IŞİD yok edildikten sonra ABD Suriye Kürtlerini terk edecek mi? – Joshua Landis, Faysal Itani, Steven Simon

Screen Shot 2017-10-03 at 13.52.36

ABD’nin gelecekte ne yapacağını bilmiyorum ama Kobane’ye Türkiye’yi hiçe sayarak ve Kürtleri desteklemek için atladığımızdan bu yana, bölgede geri adım atılması çok zor olacak yeni bir stratejik konum inşa ettiğimize inanıyorum. Bir mantığı var. Türkiye bu mantığı net şekilde görüyor ve kalıcı olduğu üzerinden plan yapıyor, bu da ABD’ye karşı Rusya ve İran’a yaklaşmasına neden oluyor.

joshualandis.com

1 Ekim 2017

Rafik Hariri Ortadoğu Merkezi’nden araştırmacı Faysal Itani, bir süre önce Syria Direct’ten Avery Edelman ile yaptığım röportajdaki öngörümü, yani ABD’nin kuzey Suriye Kürtlerinin arkasında durup durmayacağı konusunu soruyor.

Faysal şöyle yazmış:

Syria Direct röportajını bugün okudum. Çok ilginç ve çoğuna katılıyorum ama birkaç sorum var.

Etkin şekilde özerk bir ‘Rojava’nın ortaya çıkacağından çok emin görünüyorsun. Bunun nedeni ne? Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) ile bir benzerlik görmüyorum ben. KBY akıllı ve deneyimli kleptokratlar tarafından yönetiliyor. PYD, etno-Maoist, yarı-totaliter bir örgüt ve Türkiye açısından PKK neyse o. Hafif piyade gücü olarak mükemmeller, rakiplerine üstünler ama hepsi bu. Türkiye’nin onları ilk fırsatta, hatta gerekirse rejimin yardımıyla bitireceğini düşünüyorum.

Rojava’nın tek koşulda, ancak bir Amerikan koruması altında ayakta kalabileceğine düşünüyorum. Bunun olacağına dair ikna edici bir argüman sunuyorsun: İran ve Rusya’ya karşı denge oluşturmak. Ama Suriye gibi akıl almaz düşmanlıklarla dolu bir ortamda kalacağımızı benim pek aklım almıyor (McGurk ve ekibi kalmayacağız diyorlar ama yanılıyor ya da yalan söylüyor olabilirler.) İran, Rusya ve rejim bunu sabote etmek isteyeceklerdir. Ve ABD’nin önemsizleştiği bu dönemde, burayı savunacak mıyız? Sırf İran’ı geriletmek için bunu yapma fikri biraz zorlama görünüyor.

Ayrıca Suriye’nin geleceği konusunda umutlu musun yoksa kötümser mi anlayamadım. Yoksa bu sadece bir zaman meselesi mi?

Faysal’a cevabım (Joshua Landis):

Faysal,

İyi sorular. Bu yönetimin politikalarını nasıl belirlediğini bilmiyorum – sen benden daha çok yakınsın – dolayısıyla söylediğin her şey doğru olabilir ve ABD emellerinin gelip geçiciliğini değerlendirmedim. ABD’nin, tıpkı Kissinger’in 1976’da Irak Kürtlerine yaptığı gibi, Fırat’a doğru ilerlediklerini gördükten sonra PYD’nin ayağı altındaki halıyı çekmesi olasılığını kesinlikle değerlendirdim.

Hissim odur ki – ve bu sadece bir his – ABD arazi etüdüne, Kürtler de ABD’nin kulağına birlikte inşa edebilecekleri güzel ilişkiyi fısıldamaya başladıktan sonra, fethettiği şey hoşuna gidecektir. Ayrıca Kürtler kalleş ABD tarafından hezimete uğratılıp terk edildikleri konusunda ortalığı velveleye vereceklerdir. Kürtlerin Washington’da bir çevre oluşturmakta olduğunu düşünüyorum. İsrail’in eski BM temsilcisi Ron Prosor’un NYTimes’daki yazısına bak. İsrail kesinlikle bir destekçi, ki bunun Washington’da hala bir karşılığı var. Türkiye artık ABD’nin güvenebileceği bir ülke değil; çelimsiz ve daha yolun başındaki Kürtlere nazaran kesinlikle çok daha fazla ağırlık ve öneme sahip olmasına rağmen böyle.

McGurk aksi konusunda garanti verse de, ABD’nin Suriye’den çekilmesinin gelecekte çok zor hale geleceğini tahmin ediyorum. Washington’daki her düşünce kuruluşu Suriye’de kalmamız ve “Ruskilerle Mecuzileri” [Rusya ve İran, ÇN.] engellememiz için bize yalvarıyor.

Stratejik değeri kuşkulu olan bu kabile bölgelerinde sürekli takılıp kalıyor gibiyiz. Bakınız Afganistan ve Somali. Afganistan’daki güçlerimizi daha yeni niye ikiye katladık ki? Biliyorum, bana ülke olarak itibarımızın buna bağlı olduğunu söyleyeceksin. Afganistan, küçük şov sayılan Kürtlerin aksine BÜYÜK bir yatırımdı. Hiçbir başkan Afganistan’ı kaybetme sorumluluğunu almak istemeyecektir, vs. vs.

Ama bunlar ABD’yi Suriye’de kalmaya ikna etmek için yeniden gündeme getirilecek argümanlarla aynı değil mi? Washington’daki düşünce kuruluşları Suriye’nin pahalıya gelmeyeceğini iddia edeceklerdir ki bunda haklılık payları da var. Orada işi yapsın diye birkaç asker tutmamız yeter (Hassan Hassan ile Weiss’ın dediği bu). Esad kağıttan kaplan. Ordusu yara aldı. Hiç adamı yok. Onu ayakta tutan Rusya ve İran. (Tabler’in iddia ettiği bu). Birkaç korucu karakolu işi görecektir. Birkaç ABD jetini Fırat hattında devriye bırakın. Her şekilde, IŞİD’in veya daha beter bir şeyin gelecekte çirkin yüzünü göstermeyeceğinden emin olmamız gerekiyor (ISW bu argümanı öne sürüyor). Müttefiklerimizin arkasında durmalı ve düşmanlarımızı cezalandırmalıyız (Michael Doran ve Smith bunu iddia ediyor.)

İnsan hakları meselesini de unutmayalım. “Kürtlerin Kimyasal Beşar tarafından katledilmesine nasıl izin erebiliriz? Kürtleri Woodrow Wilson’un onlara özerklik vaat etmesinden bu yana defalarca ortada bırakmadık mı? Bu kez farklı olmalı.” Hepsi iyi argümanlar.

Birkaç ay önce, ABD’nin Suriye’nin daha doğusuna ilerleme konusunda acele etmemesi, bunun yerine, Suriye haritasını karmaşıklaştırmamak ve ABD’yi gelecekte patlak vereceği kesin olan etnik ve dini kavgalar bataklığına çekmemek adına, PYD’nin ve SDF’nin genişlemesini Kürt çoğunluklu bölgelerle sınırlandırması gerektiğini düşündüğümü yazmıştım. Suriye’nin Arap kısımlarında IŞİD’i bitirme işinin Esad ve Suriye ordusuna bırakılmasını önermiştim. Birkaçı hariç Washington’daki tüm uzmanlar bu görüşe saldırdı. Ve bu görüşü destekleyen şeyler söyleyenler bile (Sam Heller mesela) böyle “reel politik” ve görünüşte kalpsiz bir görüşün ifade edilmesi konusunda çekingen kaldılar. Bunun karşılığı olmayacak ümitler vermekten – ki ABD Suriye’de bunu defalarca yaptı – daha az kalpsiz olduğunu düşünüyorum.

Her neyse, Washington bu politikayı izlemedi zaten. Suriye için Fırat’ın kuzeyinde – bu toprakların çoğu Arap çoğunluklu olmasına rağmen – bir “girilmez alan” ilan etti. McMaster, Esad’ın bu şekilde ilerlemesine izin vermenin ABD için hata olduğunu söylüyordu. McMaster, Suriye’de “cep bölgeler oluşturulmasını” ve Esad’ı zayıflatmaktan başka hiçbir stratejik amaca hizmet etmeseler de, isyancı milislerin arkasında durulmasını öneriyor.

PYD’nin felsefi ve ideolojik önyargılarına gelirsek, – “PYD, etno-Maoist, yarı-totaliter bir örgüt ve Türkiye açısından PKK demek. Hafif piyade gücü olarak mükemmeller, rakiplerine üstünler ama hepsi bu.” Totaliter Marksist kökenleri beni rahatsız etmiyor. Bölgedeki herkesin bir tür totaliter yetişme tarzı var. Kürtler, azınlıkları kurtarmadıkları zaman kendilerini şehir meclislerini ve sivil toplumu destekleyen liberal, kadın özgürlükçü, eşitlikçi demokratlar olarak yeniden tanımlama konusunda iyi bir iş yapıyorlar.

Kürtlerin bu propagandasının yalnızca vitrin olduğunu söyleyebilir ve Arapları, Süryanileri vb. yerinden edip topraklarına el koyduklarında gerçek yüzlerinin yabancı düşmanı milliyetçilik şeklinde kendini göstereceği uyarısında bulunabilirsin. Muhtemelen haklı da olursun ama hemen Kürt düşmanı ve Esad hayranı olarak suçlanacaklarından, Washington’da böyle aklıselim hakikatleri yüksek sesle ifade edecek çok kişi olacağını sanmıyorum.

Tekrar söyleyeyim, ABD’nin gelecekte ne yapacağını bilmiyorum ama Kobane’ye Türkiye’yi hiçe sayarak ve Kürtleri desteklemek için atladığımızdan bu yana, bölgede geri adım atılması çok zor olacak yeni bir stratejik konum inşa ettiğimize inanıyorum. Bir mantığı var. Türkiye bu mantığı net şekilde görüyor ve kalıcı olduğu üzerinden plan yapıyor, bu da ABD’ye karşı Rusya ve İran’a yaklaşmasına neden oluyor.

NATO’dan ve ABD’den bu uzaklaşma yalnızca ABD’nin Kürtlere olan desteğinin mantığını güçlendiriyor. Türkiye’ye güvenemiyorsak Kürtlerle devam etmeliyiz. ABD’nin bölgede başka hangi ortağı var? Bağdat değil, Şam değil. ABD’nin Erdoğan’la tekrar yatağa gireceğini gerçekten düşünüyor musun? Benim hissim girmeyeceği yönünde. Kuzey Suriye’de üsler inşa ediyoruz. Bunlar gözümüze gittikçe daha iyi görünmeye başlayacak. İnsanlar bir şeyler inşa ettiğinde onlara bağlanırlar ve bunları düşmanlarına bırakmamak için yüzlerce sebep bulabilirler.

En iyi dileklerimle, Joshua.

Steven Simon (2011-2012 Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu ve Kuzey Afrika Kıdemli Direktörü, Amherst College’da John J. McCloy 2016 Misafir Profesörü idi) şu yorumu yapıyor:

Hem sen hem de Faysal haklısınız bence.

Yani şunu demek istiyorum; bir tahminde bulunabilmek için henüz çok erken ama yine de senin yorumuna katılıyorum.

Ama ABD’nin Afganistan’daki kuvvetlerini ikiye katlamadığını hatırlatmak isterim. Bir süre önce Foreign Affairs’de çıkan makalemi (Dan Byman ile yazdık) okumuş olsaydın çok yaygın olan bu hatalı değerlendirmeyi yapmazdın.

Benim düşüncem şu. Yönetimin İran konusunda ne söylediğini (mesela Nikki Haley’in AEI konuşması) ve Kapsamlı Ortak Eylem Planı’na (İran anlaşması) uymakla ilgili alışılmadık tanımını okursan, ABD geri sarmaya giderek daha kararlı görünüyor. (Bu konuda Survival kısa makalemi okumanı öneririm.) ABD bunu yapmak için Irak’ta ne yapmayı düşünüyor gerçekten bilmiyorum. Seçenekler çok sınırlı. Ama Suriye ve Yemen fırsatlar sunacaktır. Suriye kuzeydoğuda ve Golan’da, Yemen ise BAE ve Suudilerin desteği açısından. İsrailliler Washington bağlamında bu konuda son derece önemli. Ama İsrail’deki ilk kalıcı ABD üssünün duyurusunu büyük ihtimal duydunuz. Bununla bağlantılı olarak Dennis Ross NYT’de, ABD diplomatlarının İsraillileri Arap arzuları lehine göz ardı ettiği eski günlerin “anti-Semitik” Dışişleri Bakanlığı’nı hatırlatarak bu trendi incelikli bir şekilde güçlendiriyordu.

Bu yüzden her şeyi değerlendirdiğimde, Landis’in tarafındayım.

Evet bu çok önemli ve zamanı gelmiş bir konu. Bu yüzden Bellagio’da küçük bir yuvarlak masa toplantısı organize etmelisiniz. Valizimi hazırlamaya başlıyorum.

Çeviri: Serap Şen

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s