Postyapısalcılık, Butler ve bedenler (2): Fransız postyapısalcılığı ve beden – Jane Clare Jones

Başlangıçta Kadın Vardı

Bunu takip eden ikinci nokta ise şu: yapısökümün anti-materyalist olduğunu düşünmek felsefi olarak tutarsızdır. Nispeten iyi bilindiği üzere, yapısökümcü diğer ana fikirlerden biri de ikili hiyerarşilerin eleştirisidir. Bu argüman şöyle özetlenebilir: Patriyarkal Batılı öznellik inşası, bir metafizik zıtlıklar ağı üzerinden işler. Eril/Dişil, Baba/Anne, Mantıklı/Duygusal, Akıl/Beden, Gayri Maddi/Maddi, Medeni/İlkel, Anavatan/Yabancı, Evrensel/Tikel, Tek/Çok, Baki/Değişebilir, Ölümsüz/Ölümlü, Gökyüzü/Yeryüzü vb. Anlamın ve öznelliğin inşası (bunu gösterge/özne-rabıtası olarak düşünebiliriz), geleneksel olarak ikiliğin bir yarısını – maskülen taraf ve onunla metafizik olarak ilişkili her şey – ayrıcalıklı kılmaya ve ikiliğin feminen yarısını değersizleştirmeye/silmeye odaklı olmuştur. Ve ilişkiselliğin gerekliliği burada önemli hale gelir. Çünkü argüman şu: tüm ikilikler birbirine bağımlıdır ve dolayısıyla, bir yarıyı ayrıcalıklandırmak hem gerçekliğin yanlış yorumlanmasıdır, hem de korkunç siyasi ve toplumsal sonuçlara sebep olur çünkü onunla ilişkilendirilen [diğer kutuptaki] insanların – dişi ve renkli insanlar – ezilmesine ve ötekileştirilmesine yol açar.

Benim bundan aldığım şey – ki bu, Fransız postyapısal feminizminin temelini oluşturan ana düşüncelerden biri – feminen olanın maternal ile, ve maddi olan ile, ve beden ile ilişkisinde silinmesinin, Batılı patriyarkal düşüncenin aksiyomatik bir işareti olduğu. Luce Irigaray, Derrida’nın merkezi metinlerinin yayınlanmasından birkaç yıl sonra, aklın bedenden ayrılmasını ve gayri maddi ve rasyonel olanın maddi ve cisimleşmiş olanın üzerine çıkarılmasını, “metafiziğin kurucu eylemi” olarak adlandıracaktı. (An Ethics of Sexual Difference) Bu, ikinci dalga feminizmin genel akideleri ile çok örtüşen bir şey. Patriyarka, kadınların maddi ve maternal emeğinin silinmesi ve eşzamanlı olarak iç edilmesi üzerinden işleyen bir sistem. Yani bu zeminde var oluyor. Batı felsefi düşüncesi – ve payanda olduğu sosyal yapılar – temel olarak maddi/maternal emeğin merkezi rolünün tanınmasını engelleme ve erkeklerin, varlıklarını meydana getirmesine ve desteklemesine rağmen bu emeğe olan bağımlılıklarını inkar etme niyeti ile motive olur. [1] Ve ne kadar inkar ederlerse etsinler, bunu yaptıklarını ve yine de bize (ve rahimlerimize ve memelerimize ve vajinalarımıza) bağımlı olmaya devam edeceklerini bilinç seviyesinde az çok biliyor olmalarının bize karşı bu kadar sık ve böylesine çok şiddet uygulamalarıyla bağlantılı olması tesadüf değil.

Dolayısıyla özet geçersem: 1. Yapısöküm, bir ikili hiyerarşinin bir kutbunun herhangi bir şekilde ayrıcalıklı kılınmasının, a) metafizik olarak desteklenebilir olmadığını ve b) siyaseten tehlikeli olduğunu öngören bir teori. Bu nedenle a) yapısökümün anti-materyalist olduğunu veya onu anti-materyalizminizi desteklemek için kullanabileceğinizi düşünmek felsefi olarak tutarsız ve b) ‘maddilik’ tarihsel olarak ikiliğin ezilen/silinen/iç edilen feminen kutbu ile ilişkilendirildiğinden, anti-materyalizm siyaseten aşırı kusurlu.

[1] Aynısı renkli insanların emeği ve öznelliği için ve ‘erkek’ ile doğal dünya arasındaki ilişki için de geçerli.

Kaynak

Çeviri: Serap Güneş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s