Dr. Asia Ferrin’e yanıtım – Kathleen Stock

Screen Shot 2018-09-22 at 01.15.55

medium.com, 15 Eylül 2018

Ferrin benimle ‘siyahların beyazlara tehlike arz ettiğini’ savunan bir beyaz arasında benzerlik kuruyor. Diyor ki: “Bu varsayımları içeren bir konuşmanın birçok siyahın kendisini kötü hissetmesine ve bu sebeple bu varsayımları içeren konuşmaları susturmak istemesine neden olması şaşırtıcı olmazdı.” Şahsen ben bütün bir halkın sivil haklar mücadelesi ile trans kadınların dişilere özel alanlara girme hakkı mücadelesi arasında böyle analojiler kurmaktan uzak durmayı tercih ederim. Bunun yerine esas ‘beyazlar siyahlara karşı tehlike arz ediyor’ iddiasından gidelim.

Dr. Asia Ferrin, Amerikan Felsefe Derneği’nin bloğunda bu hafta yayınlanan bir gönderide, toplumsal cinsiyet ve cinsiyet* konusunda nasıl daha ‘açık,’ ‘saygılı’ ve ‘kanıta dayalı’ tartışmalar yürütüleceğini, okurlara bunu şahsen benim nasıl yanlış yaptığımı göstererek öğretmeye çalışmış. Bu betimleyici sözcükleri [açık, saygılı ve kanıta dayalı], benim de birlikte çalıştığım bir örgüt olan Woman’s Place UK ve onların ‘5 talebinden’ alıyor ama benim tarafımdan benimsendiklerinde, bu taleplerin ifade ettikleri şey anlamına gelip gelmediğinden kuşku duyulması gerektiğini düşündüğü kesin. Blog gönderisine bakılırsa, Ferrin’in, tartışma şeklimden benim ya kafası karışık olduğumu ya kendi kendimi kandırdığımı ya da düpedüz kötü niyetli olduğumu çıkardığını söylersem yanlış olmaz sanırım. Bu gönderi onunkine bir yanıt.

Biraz arka plan anlatayım: Birleşik Krallık’ta şu an hükümetin yürüttüğü bir kamuoyuna danışma süreci var. Kişinin doğum sertifikasında hukuken beyan edilen cinsiyeti değiştirmesinin, başka hiçbir kriter geçerli olmaksızın, kendi iradesi ile yapabileceği bir şey** olup olmaması gerektiği üzerine. Ekim ayında sona eriyor. Bununla ilgili ve önerilen yasal değişikliğinin değdiği bir mesele, kendini kadın beyan eden transların*** geleneksel olarak dişilere ayrılmış korumalı mekanlara ve kaynaklara erişimi olup olmaması gerektiği. Woman’s Place UK, LGBT kurumlarının ve diğer kamu kuruluşlarının tartışmayı engelleme yönündeki son derece örgütlü ve iyi fonlanan girişimleri karşısında, tüm bu meselelerin genel kamuoyunda tartışılabilmesini sağlamak için ortaya çıkmış taban örgütlenmelerinden biri. Woman’s Place UK, çoğunlukla solcu sendikalar tarafından yürütülüyor ve toplumsal cinsiyeti eleştiren**** trans kadınlara etkinliklerinde konuşmacı olarak düzenli olarak yer veriyor. Yakın bir zamanda bir etkinliklerinde hem önerilen yasa değişiklikleri hem de akademide toplumsal cinsiyeti eleştiren ve radikal feminist seslerin susturulması üzerine konuştum: konuşmamın videosu burada [konuşma notlarının Türkçesi şurada]. Tartışmaya yaptığım diğer katkılara Medium profilimden erişilebilir. Cinsiyetin Tanınması Kanununda yapılması öngörülen değişikliklere ilişkin kaygılara dair bir arka plan için şu web sitesine bakabilirsiniz. Bir başka taban örgütü olan Fair Play for Women tarafından hazırlanan bir site.

Ferrin’e göre, kamuoyuna açık olarak toplumsal cinsiyeti eleştiren argümanlarımı savunurken, ‘tartışmaya girdiğim insanların şu an düşmanca tavır almalarının sebeplerinin neler olabileceğini ve yapıcı bir tartışma yürütülmesini engellemeye hizmet eden sınırlılıklarımı ve yanlılıklarımı’ düşünüyor olmalıyım. Karşı karşıya kaldığım düşmanca tavırların nedenini anlamadığımı düşünüyor. Bu düşmanca tavırların nedeni şu soruya verdiğim hayır yanıtı: “Trans kadınlar ‘genellikle kadınlara özel tasarlanmış’ alanlara girmeli mi?” Kendisi, bu soruya verdiğim hayır yanıtının, bana atfettiği bir dizi hatalı varsayımdan birinden kaynaklandığını düşünüyor. Ferrin bu varsayımları A)-D) şeklinde sıralıyor.

İlk varsayım A) ‘Trans kadınlar kadın değildir’ dediğim. Ferrin bu pozisyonu savunduğumu söylüyor ama savunmuyorum. Trans kadınların biyolojik olarak dişi olmadığı görüşünü savunuyorum (Önceki yazılarımda kimi zaman ‘doğuştan kadın’ lafını kullandım ama şimdi en çok ilgilendiğim kategoriye ‘dişi’ demek konusunda daha netim). Kabul etmeli ki birçokları için ‘kadın’ ile ‘dişi’ arasında bir ayrım yapmak bir farklılık belirtmiyor olabilir. Ancak feminizmin tarihinde, kabaca, biyolojik bir dişinin ne olması gerektiğine dair toplumsal olarak inşa edilmiş, zararlı bir stereotipler kümesi olarak anlaşılan ‘kadınlık’ ile ‘dişilik,’ yani dişi cinsiyet sınıfına ait olmak arasında bir ayrım yapılmıştır. Bu görüşle [trans kadınlar kadındır/değildir] ilgili ne düşündüğümü henüz ayrıntılı biçimde bilmiyorum ve hala üzerinde çalıştığım bir mesele. Ama trans kadınların kadın olsun ya da olmasınlar dişi olmadıkları konusunda kesinlikle netim. Biyolojik seks bir spektrum değildir, sayısız interseks insan olduğuna dair görece yeni bilgilerimize rağmen böyle bu. (Dokuz adet VW Golf modeli var ama bir VW Golf olmak bir spektrum değil.) Üzerine bindirilmiş birçok toplumsal anlam olmasına rağmen cinsiyet bir toplumsal inşa da değil. (Elmas, “bir kızın en iyi dostu” olsa bile, yine de karbondan yapılmadır.) Cinsiyet bir spektrum veya bir toplumsal inşa olsaydı bile (ki değil), ikisinin de bir erkeğin sırf kendisini öyle ilan ettiği için ve hatta gerçekten de öyleymiş gibi hissettiği veya öyle olmak istiyor olduğu için bir dişi sayılabileceği fikrini destekleyecek hiçbir şey çıkmazdı bundan.

İki şeyi netleştirelim: birincisi – blog yazılarımın aptal ya da nahif olduğumu iddia etmeyi seven diğer akademik felsefecilerden sık sık aldığı kusur bulan tepkileri önceden tahmin ederek – bu son vurguların meseleyi tamamen kapattığını düşünmüyorum ve şu anda biyolojik cinsiyet üzerine daha geniş bir yazı üzerinde çalışıyorum. Daha önemli bir netleştirme ise şu: trans kadınların kadın olmadığı görüşünü açık şekilde savunmasam da, eğer muhakemeleri onları bu sonuca götürüyorsa, diğer kadınların bu görüşte olması ve bu bazen insanları rahatsız etse bile, bunu siyasi olarak önemli bir dizi bağlamda söylemesi hakkını kesinlikle ve hiç çekincesiz savunuyorum. Bu konudaki savunmam şurada.

Terminoloji bu kadar yüklü olduğundan ve daima kendimi çok net ifade etmediğimden Ferrin’i bu anlaşılabilir hata konusunda affediyorum. Aşağıda ise, gerektiği yerde, onun bana dair takip eden argümanlarını ‘dişiler’ hakkındaki argümanlara tercüme edeceğim ve doğru çıkıyor mu göreceğim.

Ferrin ‘trans kadınlar kadın değildir’ (veya yeni, daha isabetli ifadelendirme ile, onların dişi olmadığını) söylemenin trans kadınları ‘incittiğini’ ve onlara ‘zarar verdiğini’ (italikler onun) iddia ederek başlıyor. Bu epey yanlı bir görüş ve böyle olmasının birçok sebebi var. Bir tanesi, bildiğimiz örneklerde, trans insanlara yönelik fiziksel şiddetin nedensel rotasını açığa çıkarmanın çok zor olması – toplumsal cinsiyet uyumsuzluğuna sahip olmak mı (tüm cinsiyet uyumsuz insanlar trans değil)? Bir şahsın gey olduğu tahminine dayalı şiddet mi (homofobi mi)? Bunu yazmaya başladığımdan bu yana trans insanlara yönelik şiddet konusunda epey anket yoklamasına baktım ve bunların hiçbiri, verilen yanıtlar bağlamında bu meseleye yanıt vermek için herhangi bir çabaya girip de başarılı olmuş değil. (Bu gibi anketler aynı zamanda trans aktivist örgütleri tarafından yaptırılıyor çoğu zaman ve kendi seçtikleri örneklemler üzerinden kendileri raporlama yapıyorlar, hiçbir takip anketi yapılmıyor ama konuyu dağıtmayayım.) Suç raporları da çoğunlukla bu konuda bir şey söylemiyor.

Ayrıca alakalı bir başka mesele ise, trans kadınlara yönelik şiddetin neredeyse tamamen erkekler tarafından gerçekleştirilmiş olması. Ferrin’in düşüncesi, şiddet faili erkeklerin trans kadınlara, yazdığım Medium yazılarını okudukları veya Women’s Place toplantılarına katıldıkları için saldırdıkları ise, bu konuda kanıt göstermesi iyi olurdu ama göstermemiş. Bildiğimiz bir başka şey ise, trans cinayetlerinde, bu raporda gösterildiği üzere, ‘dünya genelinde Ocak 2008 ile Eylül 2017 arasında öldürülen 2609 transgender insanın yüzde 62’sinin seks işçisi’ olduğu. Evet, bu korkunç. Ama bu, nedensel faktörlere dair, “bazı insanlar bazı feministlerin ‘trans kadınlar kadın değildir’ dediğini duyuyor ve sonra gidip trans kadınlara saldırıyor”dan daha komplike ve gerçekçi bir öyküye işaret etmiyor mu? Sanırım öyle! (Ve bir kenar notu olarak: trans insanlara yönelik şiddet konusunda Ferrin’in coşkulu bir şekilde arıyor göründüğü ‘kanıta dayalı’ tartışma, bir zahmet ‘selebriti’ BK trans aktivist Paris Lees tarafından yazılmış makaleler temelinde yürütülmesin mümkünse.)

Karşıtlarımdan aldığım düşmanca tavırların bazılarını sözüm ona meşrulaştıran [Ferrin’in hatalı gördüğü] bir sonraki varsayımım, B) Trans kadınların cis kadınlara (yani dişilere) tehlike arz ettiği. Şöyle diyor Ferrin (italikler benim): “Yukarıdaki A Varsayımı gibi B Varsayımı da incitici ve zarar veriyor. Biri, benimle ilgili böyle bir varsayım içeren bir tartışma yapmak veya bir tezi irdelemek istese, bir dizi duygu yaşardım – örn. korku, incinme, hayal kırıklığı, öfke, küskünlük, umutsuzluk ve/veya ihanete uğramışlık. Biri tehlikeli olduğumu ima etseydi, bu şeylerin bazılarını veya tümünü aynı anda hissederdim.”

Tekrar tekrar belirttim ve memnuniyetle söylemeye de devam edeceğim; trans kadınların trans kadın oldukları için tehlikeli olduklarına inanmıyorum. Ancak bazılarının tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Bunun tam sebebi, vakadan vakaya değişecektir ama toksik toplumsal cinsiyet normlarından nefret eden iyi bir feminist olarak, paramı bir erkek olarak sosyalleşmiş olmanın birçok vakada bununla bir alakası olduğuna koyarım. Ancak ana vurgum, bazı trans kadınların şiddete eğilimli olduğu fikrini öylesine hiç yoktan edinmediğim. Aslında bazı erkek trans kadınların dişilere karşı, dişilere özel alanlarda gerçekten şiddet ve tacizde bulunduğunun epeyce kanıtı var. ABD’deki vakaları görmek için, ulusal gazetelere değil yerel basının haberlerine bakmak gerek; BK’da ise, (ne yazık ki) sağcı basına bakmalısınız, sol basına değil. Vakaların görmezden gelinmesinde de, görülmesinde de elbette siyasi motivasyonlar söz konusu. Yine de, ne kadar sansasyonel sunulurlarsa sunulsunlar, bu haberler uydurma değiller. Dişilere yönelik trans şiddetinin mümkün olmadığını düşünmek için, bilişsel uyumsuzluktan mustarip, hülyalı veya insan doğasından bihaber olmanız lazım. Ferrin için bunların hangisi geçerli bilmiyorum, ama her şekilde, bir noktada, trans kadınların ‘aslında cis kadınlara hiç tehlike arz etmemiş olduğunu’ yazıyor. Bu yanlış. Bazıları tehlike arz etti.

Bu gerçeğe kamuoyuna açık tartışmalarda işaret etmek, Ferrin’in söylediği gibi, ‘zarar’ mı veriyor? Bana göre, bu gerçeğe işaret etmemenin ciddi şekilde daha fazla zararı var. Ferrin ve onun hayalindeki incinmiş transın, ‘x sınıfının ciddiye alınması gereken bir kesimi tehlikeli’ ile ‘sen, x sınıfının bir üyesi olarak, tehlikelisin’ arasında bir ayrım yapması gerektiği açık. Ferrin’in, birçok cis erkeğin tehlikeli olduğu iddiasından, kendisi bir tehlike arz etmediği için şahsen rahatsızlık duyduğunu söyleyen bir ‘cis erkek’ ile işi olur muydu? Sanmıyorum. Benim gibi insanlar bazı trans kadınların – özellikle onların değil, başka bazılarının – suç işlediğine ve şiddet uyguladığına ve bunun kamu kuruluşlarının sosyal alanları nasıl organize etmesi gerektiği üzerinde bir fark yarattığına işaret ettiğinde birçok trans insanın bunu son derece şahsi algıladığını inkâr etmiyorum. Ama açıkçası, meseleye aşırı bir hassasiyetin hâkim olması ve bariz şekilde yanlış yorumlamaların söz konusu olması, bu konuşmaların yapılmamasına hiçbir şekilde sebep teşkil etmiyor, özellikle de konuşmamanın bedeli dişiler için bu denli yüksekken.

Keşke Amerikalı yorumcular, argümanlarımın arkasında ancak nefret olabileceği sonucuna atlamadan önce, BK’daki dişilerin şu an yüz yüze olduğu durumu biraz hayal etmeye çalışsa. Bizde iktidarda Trump yok; bu sizin talihsizliğiniz, bizim değil. Bizim karşı karşıya olduğumuz şey, bir kanun değişikliği önerisi ile, cinsiyet sınıfı temelli korumalarımızın ulusal çapta ortadan kaldırılması olasılığı. Bu aslında halihazırda yaşanıyor. BK’da bir erkekseniz, ilgili örgütlerin desteğiyle, daha önce dişilere özel olan şu gibi çeşitli birimlere resmen kendi beyanınıza dayalı olarak giriş hakkı elde edebiliyorsunuz: Kız İzciler, kamp çadırları ve duşları dahil; Lucy Cavendish Koleji, Cambridge Üniversitesi; Hampstead Health Hanımlar Yüzme Göletleri; TopShop kadın deneme kabinleri; Caledonian Yataklı trenindeki kadınlara ayrılan yataklı vagonlar; Britanya Jimnastik kadınlar takımı; birçok okulun soyunma odası ve en berbatı ise, kadın cezaevleri ki yakın zamanda bir trans kadın dört dişi mahpusa cinsel saldırıda bulundu. Bunların tümü politikacılar tarafından onaylanıyor ve hiçbir resmi kamu kuruluşu henüz karşı çıkmış değil. Gerçekten de, bu uygulama neredeyse evrensel şekilde coşkuyla benimseniyor (gürültüyle protesto eden bazı orta yaşlı dişilerin boş, arka plan dırdırı hariç). Bu mekanlardaki dişiler orada erkek varlığına karşı çıkacak olurlarsa, onlara en iyi ihtimalle dişilerin kendilerine başka bir yer bulması, en kötü ihtimalle ise nefret suçundan yargılanmaları gerektiği söyleniyor. Bu şu anda, erkeklerin geçişini yasal olarak daha kolay hale getirecek değişikliklerden hiçbiri daha yapılmamışken bile, toplumsal olarak yaşanan bir şey. BK hukukunda başka her alanda bu kadar yoğun bulunan korumaya ilişkin kaygılar, bu noktada tamamen terk edilmiş gibi görünüyor.

Şimdi, kadınların soyunup uyuduğu dişilere özel alanların en azından aşağıdaki sebeple var olduğunu varsayıyorum: içindekileri erkeklerin cinsel saldırısından, dikizlemesinden ve teşhirciliğinden korumak ve onların mahremiyetini ve haysiyetini korumak için. Geniş ölçekli sosyal yapılar söz konusu olduğunda, ayıklayıp yalnızca iyi, zararsız kişileri içeri almak gibi bir durum olamayacağını da varsayıyorum. Ya tüm insanlar kategorisini içeri alırsınız ya da almazsınız, kimin bunu kötüye kullanacağını önceden çıkarsamanın bir yolu yok. Dişilere özel korunaklı alanlarımız ya vardır ya da yoktur. Ferrin eğer ki ‘bunlar niye var zaten’ diyorsa, her şeyin karma cinsiyetli olmasını savunuyorsa, o zaman bunu direkt yapmalı. Ya da eğer trans kadınların (ki birçoğunun penisi var ve birçoğu heteroseksüel, yani dişilere cinsel çekim duyuyor) erkek şiddeti biçimleri sergilemediklerini ve dolayısıyla saldırıya hassas dişilerin yanına bir sınıf olarak güvenle kabul edilebileceklerini gösteren herhangi bir kanıt biliyorsa, bunu sunmalı. İkisi de söz konusu değilken, dişilere özel alanları savunduğum için trans kadınlara zarar verdiğime – o kadar ki, onların içeri girmesine izin vermekle kalmayıp, buna kamuoyu önünde karşı da çıkmamam gerektiğine – dair ısrarından çıkarılabilecek tek sonuç, dişilerin çıkarlarını uzaktan yakından ciddiye almadığıdır.

Bu noktayı tartışmak için, Ferrin benimle ‘siyahların beyazlara tehlike arz ettiğini’ savunan bir beyaz arasında benzerlik kuruyor. Diyor ki: “Bu varsayımları içeren bir konuşmanın birçok Siyahın kendisini kötü hissetmesine ve bu sebeple bu varsayımları içeren konuşmaları susturmak istemesine neden olması şaşırtıcı olmazdı.” Şahsen ben bütün bir halkın sivil haklar mücadelesi ile erkek [male] trans kadınların sözüm ona dişilere özel alanlara girme hakkı mücadelesi arasında böyle önemsizleştirici analojiler kurmaktan uzak durmayı tercih ederim. Bunun yerine esas ‘beyazlar siyahlara karşı tehlike arz ediyor’ iddiasını ele alalım. Özellikle de birçok beyazın silah sahibi olduğu ABD’de, birçok beyazın siyahlar için tehlike arz ettiğine dair kesinlikle epeyce kanıt var. Bazı beyazlar bununla kastedilen şeyi yanlış anlayabilir ve haysiyetlerine dil uzatıldığını hissedebilir diye, beyazlara bunu söylemeyi bırakmalı mıyız? Bu sorunun cevabı benim için kocaman bir ‘hayır.’ Yorumcuların her biri ‘bazıları’ ile ‘tümü’ arasında muğlaklığı ortadan kaldırmak için makul çabayı gösterdikleri sürece, sözlerinin başkalarınca yanlış anlaşılmasından – bu yanlış anlamalar o başkalarını ne kadar kötü hissettirirse hissettirsin – sorumlu değildirler.

Ferrin’e göre, muhataplarımın benimle tartışırken kendilerini haklı bir şekilde incinmiş hissetmesine sebep olduğunu söylediği üçüncü varsayımım şu: ‘C) Trans kadınlar illa ki tehlikeli değiller ama bu mahrem alanlarda bazı cis kadınları rahatsız ediyorlar.’

Bu beni güldürdü. Diyelim ki bu varsayım doğru. Aslında, doğru olduğunu düşünüyorum. Yani dişiler (‘cis kadınlar’) bu alanları paylaştıkları için rahatsızlar VE Ferrin’e göre trans kadınlar bu rahatsızlığı işitmekten rahatsız oluyorlar. Peki Ferrin’e göre kimin rahatsızlığını dikkate almalıyız? Elbette ki trans kadınların! Bu Ferrin’de ve genel olarak beni eleştirenlerde aslında bir nevi ortak tema. Farkına varılması ve giderilmesi gereken bir şiddet, acı veya rahatsızlık varsa, trans kadınların mustarip olduğudur, dişilerinki değil.

Ferrin’in bana atfettiği ve hatalı gördüğü son varsayım şu: D) Trans kadınları kadınlara özel alanlara dahil etmek cis kadınları (yani dişileri) cis erkeklere karşı daha savunmasız hale getirecektir. Çok çarpıcı biçimde, Ferrin, yalnızca trans kadınlardan dişilere karşı herhangi bir şekilde şiddet olabileceği olasılığını kabul etmeye gönülsüz olmakla kalmıyor, dişilere özel alanlarda fenalık yapmak amacıyla trans kadınmış gibi davranacak kötü amaçlı ‘cis’ (trans olmayan) erkekler olması olasılığını kabul etmeye de neredeyse eşit derecede gönülsüz. Ona göre, ‘deneye dayalı şekilde bunu göstermek güç’ ve ‘jüri böyle bir olasılığın makul olup olmadığını değerlendirmek için bir süre dışarı çıkmak zorunda kalacaktır.’ (Bu noktada ‘cis erkek’ olan okurlar, burada Ferrin’in sergilediği hamiyet ve ihtiyatı, gruplarının kadın gibi giyinmemiş üyelerince işlenen suçlara da isteyebilirler.)

Ferrin, ‘cis’ erkeklerin kadın alanlarına girmek için kadın gibi giyinebileceğine dair kanıtlar olsaydı bile (ki var!), buna dayanarak ‘betimleyiciden normatife atlayamayacağımızı’ ima ediyor (selam Davey Hume, bahse girerim işin bu noktaya varacağını tahmin etmemişsindir). Tamam, öyle olsun, ne yapalım; ama betimleyiciden ‘normatife’ olmasa bile en azından ihtiyatlılığa atlayabilir miyiz acaba? Eğer kanıtlar bize bazı erkeklerin – ister samimi olarak ‘gerçekten’ trans, isterlerse mış gibi yapıyor olsunlar – dişilere bir tehdit arz ettiğini gösteriyorsa (ki aslında zaten gösteriyorlar) ve hangilerinin bunu yapacağını önceden bilmek gerçekten zorsa, dişileri güvende tutmak amacıyla ihtiyatlı olmak açısından tüm erkekleri dişilere özel alanların dışında tutacak bir sosyal norm ve/veya yasa yapsak olmuyor mu?

Ferrin kendisi gibi toplumsal cinsiyeti eleştirenlerden olmayanların bile ‘cis erkeklerin’ (elbette ki trans değil, hiç olur mu!), kadınlara özel alanlarda dişilere zarar vermesi olasılığından endişe duyduğunu ‘not etmenin de çok önemli’ olduğunu söylüyor. Dolayısıyla, yalnızca toplumsal cinsiyeti eleştirenlerin bu gibi şeyleri umursadığını ima ederek ‘gereksiz şekilde bölücülük’ yapmış oluyorum. Peki, tamam ama bir saniye Dr. Ferrin – yalnızca bir paragraf önce, ‘jüri böyle bir olasılığın makul olup olmadığını değerlendirmek için bir süre dışarı çıkmak zorunda kalacaktır’ demiyor muydunuz? Hakikaten de ne kadar hızla değişen bir ortam. Her şekilde, dişiler açısından bu sorunu bu kadar ciddiye alıyor olduğunuzu bilmekten kesinlikle memnun oldum. Çünkü biliyor musunuz, size hemen çok pratik bir çözüm sunabilirim.

Ferrin’in tüm makalesi, genel itibariyle, dişilerin vadesi geçmiş sıkıcı duygularını ve hatta uğrayabilecekleri somut zararları susturmak ve onun yerine trans kadınların duygularına kulak vermek için bana – bu konuda kendilerinden beklenileni söylemeyi ve siyaseten münasip görülen statükoya uymayı reddeden tüm o huysuz dişilerin temsilcisi olarak bana – yöneltilmiş bir itiraz. Asıl derdi kafalara kazımak için kullanılan epeyce retorik var: ‘kasıtlı,’ ‘iki yüzlü,’ ‘ortalığı karıştırıyor,’ ‘bölücü’ ve ‘utanç verici’ gibi ifadeler kullanılmış hakkımda. Bana yöneltilmiş tüm bu ifadelere rağmen, dişilerin payına utanma, kaygı, korku ve hatta kimi durumlarda travma ve fiziksel acı düşerken, trans kadınların duygularını incitmemeyi otomatik olarak daha öncelikli görmemiz gerektiğine dair hiçbir sebep görmemeye devam ediyorum.

***

Çeviri: Serap Güneş

Çevirenin notları:

(*) özgün metinde “gender and sex”: şimdiye kadar ‘gender’ı toplumsal cinsiyet, ‘sex’i ise cinsiyet olarak çevirdim ama sırasıyla cinsiyet ve seks olarak çevirsem daha isabetli mi olur diye düşünüyorum. Buna yerleşik literatür izin verir mi bilmiyorum.

(**) özgün metinde “self-certification, or ‘self-ID’”: kişinin cinsiyet kimliğini salt kendi beyanına dayalı olarak değiştirmesi

(***) özgün metinde “self-declared trans women”: önerilen yasa doğrultusunda, bu şekilde cinsiyet kimliğini değiştirerek trans kadın olacak erkekler [male]

(****) özgün metinde “gender-critical,” önceki çevirilerde “toplumsal cinsiyete eleştirel yaklaşan,” “toplumsal cinsiyeti eleştiren” veya “toplumsal cinsiyet eleştirel” şeklinde tercüme ettim. Maalesef konunun uzmanı olmadığım için terminoloji çevirileri kulak tırmalıyor. Bunun yerleşik (en azından bu yazıların okur kitlesi için) bir karşılığı varsa, yorum kısmına bırakabilirsiniz. “Gender critical” ne zaman feminizmin kendisinden ayrı bir şey haline geldi bilmiyorum (muhtemelen 3. dalga/liberal feminizm eleştirisi ile birlikte?) ama bu çeviri silsilesinde okuduklarımdan özetlersem: liberal feminizm ve kimlik siyasetinin (kimlik siyasetine gömülmüş, liberal hiç edilmiş ‘3. dalga’ feminizm) en ciddi eleştirildiği noktalardan biri toplumsal cinsiyet rollerinin açık/örtülü olumlanması. Tarihte bunu mimleyecek bir metin bulamadım ama basit Google aramasından iki karşıt tutum hemen çıkıyor. Trans kadın Rachel Anne Williams’ın metni “Gender Critical Feminism Is Garbage: “Radical feminism” is simply bad feminism” (Toplumsal Cinsiyet Eleştirel Feminizm Çöp: “Radikal feminizm” kötü feminizmden ibaret) ve transseksüel Miranda Yardley’in metni “What ‘Gender Critical’ means to me: Feminist Current interview” (‘Toplumsal Cinsiyet Eleştirel’in benim için anlamı: Feminist Current mülakatım). İlki şöyle tanımlıyor “gender critical” feminizmi:

Toplumsal cinsiyet eleştirel feminizm (diğer adıyla “radikal feminizm”), kadınlığın en iyi, “kadın” kategorisinin cisgender (diğer adıyla trans olmayan) kadınların paylaştığı temel biyolojik özelliklere indirgenmesiyle tanımlanacağı görüşüdür.

İkincisi ise gender’ı şöyle tanımlayarak gender ciritical’ı da anlatmış oluyor:

“… bir insan hakkı/kişisel özgürlük olmaktan ziyade baskıcı bir toplumsal sistem…”

Reklamlar

Dr. Asia Ferrin’e yanıtım – Kathleen Stock” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s