Bir Batı tahayyülü olarak “Fas’tan Pakistan’a dek Müslüman ve Arap dünya”*

750

Mardean Isaac’ın Paris saldırıları ertesi yayınlanan bir Guardian makalesine yönelik eleştirisi… Mardean, kimi (çoğu?) Batılının sorgulamadan benimsediği “Fas’tan Pakistan’a dek Müslüman ve Arap dünya” şeklindeki tektipleştirmeyi sorguluyor.

Guardian’da “Paris Attacks: the Muslim victims of terrorist bullets” (Paris Saldırıları: Terörist kurşunların Müslüman kurbanları) başlığıyla yayınlanan bir makale epey canımı sıktı. Elbette Paris saldırılarında aramızdan alınan canlara saygı gösterme çabası olduğundan değil, makalenin temel iddiasının arkasında yatan ilkeler yüzünden: Yani, büyük çoğunluğu Kuzey Afrika kökenli bu insanların tümünün Müslüman olduğu ve onları birleştiren şeyin İslam olduğu kabulü/iddiası. Yazarına gönderdiğim e-posta aşağıda.

Verdiği yanıtları burada paylaşmayacağım ama dini inançlarının ne olduğu konusunda hayatını kaybedenlerin ailelerine veya dostlarına danışmamış olduğu net. Bu anlaşılabilir bir şey olsa da işaret ettiğim meselelerin ağırlığını ortadan kaldırmıyor maalesef.


Sevgili Anne,

Bana yanıt verdiğiniz için teşekkürler.

Küçük veya ehemmiyetsiz gibi görülebilecek olan bu meselenin üzerine gidiyor oluşumun nedeni, Müslümanı/Müslüman oluşu tayin eden şeyin kapsamının, kanaatimce sınırlı olması gereken dini inanç meselesinin ötesine genişletildiğine dair endişem. Ben etnik olarak Süryaniyim. Süryaniler büyük oranda Hıristiyan bir halk. Şahsen inançlı biri olmamama rağmen, Ortadoğu’da bir Hıristiyan olarak görülüyor ve sınıflandırılıyorum. Diğerlerini/’öteki’ni, algılanan dini kimliğe göre özselleştirme şeklindeki bu sürecin bölgede yıkıcı sonuçları oldu.

‘Hıristiyan arkaplana sahip’ birçok Avrupalı (ve batı Avrupalıların epeyce fazlası) için, (cinsiyet ve diğer kimlik kategorileri bir yana) dini ve hatta etnik kimliğin bir tercih meselesi olduğu çoktandır yerleşmiş durumda. Tüm bu Avrupalılar, bunun bilinçli bir şekilde farkında olsun olmasınlar, bu koşulu haklı bir şekilde aydınlanma değerlerinin ve toplumsal örgütlenmenin zaferi olarak görüyorlar.

Fakat, göçmenleri (1., 2. veya 3. kuşak) dini arkaplanları ile tanımlanan topluluklara ve gruplara yerleştiriveren çok fazla Avrupalı var. Bu yaklaşımın arkasında iyi niyetli bir boyut da olduğu savunulabilse de, yine de, bunun son kertede narsistik bir yaklaşım olduğunu öne süreceğim. Kendileri gibi olmayan insanların gördüğü muamele konusunda vicdanlarını rahatlatmak için bu batılılar, onları batı toplumunun durumu konusunda, kendilerini tanımladıkları ve moral yüceltimlerini aradıkları kendi memnuniyetsizliklerinin rengine daha kolay boyamak için, göçmen gruplarını kategorize ediyorlar. Bu, emrivakiye dönen bir ‘sempati, hoşgörü ve anlayış” biçimi. ‘Aşırı sağ’ ile ‘sol’ arasında bu noktada tuhaf bir kesişme (her ikisi de Müslüman toplumu belirli bir temel değerler dizisi ile boyuyor, aşırı sağ onlara yönelik korku ve rahatsızlıklarının ifadesi olarak, sol ise kendisini aşırı sağa karşı savunmak adına), kendilerini içinde aydınlanmış hissettikleri bir karşılıklı mücadele.

Dolayısıyla bu yaklaşım, savunucuları kendi kendilerini tanımlama özgürlüğünün tadını çıkarırken, dinin etnisite yerini tutacak şekilde – içine doğduğunuz ve değiştiremeyeceğiniz bir şey – kötücül kullanımını yansıtıyor ve Ortadoğu’nun bu duruma gelişinde bunun katkısı var. Ayrıca, Seamus Milne gibi yazarların ‘Arap’ veya ‘Müslüman’ dünyayı (Fas’tan Pakistan’a dek) resmedişlerindeki derin ve devam eden cehalete de bakın: etnik çeşitliliğe ve bu bölgelerin tarihine bir hakaret, ve bir kez daha, kendisinin kendi kıtası ile bağlantılı olarak kullanılması halinde dehşete düşeceği bir ilke: ‘Beyaz Avrupa’ veya ‘Hıristiyan Avrupa’.

Bu sürece dahil olduğunuzu söylemiyorum ama makaleniz bu insanları birleştiren şeyin İslam olduğu varsayımına dayandığından, tüm bu insanların Müslüman olduklarını gerçekten bilip bilmediğimizi (anlatımlara göre kimileri öyle görünse de) öğrenmek isterdim.

Bunun hiçbir şekilde İslam Devleti’nin imhacı güçlerince aramızdan alınan canlara saygı sunma girişimini değersizleştirme amacı taşımadığından emin olmanızı rica ediyorum. Ancak makale tabiatı gereği dinamik ve niyetle yüklü olduğundan – kendisini İslamcı adleden bir siyasi ve askeri örgütün Müslüman kurbanlarına ışık tutmak – bunun meşru bir soru ve değerlendirme alanı olduğunu düşünüyorum.

Saygılarımla,
Mardean

Çeviri: Serap Güneş

*Mardean Isaac’ın Facebook gönderisi başlıksız yayınlanmış. Şuradaki makalenin yazarına yönelik. Başlığı ben uyduruverdim, uymuştur umarım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s