Bismarck Afrika’nın en değerli varlıklarını nasıl talan etti? – Adekeye Adebajo

Otto+von+Bismarck+XXX

Geçtiğimiz ay Almanlar Otto von Bismarck’ın doğumunun 200. yılını kutladılar. Prusyalı devlet adamı Almanya’yı birleştirdi ama Afrika’yı böldü.

Bismarck 1871’de Almanya şansölyesi oldu, Danimarka, Avusturya ve Fransa’ya karşı üç yıl süren savaşları takiben aynı yıl sürüsüne bereket Alman prensliğini “kan ve demir” yoluyla birleştirdi. Alman siyaset sihirbazı, bunun ertesinde 1884-85’teki Berlin konferansında Afrika’yı bölmek için sanayi devrimi teknolojisini kullanarak “büyük sihirbaz” rolünü oynadı.

“Demir Şansölye” sınırsız enerjiye ve yeme içme konusunda doymaz bir iştaha sahip gösterişçi ve kibirli bir adamdı. Avrupa’da barışı kırk yıl boyunca hakim kılacak çetrefilli bir siyasi ittifaklar ağı kuran “tarafsız bir arabulucu” olarak tanındı.

Yirmi yıl boyunca Alman İmparatorluğu’na rakipsiz şekilde hükmedecek bir ızbandut ve reel politikte bir siyasi dehaydı. Onun yönetimi altında Almanya Kıta Avrupa’sının lider sanayi ve askeri gücü haline geldi.

Bismarck o zamana kadar Afrika’da kolonilere karşıydı, kolonileri kaynak israfı olarak görüyordu. Almanya’nın ekonomik çıkarlarının zorlamasıyla fikrini değiştirdi, artık Afrika’yı Avrupa’daki liderlik mücadelesinin bir uzantısı olarak görüyordu.

1880’ler itibariyle “Afrika kapışmasına” dönüşen “yeni emperyalizm” çoğu zaman, İngiliz geleneğindeki huysuz ve şımarık devlet okulu öğrencilerinin oynadığı bir oyunmuş gibi anlatıldı. Bismarck sık sık alay eder bir tarzda Kolonialtummel’den (kolonyal girdap) bahsederdi.

“Yaramaz doksanların” şafağı sökmeden evvelki silah ateşlenene dek, yağmacı on dokuzuncu yüzyıl sonu Avrupa emperyalistleri, Afrika güneşi altında kendi yerlerini arayarak “Faşoda buhranı”, “kör adamın blöfü”, kolonyal “engelli koşu” ve “kumarbazın tekmesi” peşinde koşuyordu.

Bu epik dramaya birbiriyle atışan kolonyal hükümetler; David Livingstone ve Henry Stanley gibi üç kağıtçı kaşifler; Cecil Rhodes ve Kral Leopold gibi habis kapitalistler ve softa Hıristiyan misyonerler dahildi. Afrika sık sık, Berlin’deki emperyal ziyafette ağızları sulandıran lokmalarla yutulacak devasa bir meyveli kekmişçesine tanımlandı: erik ve kiraz gibi terimlerin kullanıldığı bu anlatıda Tunus “olgun bir armuttu.”

Egemenlerin Afrika’yı parçalara ayırdığı konferans, Bismarck’ın Wilhelmstrasse, Berlin’deki rezidansında 1884-85’te gerçekleşti. On dört büyük batılı güç (Almanya, Fransa, İngiltere, Portekiz, Belçika, İspanya, İtalya, Rusya, Avusturya-Macaristan, ABD, Danimarka, İsveç/Norveç, Hollanda ve Türkiye) katıldı bu konferansa. Çarpıcı olanı ise kıtanın geleceğinin tartışıldığı konferansta prens, baron, kont, lort veya başka türlü delegeler olarak bile, hiçbir Afrikalı temsilcinin bulunmamasıydı.

Bismarck, konferansı, David Livingstone’un “üç C”sini hararetli bir şekilde savunduğu Fransızca bir konuşma ile açtı: commerce, Christianity, civilization (ticaret, Hıristiyanlık ve medeniyet). Oysa üç habis P çok daha uygun olurdu: profit, plunder, prestige (kar, talan ve prestij). Riyakarca, konferansın amacının, Afrika kıtasının iç kesimlerini dışa açarak “yerlilerin uygarlaştırılmasını” teşvik etmek olduğunu iddia etti. Şansölye konuşmasını toplantının barış ve insanlık davasına hizmet etmesini umduğunu söyleyerek tamamladı.

Bu konferansın merkezinde İngiliz-Fransız çekişmesi vardı ve Bismarck ağırlığını bir Paris’e bir Londra’ya vererek ikisinin rakip kalmasını sağlamaya çalışıyordu. Berlin’in en önemli sonuçlarından biri, Bismarck’ın Belçika Kralı Leopold’ün Kongo’yu ilhakını başarılı bir şekilde desteklemesi oldu. Bu olay, 10 milyona yakın ölüme sebep olacak büyük çaplı zulümlerin ve kauçuk plantasyonlarında zorla çalıştırmaların başlangıcını tetikledi.

Bismarck, konferansın kapanış konuşmasında ulaşılan hedefleri şöyle özetleyecekti: Afrika kıtasının iç kesimlerinin tüm batılı uluslara açık olması, Kongo havzasında serbest ticaret ve “yerli ırkların” refahının, onlara “medeniyetin” faydaları sağlanarak göz önünde bulundurulması. Berlin, Avrupalı devletler arasında çatışmayı önleyecek şekilde Afrika’da ticaret, navigasyon ve denetime yönelik kuralları belirlemişti. Sonraki 25 yılda, neredeyse tüm Afrika toprakları Avrupalı güçler arasında parsellendi.

Berlin, Avrupalı emperyalistlerin onlara ait olmayan topraklar üzerinde ziyafet çektiği bir şölen oldu. Fesat planlarını, “medeniyet götürme” şeklindeki üstten bakan babacan ahlaki palavralarla örtmeye çalıştılar.

Bütün bir kıta için böylesine yıkıcı siyasi, sosyoekonomik ve kültürel sonuçları olan başka bir toplantı örneği daha bulmak zordur.

• Adebajo, Johannesburg Üniversitesi Çatışma Çözümü Merkezi’nde yönetici ve misafir öğretim üyesidir.

Çeviri: Serap Güneş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s