Kan, Anne Sütü ve Kir: Silvia Federici ve Uluslararası Hukukta Maddeci Feminizm (Birinci Bölüm) – Miriam Bak McKenna

Hexenverbrennung

Son dönemde kamusal söylemde öne çıkan toplumsal cinsiyet politikası, uluslararası hukuk ilmini veya genel olarak hukuk ilmini de meşgul ediyor gibi. Ancak toplumsal cinsiyet tartışmaları, feminist literatürün dışındaki daha genel akademik çevrelerde, ancak telefon kabinindeki bir osuruk kadar memnuniyet vermeye devam ediyor. Durum ne yazık ki Marksist ve tarihsel maddeci bilim için de parlak değil. 1960’larda ve 70’lerin başında özgürlükçü siyasetin dönüştürücü potansiyeline ortak bir inancın yükseldiği bir dönem yaşanmasına rağmen, Heidi Hartman, Marksist ve feminist çözümlemeyi birleştirme girişimlerinin “mutsuz bir evliliğe” sebep olduğunu ilan ederek, 1979 itibariyle akademik evlilik danışmanı mantosunu giymişti. [1] Kadınların çıkarlarının geri plana itildiğini iddia ediyor ve bu yüzden “ya daha sağlıklı bir evliliğe ihtiyacımız var ya da boşanmalıyız” diyordu. [2] Feministler ikinci seçeneği ve “kültürel dönüş” denilen yolu—erken dönem ikinci dalga feminizminin “modernist” gündeminden postmodern perspektiflere doğru bir hamle ile aynı zamana denk gelen bir kayış—izlediler.

Ancak bu yolu tüm feministler izlemedi ya da hepsi postmodernizmi cansiperane şekilde benimsemedi. Birçoğu enikonu maddeci çerçeveler içinde çalışmaya devam ettiler. 1970’lerdeki Ev İşi için Ücret talebi savunusu ile tanınan Silvia Federici, özellikle de ABD’de maddeci feminizmin bir revizyonunu ve hatta belki de yeniden keşfini gözeterek, savunusunda ve bilimsel çalışmalarında Marksist feminist çerçeveyi sürdürdü. Federici’nin toplumsal yeniden üretim ve toplumsal cinsiyet ve ilksel birikim üzerine çalışmaları, küçük ama aktif bir maddeci feministler grubu (özellikle de Wally Seccombe, Maria Mies ve Paddy Quick) ile omuz omuza, emeğin kapitalist sömürüsünü ve ücretin işçi sınıfı içinde (kadınlar ile erkekler arasındaki ilişkiden başlayarak) bölünmeler yaratmadaki işlevini antikapitalist tartışmanın merkezi meselelerinden biri haline getirerek, maddeci feminizme yeni bir ivme kazandırdı. Küresel işbölümünün cinsiyetlendirilmiş ve ırklandırılmış boyutlarını görünür kılmak için sömürgecilik karşıtı mücadelelerden ve çözümlemelerden faydalanan Federici, insan etkinliğinin değersizleştirilmesine ve ücretsiz ve düşük ücretli boyutlarıyla emeğin sömürüsüne dayanan bir sistemin, kendi egemenliğini dayatmak için vücuda getirdiği hiyerarşileri ve bölünmeleri ortaya sermeyi hedefledi.

Bu yazıda, Federici’nin çalışmalarının, uluslararası hukuka maddeci yaklaşımlar üzerine akademik bilimsel çalışmalarda cinsiyetlendirilmiş bir perspektifin çarpıcı yokluğunu telafi etmek açısından zengin bir kaynak sunduğunu öne sürüyorum. Uluslararası hukuk alanı dahilinde sistematik eşitsizliklerin maddeci çözümlemeleri bugün her zamankinden daha gerekli olmasına rağmen, hem geleneksel hem de yeni maddecilik içinde toplumsal cinsiyetin ve feminizmin geri plana itilmişliği, uzun süredir kaygı verici. Uluslararası hukukta, kapitalist toplumsallaşmanın mantığına ışık tutan ve toplumsal yeniden üretim alanına eşit bir analitik statü veren cinsiyetlendirilmiş bir maddecilik, toplumsal cinsiyet, ırk ve milliyetin kesişimlerinde küresel ve yerel sömürü arasındaki bağlantıların daha net bir resmini elde etmemize imkân verir ve uluslararası hukuk mekanizmalarının tahakküm, genişleme ve birikim stratejileri olarak ortaya çıkışını ve işlevini anlamak için yeni kavramsal araçlar sağlar.

Sorunlu bir Birliğin Kısa Portresi

1903’te, önde gelen Alman SPD aktivisti Clara Zetkin şöyle yazmıştı:

“Marx’ın maddeci tarih anlayışı, bize kadın sorununa dair hazır bir formül sunmadı ancak çok daha önemli bir şey yaptı: Bize bu sorunu araştırmak ve kavramak için doğru, şaşmaz bir yöntem verdi.” [3]

Birçok bakımdan bu ifade halen geçerliliğini koruyor. Marksizm kadınların ezilmişliğinin insan ilişkilerinin daimî, doğal veya kaçınılmaz bir özelliği olmaktan ziyade bir tarihselliğe sahip olduğunu öne sürmenin yollarını sağlarken, birçok feminist (ve diğer kesişimsel) kaygıyı marjinalleştirdiği için hemen eleştirildi. Özellikle feminist bilim insanları, bazı Marksizm biçimlerinin, tüm toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik antagonizmaları sınıfa indirgeyerek kadınların ezilmişliğinin ekonomi dışı sebeplerini ele alma konusunda başarısız olduğuna ve birçok geleneksel Marksist bilim insanı arasında çalışmalarına ırk, toplumsal cinsiyet veya cinselliğe dair herhangi bir ciddi tartışmayı dahil etmeme eğilimine dikkat çektiler.

Marksist feministler (eleştirel ırk araştırmacıları ve postkolonyal kuramcıların yanı sıra), değişen seviyelerde başarılı bir çabayla bu eksikleri gidermeye giriştiler. 1960’ların radikal feminist bilimsel çalışmalar dalgası, kadınların ev içi, cinsel, yeniden üretken ve kültürel sömürüsü ve ezilmişliği üzerine bir dizi kuram üretti. Patriyarka (“aile içinde kadın ve çocuklar üzerindeki erkek tahakkümünün tezahürü ve kurumsallaşması ve erkek tahakkümünün genel olarak toplumdaki kadınlara genişlemesi” [4]) kadın ezilmişliğinin daha genel dinamiklerini birleştiren kilit bir kavram olarak ortaya çıkarken, toplumsal cinsiyet, kapitalist birikimin hizmetinde bir toplumsal denetim tekniği olarak öne çıktı. Bu mantık dahilinde bazıları kapitalizmin ve patriyarkanın, modern dünyayı karakterize eden sınıf ve toplumsal cinsiyet sömürüsü sistemini oluşturmak üzere sanayi öncesi dönemde kesişmiş birbirinden ayrı sistemler olduğu bir “ikili sistem teorisi” önerdiler. [5] Diğerleri ise, patriyarka ve kapitalizmin “birbirinden bağımsız ya da içsel bağlantılı olmayıp esasında aynı sistem” olduğu bir “tek sistem teorisi” geliştirdiler. [6]

1970’lerde tartışmalar özel olarak kadınların ev içindeki ücretsiz işi meselesine odaklandı. Bunu takip eden “ev içi emek tartışması” kadınların evdeki işini Marksist açıdan, kapitalizmin karşısında veya dışında bir özel alan olarak değil, üretim ve birikim zincirindeki çok spesifik bir bağlantı olarak görünür hale getirmeyi amaçladı. [Ev içi emeğin] stratejik önemini ve kapitalist ekonomi açısından küresel ölçekteki etkilerini inceleyen bu çözümleme, özellikle de üçüncü dünya köylüleri ve ev işçileri tarafından gerçekleştirilen diğer ücretsiz iş biçimlerinin, uluslararası ekonominin, sermaye birikimi süreçlerinin merkezinde yer alan bütünsel bir parçası olduğunu göstermeye yardımcı oldu. Ancak, Ev İşi için Ücret Kampanyası, ele aldığı kadınları özselleştirme ve homojenleştirmesinin yanı sıra, patriyarkal baskının daha genel toplumsal sebepleri ve etkileri ile bağlar kuramadığı için eleştirildi. [7] Bu eleştiriler, soldaki feminist düşünürler arasındaki bölünmeleri derinleştirdi. Çoğunluk, Marx’ın ev içi emeği açık bir şekilde incelemediğini öne sürerek Hartman gibilerin yolundan gidecekti ve buna, birçok Marksist kuramcının “cinsiyet körü” çözümlemelerinin, Marksizm’in kadınların çalışma koşullarını doğru düzgün ele almasını önlediği eleştirisi eşlik edecekti. Bu dönemi anlatan Sue Ferguson, sosyalist feminist düşünceyi besleyen “bu kanayan ve nihayetinde de kapanmayan yaranın” Marksist çözümlemenin odaklandığı yer olduğunu söyler. [8] Bu esnada bu kaymaya, ev içi emek tartışması gibi maddeci meselelerin büyük oranda göz ardı edildiği, sosyal kuramda kültürel dönüş ve kadınların toplumsal ezilmişliklerini açıklamanın bir anahtarı olarak “bir kategori olarak nasıl üretildiği” sorusu eşlik etmekteydi. [9]

WWF: Wages (Ücretler), Witches (Cadılar) ve Fanon

Bilimde yapısalcılığa doğru yaşanan genel dönüş sırasında çizgisini korumuş olan Marksist feminist bilim insanları arasında küçük bir maddeci feministler grubu, Silvia Federici de dahil, çalışmalarına çeşitli yeniden üretken emek biçimlerinin karmaşıklıklarını dahil ederek, patriyarka ile sermaye arasındaki ilişki meselesini genişletmeye başladılar. Mariarosa Dalla Costa, Selma James, Leopoldina Fortunati, Maria Mies, Ariel Salleh ve Federici’nin kendisi gibi saygıdeğer isimlerin öncülüğündeki, Marksist çözümlemelerde büyük ölçüde göz ardı edilen toplumsal yeniden üretim alanına dair çalışmalar, maddeci tartışmaya yeni bir ivme kazandırdı. Özellikle de yukarıdaki eleştirilere cevaben, perspektiflerini, kadınların küresel jeopolitik ekonomideki rollerini de veren, birbirini kesen emperyalizm, ırk, toplumsal cinsiyet, sınıf ve milliyet meselelerini içeren çözümlemeler geliştirecek şekilde kaydırdılar.

Federici’nin bilimsel çalışmalarının kapsamı, büyük oranda, yirminci yüzyıl sonu Marksist feminizmi içindeki daha genel kaymaları yansıtmaktadır. Bir 1950’ler ev kadını olan annesinin karşı karşıya bırakıldığı sınırlamalara şahit olduktan sonra doktora çalışmalarını ABD’de sürdürmeye karar veren Federici’nin bu ülkeye varışı, ABD üniversitelerindeki feminist faaliyetlerde bir yükselişe de tesadüf eder. Federici’nin 1975’te yayınlanan ilk çalışması Wages Against Housework, Dalla Costa ve James’in çeşitli angarya (özellikle de kapitalist olmayan) ve genelleşmiş şiddet biçimlerinin, en başta da emeğin ve ücretsiz işin cinsel işbölümünün, kapitalist birikim sürecinde merkezi bir işleve sahip olduğu iddialarından yola çıkarak, ev içi emek tartışması içinde yer alır. Kadınların ücretsiz emeğine bu yapısal bağımlılık, Maria Mies’in da altını çizdiği gibi, toplumsal yeniden üretimin “yapısal olarak gerekli süper-sömürü”—tüm kadınların maruz bırakıldığı ama renkli kadınları ve küresel güneyden kadınları özellikle şiddetli biçimlerde etkileyen bir sömürü—olması anlamına geliyordu. [10]

Federici, Wages Against Housework’de, sermayenin görünmez, değersizleştirilmiş ve doğallaştırılmış emeğe bağımlılığına odaklanarak bu toplumsal yeniden üretim görüşlerini bir “değer aktarımı” kuramına genişletti. Kapitalizmin, emeği büyük oranda ücretli, özgür ve ayrık olarak resmeden hâkim ideolojisinin aksine, gerçekte—özellikle de kadınlar söz konusu olduğunda—emeğin çoğu zaman zorla çalıştırmaya dayanan, sürekli, yaygınlaşan ve karşılıksız olduğunu iddia eder. Nicole Cox ile birlikte kaleme aldığı Counterplanning from the Kitchen broşüründe, “Sermaye için işgününün illa ki bir maaş üretmediğini ve fabrika kapılarında başlayıp bitmediğini biliyoruz” diye açıklar. [11] Kapitalizm, ayrık inşa ettiği alana nüfuz eder ve ona bağımlı hale gelir: ücretli işin dışındaki bireyin özel yaşamı.

Federici’nin tezinin merkezinde, emeğin koşullarının güvencede olduğu geleneksel emek sömürüsü alanlarının ötesine uzanmak için kapitalizmi hem meta üretimi hem de toplumsal yeniden üretim perspektifinden çözümleme ihtiyacı bulunmaktadır. Federici’nin Caliban ve Cadı’da öne sürdüğü üzere, geleneksel Marksist kategoriler ilksel birikimin tüm süreçlerini anlamaya yeterli gelmemektedir. [12] “Kapitalizmin Marksizm tarafından ücretli emek ve ‘özgür’ işçinin ortaya çıkışıyla tanımlanması… yeniden üretim alanını gizler ve doğallaştırır,” der ve “kadınların feodalizmden kapitalizme geçişinin tarihini anlamak için, kapitalizmin toplumsal yeniden üretim ve özellikle de işgücünün yeniden üretimi sürecinde getirdiği değişiklikleri çözümlememiz gerekir” diye vurgular. [13] Dolayısıyla, “ev işinin, aile yaşamının, çocuk büyütmenin, cinselliğin, kadın-erkek ilişkilerinin ve üretim ile yeniden üretim arasındaki ilişkinin yeniden organizasyonu,” kapitalist organizasyon tarzından ayrı olmayıp onun merkezinde yer alır. [14] Değer üretimi alanları (üretim noktaları) ile işgücünün yeniden üretimi alanlarının, “sosyal fabrika” ile “özel alanın,” iş ile “iş olmayanın” birleşmesi ve aralarındaki çizgilerin belirsizleşmesi – ki “özel alan” ve “iş olmayan” işler, üretim araçlarını destekler ve devamlılığını sağlar – Federici’nin ev işine dair çözümlemelerinde ortaya konmuştur. Federici, ev işinin, “kapitalizmin işçi sınıfının her kesimine karşı uyguladığı en yaygın manipülasyon ve en incelikli şiddet olduğunu” söyler (ki birçok kişinin buna katılacağına inanıyorum). [15] Ev işi burada salt ev içi emek değildir, ev içi şiddet, tecavüz, cinsel saldırı ve en sinsi haliyle “ilgi görme ve gösterme ihtiyacımızın bir iş vazifesine dönüşmesi vasıtasıyla şantaj” üzerinden doğallaştırılan bir biyolojik boyutu da (annelik, seks, aşk) vardır. [16] Federici açısından, “köleleştirilmiş kadınların durumu… kapitalist birikim mantığının gerçekliğini en açık şekilde ortaya serer.” [17] “Sermaye,” diye yazmıştır, “yemek pişirmemiz, gülümsememiz, sevişmemiz üzerinden para kazanır.” [18]

Federici’nin ilksel birikime ve kapitalist genişleme mantığına dair tarihsel çözümlemesinde, hem ırk hem de toplumsal cinsiyet öncelikli bir konumdadır. Federici açısından hem toplumsal yeniden üretim feminizmi hem de Marksist sömürge karşıtlığı, tarihsel materyalizmin, sınıfın yeniden üretiminde ve metanın yapısında ücretlendirilmeyen emeğin rolünün geleneksel olarak görmezden gelinişinden kurtulmasına imkân verir. Ashley Bohrer’in de gözlemlediği üzere, Federici, toplumsal cinsiyet ezilmişliği kuramlarını geliştirirken diğer birçok İtalyan Marksist feminist gibi, sömürgecilik sonrası araştırmacıların, en başta da Frantz Fanon’un [19] çalışmalarından açık bir şekilde faydalanmıştır. [20] Sıfır Noktasında Devrim’in Giriş bölümünde, Federici, çözümlemelerini geleneksel kapitalist alanların kapsamı ötesine genişletirken Fanon’un heterodoks ekonomisinden nasıl faydalandığını şöyle anlatır:

“Kadın sorunu” çözümlememizin, ev işinin kapitalizmde kadınların sömürülmesinin tanımındaki kritik etmen olarak çözümlemesine dönüşmesi, bu hareketlerin [sivil haklar, öğrenci ve Operaist/işçici] ortaya attığı kategoriler üzerinden ama aynı zamanda bu kategorilere karşı olmuştur… En iyi ifadesini Samir Amin, Andre Gunder Frank ve Frantz Fanon’un çalışmalarında bulan sömürgecilik karşıtı hareket, bize ücretsiz emeğin Marksist çözümlemesini fabrika sınırlarının ötesine genişletmeyi ve böylece, evi ve ev işini fabrika sisteminin “dışı” olarak değil, temelleri olarak görmeyi öğretmiştir. Ondan aynı zamanda sınıf mücadelesinin kahramanlarını yalnızca erkek sanayi proletaryası arasında değil, en başta, köleleştirilenler, sömürgeleştirilenler arasında, komünist geleneğin vakayinamesinde marjinalleştirilen ve bugün artık işgücünün (yeniden) üretiminin öznesi olarak yeniden kavramsallaştırılan proleter ev kadını figürünü de ekleyebildiğimiz ücretsiz işçiler dünyası içinde aramayı da öğrendik. [21]

Tıpkı Fanon’un sömürgeci özneyi Avrupa devletleri arasında maddi genişlemenin payandası sayışı gibi, Federici ve diğerleri de, kadınların evdeki emeğinin, kapitalizmin iktidarını devamlılaştırdığı artık değeri yarattığını öne sürerler. [22] Federici bu bağımlılığın, işçi sınıfı içindeki fark ve hiyerarşilerin, çalışan nüfusların yeniden üretiminin kesintisiz devamını temin etmek için daha da vurgulanması ile birlikte, son birkaç yüzyılda, devletin sosyal politikalarının yanı sıra kapitalizmin gelişiminin ve genişlemesinin de dayanak noktası olduğunu belirtir. Sömürgeleştirme ve patriyarka, bu açıdan (batılı, beyaz, erkek) sermaye birikiminin ikiz araçları olarak ortaya çıkarlar.

Fanon’un kapitalizmin zamansal ve coğrafi olarak çok daha uzun bir süreç olarak ortaya çıktığına dair görüşlerini genişleten Federici, geçişi, yalnızca Avrupa’nı tümünü değil, aynı zamanda Yeni Dünya’yı da kapsayan ve yalnızca çitlemeyi, toprağın özelleştirilmesini ve cadı avlarını değil, sömürgeciliği, ikinci serfliği ve köleliği de içeren yüzlerce yıllık bir süreç olarak görür. Caliban ve Cadı’da, sermayenin hem Avrupa’da hem de sömürgeleştirdiği marjlarda, kadınlara ve bedene yönelik yüzlerce yıllık saldırısının tarihini deşerek, erken dönem ilksel birikimin cinsiyetlendirilmiş doğasına dair ikna edici bir anlatıyı ortaya koyar. Federici açısından, geçiş “sadece sömürülebilir işçilerin ve sermayenin birikiminden ve yoğunlaşmasından ibaret değildi. Aynı zamanda, ‘ırk’a, yaşa ve toplumsal cinsiyete dayalı hiyerarşilerin sınıf egemenliğinin ve modern proletaryanın oluşumunun bir unsuru haline geldiği, işçi sınıfı içindeki farkların ve bölünmelerin de bir birikimiydi.” [23] Federici’ye göre, dişi öznenin üretimi, odağına, bedenleri çalışan nüfusun yeniden üretiminden sorumlu olan kadınları koyan (ve sonrasında bu gibi ekonomik düzenlemelerden faydalananlar tarafından tatbik edilen) ekonomik zorunlulukta tarihsel bir kaymanın sonucuydu. [24] Amaç, “bedenin bir iş makinesine dönüşmesi ve kadınların işgücünün yeniden üretimine tabi kılınması” idi [25] ve bunun için kullanılan yollar ise “kadınların sahip olduğu gücün, Amerika’da olduğu gibi Avrupa’da da ‘cadıların’ yok edilmesi üzerinden sağlanan imhasıydı.” [26] Cadı—genellikle geleneksel olarak kadınların yeniden üretim bilgisini ve kontrolünü elinde tutan ebeler veya akil kadınlar [27]—tam da yeniden üretim ve diğer direniş yöntemleri üzerindeki kontrolleri nedeniyle hedef alındı. Öyleyse, kadınların devam eden öznelleştirilmesi ve bedenlerinin mekanizasyonu, değişen ekonomik ve toplumsal zorunluluklara adapte olmaya devam ettiğine göre, süregiden bir ilksel birikim süreci olarak anlaşılabilir.

[1] Heidi Hartman, “The Unhappy Marriage of Marxism and Feminism” [1979], in Lynn Sargent (ed.) Women and Revolution: The Unhappy Marriage of Marxism and Feminism–A Debate on Class and Patriarchy (London: Pluto, 1981) 1.

[2] Age., 2.

[3] Clara Zetkin, “What the Women Owe to Karl Marx” [1903], trans. Kai Shoenhals, in Frank Meklenburg and Manfred Stassen (eds) German Essays on Socialism in the Nineteenth Century (New York: Continuum, 1990) 237, at 237.

[4] Gerda Lerner, The Creation of Patriarchy (New York: Oxford University Press, 1986), 239.

[5] Pat Armstrong and Hugh Armstrong, “Class Is a Feminist Issue”, in Althea Prince, Susan Silvia-Wayne, and Christian Vernon (eds), Feminisms and Womanisms: A Women’s Studies Reader (Toronto: Women’s Press, 1986) 317. See, for example, Hartman, “Unhappy Marriage”; and also Sylvia Walby, Gender Segregation at Work (Milton Keynes: Open University Press, 1988).

[6] Bkz., örneğin, Lise Vogel, Marxism and the Oppression of Women: Toward a Unitary Theory (New Brunswick, NJ: Rutgers University Press, 1983); Iris Marion Young, “Beyond the Unhappy Marriage: A Critique of Dual Systems Theory”, in Lydia Sargent (ed.), Women and Revolution: A Discussion of the Unhappy Marriage of Marxism and Feminism (Boston: South End Press, 1981) 43.

[7] Bkz. Angela Y. Davis, Women, Race, and Class (New York: Random House, 1981).

[8] Sue Ferguson, “Building on the Strengths of the Socialist Feminist Tradition”, 25 (1999) Critical Sociology 1, at 2.

[9] Bkz., örneğin, Rosalind Coward and John Ellis, Language and Materialism (London: Routledge, 1977) and Juliet Mitchell, Psychoanalysis and Feminism (Harmondsworth: Penguin, 1975).

[10] Maria Mies, Patriarchy and Accumulation on a World Scale: Women in the International Division of Labour, 1st edition (London: Zed Books, 1986).

[11] Nicole Cox and Silvia Federici, Counterplanning from the Kitchen: Wages for Housework–A Perspective on Capital and the Left (Bristol: Falling Wall Press, 1975), 4.

[12] Silvia Federici, Caliban and the Witch: Women, the Body and Primitive Accumulation (New York: Autonomedia, 2004), 8.

[13] Age., 8–9.

[14] Age., 9.

[15] Silvia Federici, Revolution at Point Zero: Housework, Reproduction, and Feminist Struggle (Oakland: PM Press, 2012), 16.

[16] Silvia Federici, Wages Against Housework (Bristol: Falling Wall Press, 1975), 20.

[17] Federici, Caliban and the Witch, 89.

[18] Federici, Wages Against Housework, 19.

[19] Frantz Fanon, The Wretched of the Earth, trans. Richard Philcox (New York: Grove, 2004 [1961]).

[20] Ashley Bohrer, “Fanon and Feminism”, 17 (2015) Interventions 378.

[21] Federici, Revolution at Point Zero, 6–7.

[22] Age., 7.

[23] Federici, Caliban and the Witch, 64.

[24] Age., 145.

[25] Age., 63.

[26] Age.

[27] Age., 183.

Miriam Bak McKenna, Lund Üniversitesi Uluslararası Hukuk bölümünde doktora sonrası çalışmalarına devam etmektedir.

Kaynak: https://legalform.blog/2018/07/12/blood-breastmilk-and-dirt-silvia-federici-and-feminist-materialism-in-international-law-part-one-miriam-bak-mckenna/

Çeviri: Serap Şen

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s