ABD tarihindeki en büyük hapishane grevi ikinci haftasına giriyor – Alice Speri

prison

theintercept.com

ABD tarihinin en büyük hapishane grevi bir haftadır sürüyor ama büyük olasılıkla duymadınız. Ülke çapındaki onlarca hapishaneden mahpuslar, aylardır kaçak yoldan içeri sokulan cep telefonları ile, sosyal medya sayfaları ve dışarıdaki dostların desteği üzerinden örgütleniyorlardı. Bu çabaların sonucu, 1971 Attica hapishane isyanının yıldönümü olan 9 Eylül’de, hapishanelerde işbaşı yapmayı reddederek greve çıkılması oldu.

Haftalarca ülke çapındaki hapishaneler içinde ve dışında elden ele dolaşan ve grevcilerin temel talebini özetleyen bir duyuruda “Bu Amerika’da köleliğe karşı bir eylem çağrısıdır,” diyordu örgütleyiciler. Temel talep “ücretsiz hapishane emeğine son verilmesi” olarak belirtiliyor ve şöyle deniyordu: “Attica’nın 45 yıl ardından, değişim dalgaları Amerika’nın hapishanelerine geri dönüyor. Bu Eylül’de, bu protestoları Amerikan hapishane sisteminin göz ardı edemeyeceği veya karşı koyamayacağı tek bir büyük dalgaya dönüştürecek şekilde koordine etmeyi ve genelleştirmeyi umuyoruz.”

Cuma’dan beridir grevin başarısı konusunda hapishaneden bilgi almak zor oldu ama—değerlendirmelerini teyit etmek zor olmasına ve bazı cezaevi daireleri kendi eyaletlerinde grevle bağlantılı faaliyetlere dair haberleri yalanlamasına rağmen— örgütleyicilerin ve destekçilerin, eylemin daha önce görülmemiş bir çapta olduğundan kuşkusu yok.

24 eyaletten 40 ila 50 hapishaneden mahpusun greve katıldığı bildiriliyor ve Alabama’daki dış destekçilere göre Salı itibariyle en az 11 eyalet ve 20 hapishaneden mahpus protestoya devam ediyordu. Taktikler ve spesifik talepler her yerele göre değişiyor; kimi mahpuslar açlık grevi yaparken Florida’daki tutuklular planlanan grev tarihi öncesinde protesto düzenlemiş ve hapishane mülkünü kırıp dökmüş.

“Şu an grevde olan muhtemelen en az 20.000 mahpus var, bu sayı tarihteki en büyük hapishane grevi demek ama bilgiler gerçekten çok üstünkörü ve dağınık,” diyor Ben Turk. Kendisi, Industrial Workers of the World (Dünya Sanayi İşçileri) sendikasının mahpus girişimlerinin dışarıdan koordine edilmesine yardım eden bir kolu olan Incarcerated Workers Organizing Committee (Hapisteki İşçiler Örgütlenme Komitesi) için çalışıyor.

Grevcileri desteklemek için onlarca ABD şehrinde ve birkaç yabancı ülkede küçük yürüyüşler ve gösteriler düzenlendi ama bu koordine grev, şimdiye dek büyük oranda dış dünyanın haberi olmadan sürüyor.

The Intercept’e “Grev başarıldı ama anaakım medyada yer almayı başaramıyoruz,” diyen Turk, grevin bağımsız medyada geniş şekilde yer aldığını da ekledi. “O çevreden olmayan ve sosyal medya hesaplarında da bunu görmeyen insanlarla konuşuyorum ve ‘Hiç duymadık, bu konuda hiçbir yerde hiçbir şey yok,’ diyorlar.”

Bu, grevciler için kötü haber demek. Çünkü daha radikal reformları zorlama konusunda dışarının desteğine ihtiyaç duyuyorlar ve hapishane yetkililerinin misillemesini yumuşatmak için de dışarda görünürlüğe ihtiyaçları var.

Grevin birinci haftasında, örgütleyicilerin süresiz devam ettireceklerini söyledikleri eylemle ilgili dışarda birkaç dayanışma gösterisi yapıldı ve birkaç grup da düzenli bilgi güncellemesi geçti.

Bilgi karartması, büyük ölçüde, hapishane yetkililerinin ketumluklarından kaynaklanıyor. Grev başlar başlamaz bazıları daha önceden olmak üzere birçok fasilitenin dışarıya kapatıldığı bildirildi. Dışarıdakilerin bilgi almasının tek yolu her bir fasiliteyi arayıp sormak ama genellikle kapatmanın sebepleri konusunda hiçbir açıklama alamıyorlar. Öte yandan Alabama destekçilerine göre Virginia, Ohio, California ve Güney Carolina’daki hapishane liderlerinin tek kişilik hücreye konduğuna dair haberler de var.

Alabama Cezaevi Dairesi bu konudaki bir yorum talebine yanıt vermedi, Virginia, Ohio ve California’daki cezaevi daireleri ise—grevle ilgili gelişmelerin dışarıdakiler tarafından takip edildiği üç eyalet—o eyaletlerdeki mahpusların greve katıldığını yalanladı.

Florida Cezaevi Dairesi’nden bir sözcü, oradaki hapishanelerde yüzlerce mahpusun protesto gerçekleştirerek dört fasilitede iş durdurması ardından işleyişin normale döndüğünü söyledi. Sözcü, olaylara katıldığı tespit edilen birçok mahpusun diğer bölge kurumlarına transfer edildiğini ve “prosedür doğrultusunda” disiplin cezası alacaklarını da ekledi. Michigan’daki Kinross Cezaevi Fasilitesi’nde mutfak işine verilmiş mahpuslar 9 Eylül günü işbaşı yapmayı reddedince ve 400 kadar mahpus barışçıl bir protesto gerçekleştirince, protestoların “elebaşı” olduğu tespit edilen 150 kadar mahpus başka fasilitelere gönderilmiş. Oradaki durum, Wall Street Journal’ın haberine göre, hapishane gardiyanlarının şüpheli liderleri götürmek için fasiliteye girdiği ertesi gün daha da hassaslaşmış. Hapishane halen dışarıya kapatılmış durumda.

Grevcilere karşı misillemelerin takibini yapmak da zor ancak dışardaki destekçiler, birçok liderin tecride konduğunu ve iletişim hakkından mahrum bırakıldıklarını, bunun ise dışarıya bilgi çıkmasını daha da zorlaştırdığını söylüyorlar.

Örneğin Ohia Eyalet Hapishanesi’nde, 1993 hapishane ayaklanmasındaki rolü nedeniyle ölüm cezasına mahkum edilmiş tanınmış bir hapishane aktivisti olan Siddique Hasan, 9 Eylül’de “binaları havaya uçurmayı” planlamakla suçlanıyor. Free Ohia Hareketi’nin örgütleyicilerinden olan Hasan, tecride konmuş ve grevden neredeyse bir ay önce telefon hakkı elinden alınmış. Destekçilere göre bu, onun grevle ilgili dış dünya ile iletişim kurmasını engelleme amaçlı bilinçli bir çaba.

“İnsanlar bilmeli ki hapishanelerdeki bu erkek ve kadınlar kendilerine karşı bir misilleme bekliyorlardı ama yine de kendilerini feda ettiler,” diyor eski bir mahpus olan Papaz Kenneth Glasgow. Kendisi ülke çapında grev çağrısını ilk yapan mahpus örgütü Free Alabama Hareketi’ni destekliyor.

Grevin gereken ilgiyi çekmemiş olmasından hayal kırıklığına uğrayan Glasgow, “Dışarıdaki insanlar kandırıldıklarını anlamıyorlar,” diyor. “Bir sürü insan ne kadar önemli bir şey yaşandığını fark etmiyor, bunun kölelik olduğunu, köleliğin halen var olduğunu fark etmiyor.”

9 Eylül hapishane grevi bugüne kadarki en büyüğü olsa da, mahpusların bu gibi çabalarının ilki değil. Hapishane protestoları, Georgia’daki binlerce mahpusun çalışmayı reddettiği ve Illinois, Virginia, Kuzey Carolina ve Washington’da diğerlerinin izlediği bir 2010 grevini takiben son yıllarda yükselişteydi. 2013’te, California mahpusları hücre cezası uygulanmasına karşı en doruk noktasında 30.000 mahkumun katıldığı bir açlık grevi düzenlemişlerdi. Ve bu yıl mahpuslar Alabama’daki Holman hapishanesinde—şu anki grevde de en aktif fasilitelerden biri—isyan çıkardılar ve Texas’ta ise greve gittiler.

ò°@

Uzun süreli tecritteki mahpusların 2013’te en doruk noktasında 30.000 mahkumun katıldığı bir açlık grevi örgütledikleri Pelican Bay Eyalet Hapishanesi.

Ülke çapında mahpuslar, katı şartlı salıverme sistemleri ve üçüncü suça ağırlaştırılmış ceza yasalarından eğitim hizmetlerinin yetersizliğine, tıbbi bakımsızlığa ve aşırı kalabalığa kadar birçok sorunu protesto ediyorlar. Ancak protestocuları bir araya getiren mesele hapishane emeği: yaklaşık 900.000 mahpusun, bazı eyaletlerde saatte birkaç sente diğerlerinde ise hiç karşılığı çalıştırıldığı yıllık 2 milyar dolarlık bir endüstri. Mahpuslar özel şirketlere çalışmanın yanı sıra yemek ve temizlik yapıyor, hapishanenin bakım ve inşa işlerinde kendileri çalışıyorlar. Yetkilileri iş durdurma eylemleri karşısında bu işleri yapan personele para ödemeye zorluyorlar. “Bu fasiliteleri biz olmadan çalıştıramazlar,” yazmış bir örgütleyici, grev öncesinde. “Hapishane köleliğinin son bulmasını yalnızca talep etmekle kalmayacağız, biz kendimiz, köleler olmaya son vererek onu bitireceğiz.”

Grevdeki mahpuslar, ABD Anayasası’nın, köleliğin yanı sıra “zorla çalıştırmayı” da yasaklayan 13. Değişiklik maddesinde sıralanan bir istisnanın (“söz konusu tarafın yargılanıp hüküm giydiği durumda bir suçun cezası olması hariç”) feshedilmesini istiyorlar.

Zorla çalıştırmanın hapishanede yasal olduğunu birçok Amerikalı bilmiyor ve grevdekiler bu eylemle bunu da değiştirmek istiyorlar. Ama bu aynı zamanda kamuoyunun ülkenin devasa hapishane sistemi hakkında ne kadar az şey bildiğinin de bir göstergesi. Greve karşı bu umursamaz tavır konusunda blogunda “Nüfusunun yüzde 1’ini hapsetmiş bir ülke bu 2,4 milyon insana ne olduğunu bilmekle yükümlüdür. Ve şu an, bilmiyoruz,” diyor Ethan Zuckerman. Kendisi MIT’de Center for Civic Media (Yurttaş Medya Merkezi) direktörü.

Öte yandan hapishanelerle ilgili bilgi almak son derece zorken, grevdeki mahpuslar için daha büyük bir başka muhtemel sorun ise, görünüşe göre, içinde bulundukları zor duruma çok kısıtlı bir ilgi olması. Ceza yargılaması sorunlarının ve hapishane reformunun toplumsal adalet savunucuları ile politikacıların aynı şekilde gündeminde olduğu bir dönemde bile, ilgi birkaç aktivistle, aile üyeleriyle ve daha önce hapis yatmış kişilerle sınırlı kalıyor.

Bizzat ilgili olanlar, yani mahpusların kendisi, son birkaç yıldır süren kitlesel hapsetme tartışmasının dışında tutuldular. Ama tüm bu kısıtlamalara rağmen bu ölçekte bir kolektif protesto örgütleyebilmiş olmaları gerçeği, onların hapishane sisteminin radikal bir değişime ihtiyacı olduğuna dair kararlılıklarının bir göstergesi, diyor grev örgütleyicileri.

“İçerde kilit altında, tüm bu engelleri ve bariyerleri aşmış ve 24 eyalette, 40 ila 50 hapishanede örgütlenebilmiş insanlar varken,” diyor Glasgow, “dışarda bizlerin de adım atmaya başlaması gereli.”

Yazara ulaşmak için: alice.speri@theintercept.com & @alicesperi

Serap çevirdi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s