Kadın kırımları 4. dünya savaşının parçası – Raúl Zibechi

image.jpg

Sistem karşıtı hareketleri takip eden herkes, kadınların, erkekler kadar görünür olmadıklarında bile, bu hareketlerde merkezi bir rol oynadıklarını biliyor. Kolektif hayatın harcı onlar; hayatın ve örgütlenmelerin yeniden üretilmesinden onlar sorumlu. Yemek yapmanın, dikiş dikmenin ve hayvan yetiştirmenin ötesinde, diğer kadınlarla aynı şeyleri ama bu sefer kolektif bir şekilde yapmak için bir araya geliyorlar. Maddi ve gayri maddi müştereklerin koruyucusu onlar.

Kadınlar ve çocukları, patriarkal çekirdek ailenin, Kilise ve rahip egemenliğinin, okulun, kışlanın, hastanenin ve atölyenin disipline edici zincirlerini kırdılar. Kolektif ilişkilerin aile ilişkilerinden önce geldiği ve aralarındaki işbirliğinin “cinsiyete dayalı işbölümünü kadınlar açısından bir güce ve korumaya dönüştürdüğü” bir dünya yarattıklarını yazıyor Federici, ortaçağ toplumundaki kadınlar hakkında (s. 41).

Meksika’da kadın cinayetlerinde her gün altı kadın öldürülüyor.

Kadın cinayetleri 90’lardan beri yükselişteydi, durum artık daha da kötüye gidiyor.

Kadınlar göğüsleri kesilmiş ve/veya vahşice tecavüze uğramış vaziyette ölü bulunuyorlar.

Faillerin çoğu koca, sevgili veya aile üyesi.

Bu korkunç suçlarla baş etme konusundaki en büyük sorun hükümetin kadınlar adına duruma müdahale etmemesi.

2012 ile 2013 yılları arasında, kadın cinayetlerinin yalnızca yüzde 24’üne dava açılmış. Bu davaların yalnızca yüzde 1,6’sı bir tutuklama ve mahkumiyet ile sonuçlanmış.

Kaynak

central-america-femicide.jpg

Meksikalı kadınlar Uluslararası Kadınlar Günü’nün 100. yılında, kadın kırımlarını ve ülkedeki militarizasyonu protesto etmek için sokaklara çıktı.

Kadın hakları savunucusu çeşitli örgütlerden yüze yakın üye, Meksika merkezindeki Querétaro’da “ölümlere son” demek için bir yürüyüş düzenledi. Öldürülen aktivist Marisela Escobedo’yu pembe haçlarla andılar ve Meksika makamlarına kadın kırımı olarak da adlandırılan kadın cinayetlerini önleme çağrısı yaptılar.

Güney eyaleti Oaxaca’da, Section 22 sendikasından öğretmenler kadınların iddialarının araştırılması talebiyle, yarım milyondan fazla öğrenci nüfusuna sahip eyaletteki 13 bin okulda dersleri boykot ederek yürüyüş düzenlediler.

Öte yandan komşu eyalet Çiapas’ta, farklı gruplardan binden fazla kadın ve erkek San Cristobal de las Casas şehrinde ülkenin demilitarizasyonu, siyasi mahkumların serbest bırakılması ve şiddet ve kadın kırımının sona ermesi talebiyle yürüyüş düzenlediler. Protestocular, “hapishaneler aktivistlerle tıka basa doluyken, ülke sonsuz bir savaşta ölümüne kanıyor” dediler.

Çiapas’taki Çenalho’da düzenlenen bir başka gösteride, bazı üyeleri 22 Aralık 1997’de Acteal’de paramiliter bir grup tarafından öldürülen Las Adejas veya “Arılar” sivil toplum örgütünün 500 kadar üyesi, askerlerin bir anma düzenlemek üzere girmelerini engellediği askeri kampın önünde protesto gösterisi düzenlediler.

Mexico City yakınındaki Cuernavaca, Morelos’da, Amerikalar Yerli Kadınlarının 6. Kıtasal Toplantısı bir yürüyüşle noktalandı. Katılımcılar doğrudan kadınları, gençleri ve yerli halkları ilgilendiren kamusal politikaların yokluğu, eşitsiz bütçe dağılımı ve uluslararası standartlarla uyumsuz kanunların uygulanması konusundaki endişelerini ifade ettiler.

Birleşmiş Milletler, Meksika hükümetine kadın kırımını ayrı ve özellikle kabul edilemez bir suç olarak tanımlama çağrısı yaptı. Kadına yönelik şiddet konusunda faaliyet yürüten Demokrat Avukatlar Ulusal Birliği’ne göre, 1999-2009 arasında 10.000’den fazla kadın ve kız çocuğu öldürüldü. Her yıl ortalama 120.000 kadın tecavüze uğruyor ve artık uyuşturucu çeteleri arasındaki savaşlar nedeniyle bu kesimde şiddet daha da yüksek bir seviyeye tırmandı.

2009 tarihli bir haberden

1420524319_femicide-mexico

14 Ağustos’ta desinforrmemonos.org, kısa ve ürkütücü bir makale ile, Ocak 2015’ten bu yana Querétaro’da yaşanan 31 kadın kırımına dikkat çekti.

“Oyunlar, hayaller, okul, arkadaşlar, aile, doğum günleri, geziler, güvenlik, özgürlük, haysiyet ve yaşam artık hak değil; çünkü utanç verici, dayanılmaz ve kahredici şekilde, konuşma tarzınızı ‘makulleştirdiğinizde’; nasıl göründüğünüze, saat kaçta dışarıda olduğunuza, nerelere gittiğinize ‘dikkat ettiğinizde’; insanlara güvenmeyi bıraktığınızda ve hayatınız sizin hayatınız olmaktan çıktığında elde edilebilen faydalara dönüştürüldüler.”

Makale “kadın kırımlarının açıkça bir devlet şiddeti” olduğunu vurguluyor, “kadın kırımlarının üzerini örten ve suçun tekrarlanmasının önünü açan cezasızlığı” kınıyor ve kurbanların çoğunluğunu yerli ve yoksul kadınların oluşturduğunun altını çiziyor.

Makalede, toplumsal bir çelişkinin daha iyi anlaşılmasını sağlayarak hakikatin aydınlatılmasına katkıda bulunan ve etkisini daha uzun bir zaman sürdürecek olan, Silvia Federici’nin Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim [1] kitabına doğrudan atıfta bulunuluyor. Kitap ortaçağ toplumundaki cadı avlarını analiz ediyor ve tarihin bu döneminde neler olduğunun anlaşılmasına katkı sağlıyor.

Federici, feodalizmin halk sınıflarınca elde edilen güç ve otonomi nedeniyle erozyona uğradığını ve egemen sınıfların buna yanıtının, kapitalizmin temellerini döşeyen şiddetli bir saldırı olduğunu öne sürer. Kölelik ve sömürgecilik, işçilerin üretimde boyunduruk altına alınması, kadınların yeniden üretime hapsedilmesi, ırk, cinsiyet ve yaş hiyerarşilerinin oluşturulması, tümü birden bu yeni egemenliğin parçasını oluşturmuşlardır.

Kapitalizm yalnızca “baştan ayağa kan ve kir damlalarından” (Marx) yükselmedi; plantasyonlardaki kölelik ve madenlerdeki mita [2] da sermaye birikimini ivmelendirdi (Federici, s. 91). Müştereklere el koyma amacıyla, cadı avları ile kadınların sahip olduğu güç ellerinden alındı ve erkekler (ve kadınlar ve çocuklar) ücretli köleliğin ve esaretin boyunduruğu altına alındı.

Bugün kapitalizm krizde ve egemen sınıf kendisini idame ettirmek için bir kez daha şiddete başvuruyor. Bu krizin merkezinde, özellikle de fabrika işçilerinin ‘Fordist’ [3] disiplini yok ederek işverenlerin gücünü parçaladığı 1960’lardan bu yana örgütlenen halk kesimlerinin elde ettiği güç var.

Sürmekte olan sermaye saldırısı bu aşağıdan örgütlenme ve mücadele kapasitesini ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Ama halklar dünyası artık öncesinden çok daha farklı, özellikle de yaşlı patriarkanın krizi yüzünden. Sistem karşıtı hareketleri takip eden herkes, kadınların bunlarda, erkekler kadar görünür olmadıklarında bile, merkezi bir rol oynadıklarını biliyor. Kolektif hayatın harcı onlar; hayatın ve hareketlerin yeniden üretilmesinden onlar sorumlu. Yemek yapmanın, dikiş dikmenin ve hayvan yetiştirmenin ötesinde, diğer kadınlarla aynısını ama bu kez kolektif bir şekilde yapmak için bir araya geliyorlar. Maddi ve gayri maddi müştereklerin koruyucusu onlar.

Onlar ve çocukları, Çiapas ve Çeran’dan Wall Mapu’ya (Mapuçe Bölgesi) ve Antlara kadar, kentten kampesino ve yerli topluluklarına kadar, halklar dünyasının, geniş ailelerin ve örgütlenmelerin sürdürücüleri. Yeniden üretim direnişte ve kadınların toplulukları içindeki güçlerinde bu denli önemli bir yer işgal ederken yeni bir cadı avı ile karşı karşıya kalmamız tesadüf değil.

Kadınlar ve çocukları, patriarkal çekirdek ailenin, Kilise ve rahip egemenliğinin, okulun, kışlanın, hastanenin ve atölyenin disipline edici rolünün zincirlerini kırdılar. Kolektif ilişkilerin aile ilişkilerinden önce geldiği ve aralarındaki işbirliğinin “cinsiyete dayalı işbölümünü kadınlar açısından bir güce ve korumaya dönüştürdüğü” bir dünya yarattıklarını yazıyor Federici ortaçağ toplumundaki kadınlar hakkında (s. 41). Bir tianguis’de (sokak pazarı), bir sokak kahvesinde veya bir halk mahallesinde neler olduğuna bakmak, fazla yoruma gerek bırakmıyor.

Uyuşturucu, kadın kırımı ve halklar arasındaki savaşlar yoluyla halkları mahveden şiddet, egemen sınıflar tarafından, sahip olduğumuz gücü yok etmek üzere tasarlandı. Sadece bunu açıktan yapmıyorlar. Federici bize 15. yüzyıl işçilerinin aynı anda birden fazla direniş yürüttüklerini hatırlatıyor: canlarına tak ettiğinde çalışmayı bıraktılar, yalnızca zaman sınırlamalı işleri kabul ettiler ve “lortlardan ayırt edilmelerini olanaksızlaştıran” gösterişli giysiler giydiler (s. 78).

Artık davalara veya formalitelere gerek duyulmaksızın kurşunla yürütülen yeni cadı avı, sermayenin biz halkları bertaraf etme amaçlı 4. Dünya Savaşı’nın bir parçası. Sınıf savaşında muzaffer olmak için, burjuvazi halkların, toplulukların ve bireylerin otonomisini ortadan kaldırmak zorunda; şiddet ve sosyal politikalar bir anlamda birbirlerinin tamamlayıcısı. Kadınlara ve onların çocuklarına yönelik saldırı, bu savaşın kritik noktalarından biri.

Şiddet, sistemin şafağında olduğu gibi düşüşünde de bir kez daha sermaye birikiminin birincil bir aracısı haline geliyor. Hiçbir yanılsamaya yer bırakmayacak şekilde, bu şiddeti ne bir hata ne de anlık bir sapma olarak görmeli, düşüş halindeki kapitalizmin sistemsel bir özelliği olarak algılamalıyız, özellikle de insan haysiyetinin tanınmadığı bölgelerde.

Bu sebeple, sistemsel şiddete ve halkların iradesinin yok edilmesine karşı stratejiler belirlemenin acil görev olduğunu söylüyor. Kadın kırımı ve gençlerin ve kadınların ayrımsız katledilmesi sistemsel ise, mevcut sistemi devam ettirecek farklı partilerden hükümetler seçmenin anlamı ne?

[1] Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim [Otonom Yayıncılık, 2014]

[2] Wikipedia’ya göre mit’a, bir Keçuva sözcüğü, İnka İmparatorluğu’nda zorunlu kılınan kamusal işlerde kolektif ücretsiz emek anlamına geliyor. İspanyol işgalinden sonra, sözcük mita olarak değişmiş ve bir baskı sistemi haline gelmiştir. Madenlerde işçiler çok düşük ücretler alırlar, onunla da sadece karınlarını doyurup (gıdayı şirket dükkanlarından satın almak zorundaydılar) vergi ödeyebilirlerdi. O kadar az para kazanıyorlardı ki çoğu zaman borçlarını ödeyemiyor ve bu yüzden madenden çıkıp evlerine gitmelerine izin verilmiyordu.

[3] Fordizm, üretim bantlarının kullanıldığı ve işin küçük, vasıfsız parçalara bölündüğü, çıktıyı standardize ederek daha yüksek verimlilik sağlamayı amaçlayan bir üretim felsefesidir.

Orijinal İspanyolca metin, La Jornada tarafından yayınlandı.

Chiapas Destek Komitesi desteği ile İngilizceye tercüme edildi.

Dorset Çiapas Dayanışması tarafından birkaç küçük düzeltme ile yayınlandı.

Serap Türkçeye çevirdi.

Kaynak

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s