İtalya’da Foodora grevi: ‘gig ekonomisi’nin karanlık yanı – libcom.org

foodora2

libcom.org

Çeviren: Serap Şen

Foodora yemek servisi aplikasyonu için çalışan kuryeler, ‘gig ekonomisi’(1) ve içinde çalışan işçilerin nasıl örgütlenebileceği konusunda soruların artmasına sebep olan bir grevdeydi.

  1. ‘Gig ekonomisi’ nedir?

Gazeteler her gün eski dünyamızın dijital teknolojiler sayesinde nasıl değiştiğine dair haberlerle dolu. Sık sık tam otomasyon, hayatın dijitalleşmesi ve çalışmanın sonu konulu yazılar okuyoruz. Tüm bu konular paylaşım ekonomisinde iç içe geçmiş: arz ve talebi birleştiren aplikasyonlar belirli bir iyilik taşıyor. Foodora ise bunlardan biri değil, çünkü hiçbir şey paylaşılmıyor. Foodora tıpkı Uber, MechanicalTurk veya Task Rabbit gibi, gig ekonomisinin bir parçası.

Foodora, esnek bir kurye filosu sağlayarak restoranlara yeni müşteri imkânı sunuyor. Aplikasyon satın alımları takip ediyor ve bunlara hızı ve mesafeyi hesaplayan algoritmalara dayalı olarak kuryeler atıyor. Restoranlar başka kimseyi çalıştırmadan, yalnızca tamamlanan teslimatlara yüzde 30 ödeyerek, yani hiçbir ekstra maliyet olmaksızın yeni siparişler alıyorlar. Müşteriler istedikleri yemeği geniş bir restoran çeşitliliği içinden teslimat başına 2,90 Euro ödeyerek evden teslim alıyorlar. Şirketin “bisikletçiler” dediği genç bisiklet sürücüleri, boş zamanlarında şehirde dolanarak biraz para kazanıyorlar. Bir zamanların Berlin merkezli başlangıç şirketi Foodora, uluslararası bir işletme haline geldi ve 10 ülkede 36 şehre yayıldı. İtalya’da iki yıl önce açıldı, Turin ve Milan’da (kuzey İtalya) başladı ve kısa süre sonra Roma’ya genişleyecek. Satış hacminin her ay %75 artması bekleniyor.

Şu anda Turin’de 300, Milan’da ise 600’ü bulan bisikletçiler doğrudan şirket tarafından istihdam edilmiyorlar. Bunun yerine “co.co.co” (“contract for continued collaboration on a project”, yani bir projede sürekli işbirliği sözleşmesi) adı verilen bir sözleşme yapısı kullanılarak istihdam ediliyorlar. Bu sözleşmeler bisikletçilerin şirketle işbirliği yapan bağımsız işçiler olarak değerlendirilmesi sonucunu doğuruyor. Bu da şirketin doğrudan işverenlere uygulanan sayısız çalışma düzenlemesini baypas edebilmesine imkân veriyor.

  1. İtalya’daki Foodora

Milyonlarca Euro’ya satılmış olmasına rağmen Foodora’nın tipik bir başlangıç şirketi görünümü var: genç ve dost canlısı her milletten insan Berlin’deki açık alanlı bir ofiste çalışıyor ve genç öğrenciler bisikletle kolay bir yan iş olarak yemek teslimatı yapıyor.

Turin’e Berlin merkezinin kopyası olarak kuruldu. Tümü de 30 yaşın altında olan yöneticiler, şehir merkezindeki bir ortak çalışma alanında sık sık buluşuyorlar, gayri resmi bir şekilde İngilizce olarak görüşüyorlar. Kurye filosu da genç, eğitimli ve saatte 5 Euro kazanıyor.

Ancak bu imaj Ağustos’ta Londra’daki Deliveroo kuryeleri greve çıkıp bir ay sonrasında da Paris’teki meslektaşları protestoya katıldığında dağılmaya başladı. Bunun sebebi, basitleştirirsek, şirketin yeterince “işçi” toplar toplamaz ödemeyi sabit bir plandan yalnızca teslimat başı ödemeye dönüştürmesi.

Şirket İtalya’da açıldığından beri işçiler bir araya gelerek birbirleriyle gayri resmi görüşüyorlar. Özellikle de yeni teslimatları beklerken. Birçok meseleyi görüşmek için bazen yöneticilerin bile katıldığı gayri resmi toplantılar yaptılar. Turin’deki Foodora’da, sözleşmelerde Londra ve Paris’tekine benzer bir değişiklik yaşandığında protestolar ortaya çıktı.

Tüm teslimat işçilerini etkileyen genel sorunlar kötü hava koşulları ve genellikle epeyce mesafe kat edilmesinin (Foodora örneğinde her vardiyada 60-80 km) gerekmesi gibi durumlar. Yemeğin hazır olması veya bir sonraki teslimat için uzun bekleme süreleri de yeni değil.

Ancak işin dijital doğasının getirdiği tamamen yeni yönler de var. 7 gün 24 saat şeklindeki çalışma süreleri iş/iş dışı zaman diye bir ayrımın ortadan kalkmasına neden oluyor. Bisikletçiler teorik olarak ne zaman müsait olacaklarını belirleyebiliyorlar ancak bunu kabul edecek olan yöneticiler ve yöneticiler vardiyaları diledikleri zaman (hatta vardiya sırasında bile) değiştirip iptal edebiliyorlar, bu yüzden çalışıp çalışmayacaklarını aslında bilemiyorlar. İş ritimlerine gerçek zamanlı olarak bir algoritma karar verdiğinden (isteklerin hacmine ve kuryelerin konumlarına göre), tamamen dolu ve tamamen boş saatler oluyor. Tüm bakım, onarım ve diğer masraflarla birlikte hem bisikletin hem de telefonun kurye tarafından karşılandığını söylemiyoruz bile. Bazı görüşmelerde işçiler gizlilik yasasına aykırı şekilde kesintisiz olarak coğrafi konumlarının takip edilmesinden kaynaklı gizlilik sorunlarından bahsettiler. Özellikle de Apple ve Google Play mağazalarından bir aplikasyon üzerinden yapıldığında.

Bunların tümü haftada 25 saat çalışmaya ayda 500 Euro için.

  1. Yeni koşullar ve ilk grevler

Bisikletçiler daha iyi çalışma koşulları talep ettiler. Mayıs 2016’da 100 işçiden 85’inin imzaladığı bir mektup yazdılar ancak taleplerine şirket yöneticisinin o an başka yerde olması gibi oyalama ile mazeret karışımı bir yanıt verildi. Sonunda Temmuz ayında bir toplantı yapıldı ama yönetim sözleşmenin değiştirilemeyeceğini söyledi. Memnuniyetsizliği protestoya dönüştüren ise sözleşmenin aslında değiştirilebiliyor olması ama şirketin bunu yapmaması oldu.

Eylül ayında Foodora tüm yeni bisikletçiler için geçerli olacak ve 30 Kasım’dan sonra da tüm bisikletçileri kapsayacak yeni bir sözleşme yayınladı. Bu yeni sözleşme sabit geliri ortadan kaldırıyor ve yerine değişken gelir getiriyor: teslimat başına 2,70 Euro. Vardiya başına teslimat sayısı bisikletçilerin fabrika işçileri gibi belirleyebileceği bir şey değil ama bu yine de gelirlerini belirleyecek. 500 Euro’luk bir gelir için hangi saatte, hangi günde veya yılın hangi döneminde olduğu fark etmeksizin yarım saatte bir teslimat yapmaları gerekecek.

Yönetici direktör Gianluca Cocco yeni şartları işçilerin kendilerini temsil etmesi için seçtiği SiCobas sendikası ile görüşmeyi, bağımsız işçilerin sendikalaşma hakkı olmadığını söyleyerek reddetti. Yönetim yalnızca işçilerle birebir yüz yüze toplantıları kabul etti ve işçilerin birçoğu, iletişim için kullanılan gruptan çıkarıldı veya kara listeye alındı.

Bisikletçiler arasındaki gayri resmi ilişkiler grevin platformu haline dönüştü: 8 Ekim’de Turin’de bir aplikasyon üzerinden çalışan işçilerin İtalya’daki ilk grevi gerçekleşti. 50 kadar bisikletçi tüm Cumartesi günü şehirde bisikletle dolaşıp Foodora ile bağlantılı restoranlara bildiriler dağıtarak servisi bloke etti. Üç temel talep vardı:

  • Teslimat başına ödemenin yanı sıra yukarıda açıklanan “geçici işbirliği” sözleşmesinin feshedilmesi ve esnek bir yarı zamanlı sözleşmenin işleme konması (asgari 20 saat). Bu tür bir sözleşme hastalık iznini, sigortayı ve tatili kapsıyor.
  • Değişken bir primle (teslimat başına 1 Euro) temel bir ücret (saatlik 7,50 Euro).
  • Protestocu işçilere karşı tehditlerin ve disiplin cezalarının durdurulması.
  • Diğer talepler ise işverenle düzgün bir resmi iletişim kanalını (bir WhatsApp grubu ve bir uygulamadan ziyade), şirketten bisiklet ve telefon masrafları için adil bir katkıyı ve yalnızca kazaları değil istirahat günlerini ve hastalığı da kapsayan düzgün bir sigortayı içeriyor.
  1. Mücadelenin evrimi

foodora1

Protesto o kadar başarılı oldu ki tüm gün sürdü, yerel halktan destek buldu ve hemen gazetelere yansıdı, büyük oranda işin içinde yeni teknolojiler olduğu için. Markanın imajı ciddi şekilde yara aldı: sosyal medyada şirket logosunun modifikasyonları (tepsi taşıyan bir elden zincirli bir demir prangaya) ve şirketin silmek zorunda kaldığı kınama ve dayanışma mesajları dolaştı. Foodora markasının bu sosyal medya platformlarını fazlaca kullanıyor olması, buraların dijital dayanışma için de büyük bir rol oynamasını sağladı. Bunların tümü yerel toplantılar ve sokak eylemleri ile bağlantılı: her bir restorana tek tek gidip bildiri dağıtmak ve konuşma yapmak. Mesaj hemen yayıldı, uygun bir boykot başlatıldı ve restoranlar buna katılmaya başladı. Sonunda yönetici direktör ile taleplerin görüşülmesi için 10 Ekim’e bir toplantı ayarlandı. Bu toplantının sonunda hem İtalya hem de Almanya’daki yönetim taleplerden her biri için bir açıklamada bulunmaya söz verdi. Toplantı sırasında Foodora tarafından kullanılan ortak çalışma alanından bir grup insanın bir araya gelip dayanışma gösterdiğini ve ortak çalışma alanının Foodora ile olan bağlarını kestiğini de belirtmek gerek.

Yönetim nasıl cevap vereceğine karar verirken dolaylı bir cevap tuhaf bir işten çıkarma üzerinden geldi. Ne olduğunu anlamak ve dayanışma göstermek için bisikletçilerin toplantısına giden iki destekçi aplikasyondan çıkarıldı. Protestoculara net cevap ise ayın 14’ünde saat 00.02’de geldi (oysa süre 13’üne kadardı): teslimat başına 2,70 Euro değil 3,70 Euro. Sabah olunca bisikletçiler Turin ofisine gittiler ancak boş buldular. Yönetimden kimse yoktu, telefonlarını da açmıyorlardı. Doğrudan Çalışma Bakanlığı tarafından durumun yasallığını denetlemek için iki iş müfettişi gönderildi, bakanın kendisi de bisikletçilerle dayanışmasını ifade etti. Günü protestolar hakkında bildiriler dağıtarak geçirirken bisikletçiler birer birer aplikasyondan çıkarılıyorlardı. Bir grup Milan’daki ana merkeze iki kez gitti, bir keresinde beklenmedik şekilde kapalı buldular, sonrakinde ise yönetim üç saat kendini ofise kilitlemek zorunda kaldı. İki durum da bisikletçiler tarafından şehirde toplantı yapmak ve sonraki hafta için bilgilendirme etkinlikleri hazırlayıp grevi yaygınlaştırmak amacıyla değerlendirildi.

İşçilerin baskısı ile şirket, taleplerin en azından birine cevap vermeye karar verdi. Üç bisiklet dükkanının yüzde 50 indirim verdiğini açıkladı. Bisikletçilere göre kimse böyle bir indirim duymamıştı. Şirketin gerçek tepkisi ise, saatte en az iki teslimat parası alacaklarını vaat ederek epey yüksek sayıda yeni bisikletçi bulmak oldu. Ancak bu vaat de suç grev yapan bisikletçilere atılarak ya saat başına daha az teslimat ya da haftada daha az saat şeklinde bozuldu.

İlk grevden iki hafta sonra yalnızca işçiler değil aplikasyondan çıkarılan restoranlar da dayanışmaya başladılar. Başından beri grevci bisikletçiler mücadelelerini merkezsizleştirmek için farklı yöntemler uyguluyorlardı: yönetim ile görüşen temsilciyi sık sık değiştirmek, takma isimler ve ses değiştirme uygulamaları kullanmak gibi. Bir keresinde Foodora lider olduğunu düşündüğü bisikletçileri tespit etti, resmen işten çıkarılmamalarına rağmen tüm iletişimden tamamen çıkarıldılar. Ancak yeni sözleşmeyi kabul etmeye hazır işçilerin sırf toplantılara katıldıkları için aynı cezalara tabi tutulduğu görüşmeler oldu. Yönetimin katılımlarından nasıl haberdar olduğu spekülasyon konusu.

Bu arada iş müfettişleri soruşturmaya devam ediyor ve işçiler hem belediye hem de Çalışma Bakanlığınca kabul edildiler. İkisinden de sonuç çıkmadığı için (Foodora belediye ile yapılan toplantıya katılmadı), grevciler birçok açık toplantı düzenleyerek yola devam ettiler. Toplum merkezlerinin ve oturma eylemlerinin rolü hafife alınmamalı: pratik dayanışma ve desteğin yanı sıra medyanın ilgisi ve haberleri yerel taban eylemliliklerinden hemen sonra geldi. Milan’daki açık toplantılar COX toplum merkezinde yapıldı ve Turin’deki toplantılar yerel üniversiteden ve Cavallerizza toplum merkezinden aktivistler tarafından desteklendi. Asilo’daki anarşist işgal eylemcileri tarafından da bir dayanışma yemeği düzenlendi.

  1. Esneklik ve İtalyan emek piyasası

Büyük resme de bakılmalı. Gerçek şu ki Foodora’nın bu denli düşük ücretler verebiliyor olması (örneğin bisikletçilerin saatte 7,20 Euro artı teslimat başına 2 Euro aldığı Fransa’ya kıyasla) İş Yasası ve önceki reformların İtalyan iş piyasasını deregüle etmiş ve işçiler için genel korumayı ortadan kaldırmış olması yüzünden. Deregüle edilmiş piyasa Foodora’nınki gibi hiper parçalanmış istihdam formu ile buluşunca korkunç bir karışım ortaya çıkıyor. Dahası, Foodora İtalya’daki yüksek genç işsizliği (2015’te yaklaşık %40) avantajını kullanmakla da suçlandı: şirketin “yan iş” dediği şey, bisikletçiler için tek gelir kapısı.

Neyse ki bisikletçilerin ve birçok başka kesimin mücadelesi gözlerimizi açık ve umudumuzu yüksek tutuyor.

Grevdeki bisikletçilerle ilgili bilgilere ve açıklamalara Facebook sayfalarından (İtalyanca) ulaşabilirsiniz: Deliverance Project. Lütfen Facebook’ta veya Foodora’nın Facebook sayfasında dayanışmanızı esirgemeyin.

Özgün makale Struggles in Italy bloğundan alındı.

(1) “Gig” müzik sektöründen gelme bir terim, “kısa süreli iş” demek.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s