‘Yaşamlarımızın yalnız kokpitinde’—Franco ‘Bifo’ Berardi’den Germanwings uçağının düşmesi üzerine

150327113123_lubitz_footing_624x351_reuters
Andreas Lubitz kendini kokpite kilitledi çünkü ıstırabına dayanamıyordu, çünkü ıstırabının sorumlusu olarak meslektaşlarını, yolcuları ve tüm insanlığı görüyordu. Bunu yaptı çünkü, reklamlar sosyal beyni mecburi mutluluklarla bombalamaya başladığından, dijital yalnızlık sinirli uyarımları katlayarak artırdığından ve bedenleri ekran kafesine kapattığından, finans kapital herkesi sefil ücretler karşılığında güvencesiz işlerde daha ve daha fazla çalışmaya mahkum ettiğinden beri günümüz insanını yiyip bitiren mutsuzluktan kurtulamıyordu.

Çeviren: Serap Güneş
Orijinal metin

Heroes: Mass Murder and Suicide (Kahramanlar: Toplu Katliam ve İntihar) kitabının yazarı Franco ‘Bifo’ Berardi, pilotlardan biri olan Andreas Lubitz tarafından bilerek yere çakıldığına inanılan Germanwings uçağının düşmesini değerlendiriyor.

Görünen o ki, kendisiyle birlikte günahsız insanlarla dolu uçağı dağın yamacına çakan genç pilot Andreas Lubitz, depresif patolojisini gösterir tıbbi belgeyi işvereni Lufthansa’dan saklamış. Bu elbette ki çok kötü ama tamamen anlaşılır bir durum: Turbo-kapitalizm, sağlık sebepleriyle izne çıkan işçileri pek sevmez, depresyon kaynaklı olanlardan ise özellikle hoşlanmaz.

Depresyonda mısınız? Sakın kimseye bahsetmeyin. İyiyim, mükemmelen verimli çalışıyorum, mutluyum, dinamiğim, enerjiğim ve hepsinden ötesi, rekabetçiyim, deyin. Her sabah koşuya gidiyorum ve mesaiye kalabilirim, deyin. Düşük maliyetli havacılığın felsefesi bu, bilmiyor musunuz yoksa? Ve ayrıca, eğer işini istiyorsa herkesten kesintisiz şekilde en yüksek performansı sergilemesinin beklendiği dibine kadar deregüle edilmiş ekonominin felsefesi de bu.

Bu intihar ve toplu katliamın ardından, havayolu şirketleri çalışanlarının psikolojik durumunu iki kez kontrol etmeye davet edildi. Pilotlar manyak, depresif, melankolik veya paniğe meyilli olmamalıydılar. Peki ya otobüs şoförleri ve polisler, ya demir çelik işçileri ve öğretmenler? Herkes, depresyondan mustarip olanların tespit edilip işgücü pazarının dışına atılması için psikolojik izlemeye tabi tutulacak.

Hakikaten iyi fikir, tek sorun, böyle bir denetimde mevcut nüfusun çoğunluğunun işi bırakması gerekeceği. Resmi olarak psikopat damgası yemişleri tespit etmek kolay, fakat mutsuzluktan mustarip, kendini tutmaya çalışan ama tehlikeli durumlarda tepesi atabilecek onca insan ne olacak? Mutsuzluk ile giderek derinleşen agresif depresyon arasında ayrım yapmak zor. Ve ümitsizlikten mustarip insanların oranı giderek artıyor. Psikopatoloji sıklığı son birkaç on yıldır yükselişte ve Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, intihar oranları son kırk yılda %60 (gençler arasında ise tehlikeli oranda) arttı.

Son kırk yıldır insanları depresyonun kucağına iten ne? İntihar eğilimindeki bu muazzam yükseliş ile alıp başını giden neoliberal rekabetin basıncı arasında bir ilişki var. Ve ayrıca duygusal kırılganlık salgını ile insanlarla yalnızca internet bağlantısı ve ekran üzerinden görüşen bir neslin yalnızlığı arasında da.

Nihayete erdirilen her intihar girişimi karşısında kendini öldürmeyi beceremeyen 20 kişi var. Dolayısıyla dünya üzerinde bir intihar salgını olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Burada açıklama muhtemelen, politik kavramlarla okuma eğiliminde olduğumuz fakat salt politik mercekle de tam olarak anlaşılabilmesi imkânsız olan, çağımızın ürküten bir fenomeninde yatıyor. Çağdaş terörizm her şeyden önce kendini bastırmaya dönük bir eğilimin yayılması olarak yorumlanmalı. Şehidin (intihar saldırısı düzenleyen teröristin) görünürde politik, ideolojik veya dini motivasyonlarla hareket ettiğini biliyorum. Fakat bu sadece retorik yüzey. İntiharın en içteki motivasyonu daima ümitsizlik, aşağılanma ve ıstıraptır. Kendi yaşamına son vermeye karar veren kişi, yaşamı taşınamaz bir yük olarak görüyordur, onun için ölüm tek çıkış yoludur ve onu aldatmış, aşağılamış ve ona hakaret etmiş olanlara karşı tek intikam, öldürmektir.

İntiharda, özellikle de başkalarını da öldürerek intihar etmedeki bu artışın en olası sebebi, toplumsal yaşamın kurtulması imkânsız görünen bir mutsuzluk fabrikasına dönüşmüş olmasıdır. Kazanmaya yazgılı olmak, kazanmanın imkânsız olduğu bilinciyle kıyaslandığında, (en azından bir an için) kazanmanın tek yolunun intihar edip başkalarının yaşamını mahvetmek olduğu anlamına gelir.

Andreas Lubitz kendini kokpite kilitledi çünkü ıstırabına dayanamıyordu, çünkü ıstırabının sorumlusu olarak meslektaşlarını, yolcuları ve tüm insanlığı görüyordu. Yaptığı şeyi yaptı çünkü, reklamlar sosyal beyni mecburi mutluluklarla bombalamaya başladığından, dijital yalnızlık sinirli uyarımları katlayarak artırdığından ve bedenleri ekran kafesine kapattığından, finans kapital herkesi sefil ücretler karşılığında güvencesiz işlerde daha ve daha fazla çalışmaya mahkum ettiğinden beri günümüz insanını yiyip bitiren mutsuzluktan kurtulamıyordu.

Reklamlar

‘Yaşamlarımızın yalnız kokpitinde’—Franco ‘Bifo’ Berardi’den Germanwings uçağının düşmesi üzerine” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s