Muhammed Ali’nin gizli öyküsü II – Vietnam savaşına direnmek

Savaşın 22 milyon insanıma özgürlük ve eşitlik getireceğini düşünseydim beni askere almaları gerekmezdi, yarın orduya katılırdım. İnançlarım için direnerek kaybedeceğim hiçbir şey yok. O zaman hapse gideceğim, ne olmuş? 400 yıldır hapisteyiz.

ali2

Yazar: Dave Zirin

Çeviri: Barış Satılmış

1966’nın başlarında ordu Ali’yi aramaya geldi ve askere alınmak için 1-A olarak sınıflandırıldı. Bu haberleri gazetecilerle çevriliyken aldı ve on yılın en ünlü cümlelerinden birisini öylesine söyleyiverdi: “Dostum, benim Vietkong’la bir kavgam yok.”

Bu şaşırtıcı bir demeçti. O zaman savaşa karşı çok küçük bir muhalefet vardı. Savaş karşıtı hareket daha emekleme aşamasındaydı ve ülkenin büyük kısmı hala savaşı destekliyordu.

Life dergisinin kapağında “Vietnam Savaşı Kazanmaya Değer” yazıyordu. “Yeşil Berelilerin Türküsü” (Ballad of the Green Berets) şarkısı listelerde yukarı tırmanıyordu. Ve bir de Ali vardı. Uzun zamandır barış aktivisti olan Daniel Berrigan’ın dediği gibi, “Çok beyaz olan savaş karşıtı hareket için büyük bir destekti. Akademisyen, bir bohem veya bir papaz değildi. Korkak olarak görülemezdi.”

Tepkiler anlık, düşmanca, vahşi ve kimi zaman da komik derecede histerikti. Jimmy Cannon şöyle yazdı:

Kimsenin duyamadığı ünlü şarkıcılara ve motosiklet kullanan punklara ve Batman’e ve uzun kirli saçlı çocuklara ve yıkanmamış görünümlü kızlara ve gizli balolarda çıplak dans eden kolej çocuklarına ve babalarından azar yiyen öğrenci isyanına ve çorba kutularındaki etiketleri kopyalayan ressamlara ve çalışmayı reddeden sörfçü aylaklara ve sıkılmış gençliğin tüm şımarık kültüne uyuyor.

Yıllar sonra Jack Olsen Sports Illustrated’da şunları yazdı: “Ses yankılandı ve kutsal savaşın davulları oldu. Radyo ve televizyon yorumcuları, küçük yaşlı kadınlar… kitapçılar ve papazlar, Pentagon hariçten strateji anlatanlar ve her yerden politikacılar kreşendoya katıldılar: “Cassius’u alın, Cassius’u alın, Cassius’u alın.”

Yeniden para kazanmaya dönmesi için sözünü geri alması, özür dilemesi, askerler ve kameralar için moral etkinlikleri kapsamında maça çıkması için Ali’ye her türlü fırsat sunuldu. Ama o reddetti. ABD toplumunda kaynayan şeyler yüzünden bu büyük bir reddedişti. Bir tarafta siyah devrim ve diğer tarafta savaş karşıtı mücadele. Ve ağır sıklet şampiyonunun bir ayağı ikisine birden basıyor.

Şair Sonia Sanchez’in hatırladığı gibi:

Şimdi o zamanın duygusunu hatırlamak zor. O zamanlar ünlü çok az insan askere alınmaya direniyordu. En çok genç siyah kardeşlerimizi, orantısız biçimde öldüren bir savaştı bu ve güzel, komik, şiirsel bu genç adam, ayağa kalkıp hayır diyordu! Bir an için bunu hayal edin! Ağırsıklet şampiyonu, büyülü adam, kavgasını ringin dışına, politik alana taşıyor ve sıkı duruyor. Mesaj verilmişti!

Ali için inanılmaz, dipten gelen bir destek oluştu. Bu nedenle tacizlere ve medya saldırılarına ve telefonunun dinlenmesine rağmen sıkı durdu. O yılın sonunda bir basın toplantısında özür dilemesi bekleniyordu. Sürekli savaşı destekler pozisyona geri döneceği dedikodusu vardı. Bunun yerine ayağa kalktı ve şunları söyledi: “Vietnam’daki savaş için benden ne kadar uzun süre isterseniz isteyin bu şarkıyı söyleyeceğim, benim Vietkong’la bir kavgam yok.”

Artık 1967 yılıydı ve savaş karşıtı hareket için bir diğer büyük adımda, Martin Luther King Jr. savaşa karşı çıktı. Muhalefetini ilk kez ilan ettiği basın toplantısında şunları söyledi, “Muhammed Ali’nin dediği gibi, hepimiz – siyah, kahverengi ve fakir – aynı baskı sisteminin kurbanlarıyız.”

Ali ve King, NOI’yi öfkelendirecek şekilde FBI’daki iyi insanlar sayesinde öğrendiğimiz özel bir dostluk kuruyorlar. İşte Martin Luther King Jr. ve Muhammed Ali arasında Ali’den kısaca “C” olarak bahsedilen dinlenmiş bir konuşmanın çözümlemesi:

MLK C ile konuştu, selamlaştılar. C MLK’yı bir sonraki şampiyona dövüşünde misafiri olması için davet etti. MLK katılmaktan memnun olacağını söyledi. C MLK’yı izleyerek öğrendiğini ve MLK’nın kardeşi olduğunu ve %100 onunla olduğunu ama risk alamadığını ve MLK’nın da kendisine dikkat etmesini ve “o beyazlara dikkat etmesi” gerektiğini söyledi.

Bu özel dostların insanların önünde bir araya tek gelişi o yıl daha sonra Ali adil barınma hakkı için acı ve şiddetli bir mücadelenin verildiği Lousvillle’de King’e katıldığında gerçekleşti. Ali göstericilere hitap ederek şunları söyledi:

Özgürlük, adalet ve eşitlik mücadelenizde sizinleyim. Lousville’e geldim çünkü çoğuyla birlikte büyüdüğüm, birçoğuyla okula gittiğim, birçoğuyla kan bağım olan kendi insanlarım, sadece özgürlük, barınma hakkında eşitlik ve adalet istedikleri için dövülürken, sokaklarda tekmelenir ve ezilirken sessiz kalamadım.

O gün daha sonra bir gazeteci savaşla ilgili ısrarlı soruları üzerine sonunda kameralar pır pır ederken döndü ve şunları söyleyerek özgürlük mücadelesi ve savaş karşıtı mücadele arasındaki paratoner konumunu güçlendirdi:

Neden Louisville’de siyahlara köpek gibi davranılırken ve en temel insan hakları görmezden gelinirken benden üniforma giymemi ve evden 10.000 mil öteye gidip Vietnam’daki Kahverengi insanların üzerine bomba ve kurşun yağdırmamı istemek zorundalar? Tüm dünyada beyaz efendilerin koyu renkli insanlara baskısı devam etsin diye 10.000 mil gidip bir başka fakir ulusun katledilmesine ve yakılmasına yardım etmeyeceğim. Artık böyle kötülüklerin bitmesi gereken gün geldi.

Böyle bir duruşun bana milyonlarca dolara mal olacağına dair uyarılar aldım. Ama bir kere söyledim ve yine söyleyeceğim. İnsanlarımın gerçek düşmanı burada. Kendi adaletleri, özgürlükleri ve eşitlikleri için savaşan insanların köleleştirilmesinin aracı olarak dinimi, insanlarımı veya kendimi itibarsızlaştırmayacağım…

Savaşın 22 milyon insanıma özgürlük ve eşitlik getireceğini düşünseydim beni askere almaları gerekmezdi, yarın orduya katılırdım. İnançlarım için direnerek kaybedeceğim hiçbir şey yok. O zaman hapse gideceğim, ne olmuş? 400 yıldır hapisteyiz.

Julian Bond şunları söyledi, “Ali o ileri doğru sembolik adımı atmayı reddettiğinde dakikalar sonra herkes bunu biliyordu. İnsanların sokak köşelerinde bunu konuştuklarını duyabilirdiniz. Herkesin dudaklarındaydı. Savaşı hiç düşünmemiş insanlar – siyah ve beyaz – Ali sayesinde bunu düşünmeye başladı.”

Ali’nin Vietnam’da savaşmayı reddetmesi tüm dünyada ilk sayfa haberiydi. Guyana’da ABD elçiliğinin önünde bir destek nöbeti oldu. Karaçi’de genç Pakistanlılar oruç tuttu. Ve Kahire’de büyük bir gösteri oldu.

19 Haziran 1967’de Ali Houston’da tamamı beyaz bir jüri tarafından sorgulandı. Bu gibi davalarda tipik ceza on sekiz aydı. Ali beş yıl ceza aldı ve pasaportuna el kondu. Hemen temyize gitti. Dokunulmaz ve yenilgisiz Ali askerlik yapmayı reddettiği için unvanını kaybetti ve üç buçuk yıl sürecek ring sürgünü başladı.

Beklenmedik kaynaklardan destek geldi. Kendisi de çevresindeki hareketlerle şekillenmiş Floyd Patterson şunları söyledi: “Beni rahatsız eden şey Clay’in doğru olanı yaptığı için çok sert bir ceza ödemek zorunda bırakılması. Amerika’da ödül için dövüşenler politika ile ilgili ağzını kapatmamalı, özellikle de görüşleri hükümetinkilerle karşıtsa ve işçi sınıfı arasında boksla ilgilenen birçok kişiyi etkileyebilir.”

Ali’nin önemini derinden anlayan bir grup da ABD Kongresiydi. Hüküm giydiği gün zorunlu askerliği dört yıl daha uzatmayı 337’ye karşı 29 oyla kabul ettiler. Ayrıca 385’e karşı 19 oyla bayrağa hakareti federal bir suç saydılar.

O zaman, ABD güçleri tarafından haftada bin Vietnamlı sivil öldürülüyordu. Her gün yüz asker ölüyordu ve savaşın aylık maliyeti 2 milyar dolardı ve savaş karşıtı hareket büyüyordu. Ali’nin başkaldırısı harekette bir dipnottan fazlasıydı. Bir gözlemcinin dediği gibi, “Muhalefetin görünür, duyulu, çekici ve korkusuz olmasını sağladı.”

1968’de Ali kefaletle serbestti, NOI ve izleyicileri tarafından terk edilmiş ve unvanı elinden alınmıştı. Ama hiç bu kadar aktif olmamıştı çünkü söyleyeceklerini dinlemek isteyen genç bir siyah ve beyaz nesil vardı. Ve Ali çağrıya uydu.

1968’de iki yüz kampusta konuşma yaptı. İşte sanki ABD devleti Floyd Patterson’dan daha tehdit edici değilmiş gibi güvenle dolu bir konuşma:

Benden denizi aşıp Güney Vietnam’da özgür insanlara yardım etmem bekleniyor ve aynı anda burada kendi insanlarıma gaddarca davranılıyor, hayatta olmaz! Çok şey kaybettiğimi düşünenlerinize şunu söylemek istiyorum, her şeyi kazandım. Kalbim huzurlu, vicdanım temiz ve özgür. Ve gururluyum. Mutlu uyanıyorum, mutlu yatıyorum ve hapse gidersem de mutlu gideceğim.

Ali Batıyor

Cezasını temyiz eden Ali’ye savaş karşıtlığındaki yükseliş yardım etti. Bölünmüş bir Temyiz Mahkemesi 1970 yılında cezasını bozdu ve hakimlerden birisi bunun “Siyah insanlara bir destek vereceğini” söyledi. Ve Ali kazanmıştı. 1971 yılında yavaş ama eldivenleri bağlamış her dövüşçü kadar zeki bir dövüşçü olarak ringe geri döndü.

Ali 1971’de unvanını geri alma girişiminde Frazier’e kaybetti. On beş rauntluk maç öylesine sert geçti ki iki dövüşçüyü de hastanelik etti. Sonra, 1973 yılında Ali Ken Norton’a yenildi ve sonra yendi. Sonra Zaire’de George Foreman’a karşı “Rumble in the Jungle” geldi. Birçok bakımdan Black Power’ın sınırlarını ve belirsizliğini – ve hem Ali’nin militanlığının hem de ilham verdiği ve ilham aldığı hareketin düşüşünü ortaya çıkardı.

Diktatör Mobutu Sese Seko —iktidara gelmek için Ali’nin eski dostu Patrice Lumumba’yı öldüren ve sonra ülkenin servetinin dörtte birini yağmalayan Birleşik Devletlerin sevdiği isim — dövüşü Don King adında bir sosyal parazitle kol kola ayarladı.

Birlikte dövüşü siyah milliyetçiliğin renklerine bürüdüler. Havaalanından çıkan yollarda kurulmuş kaçak kamplar büyük billboardlarla gizlenmişti: “Zaire: Siyah Gücün gerçek olduğu yer.” Dövüşten önce Mobutu çok sayıda sözde suçluyu topladı ve yabancı basının ve yüksek mevkililerin rahat etmesi için yüzünü idam ettirdi.

Ama dövüşün etrafındaki her şey berbat olsa da dövüşün kendisi inanılmazdı. Afrikalı kalabalık – Amerika’daki siyahlar gibi Ali’yi kahramanları olarak görüyorlardı – “Ali Bomaye!” (Ali Öldür onu!”) diye tempo tutuyorlardı. Ama formunun zirvesinde ve güçlü Foreman’ın Ali’yi bozguna uğratması bekleniyordu.

Bunun yerine Ali tarihteki en büyük bozgunlardan birisiyle Foreman’ı yendi. İlk birkaç rauntta Foreman’ın kendisini tüketmesine izin verdi ama Ali dövüşten önceki son haftalarını sırtını ipe yaslayıp kafasını ve vücudunu koruduğu “rope-a-dope” stratejisini çalışarak geçirmişti.

Foreman kendisini tükettikten sonra Ali birden iplerden fırladı ve sekizinci rauntta bir dizi şimşek gibi yumrukla Foreman’ı bitirdi. Gelmiş geçmiş en parlak stratejiye sahip boks maçlarından birisiydi.

Ali’nin dövüş kariyeri devam ederken Black Power ve özgürlük mücadelesi düşüşe geçti. Amerikan egemen sınıfı hareketin bir kısmını ezdi ve diğerlerini düzen içine aldı. Bazı anlamlarda Ali her iki tarafı da temsil ediyordu. Hem ezilmiş hem düzen içine çekilmişti. Ali ringe çok daha yavaş bir dövüşçü olarak döndü ama bir yumruğa katlanabileceğini anladı. Ve fiziksel olarak yok olana kadar yumrukları almaya devam etti.

Yavaşlamış olmasına rağmen Ali çok sevildi. Louisville onun adını işlek bir caddeye verdi. Başkanlar onu Beyaz Saray’a davet etti ve bahsedildiği gibi bugün Olimpiyat meşalesini yakıyor ve savaş için vitrin oluyor. Hiç durmadan örgütlenen bir atlet olan Jim Brown şunu söyleyecekti: “Amerika’nın sonunda sevdiği Ali benim en sevdiğim Ali değildi. Sevdiğim savaşçı gitmişti.”

Ama Ali’nin bugünü ana akım tarafından yutulmuşsa da geçmişi yazıldı ve bize ait. Bugün aktivistler yurt içinde savaşı yurt dışında savaşla ilişkilendirmeye çalıştıklarında geleneğimizin bir parçası olarak 1960’lardaki Ali var. Tommie Smith’in kısa süre önce dediği gibi: “Bu rafa kaldırıp unutabileceğim bir şey değil. Kalbim ve ruhum hala o takımla ve 1968’de uğruna mücadele etmeye çalıştığımız her şey henüz çözülmedi ve geleceğimizin bir parçası olacak.”

Smith haklı: Ali’nin ırkçılık ve savaşa karşı direnişi sadece 1960’ların değil aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin parçası.

1. Bölüm

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s