Francis Fukuyama ana akım iktisada karşı – Branko Milanovic

Francis Fukuyama’nın harikulade “The origins of political order” (Siyasal düzenin kökenleri) kitabını incelediğim son yazımda, bir sonraki yazıda kitap üzerine diğer bazı yorumlarımı sunacağımı söylemiştim. (İlk yazım büyük oranda kitabın kilit noktalarının özetiydi.)

Ama kitaptan notlar alırken—iyi kitapları bitirdikten sonra yıllardır yaptığım bir şey—notlarım arasında Fukuyama’nın, birçoğu bazı ana akım her derde deva fikirlerin doğrudan eleştirisi olan, iktisat üzerine bir dizi görüşünü fark ettim. Az sayıda iktisatçının Fukuyama’yı okuduğunu ve belki daha da azının onu dikkatli bir şekilde okuduğunu ve belki daha bile azının kitabın tamamını okuduğunu düşündüğümden, Fukuyama’nın sayısız iktisadi değerlendirmesini, yorumlarımı asgari tutarak, buraya aktarmaya karar verdim.

“Mülkiyet hakları fetişizmine” karşı (Fukuyama’nın tanımlaması)

“Hukukun egemenliğinin farklı bileşenlerini ekonomik büyüme ile bağlantılandıran teori, ampirik olarak tartışmaya açık ve Malthus’çu ekonomik koşullar altında var olmuş olan toplumlara yansıtıldığında, daha da tartışmalı hale geliyor.” (s. 247)

“İntansif büyümenin mümkün olmadığı Malthus’çu bir ekonomide, güçlü mülkiyet hakları, mevcut kaynak dağılımı [yapısını, ÇN] pekiştirir. Gerçek refah dağılımının, üretkenlikten veya sıkı çalışmadan ziyade, fırsat başlangıç koşullarını veya mülk sahiplerinin siyasal iktidara erişimini temsil etmesi daha olasıdır… mülkiyet haklarının şaşmaz savunucuları, mevcut refah dağılımının her zaman varlıklıların üstün erdemini yansıtmadığını ve piyasaların her zaman verimli olmadığını çoğu zaman unutuyorlar.” (s. 142)

Fukuyama kitabın sonunda günümüz Çin’ini tartışırken, hızlı ekonomik büyüme için “yeteri kadar” hukukun egemenliğinin çoğu zaman yeterli olduğunu söylüyor. Dahası, teknoloji mülkiyet haklarından çok daha önemli. Fukuyama, Malthus’çu bir dünyada, hiçbir mülkiyet hakkının size ekonomik artık sağlamayacağına, ama teknolojik gelişmenin sağlayacağına işaret ediyor. (s. 249)

Bu yorumlar, Daron Acemoglu ve James Robinson’un, diğer çalışmalarının yanı sıra “Ulusların Düşüşü”nde (kitap Fukuyama’nın “Siyasal düzenin kökenleri” kitabından sonra yayımlanmıştı) ileri sürdüğü görüşlerin son derece açık bir eleştirisi; ama aynı zamanda, Whig tarih-yazımı tarzında [tarihin hep daha büyük aydınlanmalara ve özgürlüklere doğru kaçınılmaz şekilde ilerlediği yaklaşımı, ÇN], mülkiyet haklarını, ekonomik büyüme sağlamak için gerekli olan neredeyse tek veya yeter faktör olarak değerlendiren bir dizi iktisatçının da eleştirisi. İktisat tarihçileri bu konuda genellikle çok daha az kani olmuşlardır.

Hayek’e karşı

Kitabın sayısız bölümünde, Fukuyama, Hayek’in tarih dışılığını, yani, İngiliz Teamül Hukuku’nun tamamen “spontane,” merkezsiz bir koordinasyon üzerinden ortaya çıktığına dair, Hayek’in eserlerinde (“Hukuk, Yasama ve Özgürlük” dahil) sık sık belirtilen bir varsayımı eleştiriliyor. Fukuyama bu varsayıma, Teamül Hukuku’nun güçlü bir devlet olmaksızın asla ortaya çıkmayacağını savunarak karşı çıkıyor. Temel argümanları şöyle:

“Hayek, tarihsel olgularının bazılarında hatalıydı.” (s. 254) “Teamül Hukuku’nun sonraki evrimi spontane bir süreç olmuş olabilir ama hukuki karar almaya yönelik bir çerçeve olarak varoluşu, merkezi siyasi iktidarın onu var kılmasını gerektiriyordu.” (s. 258)

Ve ayrıca:

“Hayek’in ve liberter takipçilerinin göremediği nokta burası: Teamül Hukuku dağınık yargıçların eseri olabilir ama güçlü bir merkezi devlet olmaksızın meydana gelmesi mümkün olamazdı.” (s. 260)

Aynısı 253. sayfada neredeyse aynen tekrarlanıyor.

Kitabın son bölümünde, bir başka Hayek eleştirisi daha var. Hayek’in görüşünün aksine, büyük ölçekli tasarımlar bazen işe yarar, diyor Fukuyama (s. 446). Yani, “inşacılık” her daim başarısız olmaya yazgılı değil.

Mancur Olson’a karşı

Fukuyama Mancur Olson’la da farklı düşünüyor. Eleştiri, ne hukukun egemenliği ne de hesap verebilirlik ile kısıtlanmış olan Çin mutlakiyetçiliğinin, yurttaşlara neden ancak sınırlı vergiler koyduğunu açıklamaya çalışan tartışmanın bağlamı içinde yapılıyor. [Bu mesele yakın zamanda Debin Ma tarafından “Rock, Scissors, Paper” (Taş, Makas, Kâğıt) kitabında da ele alınmıştı.] Fukuyama, buna birçok neden sıralıyor, geniş topraklar üzerinde görevlendirme ve kontrolle ilgili zorluklar, maksimize edicilik yerine “yetinmeci” davranış vb. de dahil.

Ama Olson’u eleştirisinin yerinde olup olmadığından emin değilim çünkü Olson’un modelinde, Çin imparatorları “yerleşik haydutlar”; dolayısıyla, “herkesi kapsayan bir çıkarları” var ve tebalarının refahına ilgisiz değiller. Dolayısıyla, uyguladıkları vergi oranlarının kendi gelirlerini maksimize etme amaçlı olmaması muhtemel.

Fukuyama şöyle diyor:

“Olson’un teorisindeki tek sorun, doğru olmaması. Geleneksel tarım toplumlarının egemenleri, tebalarını Olson’un belirttiği maksimize edici orana yaklaşan şekilde vergilendirme konusunda çoğu zaman başarısız oluyordu.” (s. 304)

“Olson’un, her egemenin gelirlerini maksimize etmek isteyeceği varsayımı, modern ekonominin maksimizasyonun insan davranışının evrensel bir karakteristiği olduğuna dair ortak varsayımını yansıtıyor. Ama bu, modern değerlerin, bunları illa ki paylaşmayan bir topluma anakronistik bir yansıtılması.” (s. 306)

Rasyonel seçim modeline karşı

Son cümle bir sonraki eleştiriye bağlantı olarak da okunabilir: rasyonel homo economicus. Fukuyama’nın argümanı, insanların toplumsal varlıklar olduğu; asla toplumsal-öncesi bir durumda var olmadılar ve işbirliği yalnızca onların bazı durumlarda işbirliği yapmanın yapmamaktan daha iyi olduğunu akıl etmiş olmalarının ürünü değil. İşbirliği, Fukuyama’ya göre, insanlar daima “toplumsal hayvanlar” olduğundan, kendiliğinden gelen bir şey. (Bu argüman, Fukuyama’nın birçok tarihsel siyasi düzenin tanımlayıcı özelliği olarak “patrimonyalleşme”ye veya aşiretçiliğe olan vurgusu ile tutarlı.)

“… bireylerin birbirleriyle işbirliği yapmalarının daha iyi olacağını ‘hesap etmelerine’ dayanan, kolektif aksiyonu rasyonel seçimle açıklama modeli, insan toplumlarında var olan toplumsal işbirliğinin derecesini çok ciddi şekilde göz ardı ediyor ve bunun altında yatan motivasyonu yanlış anlıyor.” (s. 439)

Ve yine, birkaç sayfa sonra:

“…rasyonel öz-çıkar, toplumsal işbirliği derecesini açıklarken tamamen yetersiz kalmakta.” (s. 442)

Amartya Sen’e karşı

Eleştiri, mevcut Hindistan demokrasisinin Hindistan eyaletlerindeki demokrasinin tarihine değil, Hindistan’ın, Brahma rahiplerinin egemenler üzerinde uyguladığı “güçler ayrılığı”nın mutlakiyetçiliğin yükselmesine asla izin vermediği parçalı siyasi yapısına (“polity,” ÇN) dayandığını söyleyen tek bir cümle. Hindistan’da bir demokrasi tarihi yoktu; ama, daha önemlisi, tiranlık için toplumsal bir zemin asla olmadı.

“Çağdaş Hindistan siyasetinin çok yüzeysel bir değerlendirmesi bu. Mesele, Amartya Sen gibi gözlemcilerin ifade ettiği gibi, modern kurumsal ifadeleriyle demokrasinin, antik Hint pratiklerinde derin kökleri olması değil. Bundan ziyade, Hindistan’ın siyasi gelişiminin gidişatı, iktidarı elinde toplayabilecek, topluma derinden nüfuz edebilecek ve temel toplumsal kurumları değiştirebilecek zorba bir devletin gelişmesi için toplumsal bir zemin hiç olmadığını gösteriyor.” (s. 187)

Bu konuda Fukuyama ve Amartya Sen’in ifadelerdeki kadar ayrı olduklarından emin değilim ama yanılıyor olabilir.

Sonuç olarak, gerçekten sevdiğim bir başka konsept, gayet hoş bir şekilde kavramsallaştırılan “latifundiyanın (veya büyük arazinin) demir yasası”: “devlet müdahalesinin yokluğunda zenginler daha da zenginleşme eğilimindedir.” (s. 368)

Bu sözleriyle Fukuyama’nın iktisatçıları el üstünde tutulan bazı görüşlerini yeniden düşünmeye davet ettiği açık. Ve şu soruyu da soruyor: böyle fikirler tarihte değil de, sadece şimdi için mi işe yarıyor; gerçek hayatta değil de, sadece kâğıt üzerinde mi işe yarıyorlar?

Kaynak: http://glineq.blogspot.com/2019/03/francis-fukuyama-against-mainstream.html

Çeviri: Serap Güneş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s