemez.

    Maalesef Siyasi Partiler Kanunu hiyerarşiyi zorunlu kılıp, kendine muhatap arıyor. Bu sebeple örneğin; partiye “Genel Başkan” seçtik ama tüzükle yetkilerini aldık, otonom teşkilatlanmayı benimsedik. “Kurultay yapana kadar kurucu meclis yetkilidir” ibaresine rağmen otonomlarımızın aldığı kararları ileten sözcü delegelerinden oluşan “Ortak Akıl Meclisi”ni ve Komisyonları kurup kararları “Ortak Akılla” alıp Parti Meclisi’ne uygulattık…

    Doğrudan demokrasi’yi uygulayabilmek adına “Halk Sandalyesi” projesi geliştirdik. Her düşüncenin zaman, gereklilik ve bütçe gibi konularda yorumlarla beraber değerlendirilmesini ve böylece ortak akla en yakın sonucu elde etmeyi amaçladık. “kendinitemsilet.com” isminde bir site kurduk. Çeşitli şehirlerde “Halk Kürsüleri” kurarak, insanların güncel konularla ilgili fikirlerini çekip, kendinitemsilet.com’a yükledik. Ortak Meydan adında parti içi sosyal medyasını kodladık.

    Siyaset’e yeni bir eksen kazandırdık. Partiyi Merkezüstü konumlandırarak tüm din, dil, ırk, mezhep, cinsyet ve ideolojiye eşit uzaklığa yerleştirdik. Bir birine zıt gibi görünen ideolojilerin oturup ortak akılla karar almalarına şahit olduk.

    Üstelik ben bu yola çıkarken bana “yatay örgütlenme imkansız, dünyada çözülebilmiş bir örneği yok”larla, “Mussolini’nin Doğrudan Demokrasi’si” ile geldiler. Birden çok yatay örgütlenme modeli geliştirdik. Hatta otonomları kendi örgütlenme modellerini geliştirmeleri için serbest bıraktık. Bilmeden Doğrudan Demokrasi’nin yeni bir boyutu olan Liquid Democracy örneği olan Halk Sandalyesini kodladık.

    Çalışıyor ve teşkilatlanmaya devam ediyoruz. Lütfen ismi “Gezi” olan bir oluşum hakkında temas kurmadan karar vermeyin.

    İyi çalışmalar…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s