Hindistan’da kadına yönelik şiddet: Delhi’den bu yana işler daha da kötüleşti – Jayati Ghosh

image.jpg6 Mart 2015 – Hindistan hükümeti Delhi’de bir öğrencinin korkunç bir şekilde toplu tecavüze uğrayıp öldürülmesini ele alan BBC Belgeseli India’s Daughter’ı (Hindistan’ın Kızı) yasakladığının ertesi günü, 10 bin kişilik bir kalabalık Nagaland kasabasındaki bir hapishaneyi bastı ve bir tecavüz sanığını dışarı çıkarıp döverek öldürdükten sonra cesedini sokağa astı.

Bu, Hindistan halkı kadınlara yönelik şiddete karşı o kadar öfkelendi ki kendi başına adalet arıyor mu demek oluyor? Ne yazık ki hayır. Delhi’deki bu afallatıcı eylemin şartlarını ortaya çıkaran patriyarka ve gücün kötüye kullanımı halen ayakta ve yaygınlaşmaya devam ediyor, hatta hem bu linçte hem de filmle ilişkili daha saldırgan kimi tepkilerde de görülebilir bu durum. Öyle ki, böylesi tepkilere yol açan şey, tecavüzün, kadınların kişiliğine ve fiziksel bütünlüğüne dönük bir saldırı olduğu için değil, sırf kadınların “namusunu lekelediği” için kötü görülmesi.

British-filmmaker-Leslee--009.jpgIndia’s Daughter: ‘Hindistan’da tecavüz üzerine bir film yaptım. Erkeklerin zalimane tavırları beni gerçekten şok etti’

Kendisi de tecavüz mağduru olan bir kadın tarafından çekilen belgesel, şaşırtıcı bir şekilde hem hükümet hem de bazıları Jyoti Singh’in Aralık 2012’de tecavüze uğrayıp öldürülmesi ardından düzenlenen yaygın protesto gösterilerinde ön safta yer almış olan kadın hakları aktivistleri tarafından eleştirildi. Filmin yasaklanması (direnerek ve akşam 9’dan sonra sokakta bulunarak aslında kadının bunu hak ettiğini iddia eden tecavüzcülerden biri ve avukatı ile yapılan şok edici görüşmeler yüzünden), en afallatıcı ve gerici görüşlerin ifadesine platform teşkil ettiği ve neredeyse kadınlara yönelik şiddet olduğu gerekçesine dayandırıldı.

Hindistan hükümeti, kadınların emniyetini ülkenin uluslararası imajından çok daha az dert ediyordu. Belgeselin, ülkenin yeni hükümeti ile elde ettiği ilerlemeyi göz ardı edip Hindistan’ı kötü göstermeye devam edeceği idi endişeleri. (Bu başarıların özellikle de kadınlar için çok az ve pek nadir olduğu ile hiç ilgilenilmiyordu.)

Yabancılara parlak bir önplan göstermek için rahatsız edici gerçekleri halının altına süpürmek birçok hükümetin eski bir alışkanlığıdır. Ama filme yönelik bazı eleştiriler daha derinlikli ve ciddiye alınması gerekiyor. Belgesel için görüşü alınan Hindistan’ın en güçlü ilerici feminist seslerinden biri olan Kavita Krişnan, yasal süreç devam ederken davayı etkilememesi açısından filmin gösterimine kısıtlama getirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Filmin özünde, kadınlara karşı sergilenen vahşeti Hindistan’a has sosyo-kültürel bir sorun olarak gösteren gizli bir “beyaz kurtarıcı” mantığının bile olabileceğini söylüyor. Filmin, kadınları kendi başlarına şahıslar olmaktan ziyade kızlar olarak gösteren adına da karşı çıkıyor. Guardian’da yazar Nilanjana Roy bir tecavüzcünün görüşlerini bu şekilde yaygınlaştırmanın, Jyoti Singh’e yönelik saldırı sonrasında yükselen sesleri bastırırken, tecavüzcüyü bir tür ünlü haline getirme riski taşıdığını söylüyor.

Kadınların rutin şekilde aşağılandığı ve kişisel emniyetlerinin örtülü bir şekilde onların (“iyi”) davranışlarına bağlı kılındığı tek ülkenin Hindistan olmadığı kesinlikle gerçek. Eski IMF başkanı Dominique Strauss-Khan ve İklim Değişimi üzerine BM Hükümetlerarası Paneli başkanı RK Pachauri’ye yönelik iddialar, kurbanı suçlama eğiliminin uluslararası elitler arasında da baskın olduğunu gösteriyor. Patriyarka kültürü küresel kapitalizm ile ayrılmaz bağlara sahip.

Öyle olsa bile, toplumumuzdaki ahlaki çürümenin derinliklerini teşhir etmenin bir noktası var. Hindistan’da hunharca işlenen suçlara karşı büyük halk protestolarının ve sonrasında, yasaları kadınlara daha fazla koruma sağlayacak şekilde değiştirme çabalarının bugüne dek sonuçsuz kaldığı gerçeğinden kaçamayız. İşler muhtemelen daha bile kötüye gitti. Devletin laf olsun torba dolsun mealinden girişimleri, yarayı daha da kanatmaktan başka işe yaramadı.

Halktaki öfke patlamasının ardından, hükümet tarafından geçtiğimiz Nisan ayında kadınların güvenliğini artırmak amacıyla bir “Nirbhaya fonu” (Nirbhaya – korkusuz – Jyoti Singh’in kimliği yerine kullanılan takma addı) oluşturuldu. Mevcut hükümetin kadınlar ve kız çocukları için güvenlik önlemleri hayata geçirme konusundaki büsbütün ilgisizliği çok bariz. Tecavüzler ve fiziksel saldırılar ise devam ediyor.

Bunun altında en azından kısmen, filmde tecavüzcü ve avukatı tarafından sergilenen tavırların pek de nadir olmaması gerçeği yatıyor. Hindistan’da ve birçok ülkede toplumun tüm kesimlerinde yaygın bu gibi görüşler.

Bunu örtmeye çalışmak veya başkalarının bunu bilmesini önlemek çözüm değil. Bunun yerine meseleyle yekten yüzleşmemiz gerekiyor, tam da bu aşırı patriyarka formunun bu denli yaygın olması yüzünden. Düşmanımızı – hem içimizde hem de dışımızda – tanımak, bunların tümü ile yüzleşmek demek, ne kadar nahoş görünürse görünsün. Çünkü ancak o zaman değişim umudumuz olabilir.

Çeviri: Serap Güneş

Kaynak

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s