Koronavirüs önlemlerinde ‘hızla normale dönelim’ diyenler tehlikeli bir aptallık içinde – Karlin Lillington

The Columbus Dispatch photo of an anti-social-distancing protest in Ohio went viral this week.

Şirketlerin kapalı olmasının insanların “özgürlüğünün” ihlali olduğunu söyleyip duran bu insanlar, aslında o üretim katlarında, makine başında ya da montaj hattında çalışan, kamyonları kullanan, uçakları uçuran ya da olumsuz etkilenenlere bakan insanlar değiller. Onlar, bazı durumlarda parası halkın vergileriyle ödenmiş saraylarında ve saray yavrularında kendilerini güvenle izole ederken, sosyal statüleri ve ekonomik durumları biraz bile düşmesin diye başkalarının yaptığı işlerin kaldığı yerden hemen devam etmesini sabırsızlıkla isteyenler.

irishtimes.com

7 Mayıs 2020

Dünyanın sayılı zenginlerinden ve SpaceX kurucusu Elon Musk, koronavirüs salgınına karşı alınan fiziksel mesafelenme önlemlerini “faşist” olarak niteledi.

Koronavirüs çağımızın en aptalca sloganı ödülü şuna verilmeli: “Deva hastalıktan beter olamaz.” (Amerikan Başkanı Trump’ın, koronavirüs önlemlerinin ekonomiyi kötü etkilememesi adına, çoğunluğunu hasta ve yaşlıların oluşturacağı binlerce insanın feda edilebileceği, hatta edilmesi gerektiği mesajını veren sözleri.)

Bazı büyük şirketler ve ideolojik olarak onlardan yana olan politikacılar tarafından da (güya küçük işletmeleri savunma bahanesiyle) çığırtkanlığı yapılan bu slogan, hem mantıksal hem de etik olarak saçmalıktan ibaret.

Ne yazık ki, elimizde şu an bir deva yok. Yani virüse karşı aşıyı bulmuş değiliz. Dolayısıyla, deva mı hastalık mı diye bir seçim şansımız da yok, halen hastalıkla mücadele ediyoruz.

Bu zırva mantrayı hokus pokus dilinden gerçekliğe tercüme edelim; göreceğiz ki, önümüze sürülen seçenekler aslında şunlar: ya canları kurtaracağız (çünkü insan hayatı önemlidir) ya da o canları iş, yatırım, risk sermayesi ve teknoloji dünyasının nüfuz sahibi ama hezeyan içindeki kodamanları uğruna, Paranın sunağında kurban edeceğiz.

Gerçek bir devaya, önleyici aşılara ya da müdahale ilaçlarına sahip olacağımız zamana dek, canlar, hareket kısıtlamasını dikkatle yöneterek, ekonomiyi parça parça, yavaş yavaş yeniden açarak ve daha fazla insanın daha güvenli şekilde nasıl çalışabileceğine dair yaratıcı yollar bularak kurtarılacak.

Diğer seçenek ise daha fazla ölüm ve bu seçenek, bu hafta “ABD’yi hemen yeniden çalışır vaziyete getirelim” diyen Amerikan Başkanı Trump tarafından, ehvenişer olarak sunulabildi. “Ülkemizi kapalı tutamayız. Ülkemizi açmak durumundayız… Bazı insanlar bundan kötü etkilenecek mi? Evet.”

“Bazı insanlar” dediği şey, dünyanın en yüksek Covid-19 kaynaklı ölüm sayısına sahip ülkede, bu sayıya muhtemelen yüz binler eklenmesi demek. Belki de daha kötüsü, beceriksizce yanıt verilen salgının ikinci bir dalgasının, 1918’de olduğu gibi, daha ölümcül gelmesi ihtimali.

“Bazı insanlar” dediği şey, evden çalışmalarına, meslektaşlarıyla Zoom görüşmesi yapmalarına ve aniden arka planda beliren kedilere veya bebeklere kıkırdamalarına müsaade etmeyen işlere sahip düşük ve orta gelirli işçiler olacak.

‘Faşist’ önlemler

Örneğin fabrikalarda ve üretim tesislerinde çalışan insanlar. Mesela virüsten et kıtlıklarını bir realite haline getirecek kadar kötü etkilenen ABD’deki et işleme tesisleri. Ya da otomobil üreticileri. İşçilerinin çalışmıyor olmasından duyduğu öfke, Tesla kurucusu Elon Musk’un Twitter’da bir dizi tweet zinciri döşenmesine, sonra da analistlerle bir kar-zarar toplantısı yapmasına neden oldu. salgın önlemlerinin “faşist” olduğunu söyledi, saydırdı da saydırdı.

Bu adam, Covid ölüm oranlarının “büyük ölçüde abartılı” olduğunu (tüm kanıtlar, dünya genelinde normun epeyce dışına çıkan açıklaması yapılamayan aşırı ölüm oranlarıyla tam aksini, yani gerçekte olandan daha az kayda geçirildiğini göstermesine rağmen) ve Nisan sonunda ABD’de “sıfır vaka” olacağını (oysaki Nisan’ın son gününde 23.000’den fazla yeni vaka oldu) iddia etmiş biri.

Öte yandan, kendisinin attığı bir dizi tuhaf tweet yüzünden Tesla, yatırımcıları sinirden deliye dönerken yüzde 11 değer kaybetti (13 milyar dolardan 12 milyar dolara düştü).

Bu esnada da, teknoloji endüstrisi kendi sahte “devalarını” pazarlamaya çalışmakla meşgul. Bunun en iyi örneği, henüz etkisi kanıtlanmamış ve şaibeli gerekçeler getirilen takip uygulamaları ve çok fazla politikacının aşırı heyecanlanmasına sebep olan aynı derecede muğlak “bağışıklık pasaportları.”

Birleşik Krallık yüz tanıma teknolojisine ve bağışıklığı “kanıtlayan” serum testlerine dayalı bir bağışıklık pasaportu fikrini değerlendiriyor. Ama şu anda, bunların çoğunun anlamadığı şu: herhangi bir ülke nüfusunun en yüksek ihtimalle %10’unun etkilenmiş olduğunu varsayarsak (unutmayın ki bağışıklık kazanıldığı da henüz net değil), %97 “isabetli sonuç” oranına sahip bir test demek, pratikte %3 yanlış pozitif anlamına gelecek. Yani buldukları “mükemmel teknolojik çözüm”de bile, aslında bağışık olmayan bu %3’e pasaport verilecek ve işe gönderilecekler.

Aplikasyon mu kullanmalı yoksa zahmete mi katlanmalı?

Ama Dünya Sağlık Örgütü’nden Dr. Mike Ryan’ın da bu haftaki basın toplantısında tekrar vurguladığı üzere, “Test, takip, izole ve karantina edilmesi gereken temel halk sağlığı çalışanlarının yerini teknolojik aletlerin alamayacağını bir kere daha vurgulamak isteriz.” Ayrıca, ülkelerin bu gibi aplikasyonların ve bunlar kanalıyla toplanan verilerin, salgından sonra sinsice başka amaçlarla kullanılmasını engellemesi gerektiğini de ekledi. Ama düşük teknoloji nedense kimseyi heyecanlandırmıyor ve zahmet gerektiren gerçek önlemler mecburi.

Önlemleri salgın uzmanları tarafından tavsiye edilenden daha hızlı biçimde gevşetmeye en çok can atan hükümetlerin birçoğunu milyonerler ve milyarderler yönetiyor.  Ve “hemen normale dönmek lazım” diye sinir küpüne dönmüş risk sermayedarları ile iş insanlarının tek derdi, yatırımlarının batmaması.

Şirketlerin kapalı olmasının insanların “özgürlüğünün” ihlali olduğunu ve hastalığı devasına tercih edeceklerini söyleyip duran bu insanlar, aslında o atölye katlarında olan, makine başında ya da montaj hattında çalışan, kamyonları kullanan, uçakları uçuran ya da olumsuz etkilenenlere bakan insanlar değiller.

Hayır. Onlar, kendilerini lüks ve bazı durumlarda da parası halkın vergileriyle ödenmiş saraylarında ve saray yavrularında güvenle izole ederken, sosyal statüleri ve ekonomik durumları biraz bile olsun düşmesin diye başkalarının yaptığı işlerin kaldığı yerden hemen devam etmesini sabırsızlıkla isteyenler. Ya da büyük şirketlerin kodaman patronlarının yaptığı bağışlarla birlikte sonraki genel seçimi kaybetme riskine girmek istemeyenler onlar.

Çeviri: Serap Güneş

Koronavirüs önlemlerinde ‘hızla normale dönelim’ diyenler tehlikeli bir aptallık içinde – Karlin Lillington” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s