Patrice Lumumba: 20. yüzyılın en önemli suikastı

patrice-lumumba-007

Kongo bağımsızlık kahramanı Patrice Lumumba’yı öldürmeye yönelik ABD sponsorluklu tezgah 50* yıl önce bugün gerçekleşti

Patrice Lumumba 1960 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı oldu ve 1961’de öldürüldü.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin (DKC) seçilmiş ilk başbakanı olan Patrice Lumumba, 50* yıl önce bugün, 17 Ocak 1961’de suikast sonucu öldürüldü. Bu menfur saldırı, Amerika ve Belçika hükümetleri tarafından tezgahlanan ve ihalenin Kongolu işbirlikçilere ve bir Belçikalı infaz timine verildiği birbiriyle bağlantılı iki suikast planının sonucuydu.

Bu menfur suça ilişkin en iyi kitabın Belçikalı yazarı Ludo De Witte, bunu “20. yüzyılın en önemli suikastı” olarak tanımlıyor. Suikastın tarihsel önemi, en başta gerçekleştiği küresel bağlam, o günden bu yana Kongo siyasetine etkisi ve Lumumba’nın ulusal bir lider olarak bıraktığı miras olmak üzere bir dizi faktörde yatıyor.

126 yıl boyunca ABD ve Belçika, Kongo’nun kaderini şekillendirmede kilit rol oynadılar. Nisan 1884’te, Berlin Kongresi’nden yedi ay önce, ABD Belçika Kralı 2. Leopold’un Kongo Havzası’na ilişkin iddialarını tanıyan ilk ülke oldu.

Leopold’un Kongo Bağımsız Devleti’ndeki vahşi ekonomik sömürüsü ile bağlantılı zalimlikler milyonlarca ölüme sebep olduğunda, Belçika’yı Kongo’da kontrolü alelade bir sömürgeymiş gibi ele almaya zorlama noktasında ABD diğer dünya güçleri ile birlikte davrandı. Ve ABD bu sömürge döneminde Kongo’nun devasa doğal kaynaklarında stratejik bir pay elde etti. Kongo madenlerinden elde ettiği uranyumla Hiroşima ve Nagazaki’yi bombalayacağı ilk atom silahlarını üretecekti.

Soğuk Savaş’ın patlak vermesiyle birlikte, ABD ve onun batılı müttefiklerinin, Afrika’nın stratejik hammadde kaynaklarının düşman Sovyet kampının eline geçmesine izin vermek bir yana, Afrikalıların kendisinin dahi bunlar üzerinde etkin kontrole sahip olmasına izin vermeyeceği açıktı. Bu açıdan Lumumba’nın halkımızın yaşam koşullarını iyileştirmek adına gerçek bağımsızlığa ulaşma ve Kongo’nun kaynaklarının tam denetimini sağlama kararlılığı, batılıların çıkarlarına tehditti. ABD ve Belçika, Lumumba’yı alt etmek için Dag Hammarskjöld ve Ralph Bunche idaresindeki Birleşmiş Milletler sekreterliğini kullanmak, Lumumba’nın Kongolu rakiplerini satın almak ve kiralık katiller tutmak da dahil ellerindeki tüm araçları ve kaynakları seferber ettiler.

Kongo’da Lumumba’nın suikastı haklı bir şekilde ülkenin ilk günahı olarak görüldü. Bağımsızlığın ardından yedi aydan kısa bir süre sonra (30 Haziran 1960), Lumumba’nın sözcülüğünü yaptığı ulusal birlik, ekonomik bağımsızlık ve pan-Afrika dayanışması görüşlerine ve milyonlarca Kongolunun özgürlük ve maddi refah umuduna yıkıcı bir darbeydi.

Suikast ülkenin dört ayrı hükümetin yönetimi altında olduğu bir süreçte gerçekleşti: Kinşasa’daki (o zamanki Léopoldville) merkezi hükümet; Kisangani’de Lumumba’nın takipçilerinin asi merkezi hükümeti ve maden zengini Katanga ve Güney Kasai’deki ayrılıkçı rejimler. Lumumba’nın fiziksel imhası ile birlikte batılıların Kongo’daki çıkarlarına ana tehdit olarak gördükleri unsur ortadan kalktığından, uluslararası çabalar ılımlı ve batıcı Kinşasa rejiminin otoritesini tüm ülkeye hakim kılmaya odaklandı. Bu çabalar Kisangani’deki Lumumba’cı rejimin 1961’de sona ermesi, Güney Kasai’nin Eylül 1962’de ayrılması ve Katanga’nın Ocak 1963’te ayrılması ile nihayetlendi.

Bu birlik süreci sona erer ermez, neokolonyal devlete ve onun batıcı liderliğine karşı “ikinci bağımsızlık” için radikal bir toplumsal hareket yükseldi. Bu kitlesel köylü, işçi, kent işsizleri, öğrenci ve memur hareketi, birçoğu Ekim 1963’te Brazzaville’de Kinşasa’dan Kongo nehri boyunca bir Ulusal Özgürlük Konseyi (UÖK) kurmak üzere yeniden bir araya gelen Lumumba’nın takipçileri arasında arzulu bir liderlik buldu. Bu hareketin güçlü ve zayıf yanları, Patrice Lumumba’nın Kongo ve bir bütün olarak Afrika için mirasını değerlendirme noktasında faydalı olabilir.

Bu mirasın en olumlu yanı, Pierre Mulele’nin, Kongo halkının demokrasi ve toplumsal ilerleme arzularını karşılanmaya yönelik radikal değişime olan özverili adanmışlığında yatıyor. Öte yandan, UÖK’nin Christophe Gbenye ve Laurent-Désiré Kabila’yı da içeren liderliği, iktidarla ve onun getireceği ayrıcalıklarla halkın refahından daha çok ilgiliydi. Bu, icraatta değil daha çok sözde bir Lumumbacılıktı. Otuz yıl sonraki başkan olarak Laurent Kabila, sözlerini icraata dönüştürme noktasında çok az şey yaptı.

Daha önemlisi, Lumumba’nın Kongo’ya bıraktığı en büyük miras, ulusal birlik ideali oldu. Yakın zamanda bir Kongo radyo istasyonu bana Güney Sudan’ın bağımsızlığının Kongo’da ulusal birlik için endişe konusu olup olmadığını sordu. Patrice Lumumba Kongo’nun birliği için öldüğünden, halkımızın ulusal birliğini savunmak adına en yüksek kararlılığı sergileyeceğini söyledim.

Georges Nzongola-Ntalaja, Chapel Hill’deki North Carolina Üniversitesi’nde Afrika ve Afro-Amerikan çalışmaları profesörü ve The Congo from Leopold to Kabila: A People’s History kitabının yazarı

*2016 itibariyle 55. yıldönümü

Çeviri: Serap Güneş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s