‘Eleştirel Feminizm’ üzerine – Miglena Todorova

Bu fotoğraf, Haziran 2015’te, Rojava’nın Telabyat’ın IŞİD’den özgürleştirilmesi operasyonunda yer alan YPJ savaşçılarının bir molası sırasında çekildi.
Bu fotoğraf, Haziran 2015’te, Rojava’nın Telabyat’ın IŞİD’den özgürleştirilmesi operasyonunda yer alan YPJ savaşçılarının bir molası sırasında çekildi.
Çeviren: Serap Güneş

28 Ağustos 2015

Kürt değilim, Müslüman da değilim. Ama kısa bir süre önce biri bana şu soruları sordu: “Kürdistan’da feminizm belirli bir eğilimi temsil eden dar bir kültürel, politik ve toplumsal vizyona sahip. Bazı Kürt feministler, yerel deneyimlerle çok alakasız, çok “beyaz” bir Batı Avrupa modeli feminizmi benimsiyorlar. Kadınların özgürleşmesini yerel deneyimlerin terk edilmesinde ve daha “modern” olanların benimsenmesinde görüyorlar. Bu açıkladığım türe eleştirel yaklaşan bir feminizm var mı? Olmalı mı? Eleştirel feminizmin ilkeleri nelerdir ve ana-akım feminizmden farkı nedir?”

Cevap şu olabilir: Tüm feminizmler eleştireldir ancak her bir feminizm akımı belirli bir tarihsel, kültürel ve toplumsal konuma sıkı sıkıya bağlıdır. Aynı zamanda kadınlar ve feministler, iktidar ve egemen güçlerce bölüşülmüş bir dünyada çeşitli sorunlar hakkında birbirleri ile konuşurlar; dolayısıyla dünyanın dört bir yanındaki biz kadınlar ve feministler eşit değiliz. Batıdaki feministler ve orta sınıf, özel olarak da beyaz feministler, ırksal ve kültürel ayrıcalıklara sahip olmuşlardır, dolayısıyla “kadın” hakkında bildiklerimize onların ihtiyaçları, deneyimleri, bilgi birikimleri ve teorileri hâkim olmuştur.

Ancak Kürdistan’dan Kanada’ya, Meksika’dan Kenya’ya ve Bosna’ya kadar kadınlar bu hâkimiyetin farkındadırlar. Yine de, “ikinci” ve “üçüncü dünya” denilen ülkelerden kadınlar, kendi yerel hedeflerine ulaşma mücadelesinde faydalı olduğu noktalarda feminist direniş taktiklerini, teorilerini ve tarzlarını stratejik ve politik olarak kullanırlar. Söz konusu fikirler, kadına yönelik şiddetten kadınların “yuva” denilen dört duvar ile sınırlandırılmaya çalışılmasına, eğitime erişimden bedenleri üzerindeki haklarına kadar kadınların karşı karşıya kaldığı yerel meseleleri dile getirmelerini sağlıyorsa, batılı feminist fikirlerden de faydalanırlar. Dolayısıyla, Kürt feministlerin kendi yerel feminizm türlerini geliştirmek yerine batı feminizmini benimsediğini varsaymak, Kürt kadınların kendi gerçekliklerini kavrayacak vasıtalardan, fikirlerden ve kapasiteden yoksun olduğunu, batı feminizmine absorbe olup onun belirleyiciliği altında kaldığını varsaymaktır. Böylesi bir analiz, eleştirel düşüncenin, direnişin ve kendi yolunu çizmenin olmadığını varsayarak, “batının” etkisini ve egemenliğini pekiştirmekten başka sonuç yaratmaz.

Aksine, Kürt kadınlar baskı ve direnişe dair uzun bir kolektif bilgi birikimini paylaştığı için, bedenlerine, topraklarına ve topluluklarına yönelen şiddetin kaynağının sadece yerel olmadığını, aynı zamanda küresel ve ulus-aşırı da olduğunu, hepsinin ötesinde, dünyanın dört bir yanından kadınlarca paylaşıldığını da görmektedirler. Kürdistan’daki kadınlar, dünyadaki diğer kadınlar gibi, yerel partiyarkanın, ulusal yapıların ve değerleri dünya çapında devletlerce benimsenen küresel piyasaların ve gelişen kapitalizmin şiddeti ile yüz yüzedirler. Bu şiddet, işsizlikle, siyasi iktidarsızlıkla, devlet yozlaşması ile, savaş, kaos, toplumsal parçalanmalar ve küreselleşme ile yüz yüze kalan erkeklerin, kadınların bedenleri üzerinde iktidar iddia ettiği ve mülkiyet pratikleri hayata geçirdiği, erkekliğin dar ve ulusalcı yapılanmalarına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu erkeklik yapılanmaları, hem “doğuyu” hem de “batıyı” tanımlamaktadır. Dinleri, ülkeleri ve kültürleri kapsamakta, Kürdistan’daki kadınları dünyanın dört bir yanındaki kadınlarla birbirine bağlamaktadır.

O zaman “eleştirel feminizm”, bir kadının kendi üzerindeki baskıyı hem yerel hem de küresel ölçekte kavrama ve kadınların “yerlerini bilmeleri gerektiğini” vaaz eden, “geleneğe” ve “ulusal kültüre” ilişkin yerel “hafızayı” ve söylemleri stratejik olarak bozmak ve sarsmak amacıyla, “modernite” ile ilişkili olanlar da dâhil, tüm anlatılardan yararlanma kabiliyetidir. Benim açımdan Kürt feministler hâlihazırda, “modernin” kadınların güçlenmesini de ifade edebileceği bu tür bir feminist politikayı hayata geçirmektedirler. Bu yazıyı da onların mücadelesi ile dayanışma olarak kaleme aldım.

The Pasewan

Reklamlar

‘Eleştirel Feminizm’ üzerine – Miglena Todorova” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s