Trump’ın güvenli bölgeleri: sorular ve sızan ilk bilgiler

syria_safezones

Çevirenin notu: Trump başkanlık kampanyası sırasında Suriye’de (ve Yemen’de) güvenli bölgeler oluşturulması konusunu pek çok kez dile getirdi ancak buna dair somut bir plan açıklamadı. Kamuoyuna yansıyan ilk somut bilgi Trump’ın Suudi Kralı ile yaptığı görüşmede güvenli bölgeleri gündeme getirmiş olması. İsrail istihbaratına (MOSSAD) yakınlığı ile bilinen debkafile sitesi ise Suriye özelinde çok daha geniş kapsamlı ve sahada işleri derinlemesine değiştireceğini iddia ettiği bir anlaşmadan söz ediyor. Aşağıdaki ilk çeviri, en azından somut olarak bir “güvenli bölge”nin ne gerektiğini anlamayı sağlıyor, ikincisi ise söz konusu debkafile haberi.

blogs.cfr.org, Micah Zenko, 30 Ocak 2017

Dün Beyaz Saray Başkan Donald Trump ile Suudi Arabistan Kralı Salman Abdülaziz el Suud arasındaki bir telefon görüşmesinin kaydını yayınladı. Açıklamada dikkat çekici bilgiler vardı: “Kral, süregiden çatışmalarda yerinden olmuş birçok mülteciye yardım edilmesine yönelik diğer fikirleri desteklemenin yanı sıra, Başkan’ın Suriye ve Yemen’deki güvenli bölgeleri desteklemesi talebini de kabul etti.”

Başkanlık kampanyası sırasında Trump, Mike Pence’le birlikte, pek çok kez Suriye’de güvenli bölgeler oluşturulması fikrini desteklediğini açıkladı ancak bunun nasıl olacağına ilişkin somut ayrıntılara girmemişti. Trump, adını vermediği Ortadoğu ülkelerinin Suriye’deki “büyük, güzel güvenli bölgenin” parasını vereceğini duyurmuş, Pence ise başkan yardımcıları tartışmasında “güvenli geçiş için bir rota oluşturacaklarını” ve “uçuşa yasak bölgeler de dahil olmak üzere o bölgelerdeki insanları koruyacaklarını” açıklamıştı. Beş gün sonra yarış arkadaşının pozisyonu sorulduğunda Trump “Onunla görüşmüş değiliz ve buna katılmıyorum,” demişti.

Siyasal kampanyalar, sonunu pek düşünmeden vaatler verilen süreçlerdir ama devlet başkanı olarak görev yaparken yapılan açıklamalar, gerçek hükümet politikasını yansıtmalıdır. Başkan Trump şimdi ABD silahlı kuvvetlerinin güvenli bölgeleri hayata geçirmesine yetki verme konusunda ciddi ise (Suudi kralından talebinin gösterdiği gibi), o ve baş yardımcıları bu yeni, pahalı ve zayıf tasarlanmış askeri misyonla neyi kastettiklerini tam olarak netleştirmek zorundalar.

Uçuşa yasak bölgeler ve güvenli bölgeler konusunda on beş yıldan uzun süre önce yazmıştım. Ama önceki analizimi yeniden paketleyip sunmak yerine burada Kongre’nin, gazetecilerin ve yurttaşların Trump yönetiminden yanıtlamasını beklemesi gereken on beş soruyu sıralayacağım:

  1. Güvenli bölgelerin nihai siyasi amacı ne? Örneğin, ülke içinde yerinden edilmiş insanlar için geçici insancıl sığınak mı yoksa bir barış anlaşmasının kozu olarak mı kullanılacaklar?
  2. Bunların ABD yasalarındaki dayanağı ne olacak?
  3. Suriye’nin egemen hükümeti bunlara karşı çıkacağına göre, uluslararası hukukta yasal zemini ne olacak?
  4. Suriye ve Yemen’de tam olarak nerede olacaklar ve neden bu konumlar seçildi?
  5. Güvenli bölgede ikamet eden isyancı grupların yanı sıra silah taşımayan unsurlar da korunacak mı? Bunlar koruma dışı bırakılacaksa, bu bölgelerde ikamet edenler birbirinden nasıl ayırt edilecek ve bu işlemi kim yapacak?
  6. Güvenli bölgelerde ikamet edenler, hava bombardımanı, top atışı, hafif silah ateşi, keskin nişancı ateşi, açlık ve temiz içme suyu ve hıfzıssıhha yetersizliği de dahil her şekilde zarar görmekten korunacak mı?
  7. Güvenli bölgelerde ikamet edenler kimden gelirse gelsin (Rus savaş uçaklarının ve Suriye’deki ABD destekli isyancı grupların bombardımanı veya Yemen’de ayrım gözetmeyen Suudi hava saldırıları) şiddetten korunacaklar mı?
  8. Güvenli bölgeleri hayata geçirmek için gereken birçok görev için (düşman hava savunmalarının bastırılması, lojistik destek, muharebe arama kurtarma vb.) hangi ülkeler askeri güç sağlayacak?
  9. Hangi gruplar veya devletler insani yardım sağlayacak ve güvenli bölgede kalanlarla temas iznine sahip olacak?
  10. Daha kritik olanı, güvenli bölgeleri uygulamak ve güvenliğini sağlamak için kara gücünü kim sağlayacak?
  11. Güvenli bölge güçlerinin üslenmesine ve üst geçiş haklarına hangi civar ülkeler izin verecek ve özel olarak hangi misyonlar için?
  12. Misyona güç ile katkıda bulunan ülkeler için nihai komuta yetkisi kimde olacak?
  13. Güvenli bölgeyi uygulayan güçlere hangi askeri doktrin ve angajman kuralları yol gösterecek?
  14. Silahlı grupların güvenli bölgeleri kendi faaliyetleri için kalkan veya adam toplama yeri olarak kullanmasını önlemek için (ki kaçınılmaz şekilde bunu yapacaklardır) güç kullanılacak mı?
  15. Parayı kim ödeyecek ve ne kadar süre ödeyecek?

—-

İsrail istihbaratına yakınlığıyla bilinen debkafile sitesinin 26 Ocak 2017 tarihli haberi ise şöyle:

Suriye; İsrail ve Ürdün sınırlarındaki stratejik ve askeri durumu doğrudan etkileyecek dramatik değişimlerin eşiğinde. Bu hafta ABD Başkanı Donald Trump ile Rus Başkan Vladimir Putin arasında Suriye’de ABD, Rus ve Türk güvenlik bölgeleri oluşturulması konusunda varılan bir anlaşmadan kaynaklanıyor bu durum. Bu plan ülkedeki askeri denetimi bu üç güce aktaracak. Bunların her biri sınırları Washington, Moskova ve Ankara arasında tanımlanıp anlaşmaya varılacak bir bölgeden mesul olacak.

Bu düzenlemenin parçası olarak İran ordusundan, İrancı Şii milislerden ve Hizbullahtan olan tüm güçlerin Suriye’yi terk etmesi gerekecek.

ABD ordusunun iki güvenlik bölgesi olacak – biri Fırat Nehri’nin doğusunda Kürt bölgeleri de dahil Irak sınırına kadar olan tüm alanı kapsıyor (bkz. ekli harita). Bu düzenleme kısmen, 2015 sonunda ABD Başkanı Barack Obama ile Putin arasında Suriye’nin nüfuz alanlarına bölünmesine yönelik varılan anlaşmayı yeniden diriltiyor. Fırat’ın doğusundaki tüm bölge ABD’ye tahsis ediliyor, Ruslar ise Akdeniz kıyısına kadar nehrin batısındaki tüm alanların sorumluluğunu alıyor.

Yeni anlaşma uyarınca Türk alanı tüm Suriye-Türkiye sınırı boyunca yaklaşık 650 kilometre boyunca uzanacak ve Suriye toprakları içine, Türk ordusunun IŞİD’den almak için savaşında üçüncü ayına girdiği El Bap’a kadar 35 – 50 kilometre girecek.

debkafile’ın askeri ve istihbarat kaynakları, sahada işin rengini değiştirecek gelişmenin, Suriye’nin İsrail ve Ürdün sınırlarına bitişik ikinci bir ABD güvenlik bölgesinin kurulması olduğunu bildiriyorlar. Bu, şu an Ürdün’de olan yaklaşık 7500 ABD özel operasyon kuvvetleri askerinin kuzeye doğru Suriye’nin güneyine kaydırılacağı anlamına geliyor.

Rusya orijinal haliyle Suriye ordusunu, İrancı Şii milisleri ve Hizbullah güçlerini Golan’ın Suriye tarafındaki Dera ve Kuneytra şehirleri etrafındaki toprakların ele geçirilmesi mücadelesinde konuşlandırmayı planlıyordu. Bu plandan vazgeçildi ve onun yerini Suriye’nin güneyine Ürdün özel kuvvetlerinin ve Ürdün askeri kamplarında Amerika tarafından eğitilmiş Suriyeli isyancıların eşliğinde ABD askerlerinin konuşlandırılması aldı.

Serap çevirdi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s