Kemer sıkma politikaları sonrası cinsel şiddet ve ev içi şiddet: Mevzu Roosh V’den daha büyük

a_rape_rates_per_100000_population_2010-2012_world

100.000 kişi başına tecavüz vakası oranı, 2010-2012

12 Şubat 2016

Kat Burdon-Manley, Roosh V’yi yapısal ve kurumsal ırkçılık ve cinsiyetçilikle ilgili çok daha büyük bir sorunun çirkin yüzü olarak görüyor

“Bang,” “Day Bang,” “30 Bangs,” “Bang Poland,” “Bang Iceland,” “Bang Estonia,” “Bang Lithuania,” “Don’t Bang Denmark” ve “Bang Ukraine” Roosh V’nin kitaplarından sadece bazılarının adı ve karakterini epey iyi özetliyor.

Roosh V olarak da tanınan Daryush Valizadeh, kendinden menkul bir “kadınları baştan çıkarma ve yatağa atma uzmanı” ve özel mülkte tecavüzün yasallaştırılmasını savunuyor. Mizojinist bir tıklama tuzağı olan web sitesi Return of Kings, 6 Şubat’ta Roosh V’nin katılacağı dünya çapında toplantılar örgütledi ama bunlar sözüm ona erkeklerin güvenliği konusundaki endişeler nedeniyle resmen iptal edildi.

Kadınlar sosyal medyadan, arkadaşlarını, bu erkeklerle aynı gece dışarıda olacaklarsa uyanık olmaya çağırdılar ve böylesine açık bir cinsiyetçiğe haklı olarak tepki duyan kadın ve erkekler tarafından karşıt yürüyüşler organize edildi. Muhafazakâr İçişleri Bakanı Karen Bradley bile Roosh V’nin görüşlerini iğrenç olarak niteledi ve İngiliz toplumunda yeri olmadığını söyledi.

Peki ama Roosh V münferit bir sorun mu yoksa çok daha tehlikeli bir fenomenin semptomu mu? Roosh V’yi ve “neomaskülen” biraderlerini sokaklardan kovalayabiliriz, peki ama bu, Karen Bradley’in kendi hükümetince uygulanan politikalar nedeniyle İngiltere’de sayısız ev içi şiddet merkezinin (kadın sığınma evinin) kapanmasını önleyebilecek mi? Roosh V ve onun maskülen erkeklerinin eleştirisi İngiltere ve Galler’de her yıl 85.000 kadın ve 12.000 erkeğin tecavüze uğramasına son verecek mi? Ayrıca Roosh V’nin şahsen katıldığı toplantılarına bile yalnızca bir düzine erkeği çekebildiğini unutmamak lazım.

Roosh V tek sorun olsaydı, Sisters Uncut gibi kampanya gruplarının hükümet politikalarına karşı “cenaze yürüyüşleri” organize etmesine ihtiyacımız olmazdı. Roosh V bir “kukla kötü adam”, yapısal ve kurumsal ırkçılık ve cinsiyetçilikle ilgili çok daha büyük bir sorunun çirkin yüzü. Hükümetin kemer sıkma programı kadınlara zarar veriyor ve ölümlerine neden oluyor: her gün aşırı yığılma ve yetersiz bütçe nedeniyle sayısız kadın, sığınma evlerinin kapısından geri çevriliyor ve kesintilerin doğrudan bir sonucu olarak 2010’dan bu yana 30’a yakın sığınma evi kapandı.

Ev içi şiddet vakalarının yalnızca yüzde 35’i polise rapor ediliyor ve her 3 kadından 1’i yaşamı boyunca erkek partnerinden şiddet görecek. Bir kadın polisi ilk kez aramadan önce partneri tarafından ortalama 35 kez şiddet görmüş oluyor.

2010’dan bu yana kadın sığınma evleri ve siyahlara ve etnik azınlıklara yönelik uzman hizmetleri gibi kritik hizmetlerin bütçesinde kesintiye gidildi ve bu hizmetlerin her gün daha az bütçeyle daha çok iş başarması bekleniyor. Hizmet sağlayıcıları, hizmetlerinin seviyesini azaltma baskısı altında ve bu durum hizmetlerin bütünsel bir yaklaşımla sağlanmasının altını oyuyor ve daha fazla kadını tehlikeye atıyor. Pratikte bu, kadınların psikolojik danışma grup toplantılarına katılmasını sağlayan kreşler kapanıp siyah ve etnik azınlık topluluklarında ve kırsal bölgelerde yaşayan insanlar açısından adeta cankurtaran niteliğindeki sosyal yardım programları durdurulurken, sosyal konutlar ve en temel seviyede psikolojik destek gibi hizmetlerin, hizmet kullanıcılarına sadece asgari seviyede sağlanması anlamına geliyor.

Adli mercilere rapor edilen ve başvuru yapılan ev içi şiddet vakalarının ve dava açılan sanıkların sayısında bir artış görülürken, cinsel şiddet saldırılarını polise bildirmeyi seçen saldırı kurbanlarının sayısı tüm kurbanlar içinde yalnızca yüzde 15’te kalmayı sürdürüyor (İngiltere ve Galler Suç Araştırması raporu). En ciddi cinsel saldırıların çoğunluğu polise bildirilmiyor; insanların yüzde 57’si olayı birine anlatıyor ama polise değil; yüzde 28’i saldırı konusunda kimseye bir şey anlatmıyor.

En ciddi cinsel saldırıların çoğunluğu partner tarafından gerçekleştiriliyor, bu yüzden Roosh V gibilerin özel mülkte tecavüzün yasallaştırılmasının tecavüzü azaltacağını savunmasına şaşmamalı, çünkü özel mülkteki tecavüz en büyük sorunumuz. Roosh V’ye göre bu istenmeyen deneyimler, kadınları daha iyi erkek seçimleri yapmaya zorlayacakmış! Bu mantık bana bir feminist arkadaşımın erkek seçimlerim konusundaki endişelerime “Sanki seçme özgürlüğün varmış gibi davranıyorsun, oysa bardağını camdan aşağı atsan sik kafalı bir herifin kafasına çarpma ihtimali yüzde 50, o gün futbol maçı varsa yüzde 100!” diyerek cevap vermesini hatırlattı. Cinsiyetçiliğin hepimize sirayet ettiğini ve maskülin kimliklerde yoğunlaştığını, bu yüzden kimle çıkarsak çıkalım veya kime aşık olursak olalım, cinsiyetçilikle karşılaşmaya devam edeceğimizi ve cinsiyetçilik yok edilene dek bu mücadelenin devam edeceğini anlatmaya çalışıyordu.

Bu da yeterli değilse, hükümetimizin kadınlara yönelik şiddetteki payı, kadınlara yönelik hizmetlerde kesinti yapmasından çok daha derine gidiyor. Korkunç koşulların hüküm sürdüğü Yarl’s Wood gözaltı merkezinde tutulan kadınlar tesis personelinin üyelerince maruz bırakıldıkları cinsel istismarı ve tacizi teşhir ettiler. BM’nin kadınlara yönelik şiddet raportörü Raşide Manju’nun İngiltere’nin kadınlara yönelik şiddetle nasıl mücadele ettiğini araştırmak için tesise girişine izin verilmedi, o da İngiliz hükümetini kapsamlı bir soruşturma yapmasına engel olduğu için kınadı. Bu, hükümetin çoktan Roosh V’nin özel mülkte kadına yönelik şiddete izin veren kitabından bir yaprak aldığını gösteriyor: bu durumda, özel bir şirketin mülkü.

Lindy West, Roosh V ile ilgili Guardian’da çıkan makalesinde bunu çok iyi özetliyor: “Çoktandır saçaktaki azgın kedi gibi bağıran bir soytarıydı zaten. Şimdi tüm dünyanın bilmesi bir şeyi değiştirmiyor. Önemli olan Roosh’un ve tiksinç görüşlerinin izole bir fanusta olmadığını görmemiz; gerçek yaşamlarımızda gerçek kökleri olan tutumların kristalize olmuş örnekleri bunlar.” Cinsiyetçilik birçok biçimde karşımıza çıkabiliyor, dolayısıyla kadınların Cardiff’te, Londra ve Manchester’da neomaskülinist “kabile erkeklerini” protesto etmek için yaptıkları gibi sokaklara çıkması önemli ama bir yandan da Yarl’s Wood’un dışındaki kızkardeşlerimizin, tek suçları İngiltere’den sığınma talep etmek olan kadın tutuklularla dayanışmasına ihtiyacımız var. “Cenaze yürüyüşlerinde” kadınlara yönelik hizmetlerdeki bütçe kesintilerini protesto eden ve hükümetimizdeki cinsiyetçilikle mücadele eden kadınlara ihtiyacımız var.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s