Ortadoğu’da güç kaymasının kaybedeni Türkiye – Nick Butler

Mideast-Egypt-Taksim-_Horo-e1471701411884-640x400

Doğu Akdeniz’deki son doğalgaz keşifleri Mısır’ı bölgede enerji ticaretinin merkezine koyuyor. Bu tablonun kaybedeni ise Türkiye.

Büyük bir yeni gaz sahasının işletilmeye başlaması ile birlikte Mısır’ın enerji piyasası değişiyor. 18 ay içinde kendine yeterlilik sağlanmış olacak. Ülke yeniden ihracatçı konumuna gelerek batı ve doğu pazarlarını birbirine bağlayan ideal konumu ile bölgedeki en önemli ticaret merkezlerinden biri olma rolüne dayanabilir.

Coğrafya kaderdir. Bir devletin fiziki konumu onun fırsatlarını ve potansiyelini belirler. Örneğin Kürdistan, dört yanı karayla çevrili olmayıp denize kıyısı olsaydı çoktan bağımsız bir ülke olmuştu. Mısır’ın fırsatı ise kendisini doğalgazda yükselen uluslararası ticaretin kesişme noktasında bulması.

Doğu Akdeniz’de, Mısır sahillerinin 150 mil açığında bulunan devasa Zohr sahasında doğalgaz üretimi 2017 Aralık ayında başladı. Sahadan ilk arz – tahminen 30 trilyon kübik kadem doğalgaz rezervi ile son yirmi yılın en büyük keşiflerinden biri – Port Said’e ulaştı; üretimin 2019 itibariyle günde 2,7 milyar kübik kademe yükselmesi planlanıyor. İki yıldan biraz uzun bir süredeki gelişimi, işletmesini yapan İtalyan Eni şirketi açısından büyük bir başarı arz ediyor. BP’nin Batı Nil Deltası sahası dahil bir dizi daha küçük gelişme de arza katkı yapıyor.

Zohr’un keşfi, bu yıl başlayacak olan yeni lisans turunda görülen güçlü potansiyel ile, Mısır’ı sanayi yatırımları için bir çekim noktası haline getirmişti. Rosneft sahadan hisse aldı ve ExxonMobil ve başka şirketler de aktif şekilde başka fırsatlar bakıyorlar.

Mısır’ın gaza ihtiyacı var: elektriğinin yüzde 70’i doğalgazdan elde ediliyor ve yeni arzın yalnızca kendine yeterlilik sağlamakla kalmayıp aynı zamanda neredeyse gündelikleşen kesinleri ve arızaları ortadan kaldırmıyorsa bile azaltması gerekiyor.

Ama ülkenin hedefleri bir doğal kaynak tedarikçisi olmakla sınırlı değil. Süveyş Kanalı, petrol ve doğalgaz için en ucuz değilse bile en kolay ticaret yollarından birini sunuyor. Bu temele ek olarak, kısmen devlet mülkiyetindeki Mısır şirketi Sumed, Süveyş Körfezi’nde büyük çaplı yeni bir LNG (likit doğalgaz) rıhtımı inşa ediyor. 2018 bitmesi planlanan bu rıhtım, Akdeniz sahilindeki Idku ve Damietta’daki LNG tesislerinin mevcut kapasitesini artıracak.

Zohr üretimi artırdıkça, bazı eski üretim sahalarında çıktıda düşüş olması halinde bile arzın Mısır’ın talebini aşması bekleniyor. Ülke yeniden enerji ihracatçısı olabilir ve siyasi gelişmelerin Doğu Akdeniz boyunca bir üretim merkezi haline gelmesine izin vermesi halinde de bu pozisyonu ciddi şekilde güçlenebilir. Bu ise Kıbrıs ve İsrail’den ve hatta muhtemelen uzundur vaat edilen lisans turunun bu yıl başlaması gereken Lübnan’dan doğalgaz gelmesi demek. Doğu Akdeniz Havzası’nın tamamının büyük umut vaat ettiğini düşünülüyor.

Son on yılın büyük kısmı boyunca, siyasi gelişmeler, doğalgazın dünya pazarına ihraç edilebileceği tek bir noktada toplanan bir hatlar ağının mantıki gelişmesini engelleyecek gibi görünüyordu. İsrail ile ilişkiler gergindi veya kesilmişti; Mısır’ın kendisi iki dramatik rejim değişikliğinden geçti. Ancak artık durum daha sakin. Mısır İsrail’in Gazze’deki Hamas kontrolünü kırmasına yardım etti. Başkan Sisi düzeni geri getirdi ve ekonomik reform ve ilerlemeyi öncelik yaptı.

İnsan hakları konusunda halen riskler ve kaygılar söz konusu ancak Mısır artık Kuzey Afrika’nın en istikrarlı ülkesi gibi görünüyor. Buna ek olarak, bölgede yalnızca Mısır’ın tüm komşularıyla iyi ilişkileri var.

Öte yandan, Hayfa açıklarındaki İsrail sularındaki devasa Doğu Akdeniz sahasından veya Kıbrıs açıklarındaki daha küçük Afrodit sahasından doğalgaz ihracatı için başka bir makul yol olmadığı da açık hale geldi. Akdeniz boyunca İsrail ve Kıbrıs’tan Yunanistan’a uzun bir deniz altı fikri çok fazla gerçekliği göz ardı ediyor: doğalgaz fiyatlarının düşük olduğu bir dönemde maliyetleri; Yunanistan’dan orta ve kuzey Avrupa’daki ana pazarlara ulaşan bir sistemin yokluğu ve hepsinden önemlisi, deniz altı koşullarının karmaşıklığı. Bunların tümü Mısır’ı Doğu Akdeniz’de doğalgazın (ve muhtemelen petrolün de) ticari gelişiminin merkezine yerleştiriyor.

Bu tablonun kaybedeni ise Türkiye. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Paris’e geçtiğimiz hafta yapılan ve Fransa Başkanı Macron’un insan hakları sorunlarını ve Türkiye’nin AB katılım müzakerelerinde bir ilerleme olmasının imkansızlığını gündeme getirdiği zorlama bir ziyaret, bir buçuk yıl önceki darbe girişimi ardından muhalefetin acımasız şekilde ezilmesi de dahil, Erdoğan’ın davranış ve söylemlerine karşı uluslararası yanıtları temsil ediyor.

Türkiye, ticareti adadaki uzatmalı bölünmüşlüğün çözümüne bağlamaya çalışarak, Kıbrıs’tan doğalgaz ihracatı için bir rota sunma fırsatını heba etmişti. İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiler son birkaç yıldır kötüleşti ve İsrail’in gaz ticaretinde lideri İsrail’i bir “terör devleti” olarak tanımlamış bir ülkeye güvenmesi artık imkânsız görünüyor.

Ortadoğu’da hiçbir şey basit değildir ve yeni ticari ortamda taşlar yerine oturmadan önce birçok kayma olacaktır. Ama Doğu Akdeniz gelişecekse Mısır’ın yeni bölgesel ticaret merkezi olarak rol oynaması kaçınılmaz görünüyor.

Kaynak: ft.com

Çeviri: Serap Şen

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s