BBC: Namus bahanesiyle işlenen suçlarda anneler “görünmeyen kuvvet”

Child hides head in arms

İncelenen 100 “namus” suçu vakasından 49’unda anneler de işe dahil

Araştırmaya göre anneler “namus” suçlarının arkasındaki “görünmeyen kuvvet,” kızlarına şiddet uyguluyorlar.

Leeds Beckett Üniversitesi’nden kriminolog Rachael Aplin, bunun çoğu zaman polis raporlarına yansımadığını söylüyor. Çalıştığı 100 “namus” suçundan 49’unda işin içinde anneler de var ama bu durum raporlara çoğu zaman yansımıyor. Vakalar kız çocuklarına yönelik şiddetle ilgili ve bunların bazılarında şiddet çocuk düşürtmek için. Aplin, suçlulara yönelik atılan adımların hem erkekleri hem de kadınları kapsaması gerektiğini söylüyor. Üniversitede kriminoloji konusunda dersler veren Aplin, komiser muavini olarak sürdürdüğü polis detektifi kariyerine ara vermiş durumda.

Rachael Aplin

Rachael Aplin, polis ve sosyal hizmetlerin tekrar durum değerlendirmesi yapması gerektiğini düşünüyor.

Aplin şöyle söylüyor: “Bazı vakalarda annelerin rolü gerçekten şaşırtıcı. Ama bunun polis raporlarına ne ölçüde yansı(ma)dığı da şaşırtıcı. Bu vakalarda devreye giren sosyal hizmet kuruluşları, çoğu çocuk olan kurbanları, korunacakları zannıyla annelerinin gözetimine teslim ediyorlar. Polis ve sosyal hizmetler, çocukların ve genç kadınların tehlikede olacakları yerlere geri dönmemesini veya mahkûm olmamasını sağlamak için annelerin rolünü gerektiği şekilde değerlendirerek, ‘namus’ bahaneli suçlara ilişkin stratejilerini gözden geçirmek zorunda.”

‘Beni oklava ile döverdi’

Bradford’da Afgan bir ailenin kızı olan “Sadir,” kendisini evlenmeye zorlayan annesi tarafından dövüldükten sonra koruma altına alınmış. BBC’ye konuşan Sadir, annesinin esas suçlu olduğunu, çocukken onu sürekli dövdüğünü söylüyor. Dokuz yaşından itibaren sokakta oyun oynaması yasaklanmış, onun yerine yemek yapmayı öğrenmesi gerekmiş.

Şimdi 35 yaşında olan Sadir şöyle diyor: “Yemek yapmazsam veya yaptığım yemek beğenilmezse dayak yiyordum. Annem oklavayı alıp sopa atıyordu. Eve gelince babam da annemden dayak yedim diye dövüyordu. Hissizleşip kedere boğuluyordum. Şok oluyordum. Bana oklava ile vurabileceğine inanamıyordum ama bir süre sonra alıştım ve dayak yemek normal bir şeymiş gibi gelmeye başladı. Evde dayak yediğinizi kimseye söyleyemezsiniz, içinizde tutarsınız, öylece okuldan eve, evden okula gidip gelmeye devam edersiniz.”

13 yaşındayken bir gün eve gelmiş ve annesinin kendisi için hazırladığı sürpriz nişan partisi ile karşılaşmış. Damat adayı ise Afganistan’da hiç tanımadığı bir kuzeni imiş.

“Hiç misafir ağırlamazdık, o yüzden anneme parti ne için diye sordum, bana bunun bir nişan partisi olduğunu söyledi. Ben de kimin nişanı dedim. ‘Senin nişanın,’ dedi, ‘git yukarda hazırlan.’ Bana bir adamın, annemin Afganistan’daki yeğeninin bir fotoğrafını gösterdiler. Bu adamla evlenmem gerekiyordu. Onunla hiç tanışmamış, hiç görüşmemiştim ve daha 13 yaşındaydım. O gün o evden kaçmam gerektiğini anladım.”

Women on the street

“Namus” bahaneli suçlar genellikle topluluklarını “utandırdıkları” söylenen kadınlara karşı işleniyor.

“Namus” bahaneli suçlar genellikle Müslüman, Sih veya Hindu kadınlara karşı işleniyor ve topluluklarını “utandırdıkları” düşünüldüğünde gerçekleşiyor. Bu suçlar erkekleri de etkileyebiliyor, bazı yardım kuruluşları erkeklere yönelik suçların raporlara yansımadığını söylüyor.

Aplin’in araştırmasında, anneler tarafından işlenen suçlar yumruk, tekme ve tokatla dövmeyi, ev eşyaları ile saldırmayı, kız çocuğunun saçlarını kesmeyi ve evden kaçmış bir kurbanı eve dönmesi için kandırmayı içeriyor.

Diğer davranışlar arasında kurbanı ölümle tehdit etmek veya merdivenlerden aşağı yuvarlamak, onları satmak için pazarlık yapmak, eve kapatmak, duygusal şantaj, pasaportuna, banka kartlarına, cep telefonlarına el koymak da var.

‘Şüpheli olarak kadınlar’

Aplin şöyle devam ediyor: “Kamuoyunun, polisin ve sosyal hizmet çalışanlarının içgüdüsel tepkisi, annelerin çocuklarını koruyacağı ve seveceği oluyor. Ama bunu bir daha düşünmemiz lazım. Anneler kız çocuklarına yönelik suçlarda esas suçlular arasında ve bu çoğunlukla evlilik öncesi şiddeti içeriyor. Bu yüzden bu suçlar illa ki zorla evlendirildikten sonra evli kadına yönelik aile içi şiddet değil.”

Jasvinder Sanghera, “namus” bahanesiyle işlenen suçlar ve zorla evlendirme ile mücadele için Karma Nirvana’yı kurmuş ve ayda 850 civarı çağrı alıyorlar.

Sanghera şöyle diyor: “Risk değerlendirmesi yaparken veya vaka soruşturması sırasında kadınları da şüpheli olarak değerlendirmeleri gerektiğini kabul etmek zorundalar, böylece onları da soruşturabilir ve sorumlu tutabilirler. Kurbanların bu kadınların yanında güvende olmadığını fark etmeleri lazım.”

26 Haziran 2017

Kaynak: BBC

http://www.bbc.co.uk/news/amp/40367910

Serap çevirdi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s