Arap ülkeleri arasındaki kriz Afrika Boynuzu’ndaki gerilimleri körüklüyor – Rashid Abdi

Qatari Emir Sheikh Tamim bin Hamad al-Thani inspects a guard of honor upon arriving at the Bole International Airport during his official visit to Ethiopia's capital Addis Ababa

Körfez krizi ve Afrika Boynuzu’nda askeri üsler için girişilen yarış, çatışma tetikleme riski içeren bölgesel gerilimleri şiddetlendiriyor. Bu soru-cevap makalesinde, Uluslararası Kriz Grubu’nun Afrika Boynuzu Projesi Direktörü Raşit Abdi, Boynuzu Körfeze bağlayan karmaşık ilişkiler ağını ele alıyor.

Körfez krizi, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve istikrarı nasıl etkiliyor?

Körfez ve Boynuz, ortak tehdit ve hassasiyetlerle—silahlı çatışma; uluslararası cihat; korsanlık, insan ticareti ve para aklama dahil organize suç—karşı karşıya olan birbiriyle iç içe bölgeler. Şu anki kriz, tarihsel olarak çatışmaya eğilimli, ya iç silahlı çatışmaya batmış ya da halen çatışma sonrası hassas toparlanma evresinde olan, büyük kısmı siyasi istikrarsızlık içindeki Afrika Boynuzu için zor bir momentte geliyor. Körfez’deki karmaşa, hükümetleri ya Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ya da Katar (ve dolaylı olarak Türkiye) ile saflaşmaya zorladığından, bölgede zaten tehlikeli bir boyut alan militarizasyonu daha da artırdı. Bunun istikrarı ciddi şekilde bozan, yeni bölgesel bölünmelerin tohumunu eken ve eski düşmanlıkları tetikleyen etkileri var. Belki de en endişe verici olan, Körfez krizinin, Afrika Boynuzu’nun en tehlikeli üç taraflı toprak anlaşmazlığının fitilini tutuşturarak Etiyopya, Eritre ve Cibuti’yi bir silahlı karşı karşıya geliş rotasına sokma potansiyeli.

Sınır gerilimleri geçtiğimiz Haziran’da Kızıl Deniz’deki Dumeyra adasında Eritre ve Cibuti tarafından ilan edilmiş bir ateşkesi takip eden 400 gözlemciyi, Katar iki ülkenin Körfez’deki rakiplerine olan desteğini protesto etmek için çıkardığında yükseldi. Bu çekilmeden yararlanan Eritre, 2008’deki sınır çatışmalarından bu yana anlaşmazlık konusu olmayı sürdüren adadaki de facto kontrolünü pekiştirmek için hemen güç konuşlandırdı. Ancak bu eylemleri ile, Eritre’nin en büyük düşmanı ve Cibuti’nin stratejik müttefiki olan komşu Etiyopya’yı içine çekebilecek ciddi bir silahlı çatışmaya dair riski artırmış oldu.

Dumeyra konusunda yeniden ateşlenen bölgesel gerilimlerin hem hassas Eritre-Etiyopya sınırında hem de Cibuti-Eritre cephesinde çok daha ciddi parlamaları tetiklemesi muhtemel.

Cibuti’nin protestolarına ve BM Güvenlik Konseyi ve Afrika Birliği (AfB) müdahalesine yönelik çağrılara rağmen, Eritre şu ana dek askerlerini geri çekmeye ve barışçıl çözüme yönelik müzakerelere başlamaya isteksiz görünüyor. Etiyopya’nın Eritreli askerleri Dumeyra’dan çıkarmak için güç takviyesi yaptığına dair teyit edilmemiş ama güvenilir haberler var. Hızla kontrol altına alınmadığı takdirde, Dumeyra konusunda yeniden ateşlenen bölgesel gerilimlerin hem hassas Eritre-Etiyopya sınırında hem de Cibuti-Eritre cephesinde çok daha ciddi parlamaları tetiklemesi muhtemel.

Hem AfB hem de BM tarafından diyalogu teşvik amacıyla yapılan girişimler şu ana kadar başarısız oldu. Cibuti AfB’ne anlaşmazlık konusu bölgelere tarafsız güç veya gözlemci sokma çağrısı yaptı. AfB’nden bir gözlemci ekibin adaya girmesini zaten engellemiş olan Eritre ise muhtemelen bu gibi bir müdahaleyi reddedecektir.

Çin Dumeyra’ya asker konuşlandırmayı teklif etti ama Pekin’in Eritre ve Cibuti ile iyi bağları olmasına rağmen bunun iki ülke tarafından kabul edilip edilmeyeceği belirsiz. Temmuz ayında Çin ilk muharip askerî birliğini Cibuti’deki yeni askeri üssüne konuşlandırdı. Bölgede daha ciddi bir rol oynama niyetinin işaretiydi bu.

Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin tepkileri neden önemli?

Afrika Boynuzu’nun önde gelen diplomatik ve askeri gücü Etiyopya tarafsızlığını korumaya devam ediyor. Başbakan Hailemariam Desalegn 7 Temmuz’da kamuoyu önünde ülkesinin durumdan duyduğu endişeyi ifade etti. Mecliste yaptığı ve canlı yayınlanan konuşmasında, Körfez krizinin “süratle çözülmesi” gerektiğini, aksi halde tüm bölgeyi “istikrarsızlaştırabileceğini” söyledi. Körfez devletlerinin artan askeri varlığı konusunda özellikle endişeli olduklarını belirtti. Bu, Etiyopya’nın, Riyad ve Abu Dabi’nin bölgesel stratejilerinde pivot rol oynayan güçlenmiş bir Eritre’nin bu durumu kendi askeri kapasitesini güçlendirmek için bir fırsat olarak kullanabileceğinden korktuğunun da göstergesi.

Addis Ababa’daki “Eritre Sorunu”nun taze aciliyeti, Etiyopya’nın, BAE ve Suudi Arabistan ile yakın bağlara sahip olan Mısır’a hasımlığı ile de bağlantılı. Mısır, uzun menzilli füze ateşleyebilen bir firkateyn de içeren savaş gemisi filosu ile Kızıl Deniz’deki varlığı ve Eritre ile askeri işbirliğini güçlendirdi. Eritreli ve Mısırlı yetkililer, donanmaları arasındaki işbirliğinin sadece korsanlıkla mücadele amacını taşıdığını iddia etseler de bazı Etiyopyalı yorumcular buna karşı çıkıyor ve Kahire’yi “stratejik kuşatma” ile Etiyopya’yı izole etmeye veya istikrarsızlaştırmaya çalışmakla suçluyor.

Körfez krizi Etiyopya’nın Mısır’ın Afrika Boynuzu’ndaki emellerine ilişkin şüphelerini güçlendirmiş oldu.

Etiyopya’nın Mısır ile hasımlığının arkasında, Büyük Rönesans Barajının inşası konusundaki uzatmalı anlaşmazlıkları yatıyor. Körfez krizi Etiyopya’nın Mısır’ın Afrika Boynuzu’ndaki emellerine ilişkin şüphelerini güçlendirmiş oldu ki bunun Nil sularının nasıl tahsis edileceği üzerine yürütülen hassas müzakereleri karmaşıklaştıracağı kesin. Haziran’da, Nil Havzası devletlerinin Uganda Başkanı Museveni tarafından çağrısı yapılan bir toplantısı büyüyen Mısır/Etiyopya gerilimlerinin bir yansıması olarak dağılmıştı.

Etiyopya’nın Suudi Arabistan ile ilişkileri, binlerce belgesiz Etiyopyalı göçmen işçinin sınır dışı edilmesi planı konusundaki anlaşmazlıklara rağmen yakınlığını koruyor. Krallık önemli bir yatırım kaynağı olmayı sürdürüyor ama Suudilerin Afrika Boynuzu’nda büyüyen askeri varlığı, Arap/Müslüman güçlere karşı geleneksel Hıristiyan korkularını besliyor.

Somali’yi hassas kılan ne?

Somali Arap Ligi’nin bir üyesi ve rakip Arap güçler onu Müslüman ümmetinin parçası sayıyorlar. Somali’nin stratejik konumu, “Arap anavatanını” ve Arap ulusal güvenliğini (el-emn el kavmi el-Arabi) korumak için kritik görülüyor. Ama Arap güçler Somali üzerinde nüfuz elde etmek için rekabet içinde. Suudi Arabistan ve Mısır yakın zamana dek Somali’deki iki en önemli rakip oyunculardı. Şimdi ise Katar ve BAE sahneye çıktı. Tüm bu güçler rakip Somalili politikacıları aktif şekilde desteliyorlar ve klientalizm kültürünü daha da derinleştiriyorlar.

Başkan Muhammed Abdullahi Farmajo, hem Suudi-BAE eksenini destekleme hem de Katar ile bağlarını kesme yönündeki mali teşviklere ve baskılara bugüne kadar direndi. Tarafsızlığı seçerek, iç politikada güvenilirliğini artırmış görünüyor. Ancak Somali, Suudi ve BAE askerî ve mali yardımını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Temmuz başında Suudi Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr ve Somali Başbakanı Kheyre arasında yapılan görüşmenin tatsız geçtiği söyleniyor. Cubeyr’in Somali’ye sert çıktığı ve Doha ile bağlarını kesmezse bunun sonuçlarının kötü olacağı uyarısında bulunduğu belirtiliyor. BAE’nin bir Somali ordusu özel birliğini finanse etme, eğitme ve donatma programını sona erdirmeyi düşündüğü haberler arasında. BAE tarafından eğitilen Puntland sahil güvenliğinin bundan etkilenip etkilenmeyeceği belli değil ama BAE’nin Somali’nin yerel yönetimleri ile yakın bağları düşünüldüğünde bu pek muhtemel değil.

Suudi mali desteğinin kaybedilmesi, Somali hükümetinin işleyişini kesintiye uğratabilecek ciddi bir açığa neden olabilir.

İç politikadaki bazı eleştiriler, hükümetin “tarafsızlığının” hem ulusal çıkarlara aykırı hem de ideolojik olduğunu iddia ediyor. Farmajo’nun Katar ile yakın bağlara sahip ve ideolojik olarak Müslüman Kardeşlerle bağlantılı kilit pozisyondaki bazı yetkililere gebe olduğu iddia ediliyor. Ama hükümet Katar’dan ve daha önemlisi Katar’ın müttefiki Türkiye’den destek de aldı [dolayısıyla o kadar “tarafsız” değil, ÇN].

Haziran ortasında başbakan, Suudi Arabistan ve BAE’nin genel bütçeye doğrudan desteği kestiğini bildirerek, Batılı bağışçılara sıkıntı içinde olduklarına dair el altından mesajlar göndermişti. Suudi mali desteğinin kaybedilmesi, hükümetin işleyişini kesintiye uğratabilecek ciddi bir açığa neden olabilir. Ama Somali’nin başka destek arayışlarına girmesi, AB ve diğer önemli bağışçılar açısından talihsiz bir zamana denk geliyor çünkü kıtlığı engellemekte ve ülkenin pahalıya gelen barış gücünü desteklemekte zaten zorlanıyorlar.

Somaliland ne kazandı?

Yemen’deki çatışma ve Körfez’in iç krizi, 1991’de Somali’den ayrılmış olan Somaliland’i aniden coğrafi olarak önemli bir konuma yükseltti. İki gelişme de ülkenin Suudi Arabistan ve BAE için stratejik önemini artırdı. Bu, Somaliland mali yardım açısından beklenmedik bir bolluk yaşarken Mogadişu’nun cebine girenin ciddi şekilde azalacağı anlamına geliyor.

Somaliland BAE’den bir sürü ballı askeri, ticari ve altyapı anlaşması kopardı. Berbera limanını yenileme anlaşması kapsamında, BAE’nin liman lojistiği şirketi DP World’den 442 milyon dolar alacak. Ayrı bir anlaşma kapsamında ise BAE’ne bir askeri üs inşa etmesi ve Berbera havalimanını kullanması için 25 yıllık bir izin verdi. Bunun altyapı geliştirme ve modernizasyonu için 1 milyar dolarlık bir yatırım getirmesi bekleniyor.

Haziran sonunda Başkan Ahmed Mohammed Mahmud Silanyo BAE’yi ziyaret ederek Abu Dabi ve Suudi öncülüğündeki koalisyon ile olan “güçlü stratejik işbirliğini” vurguladı. Öte yandan hükümet Qatar Airways’in Somaliland hava sahasını kullanmasına izin veren bir havacılık anlaşmasını da iptal etti.

Başkan ve bu yıl zor bir seçimle karşı karşıya olan iktidar partisi BAE anlaşmasını bir “devlet kuşu” olarak sunuyorlar. Ama yine de önünde engeller var. Somaliland üzerinde egemenlik iddia eden Somali anlaşmanın uluslararası açıdan geçerliliğine karşı çıkıyor ve Etiyopya da bu anlaşmanın askeri içeriğinden kaygılı. Etiyopta hükümetini yatıştırmak için Somaliland ve DP World Berbera Limanı’ndan yüzde 19 ticari hisse veriyorlar. Yine de Etiyopya başbakanının büyüyen Arap askeri varlığına dair uyarıları Addis Ababa’nın içinin hiç de rahat olmadığını gösteriyor.

Körfez’in Afrika Boynuzu’ndaki askeri varlığı ne kadar belirgin?

Suudi Arabistan ile BAE Eritre, Cibuti, Somaliland ve Somali’deki askeri varlıklarını ciddi şekilde artıran ve çeşitlendiren askeri işbirliği anlaşmaları yaptılar. Birincil motivasyonları Yemen’deki savaş, özellikle de Yemen kıyılarının kontrolünü ele geçirme, asilerin ikmal rotalarını kesme ve Huti ve Salih güçlerine karşı güney cephesinden deniz ve hava saldırılarını artırma çabaları.

İki Körfez devleti başlangıçta Cibuti’nin Camp Lemonier yakınlarındaki Haramous tesisinde, Yemen’deki savaşı yürütmeye yardımcı olacak özel birlikler konuşlandırarak bir lojistik üssü kurmuşlardı. Sebebi bilinmeyen bir anlaşmazlık sonucunda Cibuti BAE ve Suudi birliklerini buradan çıkardı ve onlar da 2015’te Eritre’ye taşındılar. BAE Cibuti ile ilişkileri geçici olarak askıya aldı ve 2016’da da sessiz bir şekilde ilişkiler yeniden başladı. Suudi Arabistan burada bir üs kurmak için ayrı bir anlaşma yaptı.

Eritre’nin Körfezin askeri stratejistleri açısından böyle ilgi çekmesinin sebebi açık: gelişmiş askeri tesislere, deneyimli silahlı kuvvetlere sahip ve Yemen’in önemli güney cephesine yakın.

Eritre’nin Körfezin askeri stratejistleri açısından böyle ilgi çekmesinin sebebi açık: gelişmiş askeri tesislere, deneyimli silahlı kuvvetlere sahip ve Yemen’in önemli güney cephesine yakın. İki Arap devleti Eritre ile 2015 yılında kendilerine Assab limanının, limana yakın bir askeri hava üssünün ve Kızıl Deniz’de Eritre’nin sahip olduğu adalardaki diğer tesislerin 30 yıllık kullanım hakkını veren bir anlaşma imzaladılar. BAE bu tesisleri Yemen içlerine deniz ve hava saldırıları düzenlemek için kullanabilir. Yemen’deki Suudi koalisyonuna Sudan ve Somali’den askerlerin yanı sıra yüzlerce Eritre askeri ve özel birliği destek veriyor.

BAE de Mogadişu’da yüzlerce Somali komandosunu eğitti. Somali hükümetine verilen askeri desteğin artmasının üç temel amacı var: Somali’deki terörle mücadele çabalarını güçlendirmek, Mogadişu’da bir üssü bulunan Türkiye’nin büyüyen askeri nüfuzuna karşı gelmek ve Yemen kampanyası için bölgesel askeri müttefiklerini korumak.

Son olarak, BAE Somaliland ile Berbera’da bir deniz üssü inşa etmek üzere anlaşma yaptı. Önerilen deniz üssü Berbera limanına bitişik ki bu limanın kısmen BAE şirketi tarafından idare edildiğini söylemiştik. Somali hükümeti anlaşmayı protesto etti ancak Başkan Farmajo’nun Riyad’a ve BAE’ye ziyaretlerinden sonra tavrını yumuşattı.

Üç Afrika Boynuzu ülkesinin şu an Yemen’deki savaşa aktif şekilde katıldığını not etmek gerek: Sudan, Eritre ve Somali.

Afrika Boynuzu neden Körfez için bu kadar önemli?

Yüzlerce yıllık ortak inanç ve ticaret Körfez ve Afrika Boynuzu’nu dünyanın birbirine en bağımlı bölgeleri yaptı. Körfez güçleri Afrika’nın Kızıl Denizi’ne ve Aden Körfezi’ne sınır bölgeyi kendi doğal nüfuz alanları olarak görüyorlar. Özellikle Suudiler açısından stratejik nüfuz peşinde olmak geleneksel olarak yardımla, insancıllıkla ve Vahabi inançlarının yayılması ile at başı gitmiştir. Vahabiliğe yapılan vurgu 1979 İran İslam Devrimi ve Şii İslam’ın artan etkisi ile daha da öncelik kazandı. Yakın zamana dek ticaret gündemde ön planda yer almıyordu.

Bugünkü nüfuz elde etme yarışına hem jeo-ekonomik hem de jeo-güvenlik zorunlulukları yön veriyor: petrol sonrası bir gelecekte yerini garantiye almak ve İran ile olası bir çatışma için önceden konumlanmak.

Körfez devletleri BAE öncülüğünde Afrika Boynuzu’ndaki altyapı, emlak, konaklama, ulaşım ve telekomünikasyon yatırımlarını ciddi bir şekilde artırdılar. Somaliland ile anlaşmasına ek olarak, P World ulusal ve yerel yönetimlerin elindeki bir dizi limanın – Cibuti, Bosaso (Putland), Kismayo (Jubaland Geçici Yönetimi) ve son olarak da Barawe (güney Somali, Güneybatı eyaleti) – idaresi için de izin kaptı. Üst düzey bir AB diplomatının sözleriyle, BAE, Çin’in Tek Şerit, Tek Yol’una benzer şekilde, “Afrika Boynuzu’nda tek şerit, tek liman stratejisi güdüyor.

Abu Dabi Kalkınma Fonu da Somali ve Kenya’daki altyapı projelerine kredi sağlıyor ve fon veriyor. Kenya artık petrolünün büyük kısmını BAE’den alıyor ve karşılığında kahve, çay ve tekstik ürünleri ithal ediyor.

Suudi Arabistan’ın bol suya ve verimli toprağa sahip bir ülke olan Etiyopya’ya ilgisi eski.

Gıda güvenliği Körfez’in bölgesel stratejisinin kilit bileşeni haline gelirken, varlık fonları Afrika Boynuzu’nda tarım toprakları ediniyor. Suudi Arabistan’ın bol suya ve verimli toprağa sahip bir ülke olan Etiyopya’ya ilgisi eski. Suudi-Etiyopyalı bir milyarder olan Muhammed el Amudi, Gambela’da Alwero Nehri’nden getirilen su ile sulanan devasa bir pirinç plantasyonuna sahip.

Son olarak, Körfez ülkeleri arasında gıdada ihracata en çok bağımlı olan Katar, tarımsal yatırımlar da yapma peşindeydi. Kenya ile 2009’da verimli Tana Deltası’ndan 40.000 hektar arazi almak için pazarlık yapmıştı ancak ülkede bu pazarlıkların tepki alması üzerine (Kenya’da toprak meseleleri son derece hassas) görüşmeler kesilmişti. Fakat Katar Yatırım Fonu yakın zamanda Doha merkezli bir gıda şirketi olan Hassas Foods’un kuzey Sudan’da 20.000 hektarlık yatırımlar yapması planlarını desteklemek üzere 1 milyar dolar değerinde bir sözleşme imzaladı.

Afrika Boynuzu Körfez’e uzun, çoğunluk vasıfsız işgücü de sağlıyor ve bunlar ülkelerine önemli miktarda para aktarıyor. Ekonomik olarak faydalı olsa da bu göç siyasi sorunlara sebep oluyor. Afrika Boynuzu ülkeleri Körfez ülkelerini işçilerin istismar edilmesini kolaylaştıran kötü iş standartları nedeniyle suçluyorlar. Arap devletleri Afrika Boynuzu’ndaki hükümetlerin son yirmi yılda ciddi şekilde artan yasadışı göçü engellemek için üzerine düşeni yapmadığını söylüyor. göçmen işçilere yönelik periyodik operasyonlar ve sınır dışı işlemleri Körfez ile Etiyopya, Sudan ve Somali gibi ülkeler arasındaki ilişkileri gerdi.

Etiyopya, tek başına Suudi Arabistan’da tahminen 500.000 işçi ile, sonuçlardan en çok etkilenen ülke. Ülkedeki 23.000 Etiyopyalı sınır dışı tehdidi ile yüz yüze. Bu durumun siyasi yönü de var elbette. Hem Suudi Arabistan hem de BAE, Afrika Boynuzu ülkelerini Katar ile ilişkilerini kesmeye zorlamak için kitlesel sınır dışılarla tehdit etmeye niyetli gibiler. Bu Etiyopya’nın resmi tarafsızlık tavrını ciddi şekilde sıkıntıya sokuyor.

Kaynak: crisisgroup.org

Çeviri: Serap Şen

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s