7 maddede Kolombiya barış anlaşması referandumu – Daniel Finn

‘Kolombiyalıların’ barış anlaşmasını reddetmediklerini üstüne basa basa söylemek lazım: Hayır oyu veren seçmenler Kolombiyalıların beşte birinden daha azını oluşturuyor.

Yeni Özgür Politika

Çeviri: Serap Şen

Kolombiya barış anlaşmasının referandumda 60 bin oy gibi kıl payı bir farkla beklenmedik şekilde reddedilmesi, Kolombiya halkı açısından bir felaket; ne kadar büyük bir felaket olduğu ancak önümüzdeki haftalar ve aylar içinde belli olacak. Sonucu analiz edip etkilerini ayrıntılı şekilde ele alan birçok makale yazılacağı kesin; aşağıdaki maddeler oylamaya verilen ilk reaksiyon ve şüphesiz sonraki analizlerde üzerine birçok şey söylenecektir.

1. ‘Hayır’ kıl payı kazandı.

Kamuoyu yoklamaları, referanduma giden haftalar içinde ‘Evet’ cephesinin açık farkla önde olduğunu gösteriyordu. Anlaşmaya destek yüzde 54 ile 72 arasındaydı. ‘Hayır’ cephesi nasıl oldu da kazandı? Hayır cephesinin en büyük dostu sandığa gitmeyen yüzde 63’lük çoğunluk oldu. Bu oran, seçimlere katılımın genellikle yüzde 50’nin altında olduğu bir ülke için bile ciddi şekilde yüksek. ‘Kolombiyalıların’ barış anlaşmasını reddetmediklerini üstüne basa basa söylemek lazım: Hayır oyu veren seçmenler Kolombiyalıların beşte birinden daha azını oluşturuyor.

2014 başkanlık seçimi, başkan Santos ile FARC arasındaki barış süreci için de bir oylama idi aslında. Dolayısıyla karşılaştırma yapabiliriz. O seçimde katılım yüzde 48’di ve şu an görevde olan başkan Santos, aşırı sağcı rakibi Zuluaga’yı ikinci turda rahatça geçmişti. Santos 2014’te 7 milyon 800 bin oy almıştı, Zuluaga ise 6 milyon 900 bin.

Bu seferse, Evet cephesi 6 milyon 377 bin 482 oy aldı. Hayır cephesi ise 6 milyon 431 bin 376 gibi çok az bir farkla önde. Yani şu şekilde yorumlayabiliriz: Taraflardan biri iki yıllık bir zaman içinde 1 milyon 500 bin, diğeri ise sadece yarım milyon oy kaybetti. Bogota ve Medellin gibi büyük şehirlerden gelen sonuçlar 2014’te Santos ile Zuluaga arasındaki paylaşıma çok yakın. Evet cephesi iki yıl önce Santos için oy vermiş ama bu seçimde sandığa gitmemiş seçmenlerin sadece on beşte birini bile harekete geçirebilmiş olsaydı, seçimi kazanmış olacaktı.

2. Katılım son derece düşüktü.

Katılımın neden bu kadar düşük olduğu konusunda ciddi araştırma yapılmalı. Evet’e desteğin yüksek olduğu Karayip sahil kesiminde katılımın kasırga nedeniyle düşük olduğu kesin. Tek başına bu bile Hayır cephesinin zafer kazanmasına yetiyordu zaten. Ülkenin diğer kesimlerindeki düşük katılım için daha şüpheli başka sebepler var mıydı? Sicili katliamlarla dolu aşırı sağcı paramiliter gruplar hala son derece aktifken, göz korkutma iddialarının ciddi şekilde araştırılması lazım. Öte yandan, sandığa gitmemenin zorlama değil kendiliğinden olduğu durumlar, başkan Santos’un Kolombiya’nın geleceği için bu denli önemli bir meselede daha fazla insanı sandıklara yönlendirmeyi başaramamış olması ile ilgili.

3. Hayır cephesi küçük ama güçlü

2014 başkanlık seçimi, Kolombiya’da eski başkan Uribe’nin arkasında örgütlenmiş ve müzakere üzerinden barış fikrini ‘savaşarak barış’ (ya da daha doğrusu ‘imha üzerinden barış’) lehine reddeden sabit bir görüş bloğu olduğunu zaten göstermişti.

Bunun ‘teröristler için dokunulmazlık’ konusundaki çekincelerle hiçbir alakası yok. Kolombiya zaten savaş suçları için sistematik dokunulmazlığın olduğu bir yer: Aksi halde Uribe’nin kendisi hapis hücresinde olurdu, tıpkı Kolombiya ordusunun birçok subayı gibi. Kolombiya’da çatışmalarda öldürülenlerin çok büyük çoğunluğu ordunun ve onun yakın ittifakı sağcı ölüm mangalarının kurbanı. FARC’ın da işlediği savaş suçları var ama Kolombiya devletininkilerle karşılaştırıldığında çok sönük kalıyor.

Bu kurbanlar Uribeci blokun umrunda değil, çünkü son derece yoksullar ve ya kırda ya da kentlerin varoşlarında yaşıyorlar. Barış anlaşması için en büyük destek savaşın ceremesini en çok çekmiş bölgelerden geldi. Hayır oyu büyük oranda ciddiyetsiz, arkasında derin bir motivasyon yok; Kolombiya siyasal sisteminde sola azıcık kapı aralanmasına izin vermektense ne tanıdıkları ne de umursadıkları insanların ölmeye devam etmesini tercih edenler daha ziyade hayır oyu verdi.

4. Washington Kolombiya sağını gözü gibi sakındı 

Referandumun büyük kazananı, anlaşma yürürlüğe girerse işlediği suçlar yüzünden yargılanacağından korktuğunu açık açık söylemiş kinik, kana susamış bir oportünist olan eski başkan Uribe. Kolombiya gazetelerinin haberleri Uribe’nin perspektifini, sanki zamanında normal bir demokrat politikacıymış gibi aktarıyorlar. Görevdeyken doldurduğu dehşet verici sicilini sterilize ederek veriyorlar.

2005’te bir dayanışma delegasyonunun parçası olarak Kolombiya’yı ziyaret etmiştim. Uribeciliğin zirve günleriydi. Uribe’nin ölüm mangaları tarafından her an öldürülebileceklerini bilen toplumsal hareket aktivistleri arasındaki yaygın korkuyu hiçbir zaman unutmayacağım. Magdalena nehri kenarında, paramiliterlerin borusunun öttüğü bir kasaba olan Barrancabermeja’da, birkaç saat içinde bir düzine sosyal merkezi gezdirdiler bize. Refakatçilerimiz bu gezinin bizim için çok sıkıcı olduğunu bildiklerini söyleyip özür dilediler; ama dediklerine göre paramiliterlerin binalara yabancıların girip çıktığını görmesi, yerel aktivistleri öldürürken iki kez düşünmelerini sağlayabilirdi, çünkü nahoş bir uluslararası ilgi istemezlerdi.

Kolombiya devleti her zaman ölüm mangaları ile işbirliği içinde çalışmıştır ama bu işbirliği Uribe’nin yönetimi sırasında görülmemiş şekilde derinleşti. Onun döneminde binlerce sivile, ordu tarafından öldürüldükten sonra çatışmada öldürülmüş gibi gösterilmeleri için gerilla üniformaları giydirildi. (‘Yanlış pozitif’ diye geçiştirdikleri skandal.)

Latin Amerika’daki tüm solcu hükümetlerin, gerçek ya da uydurma olsun, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialar konusunda didik didik incelendiği bir dönemde Uribe, Batı medyasında yumuşatma efekti ile verildi ve ABD hükümeti tarafından cömertçe desteklendi. Uribe’nin suçlarının nihai sorumluluğu ve şu an Kolombiya’da keyfini sürdüğü konum için Washington’a bakmalıyız.

5. Güney Amerika sağı, sonuçtan memnun

Barış anlaşması için John Kerry’den Papa’ya kadar geniş bir uluslararası destek olmasına rağmen sonuçtan herkes mutsuz değil. Venezuela Ulusal Meclisi Sözcüsü Henry Ramos Allup, referandum sonucunu kutlamak için hiç vakit kaybetmedi ve bunun Santos, Raul Castro ve ‘narko-terörist gerillaların’ yenilgisi olduğu söyledi. Allup, şu anda mecliste çoğunluğu ele geçirmiş olan ve Başkan Maduro’yu devirmek isteyen Venezuela sağ muhalefetinin önde gelen figürlerinden biri.

Bu müdahalesi, mevcut Venezuela hükümetinin birçok sorunu bir yana, baş muhaliflerinin her zamanki gibi yıkıcı ve fanatik olmaya devam ettiklerinin ve iktidardan edilmelerinin intikamını almak için yanıp tutuştuklarının hatırlatıcısı oldu. (Söylemeden geçmemek gerek: Allup Sosyalist Enternasyonal başkan yardımcısı – daha önce de Mısır diktatörü Hüsnü Mübarek’i kabul etmiş bir organizasyon.)

6. Sonuç insan haklarına zarar verecek

Allup’un referandum kutlamasına, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden (HRW) Kenneth Roth da utanç verici bir şekilde ortak oldu. HRW barış anlaşmasına karşı kampanya yürüttü ve Roth sonuç netleştiğinde adeta kına yakarak bunun ‘Kolombiyalıların FARC ve ordunun savaş suçlarına dokunulmazlık sağlayan bir ‘barış’ istemediğini’ gösterdiğini iddia etti.

Roth için çok şey söylenebilir ama aptal olmadığı kesin ve gayet iyi biliyor olmalı ki anlaşmaya karşı kampanya yürütenlerin Kolombiya ordusu için dokunulmazlık konusunda zerrece sıkıntısı yoktu, ki yıllardır bu konuda yüksek sesle ısrar ediyorlar ve bunu sağlamak için de ellerinden geleni yaptılar zaten. HRW güvenilirliğini büyük ölçüde yitirmiş bir kurum artık ve Greg Grandin, Roth’a Uribeciliğin ‘kullanışlı aptalı’ derken haklıydı. Kolombiya’da savaş yeniden başlarsa, Roth ve HRW ahlaken iflas etmiş bir davaya meşruiyet kazandırmış olmanın sorumluluğunu taşımalı.

7. Şimdi ne olacak?

Santos günler öncesinden ‘B planı olmadığı’ uyarısını yapmıştı. Barış anlaşması FARC’ın çok büyük tavizler verdiği yıllarca süren müzakerelerin ürünü. Gerilla liderliği, anlaşma ile geniş kapsamlı toplumsal reformları güvenceye alma fikrini büyük ölçüde terk etmişti; mütevazı umutları, savaşın sona ermesinin halk tabakalarının örgütlenmesini ve Kolombiya’daki hakim ekonomik modele meydan okumasını kolaylaştıracağı idi.

Anlaşmanın nihai şekli, kabul edebilecekleri en asgari düzeydi. Uribe ve müttefikleri anlaşmanın ‘yeniden müzakere edilebileceğine’ inandıklarını iddia ediyorlar ama onların istediği koşulsuz teslimiyet – Kolombiya ordusunun savaş alanında kazanamadığı ve Uribe’nin zehirli, eli kanlı koalisyonunun keyfi için tepside de sunulmayacak bir zafer.

Vicdanlarını rahatlatmak için kendilerine ne yalan söylüyor olurlarsa olsunlar, Hayır cephesi daha uygun bir barış anlaşması için falan değil, sonsuz savaş için oy verdi. Geçtiğimiz hafta yapılan anlaşmanın özünü kurtarmak için bir yol bulunmalı, yoksa Kolombiya’yı kasvetli, belirsiz bir gelecek bekliyor.

Bu yazının İngilizce orijinali, 3 Ekim 2016’da Jacobinmag.com’da yayınlandı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s