Vladimir Putin Türkiye’ye ‘teröristlerin suç ortağı’ demekte haklı mı? – Martin Chulov (Guardian)

4073

The Guardian

Rus liderin savaş uçağının vurulması ardından işaret ettiği karmaşık bir ilişki ve üst düzey IŞİD’lilerle Türk yetkililer arasındaki bağlantıları içeriyor

Suriye savaşının ilk aylarından itibaren, Beşar Esad’a karşı cephe alan bölge ülkelerinin tümü arasında en fazla doğrudan alaka ve risk Türkiye için söz konusuydu.

Türkiye sınırları, her türden savaşçı için Suriye’ye girişte birincil geçiş noktası oldu. Askeri üsleri silah dağıtımı ve muhalif savaşçıların eğitimi için kullanıldı. Sınır kasabaları ile köyleri bir milyonun üzerinde mülteci aldı.

Türkiye’nin uluslararası havaalanları da epeyce meşgul oldu. İslam Devleti’ne (IŞİD) katılacak olan 15 ila 20 bin yabancı savaşçının çoğunluğu değilse bile önemli bir kısmı ilk olarak İstanbul veya Adana’ya indi ya da denizle Akdeniz kıyısına ulaştı.

Bu akın, bir Türk jeti Salı günü bir Rus savaş uçağını vurup düşürmeden çok önce, Esad’ın müttefiklerine Türkiye’nin IŞİD’e imkan sağladığı, hatta onu desteklediğine dair iddialarda bulunmak için verimli bir zemin sağlıyordu. Vladimir Putin’in, Türkiye’nin “teröristlerle suç ortağı” olduğuna dair imasının, Ankara’nın destekçileri arasında bile yankı bulması muhtemeldir.

Cihatçıların Suriye’ye doğru yola koyulmaya başladığı 2012’den bu yana, varlıkları sınıra dek yolculuklarının her noktasında aşikardı: İstanbul havaalanında, güneydeki Hatay ve Gaziantep şehirlerinde – her ikisi de konaklama noktaları – ve sınır köylerinde. Savaşa giden yolda yabancılar, AB ve ABD’nin sürekli baskısı sonucu onları geri döndürmeye yönelik koordine çabaların devreye girdiği 2014 sonuna kadar bu rotaları sürekli kullandılar.

O zamana kadar, IŞİD Suriye’nin kuzey ve güney bölgelerinde hakim bir güce çoktan kavuşmuştu. İslamcı grupların yanı sıra Suriye muhalefetinin ideolojik olmayan fraksiyonlarını da (ki her ikisi de Türkiye tarafından desteklenmekteydi) tarumar etti ve Suriye’nin enkazından ne tür bir yönetim çıkarsa çıksın, devrimin özgün hedefleri ile hiçbir alakası olmamasını garanti etti.

Hatay ve Gaziantep’ten geçen kesintisiz yabancı akışının gizli kalmak gibi bir kaygısı yoktu, yereldeki otellerde, kahvelerde ve otobüs garlarında düzenli olarak toplanıyorlardı. Büyüyen tehditten kaygı duyan Avrupalı diplomatlar, Türk liderliğinin, 2011’deki demokrasi yanlısı gösterilere zalimane yanıtına dek Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dostu olmuş olan Esad’la savaşmaya giden muhafazakar İslamcılara sempati beslediği sonucunu çıkardılar. “O vakitten itibarense düşman oldu” dedi batılı bir yetkili. “Erdoğan Esad’a akıl vermeye çalıştı. Ama gösterilerin bastırılması ardından, kendisini hakarete uğramış hissetti. Ve işte bugün bu noktaya geldik.”

Suriye mevzusu uzadıkça, Türkiye bir dizi militan gruba olan yatırımını ikiye katladı. Topraklarından geçen cihatçıların mülayim tehditlerden fazlası olmadığını düşünüyor gibiydi. Ancak batılı yetkililer ile diyalogda belirgin bir değişim yaşandı: Güvenlik yetkilileri artık aşırılıkçıların “dini istismar edenler” şeklinde tanımlanmasında ısrar etmiyordu. Resmi yazışmalarda onları “terörist” olarak adlandırmak artık eskiden olduğu gibi sorun değildi.

Buna rağmen, bazı yönlerden IŞİD ile bağlantılar gelişmeye devam etti. Türk işadamları IŞİD’li petrol kaçakçıları ile kârlı işler yaptılar ve terörist grubun kasalarına haftada en az 10 milyon dolar eklediler. Türkiye böylelikle IŞİD’in birinci müşterisi olma rolünü Suriye rejiminin elinden alıyordu. Geçtiğimiz iki yılda sayısız üst düzey IŞİD üyesi Guardian’a, Türkiye’nin karşılarına çıkmamayı tercih ettiğini ve onlarla doğrudan mücadeleye nadiren girdiğini söylemişti.

İstihbarat çevrelerinde, bu bağlantıların “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığı etrafında şekillendiğine ve artık bir çıkar ittifakı denilip geçilemeyeceğine dair endişeler büyümeye devam etti. Bu korkular, bu yıl Mayıs ayında ABD özel kuvvetleri doğu Suriye’ye bir operasyon düzenleyip petrol ticaretinden sorumlu IŞİD yetkilisi Ebu Seyyaf’ı öldürdüğünde büyüdü.

Seyyaf’ın kaldığı yerdeki bir zulada, üst düzey IŞİD yetkilileri ile bazı Türk yetkililer arasındaki ilişkilerin ayrıntılarını içeren sabit sürücüler bulundu. Washington ve Londra’ya, bulunanların “ivedi politik sonuçları” olduğuna dair mektuplar gitti.

Kısa bir süre sonra, Türkiye, neredeyse 40 yıla yakın bir zamandır her iki taraf için de harap edici olan bir savaş yürüttüğü Kürt ayrılıkçı grup PKK’ye karşı yeni bir cephe açtı. Bunun karşılığında, ABD’nin İncirlik hava üssünü IŞİD’e karşı operasyonlarda kullanmasına izin veriyor ve kendisinin de operasyonlara katılacağını vaat ediyordu. Fakat o tarihten bugüne, Türk jetleri, füzelerini neredeyse tamamen kendi sınırları içindeki ve PKK’nin askeri müttefiki olan YPG’nin, ABD savaş jetlerinin desteği altında IŞİD’e karşı tek etkili savaş gücünü teşkil ettiği Suriye’deki PKK hedeflerine yönlendirdi.

Üst düzey Türk yetkililer Kürtlerin – Suriye’deki ana ABD müttefiki – kendileri açısından Türk ulusal çıkarlarına IŞİD’den daha fazla tehdit oluşturduğunu açıkça belirttiler. Yine de, her şeye rağmen, Türkiye bir NATO üyesi olarak Avrupa tarafından bir müttefik olarak değerlendirilmeye devam ediyor. ABD ve İngiltere çok daha az bu duyguda ancak bu konuda bir şey yapmaya isteksizler. Her iki başkentteki endişe, bu konuda bir şey yapmanın, ittifakların, stratejilerin ve etkilerin sürekli değiştiği, halihazırda kaygan olan bölgeye bir değişken daha ekleyecek olması.

Üst düzey bir batılı görevli, “Türkiye meseleyi kontrol edebileceğini düşündü” diyor. “Ama ipin ucunu kaçırdı. Ankara’nın orta yerinde kendisini ısırdı [IŞİD tarafından üstlenilen Ekim ayındaki çifte intihar saldırısı] ve daha uzun bir süre de peşini bırakmayacak.”

Çeviri: Serap Güneş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s