Bir kadın olarak IŞİD’e karşı savaşta öğrendiğim şaşırtıcı şeyler

diary-of-a-woman-fighting-isis-on-the-front-line-part-onefacing-the-enemy-1494512801

Kimberley Taylor, geçen yıl Mart ayında 28 yaşındayken matematik öğrenimini bırakıp Rojava’ya gittiğinde YPJ’ye katılan ilk ve tek Britanyalı kadın oldu. Savaş adı Zilan Dilmar. Son üç aydır Rakka operasyonunda. Mart sonunda Skype üzerinden bir dizi röportaj vermiş Vice’a. Röportajları verdikten iki gün sonra Rakka operasyonu için yola çıkmış. Aşağıda onun Vice tarafından yayınlanan günlüklerinin ilk bölümünün çevirisini bulacaksınız:

Perşembe: Sabah yedide yoğun telsiz sesine uyanıyor Kimberley. Bir hareketlilik var ama ne olduğunu henüz çözememişler. Sonra silah sesleri duyuyor.

Rakka’ya doğru Fırat nehri boyunca cephe hattındaki köyleri kurtarmışlar son iki hafta boyunca. Önceki gece taburu (Sorxwin adlı bir kadın gerillanın komutasında 8 YPJ’li kadın ile 8 YPG’li erkekten oluşuyor) cephe hattının birkaç yüz metre gerisinde bir kasabada kamp kurmuş. O gün dinlenme günleri, o yüzden olağandan uzun uyumuşlar. IŞİD, hatlarının gerisinde onları hazırlıksız yakalayabileceğini düşündüğünden çoğu zaman böyle anlarda saldırıyormuş. Köşeye sıkışmış bir köpek gibi saldırıyorlarmış: Kimberley’nin taburu daha güçlü, daha organize, arkasında koalisyonun hava desteği var ve Rakka’yı neredeyse tamamen kuşatmış durumdalar. IŞİD’in kaçacak hiçbir yeri yok.

Çatışma sesleri artıyor ve bir noktada kapı gümbürdüyor. Gelen Çekdar, 24 yaşında bir erkek savaşçı, Kimberley ile son aylarda ahbaplıkları artmış. Ona “bizim kızlardan biri” diyorlar çünkü onlarla takılmayı seviyor ve sohbetlerine ve etkinliklerine katılıyor. Çok korumacı ve kızların hepsi onu seviyor. Ama o an pek gülmüyor. “Çatıya çıkmamız lazım” diye bağırıyor. “Saldırının nereden geldiğini görmemiz lazım.”

Ardından Çekdar korudukları üsten ayrılmaya karar veriyor. Ona kalmasını söylüyorlar ama dinlemiyor. “Burada kalıp evi koruyun,” diyor giderken, “yakında döneceğim”. Birkaç dakika içinde çatışmanın içinde kayboluyor.

Siviller dört bir yana kaçışıyorlar, çocuk, kadın ve yaşlılar. Tam bir kıyamet havası. Onlara durmalarını ve geri dönmelerini söylüyorlar. Ama o kadar dağınık ve kafaları karışmış durumdalar ki dinlemiyorlar. Dikkatlerini çekmek için havaya ateş ediyorlar ama bu onları daha da korkutup kaçırıyor. Kimberley yaşlı bir adamın koyun sürüsü ile kaçmaya çalıştığını görüyor. Bir tanesi bir tuvaletten çıkıyor ama bir Kürt onu geri gönderiyor. O da gerisin geri dönüp yere çömelip oracıkta tuvaletini yapıyor. Kimberley bu gördüklerine, savaşta bile olsa tuhaf şeylerdi diyor.

Kısa süre sonra IŞİD üsse füzeyle saldırmaya başlıyor. Şarapnel parçaları her yöne dağılıyor. Yaralıları eve getirmeye başlıyorlar. İnsanların yüzleri dağılmış. Birliklerinde tek bir doktor var, o yüzden yaralılara yardım etmek için oldukları yerde kalıyorlar. Yapabildikleri tek şey yaraları olabildiğince sarmak. Sonra ölüler gelmeye başlıyor.

Getirilen ölü bedenlerin bazıları gerçekten kötü durumda. Bir adamın kafası ikiye ayrılmış. Bandajla sarıp birleştiriyorlar. Ceset görmek Kimberley için zor, daha önce bir sürü ceset görmesine rağmen. Tanıdığı, şakalaştığı, birlikte sigara içtiği, birlikte acı çektiği insanların ölüsünü görmek… insanın canını yakıyormuş. Ama giysilerini kesip onları morg için hazırlarken aklı başında kalmak zorundaymış. Bu insanları öyle çıplak ve cansız görmek korkunçtu diyor.

Saat 9 civarı Çekdar’ın bedeni getirilmiş. Üniformasını keserken Kimberley gözyaşlarını tutmuş, onunla sigarayı bırakma konusunda birbirlerine destek olacaklarını konuştukları son sohbetlerini düşünmüş. Bedeni götürüldükten sonra, giysilerinden çakmağını almış Kimberley. Çalışmayan beyaz bir çakmak, ama Çekdar’ın hatırasıymış işte.

Saat 10’da, çatışma sonunda bitmiş. Ölmeyen IŞİD’liler kaçmış ve Kimberley’nin taburu 6 ölü ve birçok yaralı vermiş. Bunlara siviller de dahil. En kötüsü 11 yaşından büyük olmayan küçük bir kız çocuğu imiş. Kasığından giren kurşun arkadan çıkmış. Yara o kadar büyükmüş ki kanamayı durdurmak mümkün olmuyormuş. Annesi kızının başını tutmuş, Arapça yatıştırıcı sözler ederek ve Kimberley ile doktora umut içinde bakarak duruyormuş ama ikisi de boşuna uğraştıklarını biliyorlarmış. Ama onu ölmeye de bırakamazlarmış. Yaralarını en iyi şekilde sarıp hastaneye gitmesi için ambülansa bindirmişler. Ona ne olduğunu bilmiyor Kimberley. Bir şekilde bilmek de istemiyor. Öğreneceği şeye dayanamayacağından korkuyor.

Saldırıdan sonra kamptaki atmosfer ürkütücü şekilde tuhafmış. Herkes tüm gün tam bir sessizlik içinde kalmış. Bazılarının ağzını tüm gün bıçak bile açmamış, herkes çok üzgünmüş. Çekdar’ı kaybetmenin yanı sıra, Kimberley’i etkileyen o küçük kız çocuğu olmuş. “O an duygularınızı gömmeye, böyle hastaları, bir askerin yarasına göstereceğiniz özenle tedavi etmeye çalışıyorsunuz” diyor. “Ama bunlar dönüp dolaşıp sürekli aklınıza gelen hatıralara dönüşüyor. Tüm gün o küçük kızı bir an olsun aklımdan çıkaramadım. Şimdi bile gözümü kapayınca solgun küçük yüzünü görüyorum.”

“Bugün epeyce ölüm ve yıkım gördüm. Normalde bir veya iki arkadaş yaralanırdı ama bunun kadar kötü bir şey olmamıştı. Arkadaşlarımızdan altısı öldü ki IŞİD muhtemelen bunu başarı saymıştır. Ama onlara verdirdiğimiz kaybın yanında bu bir şey değildi. Sayıca üstünüz, daha organizeyiz ve onları püskürttük. Büyük resimde açık ara kazanıyoruz. IŞİD düşecek, başka hiçbir ihtimal yok. Ve bu olduğunda burada olmak niyetindeyim.”

Serap çevirdi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s