“Kaynak nerede” sorusuna radikal yanıtlar: Kazova’dan sonra KoopUlarca

CBWmoE8W4AAW21p

KoopUlarca’nın hikayesi, Soma’da yaşanan iş katliamı ile başlıyor. Soma’nın Ularca köyü, maden işçiliğine mecbur edilen o güzelim topraklardaki tarım ve hayvancılık yerlerinden sadece bir tanesi. Hem doğaya hem de insana düşman bu mahkumiyeti ortadan kaldırmak için, tarım ve hayvancılığı tekrar yerelin en önemli geçim kaynağı haline getirmek için kuruldu KoopUlarca. İtirazı bir üst noktaya taşımak için kuruldu.

“Sermaye birikimi için iktidar, iktidar için sermaye birikimi” diyen, bu karşılıklı mecburiyet için de yapma denilen ne varsa yapan AKP ile, doğanın talanına, kentin sermaye lehine yeniden üretilmesine ve toplumsallığımızın tüm hücrelerine kadar ticarileştirilmesine tanık oluyoruz.

AKP’nin en radikal uygulayıcısı olduğu bu neoliberal politikalarla yalnızca maddi yaşamlarımız değil, algılarımız da öylesine keskin bir değişim geçirdi ki, dün suyun paralı olmasına şaşıranların, yarın havanın parasız olmasını sorgulaması yakındır.

Kapitalizm ölü sermaye demek: Barajlar, yüksek binalar, yollar, santraller, havaalanları… Kapitalizm yaşamla yan yana gelmiyor. Bu üretim ve tüketim çılgınlığında yaşamın kendisi yok, tarzı var.

Ve kapitalizmin ifade ettiği “yaşam tarzı”nın özünü oluşturan nükleer enerjide son virajdayız. Nükleer enerji, bu ekonomik düzenin bizi götürmekte olduğu uçurumun dibi.

Kocaman ve göz boyayıcı bir laf: ENERJİ

Seçim beyannamelerindeki sosyal adalet içerikli vaatleri “Kaynağı nereden bulacaksın?” sorusu ile savuşturan mantıkla hesaplaşmak kolay görünebilir. Ne de olsa Kaçak Saray’ın 1 aylık elektrik faturasını gözlerine sokabiliriz hemen.

Peki ama bundan mı ibaret, nükleer enerjiye ve onun özünü teşkil ettiği kapitalizme karşı sözümüz?

Nükleer konusundaki itirazımızın “nasıl”ı çok belirleyici aslında. AKP projesi olduğu için, sırf AKP karşıtlığı üzerinden mi karşıyız nükleer enerjiye? Bu iktidarın yaptığı hiçbir işe güvenmeyiz ama mesela bir başka siyasal partinin iktidarında ülkemizin kalkınması adına destekler miyiz? Ya da nükleer çok riskli, dışa bağımlı, çöplük teknoloji ve kesinlikle alternatifleri var mı?

Alternatifler elbette var ama tam da burada şu soru sorulabilir: Bu kadar enerjiye ihtiyacımız var mı? Veyahut kimin ihtiyacı var? Enerji kullanımı konusundaki veriler, bizlerin, yani üretenlerin, büyütenlerin, yetiştirenlerin, öldürerek değil yaşatarak yaşayanların enerji tüketiminde çok az payı olduğunu gösteriyor.

İşte bu yüzden, tam buradan geri dönmeliyiz. Sermayenin kimi yerde dozerlerle, kimi yerde barajlarla, kimi yerde polislerle, savaş uçaklarıyla açtığı alanlara doluşmak yerine, geri çekilmeliyiz. Bu hıza ayak uydurmak zorunda değiliz.

Kapitalizmin dayattığı üretim ve tüketim anlayışının mutlak olmadığını görmekle başlıyor iş. Ama onunla kalmıyor. Yerine ne koyacağız?

Seçenek bol!

Mevcudu sorgulayan her şüpheyi korkutup geri kaçıran o bildik soru: “Peki senin alternatifin ne? Ne öneriyorsun?”

İcat çıkarmaya gerek var mı? Toplumsal belleğimizi dümdüz ederek algılarımızı işgal etmiş olan tüketim kültürünün altını biraz kazırsak, kriz anlarında hayatta kalma içgüdülerimizle çekip çıkardığımız eski usulleri, aslında hiç de öyle yeni, bilinmedik veya orijinal olmayan “alternatifi” görebiliriz: Dayanışmak, azla yetinmek, hep almamak, doğaya iade etmek…
Bunun en yakın somut örneği Özgür Kazova Tekstil Kooperatifi olmuştu. Şimdi de KoopUlarca!

“Patron Yok, Biz Varız”

“Kooperatif tembellik hakkını savunur. Patronu süpürünce onun için çalışmak zorunda kalmazsınız. Koop-Patron Yok Biz Varız”

Metin Yeğin böyle özetlemiş aslında meseleyi. Ne bu kadar çalışmak, ne bu kadar üretmek, ne de bu kadar tüketmek zorundayız. Sermayenin tembellik olarak kötülediği, bizim en temel insan hakkımızdır! Patronu süpürmeli, ondan kalan zamanda tembellik hakkımızın keyfini sürmeliyiz. Bunun için de dayanışmacı bir üretim modeli, yani kooperatif.

Kooperatif yeni bir model değil, Türkiye’ye de yabancı değil. Ama dünyadaki örneklerini “solda” bırakacak denli yanlış uygulanmakta. Elbette hakkını veren birçok örnek de var. Kazova’dan sonra KoopUlarca da aynı yolda ilerliyor.

KoopUlarca’nın hikayesi, Soma’da yaşanan iş katliamı ile başlıyor. Soma’nın Ularca köyü, maden işçiliğine mecbur edilen o güzelim topraklardaki tarım ve hayvancılık yerlerinden sadece bir tanesi. Hem doğaya hem de insana düşman bu mahkumiyeti ortadan kaldırmak için, tarım ve hayvancılığı tekrar yerelin en önemli geçim kaynağı haline getirmek için kuruldu KoopUlarca. İtirazı bir üst noktaya taşımak için kuruldu.

“KoopUlarca”, patronsuz, aracısız, dayanışmaya ve işbirliğine dayalı sosyal ekonomiyi örgütlemek üzere yola çıktı. Köylülerin, süt ve süt ürünlerinden oluşan ilk üretimi 1 Mayıs’ta raflarda olacak ama aklınıza dev süper marketler gelmesin. Çünkü %100 organik bu ürünler şimdilik köyde, Ayvalık’taki halk pazarında ve İzmir Konak’ta oluşturulan “Patronsuzlar Sokağı”nda satılacak.

Yaşanan felaketin ardından yola düşüp Soma’ya giden Metin Yeğin, her gün bıkıp usanmadan köy kahvesine, tarlalara, ağıllara giderek köylüleri projeye ikna etmiş. “İlk gittiğimizde köyde ortalıkta gezen tavuk bile yok gibiydi. Bütün köy depresyondaydı” diyor. Bu havayı kıran kooperatif olmuş. Bu kasvetli havanın yerini, KoopUlarca ile biraz merak, biraz umut dolu bir heyecan almış.

“Kapitalizm vazgeçmiyor, biz niye geçelim?”

Ularca, Soma’ya 18 kilometre uzaklıkta. 180 haneyle, kalabalık sayılabilecek bir köy. İşsizlik çok yoğun. Tarım bitirilmiş, herkes madene muhtaç edilmiş. Faciada, Soma merkezde yaşayan iki Ularcalı yaşamını yitirmiş. Köydeki 40 madenci ise vardiyalarına denk gelmediği için kurtulmuş. Metin Yeğin, Soma’yı, tüm sonuçlarıyla, neoliberalizmin Türkiye’deki pilot bölgesi olarak tarif ediyor. Harika taş evlerde yaşayan, mükemmel toprağa sahip insanların, tarımdan vazgeçmelerini, ‘düşünsel hegemonya’ ile açıklıyor. Köylüleri, madende ölüme mahkum edilmedikleri, başka türlü bir yaşama ikna etmeleri biraz zor olmuş. Yeldeğirmenlerine karşı savaştıklarını dile getiriyor Yeğin:

“Bu kooperatif tutmaz diyenlere, batan bankaları, şirketleri hatta ülkeleri anlatıyoruz. Neden kapitalizmden vazgeçmiyorlar? Biz de daha çok kooperatif, daha çok dayanışma öreceğiz. İnsanların AVM’lerde intihar etmeleri tesadüf değil. Çünkü, bu dünyada, artık tüketim ilişkilerimiz üzerinden var olabiliyoruz.
100 saat çalışanın üye olacağı KoopUlarca’da, sistemin tapınağı halindeki AVM’lere ve yabancılaşmaya karşı, köylülerin depresyonunu ve bizim kentteki yalnızlığımızı birleştirecek bir ilişki biçimi yaratmaya çalışıyoruz.”

Yeğin ve arkadaşları, 3 ay önce yola çıktıklarında köyde günde 8 kilo kadar keçi, 400-500 kilo günlük inek sütü çıkıyordu. İnek sütü 85 kuruşa, sadece Soma’ya satılıyordu. Köylüler, mandıralardan paralarını alamazken, Soma’da, süt 2 liraydı. İlk iş olarak bir bina imece usulü çalışılarak ürün toplama ve işleme merkezi haline getirildi. Şimdilik hedef, kişi başı, yer üstü maden fiyatı olan 1200 lirayı kazanmak. Kooperatif üyeliğinin tek kuralı var: Toplam 100 saat çalışma. Ortaklar, tüm kararları birlikte alıyor. Herkesin kendi çalışma saatini yazdığı bir defter var. Keçiler dağda, kekiklerin arasında yetişiyor. Veteriner haftada bir kez hayvanları kontrol ediyor.

Fransız çiftçiden peynir yapmayı öğrenecekler

KoopUlarca, köylüleri haftada bir organik tarım konusunda işin uzmanlarıyla buluşturacak. Fransız çiftçiler gelerek, ünlü Fransız peynirlerinin yapımını Ularcalılar’a öğretecek. Yeğin, “Tüketici, kimin yoğurdu olduğunu, hangi koşullarda üretildiğini bilecek. Sağlıklı gıda tüketmek isteyenlerle üretenler arasındaki aracıları kaldırdık. Ayvalık, İzmir tarafında olanlar hemen sipariş verebilir. Twitter’da ‘@metinyegin’ hesabımdan bana ulaşabilirler. İnternet sitemiz yakında faaliyete geçecek” diyor.

Kaynak: Cumhuriyet’ten Hilal Köse’nin haberi, http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/257443/Komurun_karasindan_peynirin_beyazina.html

Serap Güneş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s