Toplumsal yeniden üretim krizinde iktidarı inşa etmek – Radikal Kolektif Bakım Projesi

İçinde bulunduğumuz krizde, toplumsal yeniden üretim, kolektif bir toplumsal iktidar formu inşası açısından kritik önemde bir alan haline gelebilir.

Radical Collective Care Project

ROAR Magazine

Manuela Zechner, Bue Rübner Hansen

SYRIZA, seçim yoluyla iktidara geldi, kendisini iktidara getirebilecek ya da iktidardan düşürebilecek bir hareket temelinde değil. Şimdi birçok Yunan için yeniden iktidarla mücadele zamanı. Ama iktidarı ele geçirme veya iktidar mücadelesi vermenin ötesinde, bir “iktidarı inşa etme” meselesi var.

Mücadele ve değişim için dayanıklı ilişkileri ve altyapıları nasıl inşa ederiz? Süregiden Avrupa borç krizinin ortasında, toplumsal ağlarda, gündelik yaşamın içinde, örgütlenmelerde, kurumsallıklarda, iktidarın inşasını nasıl ele alabiliriz? İş toplumsal yeniden üretim meselesinden başlıyor; güçleri nasıl toparlarız ve direnişi yapıcı ve sürdürülebilir şekilde nasıl yükseltebiliriz?

Kriz ve genelleşen güvencesizlik hali, sosyal haklar, kaynaklar ve geçim çerçevesinde, tümünün de merkezinde yaşamın kendisi olan sayısız mücadelenin önünü açıyor. Gündelik yaşam, bedensel olarak ayakta kalabilmek, kolektif yaşam: insani gereksinimler sorunu krizde birçoklarına dokunuyor ve her türden ilişkilenme formuna rengini veriyor; sadece halen grev yapabilen işçilere de değil.

Tüm bunlar yalnızca krizin değil, güvencesizliğe doğru uzun vadeli eğilimlerin de kalbine gidiyor. Sosyal devletten kesintiler, yapısal işsizlik ve nüfus fazlası. Yeniden üretim politikası bu meseleyi ele alıyor ve onu kolektif iktidarın inşası açısından bir zemin haline getiriyor.

Toplumsal veya kolektif iktidarı sürdürülebilir ve sağlam şekilde inşa etmek için, bu alandaki düşünsel yaklaşımlar ve stratejilerde yol temizliği yapmamız gerek. Ve şunu sormalıyız: yeniden üretim çevresindeki mücadeleler temsil siyaseti ile nasıl bir ilişki içinde, özellikle de kriz dahilinde günümüzde açılmış olan seçim olanakları açısından?

KRİZDEKİ TOPLUMSAL YENİDEN ÜRETİM

Toplumsal yeniden üretim bakış açısı, bugün iktidarı inşa etme meselesinin merkezinde yer alıyor. Toplumsal yeniden üretim, yaşamların sürdürüldüğü ve yeniden üretildiği alan için kullanılan geniş bir kavram. İhtiyaçlarımızı karşılama yollarımıza ve arzularımızı tatmin etmenin çoğu zaman gizli kalan maddi temeline ilişkin.

Şu anda yeniden üretim meselesi milyonların yaşamına ivedilikle dokunuyor. Sosyal devlet ve neoliberal yönetimin birbirine geçen mekanizmalarının kırılması yaşamlarımızı kişisel ve kolektif olarak nasıl sürdürdüğümüz hakkında düşünmek için yeni yaklaşımlara kapı aralamış durumda. Belirli kurumların ve yapıların krizini içeriyor: tekil cemaat modellerinin ve karşılıklı bağımlılık ilişkilerinin yanı sıra devletin, piyasanın, ailenin, ücretli emeğin…

Mevcut konjonktürde, iktidarı ele geçirmenin, özgün bir toplumsal iktidar formu temelinde yapılmıyorsa, krizi yönetmekle eşanlamlı olduğu açık. Toplumsal yeniden üretim bu toplumsal iktidar formunun inşası için bir alan haline gelebilir.

Toplumsal yeniden üretim çevresinde yeni bir mücadeleler döngüsüne burada kapı aralanıyor. Bu mücadeleler farklı seviyelerde gerçekleşiyor: toplumsal bakım ilişkileri seviyesinde, mekan ve yerleşim seviyesinde, üretim ve kaynakların dağıtımı seviyesinde ve kurumsallıklar seviyesinde.

Bu konjonktür içinde iktidar olmanın, özgün bir toplumsal iktidar formu temelinde yapılmadığı müddetçe krizi yönetmekle aynı anlama geldiği açık. Sermaye ve devletle artık tam olarak entegre olmayan insanlar her gün artarken, toplumsal yeniden üretim toplumsal ilişkilerin yeniden örgütlenmesi, toplumsal iktidarın inşası için bir alan haline gelebilir.

NEYİN YENİDEN ÜRETİMİ?

Krizden faydalanmaya çalışanlar, bu durumun risk ve fırsatlar yarattığını biliyorlar. Fırsatları iyi biliyoruz: kriz sosyal devletin ve yardım sistemlerinin yıkımını meşrulaştırıyor, işsizlik yaratarak ücretleri düşürüyor, büyük rekabet oyununda karları yükseltmek için kamu varlıklarını ve müşterekleri özelleştiriyor. Kriz yeni ilksel birikim akınları (henüz metalaştırılmamış olanı metalaştırmak) için, eşitsizlik, borç ve finans anlayışını yaygınlaştırırken üretici güçleri yeniden şekillendirmek ve uysallaştırmak için iyi bir bahane.

Ancak krizi yerelde veya yerel ötesinde yönetenlerin, bir yandan görüntüyü kurtarırken diğer yandan durumdan çıkar sağlamak için, yeniden üretim kartını akıllıca oynaması gerekiyor. Bunu yapmanın bir yanı, kıtlık ile kaosu belirli bir seviyede – sert değişimleri meşrulaştırmaya, işgücü arzını sürdürmeye ve ayaklanmayı engellemeye yetecek ölçüde – dayatmak veya sürdürmek.

Krizi yukarıdan yönetme “sanatı”, bireycilik, izolasyon ve rekabet mekanizmalarını kontrol edilebilir işbirliği ve cemaat formları ile birleştirmeye çalışır. Ancak bu stratejiler her zaman gönülsüz ve zayıftırlar.

Bu da sonuçta insanları canlı ve uysal tutacak belirli stratejiler gerektirir: onları ya sadaka mekanizmalarına mahkum ederek (gıda bankaları veya STK desteği örneğin) ya da güvencesiz istihdam ve girişimcilik formlarının yanı sıra, İngiltere’deki Big Society gibi, yeni-cemaatçi politika çerçeveleri üzerinden kendi geçimleri için öz-örgütlenmeye teşvik ederek.

Toplumsal olanın bu şekilde sistemiçileştirilmesine, güvenlikçiliğin ve baskının (ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasalar ve protesto ve öz-örgütlenmenin kriminalizasyonu formunda) yanı sıra muhafazakar aile politikaları (çekirdek aile paternalizmi, patriarkal yasalar ve uysallaştırılan işgücü) eşlik ediyor. Krizi yukarıdan yönetme “sanatı”, bireycilik, izolasyon ve rekabet mekanizmalarını kontrol edilebilir işbirliği ve cemaat formları ile birleştirmeye çalışır.

Ancak bu stratejiler her zaman gönülsüz ve zayıftırlar. Örgütlenip aşağıdan altyapılar inşa ettiğimizde, ilişkilerimiz, bilgilerimiz ve yönetme kapasitemiz, paylaşıldıkları için çok daha güçlüdürler.

AŞAĞIDAN ORTAK STRATEJİLER

Belirli koşullar altında, gereksinimlerimizi nasıl karşıladığımızı yeniden örgütlemeye dönük kolektif projeler, sadaka, cemaatçilik ve bireyci kurtuluştan daha güçlü alternatifler sağlayabilir. Paylaşılan bir gereksinimden başlayarak bu koşullar, sokakta, meydanlarda, evlerde ve işyerlerinde alternatifler tartışan fısıltıların ortaya çıkmasını; paylaşılan sohbet ve güven ilişkilerinin inşasını ve toplantı ve nihayetinde de örgütlenme mekanlarının yaratılmasını içeriyor. Yaşamı idame ettirmenin gündelik yollarını ele alan mücadeleler, bir dizi sebeple, sırf sefaleti hafifletmek yerine, sürdürülebilir yollardan iktidarı inşa edebilir.

Öncelikle, otonom yeniden üretim devreleri inşa ederek, bu gibi mücadeleler, değişim kavgasını sürdürmek için gereken kolektif gücü sağlar. Kaynaklara erişimin baskın formlarından geçici olarak kurtulabilmek, ister işçi grevleri, ister yol kesmeler isterse boykotlar yoluyla olsun, toplu pazarlık ve blokaj gücünde muazzam bir artış sağlar. Bunlar devlet ve piyasa karşısında güçlü antagonistik veya kavgacı araçlardır çünkü insanların hegemonik yeniden üretim devrelerinden kısmen geri çekilmesine imkan vererek gerçek bir muhalif gücün zeminini sağlarlar.

Toplumsal hareketler sürdürülebilir blokaj, protesto ve grevlere, kolektif mutfaklardan karşılıklı hukuki yardıma ve grev fonlarına dek, bakım ve yeniden üretim stratejileri üzerinden girişebilir ancak. Kara Panterler Partisi’nin 15 yıllık yüksek popülerliğe sahip militan faaliyetinin, siyah toplumuna dayatılan şiddet ve toplumsal çözülme bağlamında çalışmasına ve direnmesine imkan veren, öz-savunma stratejileri ile ayakta kalma programlarını birleştirebilmiş olmasıyla bir ilgisi olmalı.

Sosyal haklar savunusuna girişirken, toplumsal mücadeleler sık sık bu devletçi ufku tersyüz ediyorlar ve devletin sağlamadığı yerde tedarik ve bakım sağlayan somut siyasi projeler üretme noktasına varıyorlar. Örneğin barınma hakkı için epey kampanya yürüten borçlu İspanyol ev sahipleri hareketi PAH, aynı zamanda bankaların elindeki birçok boş binayı da işgal ederek komün evleri olarak kullanıma açmış.

Yunanistan’da dayanışma kliniklerinin kurulması, devlet garantisindeki sağlık hizmetlerindeki gerilemeye verilen bir yanıt, ancak süreç içinde, ücretsiz sağlık hizmeti açısından, çoğu zaman doktorlar, hemşireler ve hastalar arasındaki klasik hiyerarşileri ve ayrımları aşan yeni bir sağlık anlayışı geliştiren, güçlü bir deneyim haline gelmiş.

Yaşamı ortaklaşa sürdürme çerçevesindeki bu gibi mücadeleler, alternatif kurumsallıklar ve karşılıklı destek yapılarına ilişkin vizyonların inşa edildiği yerler. Herkesin feryat figan alternatif aradığı bir zamanda, yeni politik tahayyüller de üretiyorlar.

Yaşamı ortaklaşa sürdürme çerçevesindeki bu gibi mücadeleler, alternatif kurumsallıklar ve karşılıklı destek yapılarına ilişkin vizyonların inşa edildiği yerler. Herkesin feryat figan alternatif aradığı bir zamanda, kolektif bakım ve tedarikin toplumsal yönetimi, sağlanması ve örgütlenmesi etrafında yeni politik tahayyüller, talepler ve bilgi birikimleri de üretiyorlar. Net kısıtlılıklarına rağmen (kaynak azlığı ve net hukuki zemin olmayışı, toplumun tamamı bir yana, tüm ihtiyaç sahiplerine bile ulaşmayı zorlaştırıyor) yeni kurumsallıklar için bir zemin haline gelebilecek laboratuvarlar işlevi görüyorlar.

Sosyal devletin ve istihdamın küçülmesi, kaynakları dağıtmanın ve paylaşmanın yeni yollarını yaratarak kolektif direnç inşa eden dayanışma ekonomilerinin gelişmesine yol veriyor. Bu sadece yerel toplumsal yeniden üretim örneklerinin değil, aynı zamanda, yerel ötesi ticaret ve değişim ağlarının yaratılması anlamına geliyor. Bu sadece jeopolitik bir bakış açısından değil, ekolojik perspektiften de önemli. Küresel kapitalizminin ötesinde yeni ekonomi vizyonlarının ve pratiklerinin ortaya çıkışını ima ediyor.

Daha yakın tarihli olarak, Yunanistan’ın Avro bölgesindeki yeri konusundaki tartışma, bu gibi kolektif dağıtım formlarının önemini gösterdi. Hem Grexit’in hem de süregiden Avro bölgesi çapında dayatılan kemer sıkma politikalarının, kilise ve STK temelli sadaka ağları ile etnik temelli faşist gıda dağıtım programlarını güçlendirmenin yanı sıra, daha fazla ölüm ve sefalet getireceği açık.

Grexit olasılığı, zeytinyağı ticaretinden ucuz petrol ithaline kadar küçüklü büyüklü yerel ötesi ticaret ağları ile jeopolitik anlaşmaların yanı sıra, çok büyük ölçüde yerel öz-yeniden üretimin gücüne ve dayanıklılığına bağlıydı.

BAKIM VE DAYANIŞMA SİYASETİ

Kolektif yönetim ve karşılıklı destek çerçevesi içinde, bakım ve dayanışma siyaseti kilit unsurlar. Karşılıklı bağımlılık ilişkileri kolektif ortamda müzakere edilir hale geldi ve dolayısıyla patriarkal ve paternalist modellerin ötesinde politikleştirilebilir. Toplumsal yeniden üretim mücadeleleri geleneksel ve biyolojik aileye alternatif geçim ve bakım alanları sunuyor ve derin ve kalıcı güven ve destek ilişkileri yaratabiliyor.

Örneğin insanların PAH’a dahil olup yardımlaşmayı ve birbirlerine yol göstermeyi deneyimleme şekilleri, güçlü bir duygusal destek ve dostluk sağlıyor. Arjantin’deki piquetero topluluklarının devlete karşı kavgalarını topluluk bahçeleri, sağlık merkezleri ve sosyal alanlar gibi kolektif altyapılarla birleştirmesi, güçlü destek ağlarının yaratılmasına imkan sağladı. Bu gibi ağlar, formel ve enformel ilişki türleri ile, kolektif hafızaya aynı zamanda bir eşitlik mücadelesini kazıyan bakım ve yakınlık sistemlerinin inşasına izin verdi.

Toplumsal yeniden üretim etrafında verilen mücadeleler, neyin iş sayıldığı veya neyin iş olarak değer gördüğü etrafında bir yeniden müzakereye imkan sağlıyor.

Toplumsal yeniden üretim etrafında verilen mücadeleler, neyin iş sayıldığı veya neyin iş olarak değer gördüğü etrafında bir yeniden müzakereye imkan sağlıyor. Özörgütlenen altyapılar karşısında ücret ikincil hale geliyor, yeniden üretken ve ev içi iş gerçek anlamıyla görülebiliyor: tüm alanları kesen, yaşamı idame ettiren kritik emek. İşin toplumsal örgütlenmesi, imecenin büyütülmesi, girişimciliğin bireycileştiren basıncına karşı durularak ve ücret etrafında başka ittifaklar ve kültürler inşa ederek tersyüz edilebilir.

Bunların tümü, klasik sendikal hareketin ücret temelli ve sosyal devleti toplumsal yeniden üretimin aracısı olarak gören kısıtlı perspektifinin ötesine geçen iktidar inşası formları. Spor kulüpleri, aşevleri, korolar, barınma desteği, yetişkin eğitimi vb. ile yaygın bir toplumsal hareket olmaya yönelik yirminci yüzyıl başındaki girişiminden sonra bu hareket, sadece ücretli işçileri örgütlemekten ve geri kalanını devlete bırakmaktan mutlu mesut halde.

Yeniden üretim siyaseti öte yandan, yaşamın birçok farklı alanında ilişkiler inşa etmeyi hedefleyen, daha geniş bir toplumsal bileşim formundan hareket eder. Bireyleri bir araya getirip dar ayrımlar halindeki aile ve topluluk birimlerini parçalayarak, toplumsal gücü oluşturan şenlik, güven ve ortak mücadele temel ilişkilerini inşa eder.

TOPLUMSAL İKTİDARIN OYUN ALANLARI

İktidar inşası, farklı toplumsal güçleri verili bir egemen düzene müdahale kapasitesine doğru şekillendiren bir süreçtir. Bu, karar almak ve yol kapatmalar veya ev tahliyelerini engellemekten bir yasayı ya da ticaret anlaşmasını engellemeye kadar ilgili her seviyede etki yaratmak anlamına gelir.

İktidar, bir güçler artikülasyonunun performatif hale geldiği, yani verili bir bağlamda etki yaratma kapasitesine ulaştığı momenttir. Aynı şekilde, mücadeleler ve bir dizi “minör” iktidarların geliştirilmesi sürecinden geçer: karar alma, ifade etme, pazarlık yapma, etki yaratma vb. gücü.

Toplumsal yeniden üretim, ilişkilerin, mekanların, örgütlenme ve kurumsallık formlarının sürdürülmesi ile ilişkili pratik bir ufuk olarak, iktidar inşası sorununda güçlü bir belirleyendir.

Toplumsal yeniden üretim, iktidar inşası sorununda güçlü bir belirleyendir. Bu anlamda mücadele farklı formlar alabilir ve farklı oyun alanları boyunca var olabilir. Küçük bakım ağları veya toplulukları, barınma veya sağlık hizmeti, kaynaklar, mekanlar, altyapılar ve aynı zamanda da kurumsallıklarla ilişkili olabilirler.

Toplumsal yeniden üretim sadece bir etiket değil, daha çok pratik bir ufuktur, bu anlamda, ilişkilerin, mekanların, örgütlenme ve kurumsallık formlarının sürdürülmesi ile ilişkili bir pratik ufuktur. Zamanda kalıcı olan ve devamlılık sağlayan, iktidar kuran örneklere bu odaklanma, iktidarla mücadele etmek ve hareketler inşa etmek için kampanyaların, eylemlerin veya projelerin önemli olmadığı anlamına gelmez.

Aşağıda, her bir alandaki farklı mücadele formlarının taktiklerini ve karşılıklı etkileşimini değerlendirmek amacıyla pragmatik alanlara göre bölünmüş bir toplumsal yeniden üretim diyagramı paylaştık. Bu diyagram sosyolojik bir harita olarak değil, daha ziyade, iktidar inşası konusunda düşüncelerimizi yönlendirmede faydalı olabilecek bir araç olarak değerlendirilmeli.

Toplumsal yeniden üretim mücadeleleri temel alanını, örtüşen dört alandan müteşekkil görselleştiriyoruz:

Enformel ilişkiler örgütsüz toplumsallığı: geniş aile, arkadaşlıklar, enformel topluluklar, gevşek ağlar;

Örgütlenme prensibi mekan olan yerleşim toplumsallığı: mahalleler, evler, toplum merkezleri, toplanma alanları, dağıtım noktaları;

Protokolleri ve formel işbölümleri ile örgütlü toplumsallıklar: sendikalar, dernekler, kurumlar, kulüpler, kooperatifler, örgütlü ağlar;

Örgütlenme prensipleri yönetişim ve aracılık olan temsili toplumsallık: kurumlar, yardım ve hukuk sistemleri, partiler, medya.

Diyagramdaki bu alanlar arasındaki ilişkileri görselleştirecek olsak şuna benzeyecektir:

BuildingPower_Chart1

Bu diyagramı kesen yatay eksen formel (solda) karşısında enformel (sağda) ilişkiler, dikey eksen ise cisimleşmiş (altta) karşısında temsilidir (üstte). Çok az inisiyatif tek bir alanda duruyor; belirli inisiyatiflerin farklı boyutlarda var olduğu daha çok bu dört eğilim.

Genel siyasal ve toplumsal konjonktüre göre, inisiyatifler bir veya diğer stratejik alana kayabilir ve hatta tüm yönlerde yayılabilir. Benzer şekilde, bu alanlarda mücadeleler boyunca farklı momentlerde birkaç veya birçok birbirini kesen bağlantılar olabilir.

Önce her bir alana tek tek bakalım ve ardından daha geniş bazı yönelim prensiplerini analiz edelim.

1. ENFORMEL TOPLUMSALLIK:

Bu, istikrarsız, geçici ve spontane ilişkiler içinde olan bireyler ve gruplar alanıdır. Bu alanın iktidarı, karşılaşmalar ve ilişkiler, duygudaşlık ve ağlar oluşturmasında yatıyor. Karşılaşmalar, sosyal medya ve meme-benzeri ifadeler, örgütsel bağlarla bağlı olmayan ve müesses medya alanının dışındaki insanlardan başlayarak, empatik, bulaşıcı bir iktidarın yaratılmasına imkan sağlıyor.

2011 sonrası dönemin mobilizasyonları büyük oranda bunun gibi, mevcut örgütlenmelerden gelmeyen ve hiçbir temsil iddiası olmayan, görece spontane sosyal medya temelli harekete geçme çağrılarından yükselen, bileşimsel iktidara dayanıyordu. Temsilin reddi ve elitlerin hemen iktidardan inmesine dönük talepler sokak ve meydanlara, nihayetinde yerleşim iktidarına giden (ç.n. meydan işgalleri kastediliyor) büyük kitleler topladı.

2. YERLEŞİM TOPLUMSALLIĞI:

Bakım politikasının, feminist politikanın, yanı sıra aile ve topluluk inşası politikasının başladığı, “taban örgütlerinin” veya mantıksal köken anlamında “radikal” pratiklerin en güçlü olduğu, alanda ve mekanda, mahallelerde ve işyerlerinde çalışma yapılan alan bu.

Bu alan, duygudaşlık ve tartışma için ortak mekanlar ve zamanlar, yanı sıra da nüfusun etnik gruplara bölünmesini veya sosyal aktivitelerin siyasal, boş zaman ya da eğlence şeklinde ayrılmasını aşacak bir kapasitenin yaratılmasını gerektiriyor. Bu alan toprak, barınma, mahalle örgütlenmesi, işgal ve gıda üretimi mücadelelerinin yanı sıra yerel özyönetim formları geliştiren veya talep eden mahalle meclislerini ilgilendiriyor.

Meclisler, kamplar veya işgaller, sosyal ilişkilerin derinleşmesi ve spesifik çalışma ve tartışma gruplarının ortaya çıktığı gündelik bir boyut kazanması için mekan ve zaman yarattı.

2011 protestolarından devam edersek, mekan kullanımı üzerinden güçlü bir bileşimsel iktidara doğru, kendi ilişkisel iktidarlarını geliştirdiklerini söyleyebiliriz. Meclisler, kamplar veya işgaller, sosyal ilişkilerin derinleşmesi ve spesifik çalışma ve tartışma gruplarının ortaya çıktığı gündelik bir boyut kazanması için mekan ve zaman yarattı. Örgütsel iktidarın başlangıç aşamasındaki formları olan bu grupların, alanda devamlılık varsaymak için farklı aktörler arasında enine ilişkilere imkan sağladığını söyleyebiliriz.

Toplantıların ve sosyalleşmenin yanı sıra, kaynakların üretimini, depolanmasını ve dağıtımını da mümkün kıldığı için, mekan burada kritik bir faktör. Aynı zamanda korunup kollanacak ortak bir varlık haline de geliyor. Bu mekanlarda üretilen tahayyül ve sloganların duygusal gücü, daha sonra örgütlü olmayan toplumsallığa aktı ve örneğin bireylerin, duygu ve fikirleri, cisimleşmiş deneyimden yoğurup bunları salt duygulardan, meydanlarda yapım aşamasındaki maddi, kolektif iktidara açıktan atıf yapan beyanlara dönüştürmek suretiyle duyguların ve fikirlerin örgütsüz sirayetini muazzam ölçüde güçlendiren bir şekilde sosyal medyada kendi arzu ve öfkelerini ifade edebildiği yollar haline geldi.

Ancak, meydanlarda kurulan kolektif iktidar daima bir kakofoniye dönüşme veya polis baskısı altında ezilme ya da katılımcıların tükenmesi tehdidi altındaydı.

3. ÖRGÜTLÜ TOPLUMSALLIK:

Burası seferber olma ve örgütlenme kapasitesinin maddi ve maddi olmayan mal ve sembollerin üretim, dağıtım ve yönetim sistemlerinin yaratılmasına kanalize olduğu alan. Bir yanda kurumsal katmanı, diğer yanda, mekanlardan güçlü şekilde yararlandığından, mekânsal katmanı kapsıyor.

Örgütlülük örgütlü ağların kurulması (PAH, Genuino Clandestino gıda ağı veya Refugees Welcome web platformu gibi) veya formel örgütlülüklerin (kooperatifler veya sendikalar gibi) inşası üzerinden gerçekleşiyor. Çoğu durumda, formel örgütlenme inşası belirli hukuksal formlar kazanmak ve kurumların resmi muhatabı olarak sembolik tanınma sağlamak ve inşa edilen toplumsal iktidarın tutarlılığını ve devamlılığını artırmak için bir gereklilik.

Çoğu durumda, formel örgütlülüklerin inşası belirli hukuksal formlar ve sembolik tanınma kazanmak ve inşa edilen toplumsal iktidarın tutarlılığını ve devamlılığını artırmak için bir gereklilik.

Örgütlülüğe geçmek bir harekete istikrar ve kalıcılık sağlamak için gerekli olabilirken, çoğu zaman spontanlığını ve zenginliğini de eksiltebiliyor. Çok az mekânsal, yüz yüze ilişkinin kurulduğu bir bağlamda başlayan örgütlenmeler, zaten ikna olanların birbirini ağırladığı toplanmalardan veya kendi üyelerinin çıkarlarının iş dünyasındakine benzer temsilcilerinden fazlası haline, nadiren gelebiliyorlar.

Örgütlü toplumsallık dahilinde, değişim için devleti sorgulayabilen çok spesifik protokoller ve talepler geliştirilmeye başlanıyor. Alternatif örgütlenme ve başlangıç aşamasında kurumsallığın pratik örneklerini sunarak, bu alan, toplumsal yeniden üretim meselelerinde toplumsal hareketlere istikrar, meşruiyet ve pazarlık gücü ya da medyatiklik vermede güçlü bir rol oynuyor.

Bu seviyede yeterli iktidar inşa edilebilirse, alternatif örgütlülüklerin ikna ediciliği artabilir ve kurumsallıklar ve yüksek yönetim işlevleri açısından taleplerin önü açılabilir, böylelikle bu alan, seçim süreçlerine doğru bir sıçrama tahtası olabilir. Bu, taban örgütlerinin, örgütseli yerleşim ve ilişkisel alanlarla bağlantılandıran toplumsal iktidarına dayandığında, kurumsal seviyede ciddi dönüşümlere önayak olabilir.

4. TEMSİLİ TOPLUMSALLIK:

Bu yüksek politikanın ve temsil, bölge, medya ve partilerin oyun alanı. Ağların (düşünce tankları, ittifaklar) yanı sıra örgütlü toplumsallıkla (sendikalar vb.) diyalog içinde. Bu politika formları, toplumsal hareketler üzerinden inşa edildiği gibi alternatif örgütlenmelerden ve kurumsallıklardan doğru geliştirilirse, karşı hegemonya ihtiyacı anlayışı üzerinden, toplumsal iktidarın seçim kanadı olarak faaliyet gösterebilir.

Ancak seçmenlerine dönebilirler de, ve diğer üç seviyedeki hareketlere göre dinleme kapasitesinin yanı sıra, diğer seviyelerin otonomisinin nasıl sürdürüleceği kritiktir.

İktidarın büyük oyunları ve temsili siyasetin karmaşıklığı, değişime ket vurma eğilimindeki iradeye karşı koymak zorunda ama bu, bu alanda yenilenme imkansız demek değil.

İspanya’daki belediye deneyimlerinin şu an yüz yüze olduğu zorluk bu. Şehir bölgesi üzerinden ve özünde yerel örgütlenmeler ve ağların yanı sıra yerleşim toplumsallığı ile bağları sayesinde daha kolay yaklaşılabilen bir zorluk. Bir diğeri ise SYRIZA ve Podemos ya da onların ayak izlerini takip edecek olan diğerleri gibi yeni partiler. Radikal sol tarafından özünde “yamuk” görülen bir seviye.

İktidarın büyük oyunları ve temsili siyasetin karmaşıklığı, değişime ket vurma eğilimindeki iradeye karşı koymak zorunda ama bu, bu alanda yenilenme imkansız demek değil. Yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası politika arasındaki etkileşim önümüzdeki aylar ve yıllar içinde çokça öğrenmek zorunda olduğumuz bir mesele çünkü toplumsal iktidar farklı bağlamlarda bu seviyeye doğru inşa oluyor.

FARKLI MÜCADELE ALANLARI BOYUNCA İKTİDARIN İNŞASI

Bu alanlarda siyaset cemaatçi veya dışlayıcı, patriarkal, kayırmacı vb. olabiliyor ancak biz iktidar ve kolektif direnme kapasitesi inşa etme ve sürdürme açısından temel oluşturabilmesiyle ilgileniyoruz.

Dört alan, farklı ilişki oluşturma modlarına denk düştükleri ve farklı kaynaklar ve taktiklerle bağlantılı oldukları gibi, farklı gerilim ilişkileri içinde duruyorlar.

Toplumsal yeniden üretim mücadeleleri bu diyagramın her seviyesinde gerçekleşebilir: öz-üretim, öz-tedarik ve otomatik azaltma seviyelerinde; çıkarları savunmak ve kaynakları yönetmek için örgütlenmeler inşa etme seviyelerinde; ağlar veya ittifaklar kurma ve işbirliği ve iletişim formları geliştirme seviyesinde ve sosyal refahı ya aşağıdan yukarı ya da yukarıdan aşağı dağıtabilecek ve toplumsal olarak meşru şiddet kullanımını yönetebilecek temsili iktidar yarışı seviyesinde.

Bu mücadeleler “tabana” ne kadar yakınsa, baskı karşıtı kampanyalara ve öz-savunmaya o kadar eğilmek zorundalar. Temsil çevrelerine ne kadar yakınsalar, medya saldırılarına ve yukarıdan iktidar oyunlarının cezbediciliğine o denli direnmek ve bir işyeri ve yararlı kamusal malların tedarikçisi olarak devlet ile bir şiddet tekeli ve sermaye birikiminin bekçisi olarak devlet arasındaki çelişkileri yönetmek zorundalar.

Bu örgütsel-bileşimsel eğilimleri kendi stratejik ehemmiyetlerine sahip oyun alanları olarak anlamak zorundayız. Toplumsallık, bu eğilimlerin gidip geldiği bir güçler alanı ve hareketler birden çok seviyede ne kadar çok birikim elde ederse, geniş ölçekli bir değişim sağlanması şansı o kadar artar.

Elbette değişim yaratmak için her bir alanın konfigürasyonu ve dolayısıyla alakalılığı her yerel ve tarihsel bağlamda farklı ve bazen – örneğin acil öz-savunma durumlarında – çok tek yönlü bir örgütlenme gerekli hale gelebilir. Ama toplumsal iktidar tüm bu alanlar genelinde örgütlendiğinden, bir alanın terk edilmesi veya tek bir alanda baskın kalmak, toplumsal iktidarın direnme kapasitesini kısıtlar.

Toplumsal iktidar farklı alanlar genelinde örgütlendiğinden, bir alanın terk edilmesi veya tek bir alanda baskın kalmak, toplumsal iktidarın direnme kapasitesini kısıtlar.

Bunun yanında, tekil aktörler veya stratejiler belirli momentlerde faydalı ve güçlü olabilir ama farklı seviyelerdeki gerilimleri uzun süre bir arada tutamazlar: toplum değişir, dolayısıyla bileşimsel stratejileri de değişmelidir. Hiçbir meta-örgüt bu alanları ve bunların inisiyatif ve dinamiklerini uzun vadede denge veya uyum içinde (“devrimci” ideal) tutamaz ama bu güçler dengesinin toplumsallık içerisinden nasıl sürdürülebileceğini sormayı öğrenmek zorundayız.

Mevcut krizin toplumsal iktidarın ilişkisel, yerleşimsel, örgütsel ve kurumsal-temsili iktidarı kuşatıp ifade edecek şekillerde inşa edilebileceği bir senaryonun önünü açtığını düşünüyoruz.

Strateji oluşturmak her daim kain olmuştur. “Şimdi ne yapmalı” sorusu çoğu zaman soyut anlamda ele alınır. Tek yapmamız gerekenin tek bir strateji etrafında toplanmak ve aynı eylem noktasından başlamak olduğu söylenir. Ancak stratejinin somut olması için, strateji oluşturan kişilerin ağlar, mekanlar, örgütlenmeler ve kurumsallıklar içindeki kendi somut pozisyonlarından başlaması ve hangi bağlantılar olduğu ve ne yapılabileceğini, hangi kaynaklara ve kapasitelere sahip olduğumuzu ve ne inşa edilebileceğini sorması gerekiyor.

İNİSİYATİFLERİ KONUMLANDIRMA VE KONJONKTÜRLERİ ANALİZ ETME

Birçok siyasi grup, alan, hareket ve örgütlenme, başkalarının taktiklerinden yararlanabilecekken tek bir iktidar formu inşa etmeye odaklanıyor. Stratejik ufukları kesişebilir ama ilişki kurma, bu alanlar dahilinde tutarlılık, iletişim ve koordinasyon sağlama yolları ciddi şekilde farklılık gösteriyor.

Toplumsallık genelinde birbirini kesen bağlantılar kurmak hangi koşullarda ve nasıl mümkün hale gelebilir? Genel bir formül olmadığından her cevap belli bir bağlama denk düşmeli. Ancak kriz senaryosunda, tüm alanlara hakim olan mantıkta yeni mücadeleler ve ittifaklara alan açan çatlaklar belirdiğini söyleyebiliriz. Güçlü heterojeni üzerinden toplumsal iktidar inşa edebilmek için yüksek diyalog kapasitesi gerekiyor.

Belirli koşullar altında – çoğunlukla alanlar genelinde güçlü pozisyonların yokluğu ile bağlantılı olarak – tekil alternatifler de belirli bir hegemonya seviyesi geliştirerek farklı alanlara genişleyebiliyor. Birkaç örgütün hegemonya sahibi olduğu veya iddiasında olduğu bu gibi tekçi mücadele senaryolarında, sekterlik ve liderlik mantığı güçlü olma eğiliminde.

Ancak çok yönlü inisiyatiflerin büyümesi, bir enine iktidar senaryosu ile birbirini dışlamıyor; bunlar, heterojen toplumsal iktidara illa ki köstek de olmazlar. Bu gibi inisiyatifler açısından zor olan diğer mücadelelerle onları yutmadan veya söndürmeden bir arada yaşayabilmenin yolunu bulmak, yüksek bir iç ve dış heterojeni ve diyalog seviyesi tutturmak.

Spesifik inisiyatifleri bu diyagramda haritalamanın birkaç örneği aşağıdaki gibi görünebilir (elbette konumlanmaları değişir ve tartışmalıdır, haritanın da amacı o zaten):

BuildingPower_Chart2

Burada, kendimiz için iktidar inşa etmek, yerleşik ve tarihsel bağlamı, genel toplumsal iktidarı ve direnci güçlendirebilecek güçler etkileşimini ve bileşimsel stratejileri anlamımızı sağlayacak bir bağlamda okumak anlamına geliyor. Toplumsal yeniden üretimin farklı seviyelerdeki ilişkileri dönüştürme potansiyelini değerlendirmek ve mücadelelerin enineliğine doğru hareket etmek, sekterliğin yanı sıra izolasyonculuğu aşmak anlamına geliyor.

Bu, ahlakçılıktan, özleştirmecilikten ve kimlikçilikten kurtulmuş; daha pragmatik, diyalogcu ve taktiksel bir yaklaşım benimsemek anlamına geliyor. Farklı alanlar arasındaki veya tek bir alandaki faktörler arasındaki antagonizmadan kurtulmayı ima etmiyor. Soru daha ziyade, farklı seviyelerdeki mücadelelerin görece otonomluğuna saygı göstererek anlaşmazlıkları ve çelişkileri nasıl üretken kılabileceğimiz.

-Serap çevirdi-

Reklamlar

Toplumsal yeniden üretim krizinde iktidarı inşa etmek – Radikal Kolektif Bakım Projesi” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s