Richard Sennett’le Sanat ve Şehir üzerine bir söyleşi

Amerikan sosyolog Richard Sennett şehir, emek ve kültür çalışmalarına 70’lerden bu yana katkı sunuyor. Şu anda New York University ve London School of Economics’te ders vermekte olan Sennett’i Theatrum Mundi inisiyatifi ve Amsterdam’da gerçekleşecek Opera Forward festivalinde yapacağı konuşma ile ilgili olarak sohbet etmek için yakaladık.

Opera Forward Festivali’nde yapacağınız konuşmanın başlığı Sanat ve Şehir. Bu fikir nereden geliyor?

Belki biliyorsunuzdur, hayatımın daha başında profesyonel bir müzisyendim ve her zaman performans sanatları ve sanat performansı alanları ve şehirle ilgili oldum. Ne tür alanlar kitleleri etkiler? Hangi tür binalar insanları etkisi altına alır ya da ne tür alanlar yapmalıyız ki yeni sanat türlerini icra etmemize uygun olsunlar?

Tüm bunlar içerisinde Theatrum Mundi projesi nereye oturuyor. İnisiyatif hakkında bize bilgi verebilir misiniz?

Theatrum Mundi sanat icrası için fiziki bir temel oluşturma arayışında. Bu problemle kafaları meşgul olan sanatçı ve mimarlarca oluşturulmuş bir kolektif -artık konser salonlarında çalışmayan ya da sokaklarda çalışmayı seven sanatçılar ya da konser salonları tasarlayan mimarlardan oluşuyor. Sanat ve şehire fiziki alanlar ve sanatın icra edildiği yerler açısından bakmaya karar verdik. İcra edilmekte olan sanat biçimleriyle ne ilişkileri olduğunu sorduk icracılara. Opera bağlamında, operayı nasıl operalardan dışarı çıkarabileceğimizi düşünüyoruz. Operayı yapım ve sahneleme bakımından farklı alanlarda icra etmenin etkileri nelerdir, örneğin? Amsterdam’da buna dair bazı deneylerin örneklerini ele alacağım.

Sound-Garden.jpg

Açık şehire yönelik çalışmalarınıza geçersek – bize kısaca gelmekte olan çalışmanız Making and Dwelling‘ten bahseder misiniz?

Making and Dwelling, şeylerin nasıl üretildiği/yapıldığı ile ilgili bir kitap üçlemesinin üçüncü cildi olacak. İlki zanaatkarlıkla ilgiliydi, ikincisi işbirliği, bu ise çevre ile ilgili. Kitap açık şehir fikrini, bir şehrin iyi yapılıp yapılmadığı yaklaşımı üzerinden irdeleyecek.

Aşağıdan yukarıya kentçilik son yıllarda majör bir kent tasarımı yaklaşımı haline geldi. Sizin tecrübenize göre, bunun için mekan tasarımında bir gelecek var mı?

Aşağıdan yukarıya kentçilik güzel. Direniş her zaman güzeldir. Ama direniş değişim anlamına gelmez. Yerel bir seviyede çalışmanın, aşağıdan yukarıya diyebiliriz, kapitalizmi değiştirmenin bir yolu olduğunu düşünmüyorum, bu oldukça yukarıdan aşağıya bir fenomen. Ona karşı direniş oluşturabilirsiniz, ki bu iyidir, ama onu değiştiremezsiniz. Çok ilgilendiğim şeylerden biri de, nasıl olursa olsun, kent tasarımı yoluyla, kapitalizmin işleyişini değiştirebiliriz. Demek istediğim, daha geniş bir skalada çalışmak ve örneğin şehir bankalarının nereye yatırım yapacaklarına, neoliberalizmin şehre ve şehrin kültürel alanlarına etkilerine dair teknik şeylere karar verebilmek. Örneğin, bir insanın bir projeyi satın aldığı ve bitmeden elden çıkardığı örneklere bakalım -bu küresel pazarda işlerin yürüme şekli ve yasaklanmalı. Bu tarz sorunlar devleti daha büyük, yapısal bir skalaya taşıyor. Bunu yalnızca yerel bir şekilde çözemezsiniz. Düşünüyorum ki bir şehrin finans kapitalle mücadele edebilmek için birçok yöntemi var ve fakat bunlar yerelden çok daha geniş kapsamlarda gerçekleştirilebilir.


Popupcity’deki bu kısa söyleşiyi Dekadans için Sarphan Uzunoğlu çevirdi.

Richard Sennett’le Sanat ve Şehir üzerine bir söyleşi | dekadans

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: