Röportaj: Radikal feministlere yönelik saldırılar Arjantin’e ulaştı

Raquel Rosario Sanchez, Feministas Radicales Independientes de Argentina’nın (FRIA, Arjantin Bağımsız Radikal Feministler) üyesi Maira ve Ana ile görüştü. Şubat ayında Ni Una Menos tarafından örgütlenen bir toplantıda, Ana eril bir trans aktivist tarafından saldırıya uğramıştı.

2 Nisan 2019

RAQUEL ROSARIO SANCHEZ

15 Şubat günü, Arjantin Kadına Yönelik Şiddet Karşıtı Kolektif’in (Ni Una Menos) bir buluşmasında, eril bir trans aktivist bir kadına fiziksel saldırıda bulundu. Buluşma 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde düzenlenecek etkinlikleri planlamak için örgütlenmişti ve feministler, önceden hazırladıkları metinlerle taleplerini sunmaya davet edilmişlerdi. Arjantin Bağımsız Radikal Feministler (FRIA) üyesi bir grup kadın da etkinlikte konuşacaktı ama Ana adlı üyeleri mikrofonu eline aldığında dinleyiciler “Dışarı! Dışarı!” diye slogan atmaya başladılar. Bu zehirli ortam, eril bir trans aktivistin Ana’ya hücum ederek fiziksel saldırıda bulunmasına kadar vardı.

Bu saldırı sosyal medyada yoğun şekilde kınandı ama Ni Una Menos tarafından değil.

Saldırıdan önceki haftalarda birçok ulusal gazete translara yönelik eril şiddeti radikal feministlerin suçu gösteren ve onları Nazilere benzeten makaleler ve yorum yazıları yayınladı.

8 Şubat’ta, Arjantin’in solcu gazetesi Pagina 12, trans aktivist Marleny Wayar tarafından yazılmış bir makale yayınladı. Makale şu meşum tehdidi içeriyordu:

“Trans topluluğu bir hareket olarak yapısal yoksulluğun, kaynak yoksunluğunun, iç kavgaların, anlayışsızlığın, iktidar kanallarından uzak olmanın ve çok daha fazlasının ceremesini çekiyor ama eşitlik, egemenlik ve otonomi elde edeceğimiz günler gelecek. Ve o gün geldiğinde, sizden [radikal feministlerden] hesap soracağız, tıpkı soykırımcı Nazilerden sorduğumuz gibi. Ve nerede olursanız olun sizi bulacağız.”

Yaşanan olayla ve örgütleriyle ilgili bilgi almak için FRIA’nın iki üyesi – Ana ve Maira – ile görüştüm.

~~~

Raquel Rosario Sánchez: Feminizmle nasıl tanıştınız?

Ana: Kız çocuğu olarak doğduğum için belirli şiddet biçimlerine maruz bırakıldığımı fark ettiğim zaman feminizmle ilgilenmeye başladım. Birçok feminist gibi, feminizme liberal feminizm üzerinden dahil oldum ki hâkim feminizm liberal olanı, en azından Arjantin’de öyle. Ardından Facebook grupları üzerinden radikal feminist kuramı ve aktivizmi öğrenmeye başladım ve halihazırda benim de kafamı kurcalayan kaygıları taşıyan bir yer buldum. “Cis” kavramını sorguluyordum. Aramızdaki farklar ne olursa olsun, kadınlar olarak bazı deneyimlerimizin ortak olduğunu keşfetmeye başladım.

Maira: Yanlış hatırlamıyorsam, feminizmle 2015’te, Arjantin’de kadına yönelik şiddet ve kadınkırım karşıtı hareketin yükseldiği dönemde ilgilenmeye başladım. Fuhşun ortadan kaldırılmasını savunan hareketi de o dönem araştırmaya başladım. Fuhuş karşıtı o kadar çok makale ve kitap okudum ki – çoğu radikal feministler tarafından yazılmıştı – toplumsal cinsiyet konseptinin kendisini sorgulamaya başladım. Kısmen kadınların neden erkeklere tabi olduğunu anlamam gerektiğinden ve bu bulmacada eksik bir parça olduğunu düşündüğümden. Ama aynı zamanda da fuhşu ortadan kaldırma taraftarı feministler – Sheila Jeffreys ve Andrea Dworkin gibi – toplumsal cinsiyeti de ortadan kaldırmak istediğinden.

RRS: FRIA (Arjantin Bağımsız Radikal Feministler) adlı feminist bir örgüttensiniz. Grup hakkında neler söyleyebilirsiniz? Ne zaman ve ne için kuruldu?

Maira: Sosyal medyada radikal feminist alıntılar paylaşan İspanyolca bir radikal feminist platformda ortaya çıkan bir inisiyatif. Arjantin’deki radikal feministler bir araya gelmeye karar verdiler. İlkin 2017 sonunda bir Facebook grubu kuruldu. Sonra gerçek yaşamda bir araya gelindi. Önce piknikler ve bilinç yükseltme toplantıları yaptık ama Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, pezevenk lobisinin ve kuir kuramının yükselişine karşı Ni Una Menos protestolarına katılmak için örgütlenmek istedik. FRIA’yı böyle kurduk.

Kendimizi ve diğer kadınları radikal feminizm konusunda okuma grupları üzerinden eğitmek gibi bir amacımız vardı. Kuramsal temeli olmayan bir feminizmin egemenlerin çıkarlarına göre eğilip bükülebileceğini anlıyorduk çünkü.

RRS: 15 Şubat’taki Ni Una Menos buluşmasında bir şiddet vakası yaşandı. Neler oldu?

Ana ve Maira: 8 Mart etkinliklerini planlamak için düzenlenen Ni Una Menos toplantısında konuşma yapmak için diğer radikal feministler ve bağımsız örgütlerle birlikte adımızı yazdırdık. Ni Una Menos’ın öncülüğü tamamen liberal, bu yüzden bizi “radikal feministler” diye duyurdular, oysa onlardan bize “fuhşa karşı cephe” olarak hitap etmelerini özellikle istemiştik. Bu, insanların bizi dinlememesi için verdikleri bir sinyaldi. Bu yüzden adımız okunur okunmaz herkes bağırmaya ve yuhalamaya başladı.

Ana mikrofonu alıp ifade özgürlüğüne saygı gösterilmesini isteyerek birlikte yazdığımız metni okumaya başladığında bir trans aktivist (kendini kadın olarak tanımlayan bir eril) ona fiziksel saldırıda bulundu. Yoldaşlarımızın müdahalesi sayesinde fazla ileri gidemedi. Ama Ana saldırıya uğradıktan sonra, orada bulunan diğer radikal feminist örgütler (RADAR ve diğer bağımsız örgütler) artık kendilerini güvende hissetmiyorlardı. Okumaya çalıştığımız metinde* trans aktivizme yönelik hiçbir eleştiri olmadığını belirtmek gerek. Görüşlerimizin bu şekilde sansürlenmesinin, fuhuş karşıtı hareketi birbirine düşürmek isteyen seks endüstrisi savunucularının tepkisinden kaynaklı olduğuna inanıyoruz.

RRS: Bunu konuşmak size zor gelebilir ama mikrofonu aldığınızda neler yaşandığını anlatabilir misiniz?

Ana: Saldırıya uğrayan kadın benim. Tahmin edebileceğiniz gibi karmakarışık bir andı. Ama hatırladığım kadarıyla bu şahıs beni boynumdan yakaladı ve sallamaya başladı. Kollarımla ittim ve kendimi kurtarmaya çalıştım ama bu şahıs tekrar hücum etti ve bir koluyla beni yakalayıp diğer kolunu havaya kaldırdı, bana vuracaktı. Bunu görünce hiçbir şey yapmamayı seçtim çünkü kimsenin bunu bir saldırı değilmiş de iki taraflı bir kavgaymış gibi aktarmasını istemiyordum. Hem iki durumda da fiziken dezavantajlıydım.

Şükür ki bir sürü feminist müdahale etti ve saldırganı benden uzaklaştırdı. Çok daha kötü olabilirdi. Konuşmak zor geliyor çünkü bu şiddet eylemi çok kafa karıştırıcı. Sanki benim başıma gelmemiş gibi, galiba bütün kadınlar böyle hissediyor şiddete maruz kaldıklarında. Sürekli “o kadar da kötü değildi” diye düşünüyorum çünkü kadın olarak başımıza gelenleri kaderimizmiş gibi görmeye eğilimliyiz. Sanki yargılanan benmişim gibi hissediyorum.

RRS: 15 Şubat saldırısından sonra internette epey tepki oluştuğunu biliyoruz. Bir sürü insan şiddeti kınadı. Ama Ni Una Menos kolektifi bu tepkileri “trans karşıtı nefret söylemi” olarak niteledi. Ni Una Menos’un saldırıya tepkisi ne oldu?

Ana: Ni Una Menos buluşmasında ben saldırıya uğradıktan sonra katılımcılar “trans direnişi burada yaşıyor!” diye slogan atmaya başladılar, bu yüzden konuşma yapamadık. Aslında saldırıyı meşrulaştırmanın bir yoluydu bu ve radikal feministlere karşı sansüre ve zulme yeşil ışık yakıyordu. Konuşmamızı engellemek isteyenlerle (aralarında bizim örgütümüzden olmayan birkaç kişinin de bulunduğu) söz hakkımızı destekleyenler arasında çok ateşli bir tartışma yaşandı (videoda görebilirsiniz). Fiziksel bir saldırıdan sonra bile sansürlendiğimizi görerek orayı terk ettik.

RRS: Bir hafta sonra Ni Una Menos saldırıyı meşrulaştıran, radikal feministleri faşistlere benzeten ve onları “transların varoluşunu reddeden ve translara yönelik şiddete zemin hazırlayan bir nefret söylemini yaymak” ile suçlayan bir açıklama yaptı. Açıklamada bir sansür teklifi de vardı ve 8 Mart örgütlenme çalışmaları kapsamında 22 Şubat’ta yapılacak bir sonraki toplantıya radikal feministlerin alınmaması çağrısı yapıyordu. Arjantin feminist hareketinin tepkisi ne oldu? Hiç destek alabildiniz mi?

Ana ve Maira: Fuhuş karşıtı örgütlerden biraz destek geldi ama birçok örgütün (bizi destekleyen fuhuş karşıtı örgütler de dahil) bunu ikircikli yapması karşısında şaşırdık. Örneğin, saldırıyı kınadıklarını ama transfobiyi desteklemediklerini söylediler, dolayısıyla radikal feministlerin transfobik olduğu fikrine meşruiyet kazandırdılar. Diğer feminist örgütler ise hiçbir şekilde destek çıkmadı. Kadın hakları hareketindeki başkaları ise saldırıyı desteklediler. Ni Una Menos kadınlara yönelik şiddet için değil bizim orada konuşma yapmamıza izin verildiği için özür diledi.

Destek vardı ama dağınıktı ve ikircikliydi. Özellikle de durumun ne kadar ciddi olduğunu ve Arjantin’de feminist hareketin ne kadar yaygın olduğunu düşünürseniz. Yurtdışındaki radikal feministlerden, kendi ülkemizdeki feministlerden daha çok destek aldık. Bu olaydan sonra kendimizi değersizleştirilmiş hissettik ve hakkımızdaki iftiralar ve bize yönelik tacizler konusunda endişeliyiz. Siyasi, sembolik ve ideolojik olarak taciz ediliyoruz. O kadar ki kendi güvenliğimizden kaygılıyız. 8 Mart’ta güvenle yürüyebileceğimizden kuşkuluyduk ama yürüyüşe katılmaya karar verdik. Fuhuş karşıtı cephe ile birlikte yürüdük ama FRIA bayraklarımızı götürmedik. Çünkü bizi bulmalarını istemiyorduk. Tüm bunlara rağmen radikal feministler kadınların kurtuluşu için mücadele etmeye devam edecek.

RRS: Kadın hakları ile trans hakları arasında Arjantin’de nasıl bir çatışma var? Arjantin feminizminde cinsiyet öz-beyanı konusunda bakış ne?

Maira: Feminist hareketin neredeyse tamamı trans feminist [“feminizm”in toplumsal cinsiyet ideolojisini destekleyen bir versiyonu]. Trans aktivizm karşısında en ufak bir eleştiri veya sorgulama sansüre ve kadınlar için güvenli olması gereken “feminist” alanlardan dışlanmaya sebep oluyor. Arjantin’de kişinin kendi beyanına dayalı cinsiyet kimliği öngören Toplumsal Cinsiyet Kimliği yasası olduğunu not etmek önemli. Bu yasa kadınlar hatta translar için tehlikeli sonuçları olan yorumlara ve uygulamalara kapı aralıyor.

RRS: Bu korkunç deneyimden sonra dünyanın diğer ülkelerindeki kadınlara neler söylemek istersiniz?

Maira: Teamül oluşturan ve tüm diyalog kanallarını kapatan böyle bir şiddetin ardından diğer ülkelerdeki feminist örgütlenmelerle daha yakın ilişkiler kurmak istiyoruz, böylelikle patriyarkal baskıya karşı enternasyonal bir radikal feminist ağ oluşturabiliriz. Bu gelip geçici bir akım değil, kendimizi daha da zorlu bir sürece hazırlıyoruz. Bizi günah keçisi ilan etmek isteyen bir sürü özel çıkar söz konusu.

Ana: Korkarım söyleyecek iyimser bir şeyim yok. Kendileri ve birbirleri için mücadele eden kadınlar açısından karanlık bir dönemden geçiyoruz. Bugün kendi saflarımızda hâkim olan bir tür sözüm ona “feminizm” biçimi, kuramsal veya siyasi sebeplerle kadınlara karşı şiddeti – hem fiziksel hem de sembolik – meşru görüyor. “Feminist” kesimlerin bu tavrı kesinlikle kadın düşmanı çünkü erkeklerin kadınlara ve kız çocuklarına, erkek çocuklarına, transseksüellere ve translara ve diğer erkeklere yönelik eylemlerinden kadınları sorumlu tutuyor. Radikal feministler translara yönelik hiçbir şiddet biçimini asla desteklemez, hoş görmez. Biz düşman değiliz ama feminist hareketi bölmek için karikatürleştiriliyoruz.

Cadı avlarına geri dönüyoruz ve yüzlerce yıllık emeği olmamışa çeviriyoruz. Tek yolumuzun direnmek olduğuna inanıyorum. Direniş çeşitli yerlerde illa ki bulunmak inadı değil. Açık ki bunun olumsuz sonuçları olur ve zarar görürüz (bu mekân ve alanlardaki insanlar demokrasi ve kapsayıcılıktan söz etmesine rağmen). Direniş radikal feminist bilincimizi derinleştirmek de olabilir. Kendimizi eğitmek ve birbirimizden öğrenmek zorundayız. Bilinç yükseltme seminerleri yapmalıyız ve birbirimizle uğraşmak yerine örgütlenmeliyiz.

Radikal feminizmin çok sağlam bir zemini var, hem kavramsal olarak, hem de kuramsal olarak. Ama aynı zamanda da öğrettiği değerlerle, kurtuluş mücadelemizi ileriye taşımayı kolaylaştırıyor. Bu nedenle, kadınların kurtuluş mücadelesinin sulandırılmasını ve bizim mücadelemiz olduğunu iddia eden ama olmayan başka mücadelelerce iç edilmesini engellemek için ona sarılmalıyız. En dirençli olan hareketlerin gerçekten devrimci olanlar olduğu bizim için açık.

* O etkinlikte Ana ve arkadaşlarının okumak istediği FRIA metni şu:

Kadınlar 8 Mart’ta grevdeler ve patriyarka ve kapitalist sisteme karşı ve kadınların maruz bırakıldığı tüm ezilmişliklere karşı yürüyeceğiz. Taleplerimiz şunlar:

•      Güvenli, yasal ve ücretsiz kürtaj hakkı. Kadınlar ve kız çocukları artık ölmesin. Zorla çocuk doğurmaya hayır.

•      İnsani Doğum Yasası uygulansın. Tüm tıp personeli feminist eğitimden geçsin. Doğum şiddetine hayır.

•      Menstüral İdare Yasası onaylansın. Regl olmak servete mal olmasın.

•      Hükümet kadına yönelik şiddeti bir ulusal acil durum ilan etsin. Cinsiyet temelli şiddet ve kadınkırım karşısında kapsamlı koruma sağlamak için çıkarılmışolan 26485 nolu yasanın etkili şekilde uygulanması için gereken bütçe ayrılsın ve uygun stratejiler belirlensin.

•      Kadınlara karşı tüm yeniden üretim ve cinsel sömürü biçimlerine son verilsin. Kuluçka değiliz, rahimlerimiz de kiralık değil.

•      Erkek adalete son. Cezaevleri eril şiddete karşı kendini savunan kadınlarla dolu. Nahir Galarza’nın davası yeniden görülsün. Lucia Perez kadın cinayeti davasında verilen hüküm gözden geçirilsin ve üç hâkim görevden alınsın. Higui ve Joe Lemonge için af istiyoruz. Lezbiyen nefretine son!

•      Çocukların cinsel istismara maruz bırakıldığı vakalarda ‘Ebeveynlerden Yabancılaşma Sendromu’nun kullanımına son verilsin.

•      Okullarda tecavüze, cinsel teröre, fuhuş kültürüne ve pornoya karşı, bunları kadın düşmanı tecavüzcü zihniyetin yansımaları olarak gören feminist bir perspektifle Kapsamlı Cinsel Eğitim verilsin.

•      İnsan kaçakçılığı kurbanlarına istihdam ve barınma imkânı sağlansın. Fuhuştan kurtulmak isteyen ve başka geçim yolu bulamayan kadınlar, travestiler ve translar için ekonomik ve sosyal imkanlar ve koruma sağlansın. İnsan Kaçakçılığı Yasası uygulansın.

•      Fuhşun, pornonun, zorunlu heteroseksüelliğin ve tüm patriyarkal kurumların ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz.

•      Radikal feministlerin karalanmasını ve zulme maruz bırakılmasını reddediyoruz.

•      Mücadele etmeye kararlıyız!

Kaynak: https://www.feministcurrent.com/2019/04/02/interview-radical-feminism-and-trans-activism-clash-violently-in-argentina/

Çeviri: Serap Güneş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s